İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 29 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 29

🩸

İyi Okumalar 🦋

Sınır: 150 oy, 400 yorum

___________

Sarışın olan durmadan elini yumruk yapıp tahta zemine vuruyordu. En azından canını yakmaya ve tehlikede olduğunu Hyunjin'e bildirmeye çalışıyordu.

Gözlerinden akan yaşlar bir an olsun bile durmaksızın akıyordu. Çatısının yarısı çökmüş içinde hiçbir şey olmayan tahta kulübede yerde oturmuş çaresizce yumrukluyordu zemini.

Birkaç dakika önce uyanmıştı. Vücudunu yerden zor kaldırarak oturmuş ve sırtını tahta duvara yaslamıştı.

Korkudan mı titriyordu bacakları, yoksa kırık çatıdan içeri sızan ayaz yüzünden mi emin değildi...

Başını önüne eğdi ve biraz daha hışımla vurdu yumruğunu yere. Parmak eklemleri kızarmıştı ama hala sanki canı yanmıyordu. Hyunjin'in onu hissetmeyeceğinden korkuyordu.

Gerçi bu 4 ay içinde onu görememek varlığından bile şüpheye düşürüyordu sarışını.

Y: "Sevgiline haber vermeye mi çalışıyorsun?"

Felix, kulağında hissettiği fısıltı ile çığlık atarak kendisini geri çekti ve sırıtarak ona bakan bedenin aşırı çekik olan gözlerine baktı korkuyla.

Tek dizi üzerine çökmüş olan elini usulca Felix'in saçlarıan daldırdı ve parmakları arasındaki tutamları sıkıştırarak bir an olsun bile tereddüt etmeden yüzünü var gücüyle kulübenin duvarına vurdu.

Bu sefer küçük olanın ağzından acı çığlığı dökülürlen, kırmızı tatlı kanı kaşından yol çizerek yanağına doğru akmıştı.

Y: "Merak etme ben haber verdim gelecek"

Felix korku ile dönen başını elleri ile tutarken karşısındaki beden ayağa kalktı ve önünde dikildi. Hyunjin'e haber vermiş olması ne anlama geliyordu bilmiyordu ama bu daha da korkutmuştu onu.

Y: "Aylardır seni bulmaya çalışıyorum. Sence bu zaferi elde etmişken tadını tek başıma çıkarır mıyım?"

Kendi kendine konuşan beden sanki çok komik şaka yapmış gibi kahkahalara büründü ve daha da dikleştirdi omuzlarını.

Y: "Onun gözünün içine bakarak alacağım çocuğunun canını"

Fısıltı ile söylediği sözcükler, Felix'i daha da titretmişti korku ile. Emindi.. Hyunjin gelirse onu ne pahasına olursa olsun koruyacaktı. Söz vermişti. Ona ve bebeklerine bir şey olmayacağına söz vermişti.

Y: "Bu isteğim sandığımdan da erken gerçekleşecek"

Cümlesini bitirir bitirmez elini Felix'in kıyafetinin yakasına attı ve oradan kavrayarak yorgun bedeni zorla ayağa kaldırdı.

Felix sendeleyerek ayağa kalktığında daha kendine gelemeden sürüklendiği için zorla adımlarını atmış ve onu azıcık da olsa soğuktan koruyan kulübenin dışına sürüklenmişti.

Nefes nefese kaldığında dönüp arkasında kalan kulübeye sonra da onu hala zorla tutan adama bakmıştı. İlk defa gördüğü bu vampir ondan ne istiyordu emin değildi ama tabi ki aklında birkaç neden vardı.. Changbin'in hikayesini duyduğundan beri sanki bugünün geleceğini bekliyormuş gibiydi.

H: "Yanlış yoldasın Yoongi"

Felix, aylar sonra ilk kez duymuştu etkileyici sesi. İlk kez duyduğu kadar derindi hala..

Dolu gözlerini Hyunjin'e çevirdiğinde içinde bir şeylerin kırıldığını hissetmişti. Uzun olanın gözlerinde ne bir özlem, ne bir korku, ne de bir sinir parçası vardı.

Oysaki, Hyunjin'in ne kadar sinirli bir yapısı olduğunu biliyordu. En basitinden hiçbir şey yapmayan Jisung'u bile öldürmek üzere olan kızıl şimdi nasıl bu kadar rahattı? Hiç mi özlememişti onu? Hiç mi korkutmuyordu bu olanlar onu.

Felix ilk defa canının bu kadar yandığını hissediyordu. Dudakları arasından küçük bir hıçkırık kaçırdığında dizleri büküldü. Yorgunluktan aniden yere düşecekmiş gibi oldu ama sonra kendisini toparladı ve elini kocaman olmuş karnına sardı.

Y: "Gerçekten buraya yalnız gelecek kadar aptalmışsın Hwang"

Hyunjin rahat bir şekilde ellerini pantolonunun cebine soktu ve rahat ses tonu ile konuştu.

H: "Seni öldürmek için başka birine ihtiyacım olduğunu mu sanıyorsun?"

Yoongi de aynı Hyunjin gibi rahat bir şekilde hala yakasını tuttuğu bedeni salladı.

