İyi Okumalar 🦋
Önceki bölümleri okuduğunuzdan emin olun!
Sınır: 150 oy, 400 yorum
____________
Y: "Benden sadece kan istediniz, bense size kendisini getirdim. Şimdi yok edin onları!"
Küçük beden duyduklarıyla korkudan parmak uçlarının uyuştuğunu hissetti. Parmaklarının uyuşması ona daha az önce Hyunjin'in cebinde olan dokunuşlarını hatırlattı.
Üzerinde olan bakışları umursamadan elini cebine attı ve sanki içgüdüsel olarak birisi ona söylemiş gibi cebinden aldığı yüzüğü parmağına taktı.
O anda zaman sarışın olan için dondu. Gördüğü yüzük ile sanki her şeyin başladığı noktaya geri dönmüştü.
O gece Hyunjin ile çarpıştığında, kızıl olan yerde yüzüklerini arıyordu ve aradığı yüzüğün beyaz parçasıydı şu an parmağında olan.
Dolu gözleri ile diğer elini kullanarak yüzüğü okşadı ve o an üzerine gelen tekmeyi gördü. Karşısında dikilen ikili sanki olanları anlamış gibi siyah ayakkabısı ile var gücü ile tekme atmıştı yerdeki bedene ama sanki tekmeyi yiyen oymuş gibi kendisi geriye doğru savrulmuştu.
Onların bu anın şokunda olduğunu anladığında ise hemen yerden destek alarak ayağa kalktı. Ayakları.. titriyordu ve karnı her zamankinden daha da ağırdı sanki. Soğuktan üşüyen küçük elini karnına yasladı.
"Safkan kanı ile korunuyor"
Felix'in diğer tarafında duran Yoongi, Taehyung'un cümlesini duyduğunda kendisini onun yanına doğru attı.
Y: "Saçmalık, az önce kendim getirdim siz de gördünüz!"
Yoongi tekrar kendisini Felix'e doğru atmış, az önceki gibi onun saçını kavramaya çalıştığında bu sefer kendi bedeni geriye savrulmuştu. Safkan kadar güçlü olmadığı için Taehyung gibi ayakta tutamamıştı kendisini, yere yığılmıştı.
Y: "Sikeceğim! Şimdi ne yapacağız!"
Jungkook sinirli bir şekilde elini yerde yatan bedenin yakasına attı ve tek hamlede onu ayağa kaldırdı.
"Bizi de kendinle beraber yaktın. Bunun bir plan olduğunu anlayamayacak kadar işe yaramaz birisin!"
Karşısındaki üçlü birbirine girmekteyken, Felix iki elini de bastırdı karnına. Canı yanıyordu ve bunun sancı olup olmadığından emin değildi.
Yoongi, olanları anladığında kaçmaya çalışsa da iki safkan vampir onu kollarından sıkıca tutuyorlardı.
"Bizimle birlikte sen de yanacaksın tüm bunların sorumlusu sensin!"
Safkanlar cezalı oldukları için bu alandan çıkamazlardı ve birazdan diğerleri Felix'i almak için burada olacaktı. Bu yüzden Yoongi'nin de kaçmasına ve tekrar saklanmasına izin vermemişlerdi.
Y: "Ne yapacağız peki?"
"Savaşacağız. Sayımız az olabilir ama onlardan güçlüyüz. Bunu zamanında gösterdik onlara"
Felix duydukları yüzünden mi yoksa karnındaki sancı yüzünden mi bilmiyordu ama düşecekmiş gibi olduğundan ellerini dizlerine yasladı ve soluklandı.
Eğildiği için karnı eziliyordu ama düşmemek için böyle durmak zorundaydı.
Şimdi daha da korkuyordu. Diğerleri geldiğinde onların da başı belada olacaktı. Hala Hyunjin'in ne durumda olduğunu bilmiyordu.
CB: "Zamanında da biz seni yendik Jungkook ama senin bundan haberin yok"
Felix duyduğu sese taraf dönmek için hemen belini dikleştirdi ve arkasında duran Changbin'e baktı. Hyunjin yoktu? Neden gelmemişti? Ölmüş müydü?
Jungkook sanki tüm olanları daha yeni anlamış gibi gülümsedi ve Yoongi'nin kolunu tutmayı bıraktı. En başından zaten onlar kaybetmişti..
"O gün o evde senin kokunu aldığıma emindim.. ama bu sadece bir yanılmaydı sandım"
Changbin de aynı Jungkook gibi gülümseyerek biraz daha adımladı ve Felix'in önüne geçti.
CB: "Ama yapamadınız. Eşimi benden almış olsanız bile bir tek taşıyıcı kurtarmış olsam bile sizin kazanmanıza izin vermedim. Tüm bunun sonu geldi artık. Bu dünya insanlar ait ve bu düzeni tekrardan kuracağız"
Felix ne olduğunu anlayamıyordu ama diğerlerinin anladığını yüz ifadelerinden görüyordu. Bacakları tekrar titrediğinde gözlerini sıkıca kapattı. Bacakları arasında hissettiği ıslaklık ise onun için son noktaydı.
Yorgun küçük bedeni artık ayakta duramıyordu...
"Yine de buna izin vermeyeceğiz, varlığımız için savaşacağız"
Changbin bu sefer bakışlarını Taehyung'a çevirdi ve bir şey demeden gülümsedi. Çünkü bir şey demesine gerek yoktu. Birazdan hepsine şahit olacaklardı. Yoongi ise sanki az önce atar yapan kendisi değilmiş gibi korkak tavuk misali titriyordu.
