İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 10 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 10

🩸

İyi okumalar 🦋

___________

Felix gözlerini zorlukla, kırpıştırarak açtığında kısa süreliğine neler yaşadığını unutmuştu. Ani hareketle yattığı yatakta dik konuma geldiğinde son yaşadığı olaylar zihnine dolmaya başlamıştı.

Kustuğu anları hatırlamak midesine kramplar girmesine neden olurken nerede, kimin odasında olduğunu düşünemeyecek kadar gergindi.

Litrelerce kan kusmuştu ama hala hayattaydı. İçten içe tüm bu olanlara inanan kişiliği ortaya çıktıkça korkuları artıyordu. Artık gerçekten hamile olduğuna inanmalı mıydı?

Bacaklarını ses çıkarmamak için sessiz bir şekilde yataktan aşağı sarkıttığında, gözleri ile odayı izliyor, tek bir kişiyi, tüm bunların sorumlusu olan kızılı arıyordu.

Oda eski, kahverengi mobilyalar ile dizili ama geniş bir odaydı. Biraz ürkütücü biraz da karanlık bir havası vardı mobilya renk seçimi yüzünden.

Ayaklarını yere basıp ayağa kalkmak istediğinde aniden açılan kapı onu durdurmuştu.

Felix, odaya kızılın girmesini beklerken hayatında daha önce hiç görmediği siyah saçlı fazlasıyla kaslı, yüzü korkutucu derecede ciddi olan birisi girmişti. Sanırım başına yeni bir bela açmıştı...

"Merhaba Felix"

Sarışın olan korkudan yatağa tutunurken, iri beden büyük adımlarla ona doğru yaklaşıyordu. Siyah saçlı olan sarışının karşısında durduğunda elini uzatmış ve gencin gözlerinin içine bakmıştı.

C: "Ben Chan, sana zarar vermem korkmana gerek yok"

Felix ona taraf uzatılan ele bakmış ve çekinerek elini uzatarak tutmuştu.

F: "Sen de ondan mısın?"

Chan gülümsediğinde, Felix ona az önce korkunç dediği için pişman olmuştu. Çünkü bu adam gülümsediğinde 5 yaşındaki bebek kadar masum oluyordu.

C: "Evet ben de vampirim"

Felix hızlı bir şekilde elini, adının Chan olduğunu öğrendiği adamın elinden çekmişti. İri beden karşısında dikiliyor olmasa ayağa kalkıp arkasına bile bakmadan odadan kaçardı ama bu şu an için mümkün değildi.

F: "Benden ne istiyorsunuz?"

Chan sakin bir şekilde Felix'in yanına yatağa oturmuştu.

C: "Senden bir şey istemiyoruz Felix, aksine seni ve bebeğini korumaya çalışıyoruz"

Felix derin bir nefes almış ve bakışlarını yanında oturan bedene dorğu çevirmişti.

F: "Ben hamile değilim. Bu mümkün değil"

Chan, Hyunjin kucağında Felix ile eve geldiğinde zaten anlamıştı gencin hiçbir şey bilmediğini. Taşıyıcının ne olduğunu, neden var olduğunu, bilmiyordu ve Hyunjin de bunları anlatmamıştı. Ki Hyunjin gibi birisinden bunu beklemiyordu da zaten.

C: "Felix sen nadir bir kan bağına sahipsin. Sen bir taşıyıcısın ve safkan vampirler'in kanını canlandırıp onlara bebek vermek için yaratılmışsın, senin belirli bir cinsiyetin yok."

F: "Saçma, hepsi çok saçma umrumda değil. Benim bir hayatım var ve bu hayatıma müdahale etme hakkınız yok. Gideceğim umrumda değil gerekirse bebeği de öldürürüm"

Chan, elini nazik bir şekilde Felix'in bacağına koymuş ve kalp atış seslerini duyduğu genci sakinleştirmeye çalışmıştı.

Yaşı küçüktü ve son günlerde yaşadığı her şey onun için fazlaydı. Onu çok iyi anlıyordu ve kafasındaki soru işaretlerini yok etmek için buradaydı. Biliyordu ki Hyunjin, Felix'in sorularını cevaplayacak birisi değildi.

C: "Karnında taşıdığın bebek senin de bebeğin Felix. Ve o bebek tamamen bir insan olarak doğacak. Belki bunu belli etmiyor ama o bebek Hyunjin için önemli. Dolayısıyla sen de onun için önemlisin"

Felix dolan gözlerini saklamak için başını önüne eğmiş ve burnunu çekmişti. Vücudu yeterince yorgundu ve daha fazla ağlayarak kendisini yormak en önemlisi de başkalarının önünde ağlamak, kendisini zayıf göstermek istemiyordu.

C: "Hyunjin, o biraz garip birisi ama onu tanıdığım kadarıyla sana söz verebilirim ki seni ve bebeğini korumak için her şeyi yapacaktır. Hyunjin safkan vampirlerin içinde normal hayat yaşayıp, aile kurmak isteyen tek kişi inan bana"

Sarışın olan alaylı bir şekilde gülümsemiş ve başını kaldırmıştı.

F; "Gitsin ailesini başkasıyla kursun. İstemiyorum onu da çocuğunu da"

C: "Felix, yıllar öncesinde adil olmayan bir savaş çıktı. Vampirler kendi benliklerini korumak için tüm taşıyıcıları öldürdüler. Sen, nasıl hayatta kaldın inan bilmiyorum ama bu savaşı safkanlar olarak biz bile durduramadık"

Chan sakin bir şekilde ayağa kalkmış ve onu dikkatli bir şekilde dinleyen gence bakmıştı.

