İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 8

🩸

İyi Okumalar 🦋

_____________

Jeongin bir kez daha cevaplanmayan telefonunu sıkıntılı bir nefes alarak cebine tıkmış ve koltukta oturan arkadaşlarına taraf dönmüştü.

IN: "Açmıyor"

S: "İşin ciddiyetinin farkında değil mi nereye gitti bu gerizekalı?"

Seungmin artık dayanamamış koltukta sarıldığı Felix'i bırakarak sinirli bir şekilde ayağa kalkmıştı. Jisung hamilelik testi almak için evden çıkalı saatler olmuştu ama hala dönmemişti.

Felix'in ise sessizce tek kelime etmeden öylece dalıp gitmesi Seungmin'i korkutuyordu. Bir an önce bu olanların sadece bir saçmalık olduğunu arkadaşına kanıtlamak zorundaydı. Felix yeterince kötü şeyler yaşamıştı. Artık onun üzülmesini istemiyordu.

Sinirlendiği için sesli nefes alarak ayakkabılarını giynen Seungmin kapıyı açmış ve son kez koltukta sessizce oturan arkadaşına bakmıştı. Ten rengi biraz solmuş gibiydi.

S: "Ben Jisung'u aramaya çıkıyorum Felix sana emanet Jeongin"

Jeongin başını sallayarak koltuğa zıplamış ve Felix'in dibinde oturarak Seungmin'in evden çıkmasını izlemişti.

Jisung fazla hiperaktif birisiydi ve yine kesinlikle dikkatini dağıtan bir şey olduğu için gecikmiş olmalıydı. Seungmin, yolda arkadaşını bulacağına emindi.

Ama herkes olanlardan habersizdi...

...

M: "Telefon numarasını aldım arayacağım birazdan. Bende bu iş sen rahat ol"

Minho ayda yılda bir kere kullandığı telefonunu kapatmış ve yatağın boş tarafına fırlatmıştı.

Az önce kaçırdığı sincap yanaklı biraz gerizekalı genç çoktan uyanmalıydı ama hala mışıl mışıl uyuyordu.

Büyük beden yatağa yaklaşmış ve işaret parmağını küçük burunun önüne tutmuştu, sincap suratlı gencin nefes alıp alamadığını anlamak için. Ama her şey gayet yolunda gözüküyordu.

Küçük beden yatakta kıpırdanmış, mırıldanarak diğer tarafa dönerek uykusuna devam etmişti.

M: "Uyan!"

Minho, sanki kendi yatağında uyuyormuş gibi rahat bir şekilde uyuyan genci omzundan sert bir şekilde dürtmüştü uyandırmak için.

Tatlı uykusu bölünen Jisung, gözlerini kırpıştırarak başını kaldırmış ve çatık kaşları ile omzunun üstünden ayakta duran uzun bedene bakmıştı.

J: "Sessiz ol uyuyoruz şurada"

Tekrar başını yastığa yaslayan Jisung, dağınık olan yatağın örtüsünü de kolları arasına alarak biraz mırıldanmış ve tekrar huzurlu bir şekilde gözlerini kapatmıştı.

J: "Gecenin köründe evimizi vampir basar, arkadaşım bayılır, sabah güneş doğmadan hamile olduğunu açıklar, eczane açılır açılmaz hamilelik testi almaya giderim, yolda yakışıklı birisi tarafından kaçırılırım. Hayat çok yorucu benim de uykuya ihtiyacım var"

Jisung, kısık sesiyle kendi kendine konuşurken kokları arasındaki örtüyü üstüne çekmiş ve başını yumuşak yastığa sürterek diğer tarafa dönmüştü.

J: "YAKIŞIKLI BİRİ TARAFINDAN KAÇIRILMAK MI?!?"

Yatakta, örtünün altında yatan küçük beden aniden bağırarak sıçramış ve yatağın üzerinde ayakta durarak ona bakan donuk bakışlı yakışıklı adama bakmıştı.

J: "SEN BENİ KAÇIRDIN MI?"

Minho, dakikalar önce bu işe burununu soktuğu için kendine küfürler saydırmaya başlamıştı bile. Hyunjin'e yardım etmek için girdiği işin içinde kendi başına bela almıştı. Biraz enerjik bir bela.

Ama onun için sorun değildi. Küçük sincap yanaklı insan onu çok uğraştırmayacaktı. Korkutup, istediğini alana kadar onu sessiz bir şekilde tutacaktı.

J: "Niye beni kaçırdın? Neden ben? Biraz anlatsana. Detayları öğrenmek istiyorum"

Utanıyormuş gibi konuşan Jisung gözlerini kırpıştırarak yakışıklı yüze bakmış ve sonunda bağdaş kurarak yatağa geri oturmuştu.

