İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 11 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 11

🩸

İyi okumalar 🦋

__________

Felix, büyük yatakta yastığa sarılmış öylece boş duvara bakıyordu. Telefonu yanındaydı, arkadaşlarını arayabilirdi ama şu an sadece düşüncelere dalıp gitmek, onlar arasında boğulmak istiyordu. Artık arkadaşlarının bile ona yardım edemeyeceğini biliyordu.

Düştüğü durumu kabullenmeye başlasa bile, yapamazdı... eğer karnında bir bebek varsa bile onu yaşatamazdı. Birkaç ay sonra üniversitesi başlayacaktı, daha onu bekleyen öğrencilik hayatı vardı bunu yapamazdı.

Kararı kesindi, bir yolunu bulacak ve bu çocuktan kurtulacaktı ama Hyunjin'in sözleri onu korkutuyordu. Kızıl olan dediklerinde ciddi ve haklıydı.

Felix çocuğu öldürmeyi, Hyunjin'e söylememeyi planlıyordu. Böylece haberi olmazsa onu tekrar hamile bırakmaya çalışmazdı...

Yatakta öylece oturan çaresiz beden kucağındaki yastığı kenara fırlatmış ve yavaşça ayağa kalkmıştı. Hala başı dönüyordu ve halsizdi. Ne bir şey yemişti ne de bir bardak su içmişti bu yüzden sanki vücudu daha da yorgundu.

Yatakta duran telefonunu da aldıktan sonra kapıya doğru ilerlemiş, azıcık açtıktan sonra bir süre salonu dinlemişti. Hiçbir ses duymadığında ise kimsenin olmadığına emin olmuş ve odasının kapısını tamamen açmıştı.

Ev sessiz olsa da ses çıkarmamak için merdivenleri parmak uçlarında iniyordu. Merdivenin sonuna vardığında ise eğilerek salona bakmış ve Hyunjin'in salonda olmadığını gördükten sonra rahat bir şekilde salona geçmişti.

Yine boğunuk renkler ile dekore edilen salon çok büyük olduğu için, karanlık durmuyordu. Özellikle mutfak ile salon birleşik olduğu için aksine eve azıcık da olsa sıcak hava katıyordu.

Küçük beden boş midesi yüzünden evi fazla süzmeden hemen mutfağa geçmişti. Şimdi bir şeyler yemezse düşüp bayılacakmış gibi hissediyordu.

İlk dikkatini çeken buzdolabı olduğu için dolabı heyecanlı bir şekilde açmıştı ama koskoca dolabı boş görmek onu duraksatmıştı. Su bile yoktu.. tamamen boş..

Donuk bakışlarla dolabı kapattıktan sonra diğer dolaplara doğru yönelmiş ve hepsini teker teker açmış, hayal kırıklığı ile geri kapatmıştı.

Yiyecek bir şeyleri bırak, içecek su bile yoktu kocaman evde...

İstemsizce dolan gözleri ile son bir kez, bir umut yeşertisi ile buzdolabını tekrar açmış ama karşılaştığı boşluk yüzünden dolabı bile kapatmadan salona geri dönmüştü.

Zaten hayatı yeterince zordu, neden şimdi de aç kalmak zorundaydı ki? Neden bu hayat onu öldürmek yerine, işkence etmeyi seçiyordu?

Duygusallığın verdiği etki ile ağlayarak kendini koltuğa atmış ve koltuğun küçük yastığına sarılarak yüzünü ona gömmüştü..

Açlık, yorgunluk, yaşadığı zorluklar, hamilelik ve sonunda da ağlamanın verdiği etki yüzünden koltukta öylece uyuyakalmıştı küçük olan.

...

Hyunjin eve girdiğinde kaşlarını çatarak etrafa bakmıştı. Ötme sesinin açık buzdolabından geldiğini anladığında ise bakışlarını koltukta uyuyan bedene çevirmişti.

Felix, yüzüstü yastığa sarılarak uyuduğu için ağzı hafif aralık kalmıştı ve saçları yastığa dağılmıştı.

Hyunjin, açık kalan buzdolabını ve birkaç dolabı kapatmış ve koltukta uyuyan sarışını bir süre izledikten sonra evden çıkmıştı.

Kızıl olan kapıyı ardından kapatır kapatmaz, Felix gözlerini açmış ve az önce kapanan kapıya doğru bakmıştı.

Bunu şimdi yapmalıydı.. ya şimdi yapacaktı ya da sonsuza kadar bununla yaşamak zorunda kalacaktı.. o, yalnış karar verip, büyük sorumluluklara katlanmaya hazırdı...

...

J: "Beklesin, onunkini patlayana kadar kaldırıp indirmeden bırakmazsam benim de adım Han Jisung değil!"

Jisung sinirli bir şekilde eve dalmış ve ayaklarını sert bir şekilde sallayarak ayakkabılarını çıkarmaya çalışmıştı.

S: "Neredesin sen it!"

Jisung, Seungmin'in cırtlak sesini duyduğunda daha yeni farketmişti evin kapısının üzerinde durduğunu? Kapı yerdeydi ve Jisung kapının üstündeydi?

J: "Beni nasıl sinirlendirdiyse kapıyı kırdım ya tüh"

IN: "Hyung seni kaçırmamışlar mıydı?"

