İyi Okumalar 🦋
(Arkadaşlar lütfen ilk bölümü daha dikkatli okuyun. Çoğunuz detayları kaçırmışsınız ve anlamanız zor olur)
_________
~Felix~
Sanki dakikalardır suyun altında kalmışım gibi nefessiz bir şekilde uyandığımda tek yaptığım ağzım ve burnumla aynı anda nefes almaya çalışmaktı.
Deli gibi atan kalbim göğüs kafesimin inip kalkmasına neden oluyordu. Bulunduğum odada pencere olmadığı için hangi zamanda olduğumu anlayamıyordum.
Hala nefes almaya çalışarak uzandığım yatakta oturmaya çalıştığımda vücudumu saran ağrı ve yorgunluk ile gözlerimi sıkıca kapttım.
Hatırlamaya çalışıyordum ama neyi hatırlamaya çalıştığımı bile bilmiyordum.
Oturduğum için üstümden kayıp düşen örtü kendi çıplaklığımı bana sunduğunda çığlık atmamak için iki elim ile de ağzımı kapattım. Gözlerimden akan yaşlar teker teker ellerime akmaya başladığında korkarak odayı inceledim.
Yanımda sırt üstü, bembeyaz teni ile ölü gibi yatan dün geceki ~şu anki zaman algıma göre dün geceki~ adamı gördüğümde ellerimi daha sıkı kapattım ağzıma.
Yanımda uyuyan beden nefes bile almıyordu sanki. Onun da üstünün çıplak olduğunu görmek gözlerimin daha çok dolmasına neden olurken kalçamdaki ağrıyı görmezden gelmeye çalışıyordum.
Uzun bir süre öylece yanımda yatan kişiyi izledim, dümdüz uzanmış iki elini da düz şekilde uzatmış bildiğin ceset gibi uyuyordu.
Gözlerim parmağındaki siyah beyaz yüzüklere kaydığında anlık olarak geceden küçük bir anının film şeridi gibi gözümün önünden geçmesi başımın ağrımasına neden olmuştu.
Ağzımı kapattığım ellerimi başıma çıkarmış ve iki taraftan sıkıştırmıştım. Vücudumun bu kadar ağrıması kesinlikle normal değildi. Garip çok garip hissediyordum.
Yataktan inmek için ayaklarımı yere sarkıttığımda zeminin beton olduğunu görmek içimi ürpertti. Bardan buraya nasıl gelmiştim neredeydim bilmiyordum.
Hızlı bir şekilde pantolonumu almış ve altında, beton zeminde duran telefonumu da almıştım. Üstümü giyinmeye çalışırken vücudumdaki ağrıları görmezden geliyordum.
Bu ağrıları bir nevi kabullenmek, gerçekleri kendime açıklamak istemiyordum.
Tekrar dolmak üzere olan gözlerimi sıkıca kapatmış ve üstümü tamamen giyindikten sonra kapıya doğru adımlamıştım.
En azından adımlamaya çalışmıştım. Hala kabullenmediğim olayı hayatımda ilk defa yapmıştım ve ağrı dayanılabilecek gibi değildi.
Kapıyı açmadan önce arkama dönmüş ve hala aynı pozisyonda uyuyan iri bedene bakmıştım. İçimden bir yerde öldüğünü zannediyordum ama öyle bir şey olmazdı değil mi?
Derin bir nefes alırken yüzünü dikkatli bir şekilde inceledim aslında fazlasıyla yakışıklıydı alnına dökülen kırmızı saçları ona tamamen farklı bir hava katıyordu... yüzüne bakmak bana dün çarpışmamızı hatırlatırken daha fazla anı hatırlamak istemediğim için hızla odadan çıkmıştım.
Odadan çıktığım anda ise kendimi barda bulmam beni delirtmişti...
Bunca zamandır barın içinde miydim? Hayır hayır bu küçücük barda oda olmadığına emindim.
Muhtemelen sabah olduğu için boş olan barda biraz ilerlemiş ve arkama dönmüştüm. Az önce çıktığım kapıyı görmemek artık delirdiğimin bir işaretiydi.
Gece çalışan barmeni hala yüksek sandalyede oturur görünce o tarafa bakmamla burnumdan sıcak kanın damlaması aynı anda olmuştu.
Elimle burnumun kanamasını durdurmaya çalışırken artık çok net bir şekilde hatırladığım geceydi beni ağlatan.
Nasıl olmuştu, neden olmuştu bilmiyorum ama o geceyi isteyen tamamen bendim. İstekle yaptığım hareketler teker teker aklıma dolarken yavaşça sandalyeye oturdum.
Daha fazlasını istemem, sadece zevk almam, tüm hisslerin tekrar beynime dolması kendimden iğrenmeme neden olmuştu. Kesinlikle bunu yapacak kadar içmemiştim.
Burnumun kanamasını umursamadan ayağa kalktım ve barmenin önünden hızla geçerek gördüğüm ilk taksiye bindim.
Hıçkırarak ağladığım için şöför bir süre kendime gelip adresi vermemi beklemişti. Adresi verdikten sonra Jisung'u aradım.
"Tanrı aşkına Felix neredesin sen?"
Kuzenimin -birlikte büyüdüğüm için neredeyse kardeşimin- sesini duyunca daha şiddetlendi ağlamam.
"Jisung ben iyi değilim"
"Tamam sakin ol neredesin almaya geliyorum seni"
Sanki beni görüyormuş gibi başımı sallamıştım. Bir süre sonra ise daha net çıkan sesimle konuştum.
