İyi Okumalar 🦋
___________
Hyunjin dikkatini önündeki yemeğe vermeye çalışıyordu ama arkasında durıp onu izlemek için bir sağ taraftan bir sol taraftan eğilerek ona bakan Felix dikkatini dağıtıyordu.
H: "Felix oturmaya ne dersin?"
Saatlerdir aç olan Felix sonunda yemek yiyecek olmanın verdiği heyecan ile sabırsızlanıyordu. Hyunjin de resmen bir saatir ramen'i pişirememişti!
Uzun süre bekleyince biraz sinirlenmişti tabi küçük olan ama birkaç saat önce boş bulduğu dolaplar Hyunjin tarafından ağzına kadar yiyeceklerle doldurulmuştu. Bu yüzden açlık sinirleri çok da ciddi değildi.
F: "Öleceğim sanırım"
Felix açlıktan bayılıyormuş numarası yaparak sandalyeye oturmuş ve gözlerini kapatarak bir an önce yiyeceğine kavuşmayı hayal etmişti.
Hyunjin sonunda yumurtası da güzel bir şekilde pişen rameni almış ve buharı üzerinde Felix'in önüne bırakmıştı.
Sarışın olan yemek çubuklarını eline alırken bir yandan da yemeğine üflüyordu hızlı hızlı hemen soğuması için.
F: "Teşekkür ederim"
Hyunjin başını sallamış ve mutfağa birleşik olan salonun koltuğuna geçmişti. Belki de Felix o kadar inat birisi değildi. Belki de ikisi birbirini anlamaya çalışırsa zor süreçleri kısa sürede atlatırlardı...
Kim bilir belki de ileride aile bile olabilirlerdi...
Felix soğumasını bekleyemeden üfleyerek rameni ağzına doldurmuş ve ağzı yansa da lezzetli bir şekilde yemişti. Kendisini hiç bu kadar aç hissetmemişti.
Yumurtasından da bir parça alıp ağzına attığında bu hayatın gerçekten yaşanılası olduğunu anlamıştı. Meğersem depresyonda değilmiş sadece biraz yemek yemeye ihtiyacı varmış.
F: "Sen yemeyecek misin?"
Felix ağzı dolu bir şekilde koltukta suratsızca oturan Hyunjin'e ithafen konuşmuştu.
H: "Hayır ben sen yedikten sonra yiyeceğim"
Sarışın beden ağzına doldurduğu ramenleri çiğnemeyi bırakmış ve ağzı açık bir şekilde Hyunjin'e bakmıştı.
F: "Ne yiyeceksin ki?"
Hyunjin bacağını bacağının üzerine atmış ve derin bir nefes almıştı.
H: "Sana o kadar yemek yaptım bana kanından biraz vermeyecek misin?"
Felix ağzını kapatarak, ağzındaki lokmayı çiğnemeden yutmuş ve anlamaz bir şekilde kızıla bakmıştı. Koltukta oturan beden fazlasıyla ciddi gözüküyordu.
H: "Tanrım kalbinin sesi buraya kadar geliyor. Sadece şaka yaptım"
Sarışın olan rahatlayarak derin bir nefes alsa da bunu kızıla belli etmemeye çalışıyordu.
F: "Korkmadım zaten. Senden mi kokrkacağım hah?"
Felix, kanının içilmeyeceğini bildiği için rahat bir şekilde yemeğine devam ederken Hyunjin'in ona gülümsediğinden haberi yoktu..
Küçük olan rameninin sonuna yaklaştıkça bununla doymayacağını anlamıştı. Biraz daha yiyecek bir şeylere ihtiyacı vardı. Ama önce sabırla önündeki yemeği bitirmeye odaklandı.
Hyunjin aniden ayağa kalkıp kapının önüne gittiğinde Felix bakışlarını ona taraf çevirmişti. Bu adamın ani hareketlerine asla alışamayacaktı. Çok gergin gözüküyordu her seferinde.
H: "Arkadaşların gelmiş"
Kızıl olan arkasına dönüp Felix'e taraf konuştuğunda Felix elindeki çubukları bırakmış ve oturduğu sandalyeden kalkıp koşarak kapıya gitmişti.
Bir saniye bile beklemeden kapıyı açtığında Jisung ile karşılaşmış ve kuzeninin boynuna sarılmıştı. Seungmin ve Jeongin de iki yandan onlara sarılmışlardı.
J: "Kurtardık seni Felix"
Felix Jisung'tan uzaklaşmış ve tombul yanaklı kardeşine bakmıştı. Onu ve arkadaşlarını çok özlemişti...
IN: "Şey tuvalet nerede acaba?"
Jeongin, parmağını kaldırarak korkak bir şekilde Hyunjin'e bakmış ve sorusunu sormuştu. En son kızıl olan ile karşılaşmasında onu iterek yere armıştı bu yüzden iyi bir geçmişleri yoktu.
Hyunjin bir şey demeden gencin suratına bakmış ve kapıda dikilmeyi bırakarak koltuğa geri dönmüştü.
S: "Hadi Felix gidiyoruz"
Seungmin arkadaşının elini tutup çektiğine Felix onu onaylamıştı. Evini özlemişti artık dönmek istiyordu. Kendi yatağında yumuşak yastıkları ile uyumak istiyordu.
M: "Senin gitmene izin yok yalnız"
Minho dış tarafta kapının arkasından çıkarak dörtlünün harekelerini durdurdu.
J: "Sana mı soracağız?"
