İyi okumalar 🦋 (Lütfen bu bölümü okumadan önceki bölümleri dikkatli bir şekilde okuduğunuzdan emin olun. Yoksa bu bölümü anlayamazsınız)
_________
~Felix~
Gözlerimi açmaya çalıştığımda sanki birisi zorla gözlerimi geri kapatmıştı. Sanki karabasan etkisindeymişim gibi vücudumu kıpırdatmaya, konuşmaya ve uyanmaya çalışıyordum ama tüm çabalarım boşaydı.
S: "Felix?"
Seungmin'in sesini duyduğumda hafif irkilmiştim. Sanki mikrofonla kulağıma bağırmıştı. Sonunda gözlerimi zorlukla da olmuş olsa açtığımda üç tane bana bakan endişeli suratla karşılaşmıştım.
Üçü de başımın üzerinde dikiliyorlardı ve dikkatle yüzümü izliyorlardı benden bir tepki bekliyormuşlarcasına.
F: "Su"
Kuruyan boğazımın ve dudaklarımın suya ihtiyacı vardı. Çok fazla susamıştım ve bir bardak suyun bile bana az geleceğini hissediyordum.
Jeongin beni duyar duymaz hemen oturduğu yatağın köşesinden kalkmıştı su getirmek için. Tam o sırada duyduğum tanıdık ses tekrar kalbimin yerinden çıkmasına neden olmuştu.
H: "Su onu daha fazla susatacaktır"
Jeongin kalktığı yere yavaş yavaş geri otururken ben hala olayları kavramaya çalışıyordum. Keşke bayılmadan önce yaşadığım şeyler rüya olsaydı ve o kızılı tekrar görmeseydim.
Ama şu an uzun boyuyla kollarını önünde birleştirmiş bir şekilde sırtını odamın kapısına yaslayarak duruyordu. Anlık olarak gözlerimiz buluştuğunda gözlerimi kaçırmış ve arkadaşlarıma bakmıştı.
Onlar tanımadıkları kırmızı saçlı bedeni neden içeri almışlardı? Neden odamdaydı? Ve neden Jeongin onun askeriymiş gibi hemen onu dinlemiş ve geri oturmuştu?
H: "Bizi yalnız bırakın"
Tekrar büyüleyici sesi duyduğumda artık tamamen kendime gelmiş ve yataktan destek alarak sırtımı yatağın başlığına yaslamıştım. Hala boğazım kuruydu ve su içmek istiyordum.
S: "Felix, aranızda olanları konuşup halletmeniz iyi olacaktır. Salonda seni bekliyoruz"
Seungmin'e baktığımda uzun boylu adamın onlara kim olduğunu anlattığını anlamıştım. Onlar bizi sırf ben olanları unutayım, konuşarak her şeyi çözeyim diye yalnız bırakacaklardı ama bilmedikleri bir şey vardı...
Kızıl saçlıyı tekrar görmem bana tamamen her şeyi hatırlatmıştı. Kırmızı gözler, kırmızı damarlar, yanan vücudum... hepsini hepsini hatırlıyordum.
Bu olanları kaybolan bar kapısıyla birleştirince karşımda dikilen beyaz tenli adamın normal olmadığını anlamak zor değildi zaten.
Ben onun gözlerinin içine bakarak düşüncelere dalmışken arkadaşlarım çoktan odadan çıkmış ve kapıyı kapatmışlardı.
Sakin ol Felix.. salonda seni bekliyorlar.. hiçbir şey hatırlamıyor gibi davranacak ve bu canavarımsı yaratıktan kurtulacaksın.
H: "Lee Felix"
Adımı o fazlasıyla derin olan sesinden duymam ellerimi titretince hemen ellerimi önümde birleştirmiş ve korkusuzca gözlerinin içine bakmıştım.
Yavaş yavaş bana doğru adımlaması beni korkutuyordu ama ona istediğini vermeyecektim. Ondan korkmuyordum...
H: "Benimle geliyorsun"
Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çatarak yüzüne baktığımda soluk teni bana tekrar geceyi hatırlatmıştı. Ona olan her bakışımda o geceyi hatırlayacaktım bu kesindi.
Ama ne demeye çalışıyordu? Beni kendi oyuncağı falan mı yapmak istiyordu aklınca. Buraya kadar gelip özür dilemesi ya da açıklama yapması gerekirken şimdi konuşma tarzı beni fazlasıyla sinirlendirmişti.
F: "Siktir git"
Yine ani bir şekilde yataktan kalktığımda dönen başım yüzünden sendelemiş ve hemen yatağın başlığına turunmuştum. Ben sendelerken bana taraf uzanan kollarının da farkındaydım. Beni tutmak mı istemişti? Aynı az önce bayıldığımda yaptığı gibi?
H: "Benimle gelmezsen daha kötülerini yaşayacaksın"
Gözlerimi devirerek gülmeye başladığımda gerçekten sinirlenmeye başlamıştım. Beni nasıl bulmuştu bilmiyorum ama şimdi kendisiyle gitmem için tehdit mi ediyordu beni?
Elimi yatağın başlığından çekmiş ve önümde dikilen uzun bedenin yanından geçerek kapıya doğru yürümüştüm. Elimden geldiğince yüzüne bakmamaya çalışıyordum. Çünkü gözlerine her baktığımda vücudum titreme isteğiyle dolup taşıyordu.
F: "Beni tehdit mi ediyorsun? Defol git"
Benim alaylı bir şekilde gülmeme karşılık o da sessizce dudağını kıvırarak gülmüş ve yatağın yanında olmasına rağmen aniden önümde belirerek bileğime sarmıştı uzun parmaklarını.
Bir saniye önce sadece bir saniye önce yatağımın yanında olduğuna yemin edebilirdim ama şimdi gözümü bile açıp kapamama gerek kalmadan önümde durarak bileğimi sıkıca tutuyordu.
