İyi Okumalar 🦋
Sınır: 150 oy, 600 yorum
__________
Felix, gözlerini açarak elinden destek aldı, uzandığı yatakta dikleşti ve başının üzerinde dikilerek yatakta oturan Hyunjin'e baktı.
Kızıl olan ona uykulu gözlerle bakan bebeğine ilk defa bu kadar içten gülümsedi ve biraz daha yaklaştı yatakta oturan bedene.
Felix, aldığı sıcacık gülümseme karşısında utanarak gözlerini kaçırdı ve o an anladı evde olmadıklarını. Hyunjin'in evinin koyu renkli mobilyalarının aksine burası beyaz mobilyalarla döşenmiş bir odaydı.
F: "Neredeyiz Hyunjin?"
Hyunjin biraz daha gülümsedi ona şaşkın gözlerle bakan sarışına ve elini uzatarak dağılmış saçları okşadı. Uzun sarı tutamları nazikçe Felix'in kulağının arkasına sıkıştırdı ve yüzünü küçük yüze yaklaştırdı.
H: "Seni seviyorum Felix.."
Hyunjin işaret parmağını durmadan atan Felix'in kalbinin üzerine yasladı ve parmağıyla orayı okşadı.
H: "Ben hep burada olacağım"
Ne olduğunu anlayamayan küçük beden normalde bunları duyduğu için heyecandan bayılırdı ama şu an içinde farklı bir his vardı. Sanki bu olanlar gerçek değilmiş gibi.
H: "Korkma güzelim hep yanında olacağım. Ama öncesinde atlatmamız gereken zor günler var"
Felix korkak bir şekilde iki elini Hyunjin'in omzuna yasladı ve yüzlerinin daha da yaklaşmasını sağlayacak şekilde ona doğru yaklaştı.
H: "Senin güvende olman gerekiyor Felix, her şey daha güzel olacak. Sen hep çok güçlüydün ve bu zamanlarda da güçlü olacağına inanıyorum"
F: "Hyunjin.. hayır"
Küçük beden kollarını Hyunjin'in boynuna sarıp ona sarılmak istediğinde kızıl olan onu omuzlarından tutarak sarılmasına izin vermemişti.
H: "Bana söz ver Felix. Sabırlı bir şekilde bekleyeceksin. Bebeğimize iyi bakacaksın"
Felix başını hayır anlamında salladı ve gözlerinden yaşların akmasına izin verdi. Neyin konuşmasını yapıyorlardı, onu ne bekliyordu bilmiyordu ama kalbi sıkışıyordu.
H: "Zamanı geldiğinde geleceğim. Seni ve bebeğimizi almak için geleceğim. O zamana kadar beni bekleyeceğine söz ver"
F: "Ha-"
Küçük beden konuşmak için dudaklarını araladığında Hyunjin hemen dudaklarını onun dudaklarına bastırdı sıkıca.
İlk defa Hyunjin'in vücudunu sıcak hissediyordu Felix. Bir şey demeden sessizce bekledi ve sıcak dudakların masumca birbirine temas etmesine izin verdi.
Onlar susmuş, dudakları birbirine veda ediyordu...
Hyunjin, uzun parmaklarını Felix'in yumuşacık yanağına yasladı ve dudaklarını hafif kıpırdatarak okşadı çilli yanağı.
Sıcak dudaklar birbirinin üzerinde dans ederken Felix'in gözyaşları ikisinin de ağzında tuz tadı bırakıyordu.
Daha dudaklarına doyamadan uzaklaştılar. Hyunjin tekrar sıcak gülümsemesini sundu dolu gözleri ile ağlayan küçüğüne ve bakışlarını kendisini belli eden tatlı göbüşe indirdi.
Felix'in yanağında duran elini aşağı indirdi ve bebeğini okşadı..
H: "Uslu bebek ol"
Sarışın olan bakışlarını aşağı indirdi ve karnını okşayan büyük ele baktı. Daha o elin varlığını hissedemeden her şey karanlığa büründü.
Ve sonrası ise yalnızlık...
Felix sanki daha önce uyanmamış gibi tekrar gözlerini nefes nefese bir şekilde açtı ve bir hışımla yataktan kalkarak etrafına bakındı.
Hyunjin'in dudaklarının sıcaklığını hala hissederken nasıl olurdu da bunların hepsi bir rüyaymış gibi gelirdi ona?
Ettafına bakındı daha önce hiç görmediği odaya kaybolmuş kedi gibi iri gözlerle bakındı.
F: "Hyunjin?"
Bağırdı, cevap alma umuduyla ona seslendi. Sonra ise çıplak ayakları zeminde ses çıkaracak kadar koştu ve odasından çıktı.
Açık renklerle bezenmiş küçük evin odasından çıktığında onu salon, salona birleşi mutfak ve salonun sonunda duran kapı karşıladı.
F: "Hyunjin neredesin?"
Daha da yüksek sesle bağırdı. Bu sefer yavaş adımlarla salonda olan dış kapıya adımladı ve yanaklarından akan yaşları silerek kapının koluna tutundu.
Kalp atışları göğüs kafesini yırtarken kapı kolunu çevirdi ve kapıyı açarak soğuk havanın onu titretmesine izin verdi.