C: "Tüm bunların senin için ne kadar saçma olduğunu biliyorum. Yaşayan son taşıyıcı sen olabilirsin. Karnındaki bebeğe sahip çıkıp çıkmamak sana kalmış ama o çocuk bizim bu hayattan tek kurtuluş yolumuz. Unutma yanlış seçimler büyük sorumluluklar doğurur."

Arkasına dönerek kapıya doğru yürüyen iri beden odanın kapısına vardığında son kez arkasına dönmüş ve odadan çıkmadan yatakta bıraktığı şaşkın surata gülümsemişti.

C: "Hyunjin telefonunu odada bir yere bırakmış olmalı ararsan bulursun"

Chan odadan çıktığında, Felix en azından çocuğunu taşıdığı adamın adını öğrendiği için mutluydu. Ya da olaylara pozitif tarafından bakarak kendisini kandırıyordu.

Duyduklarını anlamıştı ama algılayamamıştı. Nasıl bir dünyaya ışınlanmıştı bilmiyordu ama bu hayatın başrolü olduğundan emindi.

Şimdi yatakta oturup konuşulanları düşünerek saatlerce ağlayabilirdi ama Chan'ın da söylediği gibi yanlış seçimler büyük sorumluluklar doğurur, o yanlış seçim yapmaya, kendi hayatını seçmeye hazırdı.

Bu saçmalıkların hiçbirine ayak uydurmayacak, kimseye baş eğmeyecekti. İleride onu bekleyen normal hayatı varken, canavarlarla yaşamayı seçmeyecekti.

Sanki kısa zaman önce litrelerce kan kusan kendisi değilmiş gibi güçlü bir şekilde ayağa kalkmış ve yatağın yanındaki komidinin çekmecesini açmıştı.

Çekmece açılır açılmaz telefonunu görmek onu mutlu etmişti. Demek sonunda hayat onun işlerini kolaylaştırmaya başlamıştı...

Telefonunu eline alıp cebine atan sarışın az önce Chan'ın çıktığı kapıdan çıkarak tahta merdiveni inmişti.

Buraya kadar her şey yolundaydı, ta ki salonda koltukta oturan kızılı, adının Hyunjin olduğunu yeni öğrendiği adamı görene kadar.

Kızıl olan dönüp ona taraf bakmamıştı bile. Felix ise onu ve kemikli parmakları ile tuttuğu şarap bardağını dikkatli bir şekilde süzüyordu.

Ona her baktığında, o geceyi hatırlamak canını yakıyordu. Her şeyin başlangıcı olan o gece...

Felix sanki umursamıyormuş gibi bakışlarını koltuktaki bedenden çekmiş ve önünde duran kapıya doğru ilerlemiş, bir saniye bile düşünmeden kapıyı açmıştı.

Kapı açılır açılmaz, daha Felix elini kapının kolundan çekmeden, kapı sert bir şekilde geri kapanmıştı.

Küçük beden arkasına baktığında, arkasında dikilen uzun bedenin elini, kapının daha üst kısmında olduğunu ve kapıyı onun kapattığını anlamıştı.

Daha demin koltukta oturan kızıl, bir anda nasıl arkasında belirmişti sorgulamıyordu çünkü yaşadıklarında mantık aramayı bırakalı uzun zaman olmuştu.

F: "Çek elini"

Felix daha ne olduğunu anlamadan yakasına yapışan büyük el onu sürükleyerek koltuğa atmıştı. İyi tarafından bakalım kızıl elini kapıdan çekmişti, sonuç olarak Felix'in dediği olmuştu.

H: "Ergenlik yapmayı bırak. Bir de seninle uğraşamam"

Hyunjin, koltuğun başlığına tutunarak Felix'in üzerine doğru eğilerek soğuk nefesini küçüğün suratına çarptırarak konuşmuştu.

F: "Bebeği öldürmek için elimden geleni yapacağım"

Felix de zorla oturtulduğu koltukta öne doğru gelmiş ve koyu gözlerin içine bakarak konuşmuştu, nefret dolu bir şekilde.

Hyunjin, yine o "ayaklarıma kapanacaksın" gülüşünü sunduğunda Felix biraz tursmış gibiydi.

H: "İstediğini yap asi sarışın ama..."

Kızıl olan parmakları ile, sarışının çenesini kavramış ve güzel suratı kendi suratına yaklaştırmış, baş parmağı ile dolgun dudakları okşamıştı.

H: "... ama unutma ki bir damla kanım, kucağımda kıvranmana, bana muhtaç olmana yeter. Sadece bir damla kan ve seni tekrar hamile bırakmam sadece birkaç saatimi alır. Benim için ise dar deliğinde tekrar tekrar oylanmak bir zev olacaktır"

Gerçekler ağır bir tokat gibi Felix'in yüzüne çarparken, küçük beden kelimelerin altında ezildiğini hissediyordu. Üzerinde kocaman bir kaya vardı ve nefes almasını zorlaştırıyordu.

Dolu gözlerini saklamak ve kelimelerin altında kalmamak adına küçük elini kaldırmış ve çekinmeden önünde dikilen beyaz surata sert bir tokat yapıştırmıştı.

Acı gerçekler ona tokat gibi çarparken, Hyunjin'in hiçbir şey yaşamadan durması ona ağrı geliyordu ve o da kendince cezalandırmıştı Hyunjin'i.

Felix, üzerine eğilen bedeni itip, az önce indiği merdivenleri ağlayarak çıktığında Hyunjin, hiçbir şey olmamış gibi koltuğa geri oturmuş ve şarabını yudumlamaya devam etnişti.

_________________

Hyunjin'e sövme satırı...

Huncin biraz şerro olacak dedim ama ben öyle uzatamam ya birkaç bölüme kedi olur (olmadı)

Huncin bu tatlı, minik bebişi üzme ya onun karnında miniş bir bebek var 😭😭😭

Bölüm sonu

36 yorum