Yüzünde hiçbir his belirtisi olmayan Minho, koyu gözleri ile yatakta rahat bir şekilde oturan bedeni süzüyordu. Anlaşılan akıl hastası olan birisini kaçırmıştı.

Onun için önemli olan kaçırdığı kişi değildi. Sadece Hyunjin'e yardım etmek için o gece barda olan birisini kaçırmıştı. Biraz gözünü korkutacak, sincap görünüşlü insanı korkutacak sonra da Hyunjin'in verdiği numarayı arayıp Felix denilen kişinin Hyunjin'in ayaklarına gelmesini sağlayacaktı.

Kulağa pek de zor bir görev gibi gelmiyordu. Zaten insanları korkutmak ve istediğini elde etmek Minho'nun işiydi...

J: "Dilini kedi mi yedi?"

Jisung ortama çöken sessizlikte sıkılmış olacak ki yataktan inmiş ve kendinden uzun olan bedenin karşısında dikilmişti.

Soluk ten, mimiksiz yüz daha ne kadar yakışıklı olabilirdi bilmiyordu ama kusursuz burun ve iri gözler, kalemle çizilmiş dudaklar, soluk cildine rağmen azıcık pembe dolgunluklar. Onu kaçıran kişi her neden kaçırmıştı bilmiyordu ama bu hayatının en güzel anı olabilirdi.

...

Seungmin de evden çıkalı neredeyse iki saat olmuştu ve hala geri dönmemişti. Jeongin, Seungmin'in yolda Jisung'u dövdüğü için geç kaldıklarını düşünse de olaylar tamamen farklıydı.

Koltukta kıpırdamadan duran arkadaşının yanından bir saniye bile ayrılmayan Jeongin, Felix uyuduğu için koltuktan kalkmış ve arkadaşı rahat etsin diye onu koltuğa yatırmıştı.

İlk başta olanlar gerçekmiş gibi gözükmese bile şimdi Felix'in durumu onu da endişelendiriyordu...

Felix'in yanından kalkmamak için saatlerdir çişini tutan Jeongin, arkadaşı uyuduğu için koşarak tuvalete gidiyordu ki evin içinde yankılanan telefon sesi onu tuvaletin kapısında durdurmuştu.

Altına işememek için telefon sesini yok sayan Jeongin tuvalete girmiş ve ardından kapıyı kitlemişti. Tam klozete doğru gidecekken gelen aramanın önemli olabileceği, Seungmin veya Jisung'tan olabileceği gerçeği aklına dolduğu için derin bir nefes alarak tuvaletten çıkmıştı.

Belki bugün altına işeyecekti ama yine de o telefonu cevaplayacaktı.

Koşarak koltuğun kenarında duran telefonu açmış ve kulağında doğru götürmüştü.

IN: "Çabuk söyle"

Jeongin telofonu sıkıca kulağına bastırıyorken bir taraftan da durmadan yerinde zıplıyor, hareket ediyordu çişini tutabilmek için.

"Arkadaşın elimizde ve yaşamasını istiyorsan kendi ayağınla Hyunjin'e gelirsin Lee Felix"

Küçük beden artık son durumda olduğu için zıplayarak tuvaletin kapısına doğru ilerlemiş ve elini sıkıca kasıklarına bastırmıştı.

IN: "Hangi arkadaşım ne diyorsun sen be"

Telefon'un arkasında sıkılan Jisung ise artık olayları yavaş yavaş anlamaya başlamıştı biricik arkadaşı Felix'in adını duyduğunda.

Onu kaçıran adam kırmızı başlı adamın arkadaşı olmalıydı ve bunların hepsi Felix'i almak için bir plandı. Tabii ki de korkusuz Jisung bu planın işlemesine izin vermeyecekti.

J: "BEN İYİYİM SAKIN GÖZÜNÜZÜ FELİX'DEN AYIRMAYIN"

Altına işemek üzere olan Jeongin belirsizlikler yüzünden bayılmak üzereydi, ya da çişini çok fazla uzun süre tuttuğu için emin değildi.

Jisung'un sesini duymak, Seungmin'den haber alamamak, Jisung'un kaçırılmış olma ihtimali hepsi küçük olanı korkutuyordu. Artık Felix'in hamile olduğuna bile inanmaya başlamıştı.

Ama şu an korkmak için zaman yoktu. Jisung başının çaresine kesinlikle bakacaktı buna emindi. Üstelik Felix onların yanındayken Jisung'a zarar veremezlerdi, yani en azından Jeongin öyle düşünüyordu.

