İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 5

🩸

İyi Okumalar 🦋

_________

~Hyunjin~

"Ne saçmalıyorsun sen?"

Chan'ın bağırarak oturduğu koltuktan kalkması beklediğim bir tepkiydi aslında. Ama yüksek seslerden nefret ederdim. Bağırmasına karşın yüzümü buruşturarak elimde içi buzlarla dolu olan viskiden yudumladım.

Şu an istediğim tek şey bu zehrin kanımı zehirlemesi, tüm beynimi uyuşturmasıydı. Böylece olanları, yaşananları unutabilirdim. Ama maalesef benim için sarhoş olmak diye bir şey yoktu.

"Doğru düzgün cevap ver bana. Şaka yapıyorsun değil mi?"

Derin bir nefes alarak elimdeki bardağın son damlasına kadar içtim ve aynı Chan gibi ayağa kalkarak burnunun dibinde dikildim.

"Sık sık şaka yapan birisine mi benziyorum?"

Çok fazla yakın olduğumuz için Chan'ın sinirle soluduğu nefesleri yüzüme çarpıyordu. Kimseye anlatacak değildim ama bu önemli bir olaydı. O yüzden en mantıklı düşünen kişiye danışmayı seçmiştim.

Ama o kişi çözüm üretmek yerine kavgaya hazırlanan öküzler gibi burnundan solumaya devam ederse hiçbir sikim bulamayacaktık.

"Yıllar önce öldürüldü taşıyıcılar. Nesil tamamen tükendi. Hyunjin yanlış hatırlamadığına eminsin değil mi?"

Elimdeki boş bardağı masaya bıraktım ve kendimi tekrar koltuğa attım. Hala bitkin olan vücudum çoktan bir şeylerin oluştuğunun işaretiydi zaten.

Bitkin vücudum Chan'ın da dikkatini çekmiş olacak ki onun da gözlerinden anlamıştım artık olaya inandığını.

"Ne yapacağız?"

Çaresizce fısıldar gibi konuştuğumda Chan da karşımdaki koltuğa oturmuştu. Sonunda sakin bir şekilde düşünmeye başladığında azıcık da olsa rahatladım. En mantıklı çözümleri bulacağına emindim.

"Kim olduğunu biliyor musun?"

Sorusuyla gece olanlar aklıma dolmuştu. Dudağımın kenarı istemsizce kıvrılırken hemen mimiklerimi toparlamıştım. O anın büyüsüne kapıldığım içindi sanırım ama gerçekten güzel bir geceydi...

"Hala kendimdeyken ismini sordum Felix diye mırıldandı. Ama bence kendi ismi değil. Yabancı birine benzemiyordu"

"O an senin kanını taşırken sana yalan söylemesi mümkün değil adı kesin Felix"

Chan'ın söyledikleri ile aklıma tekrar gece olanlar dolmaya başlamıştı. Sadece küçük bir damla çok ciddi etkiler yaratmıştı. Gerçekten güçlü bağlara sahip taşıyıcı olmalıydı.

"Öğrenen herkes öldürmeye çalışacak"

Kaşlarımı çatarak Chan'a baktığımda içten içe haklı olduğunu biliyordum. Bunun için yıllar önce savaş çıkmıştı zaten. Tarihin tekrar kendisini yenilemesine izin veremeyiz.

"Öğrenmemelerini sağlarız"

"Felix'in kabulleneceğini sanmıyorum"

Ben çözüm bulmaya çalışırken Chan farklı sorunlar ortaya atıyordu. Tanrım burada çözümleri bulması gereken kişi oydu aslında. Neden bu çileyi çektiriyordu bana.

"Kabullenmek zorunda"

Artık tamamen tükenmiş hissettiğim için konuşmak bile istemiyordum. Kendimi sırt üstü koltuğa bıraktım ve gözlerimi kapattım. Ben birkaç gün bitkin olmaya dayanabilirdim belki ama Felix bu birkaç gün sonra olacaklara dayanacak mıydı bilmiyordum.