Y: "benim elimde seni diz çöktürecek bir şey var"

H: "Bana hiçbir şey diz çöktüremez"

Sarışın olan bir an olsun kızıldan gözlerini çekmezken Hyunjin gözünün ucuyla bile bakmıyordu Felix'e.

Bilmiyordu ki büyüğü ona bir saniye baksa, o korkmuş suratını görse, gözlerdeki özlemle karşılaşaa oyunununu devam ettirememekten korkuyordu.

Y: "Sana bu laflarını yedirmeyi çok isterdim ama bugün için planım böyle değil"

Elini Felix'in yakasından çekti ve parmaklarını sarı tutamlara sararak tekrar çekiştirdi saçlarını ve Felix'in kafasını arkaya çekerek kıpırdamasın diye sıkıca tuttu.

Hyunjin ise küçüğünün acı dolu inlemesini duyduğunda yumruğunu sıkmamak için kendisini zor tutuyordu. İşin sonunda o parmakları kendi elleriyle kırmayı bir kenara yazdı.

Y: "Bu manzara senin için Felix"

Felix korku dolu gözleri ile Hyunjin'e baktığında sonunda gözleri kesişti. Anında gözlerinden tekrar yaşlar aktı. Hyunjin ise az sonra olacaklar yüzünden korkuyordu, kendisi için değil, Felix'e korkudan bir şe olacağından...

Felix, Yoongi'nin zoru ile boncuk gözleriyle Hyunjin'e baktığında bunu beklemediği kesindi.. Hyunjin'in göğsünde beliren gümüş renginde bıçak güneş ışığıyla parladı ve yansıyan ışık Felix'in gözlerini kamaştırdı.

Daha ne olduğunu anlamdıramayan Felix'in önünde dizleri üzerine düşmüştü Hyunjin. Az önce canlı bakan gözleri şimdi kırmızının en koyu tonundaydı.

F: "H-hyunjin?"

Felix, kopan birkaç parça saçını aldırmadan çırpınarak kurtuldu Yoongi'nin elinden ve koşarak aynı Hyunjin gibi diz çöktü önünde.

F: "Hyunjin?"

Büyüğünün ismi sarışının dudaklarından çığlık gibi çıkıyordu. Küçük kollarını kaldırıp aylardır özleminden kalbi parçalanan adama sarılmaya çalıştığında cebinde hissetiği el onu durdurmuştu.

Y: "Çok zamanımız yok, senin sırana da az kaldı"

Daha Felix sevdiği adama kavuşamadan tekrar kıyafetinden tutularak çekilmiş ve kalçası üzerinde yerde sürüklenmek mecburiyetinde kalmıştı.

Arkasından ne kadar bağırsa da sanki sesi içine kaçmıştı, sanki sesini kimseye duyuramıyordu.

Ayağa kaldırılıp zorla yürütülmeye başladığında ise son gördüğü şey göğsünde uzun kılıçla yere yığılan kızıl olmuştu.

İçten içe onun safkan olduğunu, ölümsüz olduğunu sayıklasa da olmuyordu, ona zarar gelmiş olması.. bunu düşünmek bile vücudunun çökmesine yetiyordu.

Aslında şimdi ölümsüz olan Hyunjin'in değil de kendi canını düşünmeliydi ama.. sevgi böyle bir şeydir işte.. her koşulda eşini düşünmek.

F: "Bırak beni lütfen"

Yoongi sanki onu duymuyormuş gibi hiçbir tepki vermeden yerden zorla kaldırdığı bedeni zorla kucağına aldı ve sonrası Felix için bulanık..

İnsanüstü hızla hareket etmek vampirler için normaldi ama bu Felix'in midesinin bulanmasını ve başının dönmesine neden olmuştu.

Sanki saatlerdir döndürülmüş gibi bakış açısı bulanıktı. Kalbi ağzına gelmek üzereydi, hava sanki daha da soğuyordu, burnunda ve gözünde buzlar oluşuyormuş gibi hissediyordu.

Bunların bir başlangıç olduğunun farkında bile değildi. Son umudu olan Hyunjin'i de o halde görmek Felix için son duraktı zaten.

Tek istediği karnındaki bebeğe bir zarar gelmemesiydi.. ama tüm bu olanların tek nedeni de oydu. Onun bu dünyada yeri yoktu...

Sırtüstü yere düştüğünde ağzından bir öğürme kaçtı. Beli çok sert yere çarpmıştı ve taş olduğu için sırtında batma hissi vardı.

Sırtındaki ağrı yüzünden inleyerek yerde yan döndüğünde önünde gördüğü ikiçift ayakla duraksadı.

Bakışlarını ayaklardan, surata kadar kaldırdı ve ona bakan iki uzun bedene baktı. Kendisi kadar onlar da şok olmuşa benziyorlardı.

Sonra ise Yoongi'nin sesi duyuldu.

Y: "Benden sadece kan istediniz, bense size kendisini getirdim. Şimdi yok edin onları!"

_______________

Finale son 2...

Neler hissediyorsunuz?

Bölüm sonu

13 yorum