Gördüğü tek şey ağaçlardı.. her zaman yeşil olan ağaçlar gelecek olan kışa inat yeşilliklerini koruyorlardı.
Küçük beden dışarı çıkmak adına ayağını uzattığında sanki görünmez bir duvar onu engelliyordu.
Daha da şiddetlenen gözyaşlarını aldırmadı ve kendisini dışarı atmak istedi ama ne kadar yaparsa yapsın görünmez bir güç onu evde tutuyordu.
Bir anda güçsüz hissettiği bedeni ile dizleri üzerine çöktü ve tüm ormanda yankılanacak bir şekilde cığlık attı.
F: "Hyunjin lütfen beni bırakma"
Daha önce hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti...
Mecburdu, Hyunjin onu korumak istiyorsa tüm bunlardan uzak tutmalıydı. En başında onu kendi evinde tutmamalıydı. Bu yüzden onun varlığı öğrenilmişti. Ne pahasına olursa olsun taşıyıcıyı saklamalıydı.
Şimdi Felix'i büyüyle korunan, kimsenin bulamayacağı ormanın saklı kollarında olan eve bırakmıştı. Bir süre küçüğü yalnız kalmalıydı ama tüm bunların hepsi onu korumak içindi.
Yoongi'nin ne yapacağını bilmiyordu ama bebeğini ve Felix'i gelecek olan şeylerden korumak için bunu yapmak zorundaydı. Bir süre, bebeği sağ salim doğana kadar bunlara dayanmalıydı.
Tüm bunlar Felix için daha da zor olacaktı ama ondan da zor olan şey Felix'in arkadaşlarını ikna etmekti.
Gece Felix uyuduktan sonra tüm olanları diğer herkese anlatmış ve bunun bir plan olduğunu böyle davranarak taşıyıcının var olduğunu Yoongi'e kanıtlamış olduklarını anlatmıştı.
Sonrasında ise planını anlatmış ve Felix'i doğuma kadar güvenli bir yerde tutmaları gerektiğini söylemişti.
Bunun için kendi kanıyla korunan eve Felix'i bırakacağını ve birkaç ay orada korunacağını anlatmıştı. Tabi ki her hafta market alışverişi ile dolduracaktı evi. Evde Felix'in her türlü ihtiyacını karşılayacak her şey vardı.
Kötü bir şey olsaydı bile Hyunjin anında hisseder ve hemen küçüğünün yanına koşacaktı.
Şimdi Felix'in doğum sancılarına kadar onu orada herkesten uzak bir şekilde tutmaları ve korumaları gerekiyordu.
Bu süre zarfında da Yoongi'nin neler yaptığını veya neler yapacağını öğrenmeli onu bularak durdurmaları gerekiyordu.
Jisung, Seungmin ve Jeongin hemen buna karşı çıkmış, arkadaşlarının yanında olmak istediklerini onu yalnız bırakmayacaklarını söylemişlerdi.
Ama Hyunjin, evdeki büyünün sadece bir insanın kan kokusunu bastıracağını. Zaten hamile olduğu için büyünün ikiliyi anca koruyacağını söylemişlerdi.
Changbin ise daha önce başına gelenleri anlattığında üçlü susarak sessizce koltukta oturmuş ve kabul etmişlerdi.
Aylarca Felix'i görmemek onlar için de zor olacaktı ama arkadaşlarının canı daha da önemliydi.
...
Hyunjin gözlerini sıkıca birbirine bastırarak kulaklarına dolan çığlıkla derin bir nefes aldı. Nefes almasına bile gerek yoktu ama konu Felix olunca insani duyguları ortaya çıkıyordu.
İnsan olmak için çırpınırken, Felix ona her insani duyguyu yaşatıyordu. Şu an ise özlem ve korkunun en yoğun halini hissediyordu, kararsızlığın verdiği ağır yükü omzularında taşıyordu.
Deli gibi istiyordu koşup, saniyeler içinde ona ulaşmak ve küçük, sıcacık bedeni kolları arasına alarak sarılmak, iki sevdiği varlığın kalp atışlarını kulağında duymak istiyordu.
Diğer taraftan onu kaybetmek korkusu kendisini ondan uzak tutmaya zorluyordu.
Tekrar ihtiyacı olmadığı taktirde derin bir nefes aldı ve arkasını dönerek yavaş adımlarla ilerledi ormanın içinde.
Kulağına dolan "bırakma beni" çığlıkları ise hızlanmasına ve saniyeler içinde gözden kaybolmasına neden olmuştu.
Küçük beden sırtını duvara yasladı ve bacaklarını kendine doğru çekerek başını dizlerine yasladı. Bundan sonra ne olacaktı, Hyunjin olmadan nasıl yaşayacaktı bilmiyordu.
Elini karnına sardı ve az önce Hyunjin'in okşadığı gibi okşadı bebeğini.
Dudağından kaçan hıçkırıklar bedeninin sarsılmasına neden oluyordu.. aylar sürecek yalnızlığın ilk gününe başlamıştı...
________________
Ağlayam mı hocam 😭