"Taksideyim geliyorum"
...
Koltuğa uzanmış üstüme rahat bir şeyler giyinmiş ve kalın battaniyemi neredeyse kafama kadar çekmiştim.
Arkadaşlarım endişe ile hala başımda dikiliyorlardı ama kendim bile kabullenemediğim bir şeyi onlara nasıl anlatacaktım bilmiyordum.
Nasıl tepki vereceklerini, bana inanacaklar mı bilmiyorum. Son birkaç saattir bir çok şeyi bilmiyordum ve bu beni daha fazla yıpratıyordu.
"Felix hadi anlat ki sana yardım edelim"
Dolu gözlerimi başımı okşayarak konuşan Seungmin'e çevirmiştim. Fazlasıyla çocuksu ruhlara sahiptik ama söz konusu birimizin duyguları olunca en ciddi kişilere dönüşüyorduk.
Koltukta yavaşça oturarak büyük battaniyeyi açmıştım. Hemen anladıkları için üçü de battaniyenin içine girmiş birbirimize sokularak öylece sarılmıştık.
Kışın en soğuk günlerinde böyle göt göte film izlemeyi seviyorduk. Bazen yazın sıcağında da yapıyorduk farketmezdi. Ama iyi geldiği aşikardı zaten.
"Bardaki gece birisiyle yattım"
Kendimi toparlayıp bir nefeste söylediğim cümleden hemen sonra gelecek tepkiden korktuğum için gözlerimi sıkıca kapattım.
Bir tepki alamadığımda ise yavaşça gözlerimi açmış ve donuk donuk yüzüme bakan arkadaşlarımın tek tek gözlerine baktım.
"İyi misin?"
Jeongin, hemen sorusundan sonra kollarını belime dolamış ve daha sıkı sarılmıştı bana. Artık tutamadığım gözyaşlarım sel olurken diğerleri de sıkıca sarıldı.
"İyi değilim. Ben nasıl oldu bilmiyorum"
"Sarhoş olmuş olmalısın"
Anlık sinirle Jisung'a döndüğümde onun da dolu gözlerini görmem daha fazla ağlamama neden olmuştu.
"Değildim. Çok içmediğimi biliyorsunuz"
Biliyorlardı benim asla kendimi kaybedecek kadar içmediğimi çok iyi biliyorlardı. Bu yüzden de susmuşlardı sadece. Ve bu sessizlik daha fazla sinirlerimi bozuyordu.
"Kimle? Belki sevgili olursunuz"
Jeongin hala beni rahatlatmak istercesine konuşurken daha kiminle yattığımı bilmiyor olmam hıçkırıklarla ağlamamı kaçınılmaz yapmıştı.
"Bilmiyorum. Benden baya büyük birisine benziyordu"
Ağladığım için kırık çıkan cümlelerim kendimin de canını yakıyordu. Zaten vücudum bitkin ve ağrıyordu biraz da psikolojik yorgunluk olması daha fazla zorlaştırıyordu her şeyi.
"Uyanınca kaçıp geldim. Uyanmasını beklemedim"
Seungmin tekrar saçlarımı okşarken gözlerimi kapatmıştım. Çok fazla ağladığım için gözlerimi kapatmam bile yanmalarına neden oluyordu.
"Bebeğim keşke uyanmasını bekleseydin konuşup hallederdiniz en azından"
Seungmin haklıydı aslında ama yanımda ölü gibi yatan birisinin uyanmasını beklemem garipti. Nerede olduğumu bile bilmiyordum olayları bile hatırlamıyordum. Bilmediğim bir şey hakkında nasıl konuşabilirdim ki.
"Ben sadece unutmak istiyorum"
Jisung iki eli ile yanaklarımı sıkmış ve sonra öpücükler bırakmaya başlamıştı. Sonrasında Jeongin ve Seungmin de Jisung'a katılınca beni uzun bir süre öpücük manyağı yapmışlardı.
"Unutacaksın kendine zaman tanı"
Jisung cümlesinden sonra burnuma bir öpücük daha bırakmış ve üçü birden üzerimden kalkmışkardı.
"Hadi şimdi bir şeyler yiyelim ve biraz sahile yürüyüşe gidelim"
Jeongin haklıydı biraz farklı şeylerle uğraşmak beynimde dönen senaryoları durdururdu belki.
Hem unutacaktım, zamanla unutacaktım. O adamın beni tekrar bulmayacağına emindim. Zaten dünyanın öbür ucunda olan bir barda tanıştığım bir insanı tekrar görmem imkansızdı.
Emindim birkaç haftaya olanları tamamen unutacak ve kendimi üniversite için hazırlayacaktım.
Arkadaşlarımla güzel bir yaz tatili geçirecek her zaman olduğu için kötü günleri arkamızda bırakacaktık.
Ama işte hayatın her zaman senin için başka planları vardır. Sen kendi haritanı çizersin ama hayatın senin için çizdiği harita üzerinde yürütüldüğünden habersiz kalırsın.
Benim için de böyle oldu. Bu gecenin bana unutamayacağım şeyler bıraktığından habersizdim. Belki de hayatımı değiştirdiğinden.
Aslında bir nevi geçmişimi bile değiştirmişti...
___________
Hikaye nasıl ilerliyor? Neler anladınız? Neler olacak sizce?














