İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 9

🩸

İyi Okumalar 🦋

_____________

Evin çelik kapısı kulakları çınlatacak bir ses tonu ile kırıldığında arkadaşının sırtını sıvazlayan Jeongin lavaboda gördüğü koyu kana mı şaşırsa yoksa evin kapısının yerinden kopup yere düşmesine mi?

Jeongin'in gözlerinden yaşlar süzülürken tek istediği arkadaşına bir şey olmamasıydı. Felix onun en sevdiği abisiydi ve ona zarar gelmesini asla atlatamazdı.

Ama banyoya bir anda dalan kızıl saçlı adam Jeongin'in son sabır kırıntılarını da yok etmişti. Birkaç gün içinde arkadaşının başına ne geldiyse bu uzun boylu yaratık yüzünden gelmişti ve şimdi arkadaşı kanlar içinde ölmek üzereydi.

Küçük beden dolu gözleri ile ayağa kalkmış ve elini kızıl saçlının göğsüne bastırarak onu itmeye çalışmıştı.

IN: "Senin yüzünden oldu defol git"

Jeongin her ne kadar uzun bedeni ittirmek istese de kızıl olan yerinden bile kıpırdamıyordu. Bir anda bileğini saran büyük el Jeongin'i sert bir şekilde itmiş ve sırtının duşakabin camına çarparak yere düşmesini sağlamıştı.

Önündeki küçük baş belasından kurtulan Hyunjin, hemen Felix gibi yere çökmüş ve elini sarışının beline sarmıştı.

H: "Sakin ol sorun yok"

Felix, kızıl saçlının büyüleyici sesini duyduğunda sıkıca kapattığı gözlerini açmış ve klozetin kenarını sıkan ellerini gevşetmişti.

Midesi hala kasılıyor, ağrıyordu ve gözünü açtığında her yeri kan göleti görmek onu daha da korkutuyordu.

Hyunjin, tek kolunu daha sıkı bir şekilde sarmıştı Felix'in beline ve titreyen vücudu kendi vücuduna yaslamıştı. Diğer eli ile sarı tutamları geriye doğru iterek elini sarışının alnına yaslamıştı.

Tam o anda tekrar sanki midesine yediği tekme yüzünden öğürmüş ve boğazına dolan tum sıcak sıvıyı dışarıya bırakmıştı, Felix

F: "Ö-ölmek istemiyorum"

Kan kusmaktan gözlerinin içi kuruyan küçük beden ağlayamıyordu bile. Sadece titreyen vücudunu hissediyordu ve vücudunu sarıp sarmalayan tüm bunların sorumlusu olan kızılı...

H: "Sorun yok. Kustuğun senin vücudunda dolanan benim kirli kanım. Korkmana gerek yok"

Normalde Hyunjin, kollarında titreyen bedeni korkutup kendi emirlerine uydurmak için çırpınacaktı ama kollarında soğukta kalmış kedi gibi titreyen küçüğe kıyamamıştı..

Kızılın söylediklerinden sonra biraz da olsa sakinleşen küçük beden artık midesindeki ve karnındaki ağrının geçtiğini ve vücudunun titremediğini farkettiğinde derin bir nefes almıştı. Sanki ciğerleri asırlar sonra ilk defa oksijenle kavuşuyordu.

Yavaş yavaş gerçekliğe dönen Felix belinde sıkıca duran büyük eli iterek ayağa kalkmaya çalıştı ve Hyunjin de elini çekerek küçük olanın ayağa kalkmasına izin verdi.

Ama tabanları yere basar basmaz gözleri kararan Felix tekrar kızılın kollarına yığılmıştı. Bir taraftan gerçekliğe tutunmaya çalışırken diğer taraftan da küçük elleri ile sıkıca kızılın kıyafetinin yakasına tutunuyordu.

H: "Sorun değil tuttum seni"

Hyunjin titreyen küçük elleri ile ona tutunan bedeni sırtından ve bacaklarının altından destekleyerek kucağına almıştı.

H: "En başından dediklerimi yapsaydın bunlar olmayacaktı asi sarışın"

Felix kapanan gözlerine karşı gelebilseydi kızılın ağzının payını verecekti ama şu an çok yorgundu ve rahat kolların arasında bayılmak daha cazip geliyordu.

H: "Benim yanımda kalması en uygunu. İstediğiniz zaman onu görebilirsiniz, aptallık yapıp ortalığı karıştırmayın yoksa hepinizi keser tüm vampirlere ziyafet veririm"

Sırtı hala duşakabine yaslı olan Jeongin iri, sonuna kadar açılmış gözleri ile başını hızlı hızlı onaylar anlamda sallamıştı. Vampirlere yemek olmak istemiyordu...

...

M: "Öldüreceğim seni!"

Minho gram yorulmazken, Jisung odanın içinde koşuşturmaktan nefes nefese kalmıştı. Alt tarafı telefondan bağırıp arkadaşlarına iyi olduğunu söylemişti nedir bu sinir yani?

J: "Bakir ölmek istemiyorum"

Minho artık sabrının taştığını anladığında küçük insanı parçalarına ayırmak için harekete geçecekti ki cebinde titreyen telefonu onu durdurmuştu.