IN: "Şey gidecek miyiz kalacak mıyız ona göre tuvalete gideceğim de"
Jeongin gergin ortamda sakince konuştuğumda yine kimse onu dikkate almamıştı.
M: "Siz istediğinizi yapabilirsiniz ama sarışın olan burada kalıyor"
S: "O zaman biz de burada kalıyoruz! Arkadaşımızı bırakmayız!"
Minho umursamazcasına omuzlarını kaldırıp indirmiş ve içeri geçerek koltuktaki Hyunjin'in yanına oturmuştu.
...
S: "Ne yani şimdi gerçekten hamile misin?"
Felix başını önüne eğerek Seungmin'i onaylamıştı. Kabullenmesi zor olmuştu ama başka kaçış yolu olmadığını da biliyordu.
Ayrılmaz dörtlü üst kata çıkmışlardı konuşmak için. Bu yüzden yatağa oturmuş tüm olanları konuşmuşlardı. Felix her şeyi, bebeği öldürmeye çalıştığını bile arkadaşlarına anlatmıştı.
En sonunda Hyunjin ile anlaştıklarını da söylediğinde arkadaşları şaşırmadan edememişti. Kızıl olan hiç güvenilir birisine benzemiyordu.
J: "Felix üniversite ne olacak?"
F: "İlk sene donduracağım sonra devam ederim"
Felix dolu gözlerini saklamak için başını önüne eğmişti ama kaç yıllık arkadaşları onun nasıl üzüldüğünü biliyorlardı.
En çok Felix çalışmıştı kendi hayatını kurabilmek, üniversite kazanabilmek için ve şimdi hayat onun tüm planlarını yarıda kesmişti.
S: "O zaman biz de donduracağız!"
Jisung, Seungmin'i onaylarcasına başını salladığında Felix ellerini havada sallamıştı. Ne tepki vereceğini bilmiyordu. Ağzını açarsa ağlayacağına emindi.
F: "Yapmayın siz devam edin"
J: "Birimiz yoksa hiçbirimiz yok Felix unuttun mu?"
Sarışın başını hayır anlamında sallamış ve kuzenine sarılarak başını onun omzuna yaslamıştı. Böyle arkadaşları olduğu için çok mutluydu.
F: "İyi ki varsınız"
Felix'in titrek sesini duyan Seungmin onun ağladığını anlamış ve elini sarı saçlara daldırarak karıştırmıştı.
S: "Sen bu kararı verdiysen hep yanındayız ağlama"
Sarışın başını kaldırmış ve dolu gözleri ile arkadaşlarına bakmıştı. Onlar varken her şeyin üstesinden gelirdi ki zaten.
J: "Seungmin haklı Felix ağlama hamişsin sen karnındaki bebek de ağlar sonra"
Jisung dudaklarını büzerek konuştuğunda ikili gülmeden duramamıştı. Seungmin gülerken yanlışlıkla domuz sesi çıkardığında hepsi karnını tutarak sesli bir şekilde gülmeye başlamıştı.
S: "Bir dakika Jeongin nerede kaldı?"
...
IN: "Lütfen bu sefer açtığım kapının ardında tuvalet olsun yoksa salona işeyeceğim"
Jeongin yerinde zıplayarak son duasını etmiş ve kapıyı açmıştı. İlk kat neredeyse salon ve mutfaktı. İkinci katın tüm odalarına bakmıştı ve tuvalet kesinlikle yoktu. Son umudu üçüncü kattı ve burada sadece bir tane oda vardı.
Ya burası tuvalet olacaktı, ya da Jeongin bundan sonra burayı tuvalet olarak kullanacaktı...
Pembe saçlı genç karanlık odaya girdikten sonra elini duvarda gezdirmişti ışığı bulmak için. Sonunda bulduğunda ise hemen açmıştı.
Oda aydınlanır aydınlanmaz boynuna sarılan el onu sert bir şekilde duvara bastırmıştı.
"Kimsin sen?"
Jeongin, boynuna sarılan kaslı koldan kurtulmaya çalışırken çabalıyor, boynuna sarılan kola vuruyordu ama önündeki adam hiç etkileniyormuş gibi değildi.
IN: "T... tuvalet"
Jeongin, boynundaki elin gevşediğini hissettiğinde derin derin nefesler almıştı. Boynundaki el yavaş yavaş uzaklaşırken buradan kaçmalı mıydı yoksa altına mı etmeliydi?
"Sen tuvalet misin"
Tamamen rahat nefes alan genç başını hızlı hızlı hayır anlamında sallamıştı. Önündeki adamın çatık kaşları fazlasıyla korkutucuydu.
IN: "hayır bayım sadece tuvaleti bulmaya çalışıyordum"
Önündeki adam başını onaylar anlamda sallarken, hala sırtı duvara yaslı olan pembe saçlıya yaklaşmış ve burnunu boynuna gömerek derin bir nefes çekmişti içine.
Heyecandan çişi içine kaçan küçük ise neye uğradığını şaşırmıştı....
"Kanının kokusu değişikmiş Pamuk şeker"
_____________
PAMUK ŞEKER AĞĞAĞĞAĞA PEMBE JEONG AĞAĞAĞAĞAĞA
öhmm.. arkadaşlar kitap neden yavaş veya neden kaossuz diyenler var?? Kaos ve olaylar daya yeni bitti?? Ve kitabın başındayız daha üstü açılmamış olaylar varken yeni kaos mu yaratayım.
Yazım tarzıma karışmazsanız çok happy olurum muah













