İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 12 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 12

🩸

İyi Okumalar 🦋

___________

Felix iki eli ile küvetin kenarlarına sıkıca tutunurken sıcak su diz kapaklarının üzerini geçmişti bile. Hem odadaki buhar hem de içine girmekte olduğu sıcak su kalp atışlarını hızlandırıyordu.

Havadaki buhar oksijeni emdikçe banyoda nefes almak daha da zorlaşıyordu. Böyle giderse oksijensizlikten bayılacağını anlayan Felix, küvetten çıkıp banyonun kapısını açık bırakmayı düşündü.

Eğer kapı açık kalırsa buhar dağılır ve nefes almak en azından kolaylaşırdı. Tutunduğu elleri ile kendisini yukarı çektiğinde sıcak suyun içinde olan bacakları kaymıştı.

Dengesini korumaya çalışan küçük beden elleri ile kendisini yukarı çekmek istediğinde elleri de ıslak küvet kenarı yüzünden kaymış ve kendisini boylu boyunca sıcak suyun içinde bulmuştu.

Tüm vücudu küvetteki sıcak suyun içine dalarken hissettiği tek şey yanma hissiydi... Hyunjin ile tanıştıktan sonra hiç yabancı olmadığı yanma hissi.

Sıcaktan başı dönen sarışın küvetin içinden kalkmak istediğinde halsiz vücudu ona hiç yardımcı olmamıştı.

Pişmandı.. şu an fazlasıyla pişmandı ve buradan çıkmak istiyordu ama kapanan gözleri onu burada tutmaya çalışan bir gardiyan rolünü oynuyordu resmen.

Felix, elini sudan çıkarmış ve sanki kapı ona doğru gelecekmiş ya da buradan kapıya ulaşabilecekmiş gibi elini kapıya taraf uzatmıştı.

Kilitli olduğuna emin olduğu kapı, rahat bir şekilde açıldığında sarışın olan dolu ve sıcaktan kızaran gözleri ile içeri giren uzun bedene baktı.

F: "Hyunjin..."

Hyunjin zaman kaybetmeden sıcak küvetin içinde bayılmak üzere olan küçük bedeni kolları arasına almış ve hemen buhar dolu banyodan dışarı çıkmıştı.

Kızıl olanın buz gibi vücudu, Felix'in sıcaklığını alıp götürürken küçük beden daha çok sokuluyordu Hyunjin'e... tekrardan onun soğukluğuna muhtaç bir şekilde.

...

J: "Sen bizi Felix'e götür karşılığında sana zarar vermeyelim"

Jisung, birkaç saat önce Minho tarafından kovulduğu evin önüne dikilmiş, kapıya vurarak bağırıyordu. Seungmin ve Jeongin ise işlerin nereye gideceğini merakla bekliyorlardı.

J: "Kapıyı açmazsan ne yazık ki hayatın tehlikeye girer"

Kocaman yanaklarını offlayarak daha da şişiren genç, kapıya daha sert vurmak için sağ elinde duran poşeti sol eline almış ve sağ elini havaya kaldırarak kapıyı tıklatmak için indirmişti.

Ama tam zamanında, ardına kadar açılan kapı yüzünden Jisung'un sert darbesi Minho'nun göğsüne çarpmıştı.

M: "Parçalara ayrılmak istemiyorsan toz ol"

Jisung, başını gülümseyerek olumsuz anlamda sallamış ve hala Minho'nun göğsünde duran elini çekmeden bakışlarını uzun olanın gözlerine dikmişti.

J: "Bizi Felix'e götür onun iyi olduğuna emin olursak size zarar vermeyiz!"

Arkada sessizce bekleyen ikili arkadaşlarının ne yapacağını cidden merak ediyorlardı. Jisung, kas ile dolgun olan göğsü daha net hissetmek için avuç içini Minho'nun göğsüne yaslamış ve parmaklarını sıkmıştı.

M: "Bize zarar vermek mi? Ne saçmalıyorsun sen?"