En kısa sürede onu bulmalı ve durumu açıklamalıydım. Korkudan zaten kollarıma atlayacağına onu korumam için yalvaracağına emindim. Bu yüzden onu sorun etmiyordum.

Sorun ettiğim şey ilerde olabilecek kötü olasılıklardı...

....

~Felix~

Saat çok fazla hızlı ilerlemişti. Biz yemek yapıp yiyene kadar gece olmuştu bile.

Tabi yemek yaparken Jisung'un durmadan dans edip en sonunda götünü ocakta yakması ~birazcık~ bizi oyalamıştı ama en sonunda o yemeği bitirmiş ve patlayana kadar yemiştik.

Sanki çok sportif insanlarmışız gibi yediğimizi sindirmek için de sahile yürüyüş yapmaya gidiyorduk.

Emindim oraya da vardığımızda midemizi sokak lezzetleri ile dolduracaktık olsun yemek yemek de bir spordu sonuç olarak.

Hem uzun süre dersler ve sınavlar bizleri çok yormuştu. Sonunda böyle rahat rahat dinlenecek zamanımızın olması iyiydi aslında.

Son yaşadığım olay beni sarsmıştı ama gerçekten sandığımdan daha çabuk unutacaktım sanırım. Normalde her şeyi kafaya takan birisiydim ama bu sandığım gibi beni sarsmamıştı.

Aslında ne kadar çabuk unutursam benim için o kadar iyiydi. Hem üzgün olup arkadaşlarımın da moralini bozmak istemiyordum.

Üstümüzü iyice giyindikten sonra kapının önünde birbirimizi iterek ayakkabılarımızı da giyinmiş ve kendimizi binadan dışarı atmıştık.

Evimiz sahile çok uzak değildi otobüsle de gidiliyordu ama yürüyerek de en fazla 20 dakikaya vardığımız için yürümek daha iyiydi. Hem dediğim gibi biz spor sever kişilerdik.

J: "Böyle tek eliyle beni devirecek birini arıyorum"

IN: "Sen dana mısın Sungie?"

Jisung yine asırlardır aradığı ideal tipini Jeongin'e anlatıyordu ama kesinlikle Jeongin onu umursamıyordu.

Aslında hiçbirimiz umursamıyorduk çünkü Jisung'un ideal tipi Damon rolünü oynayan Henry Cavill gibi birisini aradığı için imkansızdı.

Gülerek onları izlerken koluma giren Seungmin'e taraf dönmüş ve en sıcak gülümsememi sunmuştum ona.

S: "İyisin değil mi? Kötü hissettiğinde her zaman buradayız"

Gülümseyerek başımı sallamış ve koluma dolanan koluna sıkıca sarılmıştım. Ben de kendime şaşıracak derecede iyiydim. Aslında şu an tüm imkansız kötü olasılıkları düşünüp ağlayarak depresyona girmem gerekiyordu ama sanırım o Felix yoktu şu an.

Her şey tam da planladığım gibi olmuştu. Sahile varır varmaz bulduğumuz her ıvır zıvırı almıştık. En son Jeongin kurutulmuş solucanı zorla Seungmin'e yedirmeye çalışıyordu.

Sanırım bugünden sonra yediklerimize dikkat etmeliydik. Ama bugün istediğimizi yiyebilirdik.

Artık sahile kusmak üzere olduğumuz için eve dönmeye karar vermiştik. Jisung biraz içelim diye tuttursa da bir süre içmemek benim için en iyisiydi.

Bu yüzden çok diretmemişti zaten. Ama geri yürüyecek kadar enerjik olmadığımız için yoldan taksi çevirmiş Seungmin'i ön koltuğa oturttuktan sonra arkaya sıkışarak oturmuştuk.

Seungmin ne kadar önde oturmak istemese de grubumuzun en büyüğü olarak onu görüyorduk hep. Bazen bizi toplayan büyük abimiz gibi davranıyordu ve bu aşırı hoşumuza gidiyordu.

Parayı ödeyip taksiden indiğimizde tüm vücudum titremişti. Sokağın lambaları çalışmıyordu ve sadece evlerden gelen ışıklar sokağı aydınlatmaya çalışıyordu.