F: "Hyung.."
Felix artık doğuma yaklaştığını bildiği için kısık sesi ile konuştu. Elini uzattı önünde duran bedene tutunmak için ama artık gücü kalmamıştı. Bacakları boşaldı..
H: "Tuttum seni küçüğüm"
Hyunjin, aylardır hasretinde olduğu sarışınınının düşmesine izin vermeyerek kollarına aldı ve sancı yüzünden terleyen saçlarına küçük bir öpücük bıraktı.
H: "Geçti hepsi güzelim, evimize gidelim"
Felix hıçkırarak ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırıyordu ama bu sadece bebek gibi titremesine neden oluyordu.
F: "Hyunjin.. savaşacaklar, Changbin hyu-"
Sarışın olanın konuşmasına izin vermeden Hyunjin titreyen dudaklara öpücük kondurdu ve sıcacık bir şekilde gülümsedi.
H: "Orasını düşünme güzelim. Biz gidip bebeğimizi kucağımıza alalım"
Felix endişeli olsa da başını onaylar anlamda sallamıştı ki etrafında duyduğu yüksek sesler yüzünden başını Hyunjin'in kucağında diğer tarafa çevirerek arkadan yürüyerek gelen diğerlerine baktı.
Arkadaşları.. onların burada ne işi vardı bilmiyordu ama aylar sonra onları görmek Felix'i gülümsetmişti.
J: "Emcüklettim!"
Jisung son ses bağırmış ve sonra insanüstü bir hızda Felix'in önünde belirmişti. Sarışın olan ise gözlerine inanamıyordu. Seungmin ve Jeongin de aynısını yaptığında Chan ve Minho arkalarında gururlu bir şekilde bakıyorlardı. Taze kan vampirleri yerlerinde duramıyorlardı.
Yeni dönüştürülmüş taze kan vampirler karşısında diğerlerinin şansı hiç yoktu. Bu savaş zaten başlamadan bitmişti. Bu sefer de onlar kazanacaktı.
Hyunjin daha fazla zaman kaybetmeden diğerlerine başıyla işaret vermiş ve anında kucağındaki bedeni alarak hızla oradan uzaklaşmıştı.
Doğmak üzere olan bebeğinin sağlıklı olması için hızlı olmalıydı.
En başından, bu olacak savaş için hazırlanmıştı diğerleri. Jisung, Seungmin ve Jeongin'e bir nevi savaşmayı, vampir olmayı öğretmişler.
Zaman yaklaştığında ise safkanlar tarafından dönüştürülmüştü diğerleri.
Tabi ki aralarında en cesurları Jisung'du. Bu yüzden ilk o dönüştürülmüştü. Sonunda Minho tarafından boynu ısırıldığı için o kadar mutluydu ki kanına yayılan zehir acısını bile hissetmiyordu.
Jeongin korkudan yirmi kere tuvalete gittiği için ikinci dönüştürülen kişi Seungmin olmuştu. Köpüş bakışlarıyla ne kadar korktuğu belli olsa da bunu Chan'a belli etmek istemiyordu.
Onun karşısında cesurca dikilmek istiyordu. Chan ise bunu bildiği için onun cesaretini övmüştü. Seungmin'in canı yanmıştı ki zaten onun çığlıklarını duyan Jeongin'i tuvaletten çıkarmak biraz zor olmuştu.
Changbin her ne kadar Jeongin'i dönüştüren kişi olmak istemese de küçük olan ona güveniyordu. Jeongin'in pamuk şeker kokan kanı Changbin'i zorluyordu ve safkan hızını alamayıp duramamaktan korkuyordu.
İş ısrılmaya geldiğinde Changbin her defasında Jeongin'in boynuna yakşaştığında küçük olan kendisini geriye çekmişti.
Tabi işin sonunda Changbin onun başını sıkıca tutarak hareketlerini sınırlandırmış ve dönüşümü tamamlamıştı.
Üçünün de canı her ne kadar acımış olsa da Felix için bunu yapmaya hazırlardı. O kurtulsun diye bu acıyı defalarca bile yaşamaya hazırlardı.
Şimdi arkadaşları için sabaşan bu üçlü insanlıklarından vazgeçmişlerdi ama tabi ki işin sonunda eski hallerine dönebileceklerini bildikleri için bunu kabul etmişlerdi.
Az kalmıştı.. her şey sonunda bitecek, dünya düzene oturacaktı. Bu acımasız, kanemici ırkın sonu gelmek üzereydi.
Bebeğini kucağına almaya hazırlanan Hyunjin, sonunda hayallerine kavuşacaktı, sarışını sayesinde..
_______________
Gelecek bölüm final..
Öncelikle hepinizden özür dilerim. Kitap iki çifti barındıramayacak kadar HyunLix'e yönelmiş bir konuya sahipti. Arada MinSung sahneleri olmuş olsa da kitaba MinSung kitabı diyecek kadar yeterli değildi. En başından bunu kitap ismine yazmamalıydım.
Tekrardan özür dileyerek MinSung'u kitap isminden sileceğim. Taslağımda sizi bekleyen çok "tatlı" bir MinSung fici var. Bunu da onunla telafi edeceğime söz veriyorum.