Minho, göğsünü sıkan küçük eli iterek sesli bir şekilde güldüğünde Seungmin ve Jeongin de artık korkmaya başlıyorlardı. Mafya gibi tanımadıkları birisinin kapısına dayanmış onu tehdit ediyorlardı resmen.

J: "Tamam bunu sen istedin"

Jisung başını sallayarak elindeki poşetin içinde duran küçük kovayı eline almış ve poşeti bir kenara fıtlatmıştı.

Küçük kabın kapağını açarak yukarı kaldırmış ve Minho'nun burnuna doğru turmuştu. Minho yüzünü buruşturarak geri çekildiğinde Jisung büyük yanakları ile kocaman gülümsemişti.

M: "Bu ne?"

J: "Sarımsaklı yoğurt! Korkma dediğimi yaparsan sana zarar vermem"

Minho gülmemek için kendini zor tutmuş ve yüzünü ciddileştirerek başını onaylar anlamda salladı.

M: "Tamam sizi ona götüreceğim ama Hyunjin benim kadar sinirlerini kontrol eden birisi değil"

J: "Kontrol ettiririz!"

Elinde tuttuğu 200gram sarımsaklı yoğurdun verdiği cesaret küçük sincap suratlı insanı fena halde gaza getirmişti.

Ama Minho'nun tek istediği ise bu küçük insanlarla eğlenmekti...

...

Hyunjin, odaya girdiğinde kucağındaki küçüğü yavaşça yatağa bırakmıştı. Felix uzanır uzanmaz kalkmaya çalıştığında ise Hyunjin tek eli ile onun göğsüne bastırmış ve tekrar yatağa yatırmıştı.

H: "Kıpırdama Felix"

Küçük beden artık yeterince rahat nefes aldığı için ve Hyunjin sayesinde vücudu soğuduğu için kendini biraz daha iyi hissediyordu ama içinde bir huzursuzluk vardı.

Vücudu tamamen sıcak suya girdiğinde canı çok yanmıştı. Korkuyordu, acaba karnındaki bebeğin de canını yakmış mıydı? Ona bu denli acımasızca zarar vermiş miydi? Yoksa çoktan düşük yapmış mıydı?

Hyunjin dolaptan aldığı siyah tişört ve boxer ile Felix'e yaklaştığında küçük olan öylece yatakta uzanmış tavanı izliyordu.

F: "O, daha acı hissedemez dimi?"

Konuşurken sesi titreyen sarışın Hyunjin'e bakmaya korkuyordu, ya da onun vereceği cevaptan...

H: "Ona zarar gelecek kadar çok kalmadın suda"

Felix, dolu gözlerini kırpıştırarak başını onaylar anlamda sallamış ve Hyunjin'e taraf bakmıştı.

Kızıl olan elini yatakta yatan bedenin boxerine attığında Felix hemen Hyunjin'in elini itmişti.

F: "Dokunma bana"

Felix, dirseklerinden destek alarak doğrulmaya çalıştığında Hyunjin onu tekrar göğsünden iterek yatağa yatırmıştı.

H: "Ayağa kalkıp kendini yorarsan zarar gelecek ona"

Sarışın olan süt dökmüş kedi gibi tekrar yatağa yattığında kızıl olan, küçüğünün ıslak boxerini çıkarmış ve hemen yeni kıyafeti giydirdikten sonra uzun, dizlerinin üstüne kadar gelecek olan tişörtü giydirmişti sarışına.

Hyunjin işini bitirdikten sonra oturduğu yatağın kenarından kalkmıştı odadan çıkmak için ama Felix'in elini bileğinde hissedince durmuş ve tekrar yatağa geri oturmuştu.

H: "Sorun mu var? Bir yerin mi ağrıyor?"

Felix hayır anlamında başını salladığında ne diyeceğini kendisi de şaşırmıştı. Az önce öldürmeye çalıştığı bebeği şu an umursuyor olmak ona da garip gelmişti.

F: "Sen kalp atışlarını duyabiliyor musun? Yaşıyor mu? İyi mi?"

H: "Tekrar öldürmeye çalışmak için mi iyi olup olmadığına emin olmak istiyorsun?"