Hava aslında çok soğuk değildi ama bu ortam sebepsizce tüylermin ürpermesine neden olmuştu. Belki de beni bu denli rahatsız eden şey ortam değildi...

J: "Hadi ama Felix"

Jisung kolumdan çekiştirince olduğum yerde dikilmeyi bırakmış ve hızlı adımlarla binaya adımlamıştık. Eve girer girmez sıcak bir duş alıp uyumak istiyordum.

Jeongin sıçmam gerekiyor diye bağırarak kendini banyoya atmadan önceydi bu planım. Küçük bir ev olduğu için banyo ve tuvalet birleşikti ve bu gerçekten zaman zaman sorun oluyordu.

Jeongin beyin sıçmasını beklerken kendimi koltuğa Seungmin'in yanına attım ve uzanarak başımı dizlerine yasladım.

Garip tarafı şuydu ki kalçamdaki ağrı çoktan geçmişti ama vücudum hala ağrıyordu. Bir ağırlık çökmüş gibiydi.

Bu yüzden bu histen kurtulmak için duş alıp sabah geç saatlere kadar uyumak istiyordum. Uyandığımda bana o geceyi hatırlatacak hiçbir ağrı hissetmek istemiyordum.

Gözlerim yorgunlukla yavaş yavaş kapanırken Seungmin'in benim saçımı okşaması daha fazla mayışmama neden oluyordu.

Yan dönerek başımı biraz daha itmiştim Seungmin'in eline doğru. O da işareti almış olacak ki parmakları ile saç diplerime masaj yaparak beni daha da mayıştırmıştı.

Kapının çalınması hepimizi yerinden zıplatmıştı. Bu evde asla kapı çalınmazdı. Hele bu saatte asla. İçimi korku ele geçirirken rahatsız bir şekilde Seungmin'in dizlerinden başımı kaldırdım ve ayağa kalktım.

Aniden kalkmış olacağım ki başımın dönmesi beni biraz daha korkutmuştu. Gözlerimi sıkıca kapatıp kendime geldikten sonra çoktan kapıya ilerleyen Seungmin'e baktım.

Kapının deliğinden bakmış ve kaşlarını çatarak "kimse yok" demişti.

F: "Belki Jeongin bir şeyler sipariş etmiştir"

Her sipariş ettiğimizde kapıya bırak seçeneğini seçtiğimiz için kapı çalınmıyordu ama bu kurye çalıp gitmeyi seçmişti herhalde.

Seungmin onaylar anlamda başını sallamış ve kapıyı hemen açmıştı.

Kimse yok demesinin üzerine kapıyı açar açmaz gözgöze geldiğim beden beni tamamen bayılacak duruma sokmuştu.

Aniden kalbim kulaklarımda atacak duruma geldiğinde midemin bulanması elimi karnıma bastırarak iki büklüm olmama neden olmuştu.

Resmen köşe bucak kaçtığım gecenin baş rolü garip bir şekilde burnumun dibindeydi ve bu olay hiç iyi sonuçlanmayacaktı.

Görüş açımın yavaş yavaş bulanıklaşması ve dizlerimin titremesi ağlamama neden olurken artık daha fazla ayakta duramayacağıma emindim.

Belki burada bayılırsam, uyandığımda birisi çıkar ve tüm bu olanlar rüyaydı aslında der. Çünkü ihtiyacım olan şey buydu.

Gözlerimi tamamen kayması ve yere yığılmadan önce etrafıma sarılan kollar, aynı o geceki gibi koyu olan gözler. Tek hatırladığım şey bunlardı... Aslında tek unutmak istediğim şeyler de bunlardı.

___________

Her zaman en sevdiğim şey kitapların ilk 7 bölümünü yazmaktır. İlk bölümler hep hoşuma gitmiştir. Sonradan sıçıyorum hikayenin içine. Aynı olaylar olurken sıçan Jeongin gibi

Staj bulamadığım için düğünlere halay başı olarak gidiyorum. Ücrette anlaşma yapabiliriz.

Bölüm sonu

17 yorum