Gözlerimi sonuna kadar açarak gözlerinin içine baktığımda bileğime sarılan elinin soğukluğu beni tekrar geceye götürmüştü.
O gece ikimizi de cehennem ateşinde yakan vücut sıcaklığı yoktu. Aksine sanki vücudunda bir damla kan yokmuşçasına buz gibiydi parmakları.
H: "Fazla cesursun Çilli. Yardım etmem için ayaklarıma kapanmanı da bekleyebilirim"
Bana ikinci kez cesur olduğumu söylüyordu. Aslında hiç cesur değildim ama beni böyle bilmesi iyiydi. Bileğimi elinden kurtarmak için kolumu çekiştirdiğimde tüm gücümü kullanmama rağmen bir milim bile kıpırdayamamıştım.
F: "Bırak beni. Aramızda olan her şey tek gecelik bir yanlıştı. Lütfen bir daha karşılaşmayalım"
Ciddi olduğuna adım kadar emin olduğum ses tonumla konuştuğumda bileğimi bırakmış ve kahkahalara boğularak gülmeye başlamıştı.
Mükemmel sesiyle gülmesi çok fazla aşırı iyiydi ve gülerken kaybolan gözleri ona masum bir surat bahşediyordu.
Ama anında ciddileşip yüzüme baktığında donup kalmıştım. Sırtımı biraz daha kapıya yaslarken o eğilmiş ve yüzünü yüzüme daha fazla yaklaştırmıştı.
Yerinden çıkan kalbimin sesini duyduğuna emindim ama bunun daha başlangıç olduğundan habersizdim. Aniden kırmızıya dönüşen gözleri vücudumu biraz daha kapıya yaslamama neden olmuştu.
Korkudan çığlık atmak istiyordum ama dudaklarımı bile aralayamayacak kadar donup kalmıştım. Gülerkenki masum yüz ifadesinin yerine kaya gibi sert olan düz yüz ifadesi beni daha da germişti.
Korkudan mı yoksa fazla yorgunluktan mı bilmiyorum ama başım dönüyordu. Dizlerim titrediği için daha fazla ayakta duramayacakmışım gibi hissediyordum.
H: "Şu an bebeğimi taşımana neden olan bir geceye yanlış demen hiç hoş değil Çilli"
Gözleri eski rengine döndüğünde söylediği cümle kafamda tekrar tekrar yankılanmıştı. Dikkatli bir şekilde beni süzüyordu ve beklediği tepki kesinlikle bu sefer kahkahalara boğularak gülen taraf olmam değildi.
Ben gülmekten bitkin bir hale gelip ellerimi dizlerime yaslayarak soluklanmaya çalıştığımda o sadece düz ifadeyle suratıma bakıyordu.
Göz rengini istediği gibi değiştiren birinin insan olamayacağı bir gerçekti. Bundan korkuyordum ama söyledikleri fazlasıyla komikti. Sanırım bir şizofren ile aynı odada tıkılı kalmıştım.
F: "Sanırım çok fazla omegaverse okumuşsun. Duygularını incitmek istemem ama ben erkeğim"
Gerçekten "bebeğimi taşıyorsun" dediğinde az kalsın cinsiyetimi unutup ona inanacaktım. Çok ciddi duruyordu. Ama artık bu absürt durumdan kurtulmak ve bu donuk yüzü bir daha görmek istemiyordum.
Uzun olan beden tamamen uzaklaşmış ve ellerini ceplerine yerleştirerek sıkıntılı bir nefes almıştı. Hala bu kadar ciddi olması beni ürkütüyordu.
H: "Sen bir taşıyıcısın Felix. Senin cinsiyetin yok"
Gözlerini kırpıştırarak aval aval yüzüne bakıyordum. Bu adam be saçmalıyordu hiçbir fikrim yoktu ama şaka yapmadığını anlıyor olmak beni geriyordu.
Fazla stresten hıçkırmaya başladığımda iki elimi de ağzıma kapatıp öylece kendime gelmeyi bekledim.
Kesinlikle mümkün değildi. Ben bir erkektim ve bir çocuğa hayat verecek iç organlara sahip değildim. Bu mümkün değildi olamazdı böyle bir şey.
Ama içten içe de karşımdaki soluk tenli varlığın insan olmadığına emindim. Hızlı hareketi, buz gibi teni, kırmızı gözleri.
Artık içimi kaplayan endişe ile dolu gözlerimi saklamak için başımı önüme doğu eğdim ve derin nefesler alarak rahatlamaya çalıştım. Bu adamın (?) sözlerine kanmayacaktım.
F: "Bu kadar saçmalık yeter. Siktir git artık evimden"
Karşımdaki beden de aynı benim gibi derin bir nefes almıştı.
H: "Ben anlatmaya çalıştım. Şimdi kendi ayaklarınla bana gelmeni sağlayacağım Çilli. O zamana kadar bebeğime iyi bak"
Beni yaslandığım kapıdan hafifce itmiş ve kapıyı açarak odadan çıkmıştı. Çok geçmeden dış kapının kapanma sesini duymamla da arkadaşlarımın odaya dalması aynı anda olmuştu.
Kafam yeterince karışık değilmiş gibi saçma şeyler söyleyip beni daha da zor durumda bırakarak gitmişti.
İnanmıyordum... böyle bir şey mümkün değildi. O varlık sırf onunla gideyim diye beni kandırıyordu ve onun oyununa gelmeyecektim.
S: "Felix iyi misin?"
F: "Vampir"
___________
ARKADAŞLARRR AĞĞĞĞĞ NASILDI BÖLÜMMM. NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ HEMEN DÖKÜLÜNN