Kızıl olan yine sert konuşma tonuna büründüğünde Felix, elini onun bileğinden çekmiş ve iki elini de karnının üzerinde birleştirmişti.

Gözlerinden kontrolü dışında akan yaşları silmeye bile çalışmadan, kalkmış ve yatakta oturur pozisyona gelmişti.

F: "Beni öylece suçlayamazsın! Bana yardım etmeye bile çalışmıyorsun"

Şiddetli bir şekilde ağlamaya başlayan küçük beden hıçkırıklarını bastırmak için iki elini de yüzüne kapatmıştı. Birilerinin önünde ağlamaktan nefret ediyordu...

H: "Sana yardım etmiyor muyum? Sizi korumak için neleri riske attığımı tahmin bile edemezsin asi sarışın"

F: "Sadece sorularıma cevap ver lütfen belirsizlikten kafayı yiyeceğim"

Hıçkırıklarını kontrol altına alan sarışın dolu gözleri ile Hyunjin'in duygusuz gözlerinin içine bakmıştı.

F: "Nasıl olur ben.. ben erkeğim bu nasıl olur?"

Hyunjin derin bir nefes alarak ellerini Felix'in omuzlarına koymuş ve cesaret verecek bir şekilde hafifçe sıkmıştı.

H: "Felix, sen bir taşıyıcısın. Sadece safkan vampir'ler tarafından hamile bırakılabilirsin. Onun dışında normal ilişkileri olabilen bir erkeksin. O gece yanlışlıkla kanımı içmen, bizi ruhen bağladı ve sen hamile kaldın. Karnında taşıdığın bebek tamamen insan Felix, o sana zarar verecek bir vampir değil, senin gibi insan bu yüzden korkma"

Kızıl olanın sakin ses tonu ağlayan Felix'i giderek daha da sakinleştiriyordu. Hyunjin'in sakince açıklama tarzı sanki tüm sorunları çözüyormuş gibiydi.

F: "Neden bu kadar önemli? Neden ölmesine izin vermiyorsun?"

Hyunjin, tek elini Felix'in omzundan çekerek büyük elini ıslak sarı saçların arasına daldırmış ve Felix'in gözünün üzerine dökülen tutamları geriye doğru itmişti.

H: "Tüm taşıyıcılar öldürüldü. Onları koruyamadım Felix, safkanlar olarak onları koruyamadık. Sen bir mucizesin ve bebeğimiz de bir mucize. O, bizi bu lanetlenmiş hayattan kurtarabilecek kan bağına sahip"

Felix, saçını okşayarak onu mayıştıran eli itmiş ve çatık kaşları ile aniden ona yumuşak davranan canavarın sözlerine kanmamak için kendini toparlamıştı.

F: " Beni kandırıyorsun ve sonra aniden öldürecekmiş gibi tehdit edercesine konuşuyorsun"

Hyunjin, Felix'in omzunda duran tek elini de geri çekerek küçük olandan biraz uzaklaşmıştı.

H: "Kendimi ne kadar kontrol etmeye çalıştığımı bir bilsen sarışın. Seninle konuşurken dikkat etmeye çalışıyorum ama bazen gerçekten sinir bozucu oluyorsun"

F: "Kendini bir görsen bana hiç sinir bozucu demezsin!"

Sarışın olan yorulduğu için tekrar kendisini sırtüstü yatağa bırakmış ve gözlerini kapatmıştı.

F: "Bebeğine iyi bakmamı istiyorsan 9 ay boyunca tüm problemlerimi çözeceksin"

Hyunjin iki elini Felix'in başının yanına yaslayarak onun üstüne doğru eğilmiş ve genç olanın gözlerinin sonuna kadar açılmasına neden olmuştu. Yüzünü, çilli yüze yaklaştırarak hafifçe sırıtmıştı.

H: "Çözemeyeceğim hiçbir problem yok"

___________

Şu an kitap karıştı arkadaşlar ne yazdığımı bilmiyorum umarım bok etmemişimdir 🙂

Bölüm sonu

20 yorum