"Çocuk bende, kaçırdığını serbest bırak"

Mesajını ekranda gören Minho sırıtarak telefonunu cebine atmıştı. Artık elindeki oyuncakla istediği kadar oynayabilirdi.

Jisung, bir anda önünde beliren beden yüzünden kısa süre affalasa da hemen kendini toparlamıştı. Karşısında ne tür bir yaratık olduğunu biliyordu ve Han Jisung fazlasıyla vampir kurgu izlemişti...

M: "Seni nasıl öldürsem acaba?"

Minho, sincap suratlıya taraf eğilip dudaklarını kulağına yaklaştırarak derin sesi ile fısıldamıştı.

J: "B-ben seçebilir miyim?"

Korkudan değil adrenalin ve heyecandan sesi titreyen Jisung, başını geri çekerek öğretmeninden izin alırmış gibi parmağını kaldırmış ve Minho'nun gözlerine bakarak konuşmuştu.

M: "Son dilek hakkın olmayacaktır ölümlü"

Jisung başını sallayarak bir adım geriye çekilmiş, havada olan elini Minho'ya taraf uzatmıştı.

J: "Şimdi bu elimi takip et"

Minho derin bir nefes almış, nefesinin Jisung'un yüzüne çarpmasını sağlamıştı. Küçük insanla sadece oynayacaktı. Tabi ki onu öldürmeyecekti. O sadece kötü insanları öldürürdü.

Kesinlikle ölüm listesinde sincap suratlı masum gençler yoktu...

Ama karşısındaki ölümlü fazlasıyla ilgisini çekiyordu. Diğer insanlar gibi değildi. Ya fazlasıyla cesurdu, ya da akıl hastasıydı.

Jisung havaya kaldırdığı elini göğüs hizasında aşağı indirmişti. Minho'nun gözleri de küçük eli takip ediyordu.

J: "Şimdi bana bak"

Minho bakışlarını anında tatlı gence çıkarmış ve çekinmeden onun gözünün içine bakmıştı.

J: "Şimdi elimi tut"

Uzun beden sıkıntılı bir nefes almış ve az önce Jisung'un indirdiği elini sıkı bir şekilde tutmuştu. Öyle ki kemikleri ezilen jisung, acıyla kısa bir şekilde inlemişti.

J: "Ben senin günlük kan ihtiyacını gidereyim sen de beni öldürme olur mu?"

Jisung acıyan eline rağmen kekelemeden konuşmuş ve vampir olduğunu bildiği yaratığın suratına bakmıştı. Ya bugün burada ölecekti, ya da ölecekti.

Minho sıkıntılı bir nefes almış ve Jisung'tan biraz uzaklaşmıştı. Kesinlikle bu gençte garip bir şeyler vardı.

M: "Evden çıkıp gitmen için 10 saniyen var yoksa bir daha asla gidemezsin"

Küçük olan kaşlarını çatarak uzun bedenin karşısında dimdik dikilmişti. Ne demek gidebilirsin? Jisung sonunda hayallerindeki gibi yakışıklı biri tarafından kaçırılmıştı.

Sonunda istediği fantastik dünyaya kavuşmuştu. Bir vampiri bulduktan sonra onun elinden kurtulmak istemiyordu.

Jisung küçük hayaller kurmuştu. Mesela bu vampir onu 365 gün yanında tutup, kendine aşık etmeye çalışır falan diye hayallere dalmıştı bile çoktan.

J: "Bir kere ısır gideyim"

Küçük olan, uzun boyluya taraf biraz daha yaklaşmış, tişörtün boğazını çekiştirerek başını yana eğmiş ve boynunu yakışıklı vampire sunmuştu.

M: "Süren dolmak üzere aptal insan"

J: "Bir kerecik ısırsan?"

M: "Arkana bakmadan git hemen"

J: "Şöyle kanımdan bir fırt alsan bence hoşuna gidecek ya"

Jisung parmak uçlarına yükselerek boynunu biraz daha yaklaştırmıştı Minho'ya doğru.

Büyük olan saniyeler içinde sincap suratlı insanı çuval gibi sırtına almış ve odadan çıkarak dış kapıya doğru ilerlemişti.

Kapıyı açar açmaz sırtında durmadan debelenen küçüğü yere bırakmıştı.

M: "İkinci görüşümde seni sağ bırakmam"

Lafını bitiren Minho, sert bir şekilde kapıyı Jisung'un suratına kapatmıştı.

İşte bu kadar, Lee Minho bir sorundan daha kurtulmuştu.

Ama haberi yoktu ki yeryüzünde görüp görmediği en inat insanla tanıştığından ve artık ondan asla kurtulamayacağından.

Az önce kapının önüne bıraktığı bücür, Minho'nun tüm duvarlarını yıkacak, kendini onun hayatının en merkezine yerleştirecekti...

___________

Bu bir geçiş bölümü gibisinden şeyisindendi

Sonraki bölüm taşıyıcı olaylarını Felix'in durumunu falan öğreneceksiniz.

Sizce Felix bebeği kabul edecek mi? Yoksa inatlaşmaya devam mı edecek?

Seungmin karının memeleri gözümüze giriyor.

Bölüm sonu

18 yorum