IN: "Üzgünüm bayım ama arkadaşım sizin elinizde değil siz onun elindesiniz"

Telefonu aceleyle kapatan Jeongin tuvalete koşmuş kapıyı bile kapatmadan uzun süredir yapması gereken ihtiyacını karşılamıştı.

Gözleri birazcık dolu doluydu ama ağlayacak kadar da korkmuyordu. Seungmin'i arayacak, ona ulaşacak her şeyi anlatarak eve dönmesini söyleyecekti.

Ailelerine söylemek zorunda kalsalar bile bu olayı çözeceklerdi ve kimseye zarar gelmeyecekti. Kendi kendini rahatlatmaya çalışan Jeongin suyu açık bırakıp lavabonun aynasında kendine baktığını Felix içeri daldığında anlamıştı.

Her zaman enerjik, güleryüzlü olan arkadaşını, dudakları morarmış, ten rengi solmuş ve bayılmak üzereyken lavabonun kapısında görmeyi beklemiyordu.

Jeongin, dizleri titreyen Felix'i tutmak için ona yaklaştığında halsiz beden, kolu ile Jeongin'i itmiş ve kendini lavabonun önüne diz çökerek atmıştı.

Karnındaki ağrı yüzünden doğru düzgün nefes alamayan sarışın, küçük elleri ile lavabonun kenarını sıkıyor, kusma isteğini bastıramıyordu.

Karnındaki ağrı onu bayıltmak üzereyken midesindeki kusma ve öğürme isteği bayılmasına, bilincinin kapanmasına izin vermiyordu.

Küçük beden biraz daha lavaboya doğru eğildiğinde sanki karnına sert bir tekme yemiş gibi öğürmüştü. Jeongin de arkadaşı gibi yere çöküp, arkadaşının sırtını okşamaya başlamıştı titreyen elleri ile.

IN: "Felix iyi misin korkuyorum"

Sarışın olan boğazında hissettiği sıcaklık ile tekrar öğürmüş ve sanki günlerdir kan içmiş gibi öğürerek koyu kırmızı kan kusmaya başlamıştı.

Beyaz lavabonun her yerini kırmızı gören Jeongin için ise tek gerçeklik algısı ile duyduğu son şey evin kapısının kırılma sesiydi.

_______________

Merhaba 🤭

Bölüm bok gibi oldu ama ilerleyen bölümlerde sizleri hayal kırıklığına uğratmayacağım ✨

Gitmedim arkadaşlar buralardayım sadece mental sağlığım için biraz uzaklaştım. Ve bu sırada taslaktaki ChanMin ficime bölümler yazıyordum. Çok tatlı bir fic tatlılık krizinden şeker hastası oldum 😭.

Laat Omegaverse için pek bölüm kalmadı kısa sürede final olunca ChanMin ficini yayınlayacağım.

İnstagrama hala dönmeyi düşünmüuorum açıkçası ☺️

Bölüm sonu

19 yorum

  • Jisungun 'sessiz ol uyuyoruz şurada' demesi bana Bi anımı hatırlattı. İngilizce hocamız asırı sıkıcı ve yavas anlatırdı dersi. Bende o zamanlar en arkada otururdum. Hem hoca arkaya hic bakmıyodu. dedim fırsat bu fırsat. aldım hırkayı yastık yaptım gözlüğü çıkartıp koydum başımı. iki saniye geçti tak uyumuşum. Dersin bitmesine son on bes dakika kaldıgınds ben kolumda bir sey hissettim. uyku sersemi oldugundan 'ya Bi salın amk uyuyorum' diyerek uyumusum. nereden bileyim ben İngilizce hocasının beni uyandırmaya calısmasınk

    1Yanıt
  • Arkadaşım sizin elinizde değil siz arkadaşımın elindesiniz

  • Arkadaşım sizin elinizde değil siz arkadaşımın elindesiniz

  • Arkadaşım sizin elinizde değil siz onun elindesinzi ieLnhofcgj,tydjftrhjff5rui6f4ei56f8df45uk6irf556i3d356dj

  • Bu amina kodugumun uyqulamasinda yanıtlar niye başka yerlere uçuyor birine cevap veriyom başka birine gidiyor yanlış anlama olcak sonra bu sikimsoik durumu neden duzeltmiyorlar

    1Yanıt
  • AGAGAAAGA THA VAMPİR DİARİES İZLEDİN Mİİİ DAMON VE STEFAN YAZİYOOOO

  • Benim kutsal vazifemi olan sözü yazmaya geldim ALLAH'U EKBER NOLUYO