Bu sefer Jeongin'in sesini duyan Jisung, önünde dikilen iki arkadaşına bakmıştı.

J: "Nasıl kırdım ben kapıyı?"

Seungmin sabır diler bir şekilde başını arkaya atarak tavana bakmış ve yanaklarını şişirerek derin bir nefes almıştı. Her şey birbirine karışmış durumdaydı ve delirmemek için zor duruyordu.

S: "Aptallığı bırak! Felix yok almışlar onu bulmalıyız"

Jisung yerde duran kapıya bakmayı bırakmış ve şeytani bir şekilde gülümseyerek iki arkadaşı arasında bakışlarını gezdirmişti.

J: "Felix'i kim götürmüş?"

IN: "Kızıl olan"

J: "Ben nerede bulacağımızı biliyorum"

Jisung, kapının üstünde kahkahalara atarak zıplamaya başlamıştı. Şimdi işler heyecanlı olmaya başlamıştı. Gideceklerdi, Felix'i alacalardı ve yakışıklı vampiri ile tekrar uğraşacaktı.

S: "Nasıl biliyorsun?"

Seungmin bitkin bir şekilde konuştuğunda Jisung, elini iki arkadaşının da omzuna yaslamış ve onları kendisine doğru çekmişti.

J: "Orasını bana bırakın ama önce markete uğramamız gerekiyor"

...

Felix sonunda bulduğu banyoda sıcak suyu açmak için musluğu kurcalıyordu. Musluğun başlığını tamamen sağ tarafa çevirip açtığında elini suyun altına tutmuştu sıcaklığı ölçmek için.

Su ısınmaya başladığında hala elini çekmedi ve suyun el yakacak kadar ısındığına emin olduğunda elini çekerek jakuzinin tıpasını kapatmıştı suyun dolması için.

Sıcak su banyoda hafif buharlar oluşturmaya başlarken küçük olan yere oturmuş ve bakışlarını beyaz mermere dikmişti.

F: "Eğer hamileysem de bundan kurtulmalıyım. Böyle yaşayamam mümkün değil yapamam"

Felix, kendi kendine konuşarak, vicdanını rahatlatıyor, başka seçim hakkı olmadığına inandırıyordu kendisini. Ne zaman hamile olduğunu kabullenmişti bilmiyordu ama seçim hakkı olmadığını kabullenmesi çok kolay olmuştu.

Banyo, sauna gibi buharlar içinde kalırken, Felix suyun yarıya kadar dolduğunu görmüş ve elini tişörtüne atarak tek hamlede çıkarıp kenara fırlatmıştı.

Ayağa kalkar kalkmaz pantolonundan da kurtulmuş ve artık dolmak üzere olan jakuziye bakarak musluğu kapatmıştı.

Vücut ısısını yükseltmek, yüksek sıcağa maruz kalmak daha tutunamayan bebeği düşürmek için en kolay yöntemdi ve Felix bunu deneyecekti.

Sadece bir süre sıcağa dayanacaktı ve belki küçük bir düşük ağrısına sonra bitecekti, ama bu hayatı kabullenip yaşarsa ömrünün sonuna kadar acı çekeceğine emindi...

Dolu gözleri ile buharlarla sarınmış suya bakıyordu, neden duygusaldı, neden ağlamak üzereydi bilmiyordu... karnında bir bebek varsa bile ona karşı duygusal bağ hissetmiyor, ya da hissetmek istemiyordu.

Ayağını kaldırıp, parmağını sıcak suya dokundurduğu an vücudu ısınmaya başlamıştı. Sauna gibi buharlı yerde durmak bile vücudunu ısıtmıştı ama bu düşük için yeterli değildi.

Biraz daha dayanmalı ve tüm bu olanlardan kurtulmalıydı.

Ayağı yansa da tamamen suya sokmayı ve alışmayı becermişti. Sıcaklık onu bunalttığı için mi ağlıyordu, yoksa...

~

Felix'i mahallenin sonunda bir taşın üstünde ağlayarak gören kadın sonunda derin bir nefes almış ve koşarak minik bebeğe sarılmıştı.

"Felix, ne kadar korktum, ne kadar uzun süredir seni arıyoruz biliyor musun?"

Küçük sarışın kollarını ona sarılan teyzesine sarmış ve sıkıca sarılmıştı. Anne kokusunu arıyordu ve bu kokuyu bulmasına teyzesi bile yardım edemezdi...

F: "Annemle babam neden beni bırakıp gitti teyze?"

Küçük bebek hıçkırıklar içinde ağlayarak daha fazla sığınmıştı teyzesinin kollarına. Kadın ise ağlamamak için çok çırpınıyordu.

"Güzel bebeğim anne ve babalar bebeklerini asla bırakmazlar. Onlar seni isteyerek bırakmadılar ki"

~

Felix, hatırladığı yarım yamalak anı yüzünden şiddetli bir şekilde ağlamaya başladığında iki bacağının da artık sıcak suyun içinde olduğunu görmüştü.

İki eli ile jakuzinin kenarlarına tutunarak yavaşça vücudunu suya tamamen sokmaya başlamıştı.

F: "Anne ve babalar bebeklerini asla bırakmazlar dimi?"

______________

Felix daha kan pıhtısı olan bebeğin başına açmadığın oyun kalmadı yeto ya 😭😭

Chk chk bOOm

Bölüm sonu

20 yorum