İyi Okumalar 🦋 (watty bozuldu yorumları ve okunma sayısını sıfır gösteriyor help)
____________
Felix, ağlamaktan kızaran küçük burnunu çekti ve eli ile zeminden destek alarak ayağa kalktı. İlk önce kapıyı kapattı. Dışarıdan gelen soğuk hava evi buz gibi yapmıştı.
Bir eli karnında salona birleşik olan mutfağa doğru yürüdü ve çekmeceleri karıştırmaya çalıştı. Sonunda bulduğu küçük meyve doğrama bıçağını eline aldı ve karnında duran elini çekerek işaret parmağını bıçağa bastırdı.
Bıçağın sivri ucu beyaz teni anında delip geçmiş, kırmızı kanın parmak üzerinde akarak iz bırakmasını sağlamıştı.
Felix, ıslak gözleri ile etrafına bakındı kimsenin olmadığını anladığında gözlerinden akan yaşları tekrar serbest bıraktı.
Ağlamaktan bulanıklaşan görüşü ona hiç yardımcı olmuyordu. Elinde tuttuğu azıcık kan olan bıçağı tezgaha doğru fırlattı ve sinirli adımlarla koltuğa doğru adımladı.
Her canı yandığında gelmesi gerekiyordu ama kızıl olan ortalarda yoktu. Felix anlıyordu bu evde kalması gerektiğini öncesinde gördüğü rüya değildi, Hyunjin ona veda etmişti.
Anlaşılan o geceden sonra tehlikede olduğu bir durum vardı ve Hyunjin Felix'i korumak için buraya getirmişti.
Tekrar burnunu çekti ve elini karnına yasladı. Hyunjin'in söylediği gibi bebeğine ve kendisine iyi bakacaktı. Kızıl olanın sözleri hala kulağında yankılanıyor, öpücüğü dudağında kendisini belli ediyordu.
Hyunjin, Felix'i seviyordu ve geri gelecekti. O geri dönene kadar sarışın olan kızılını kalbinde saklayacaktı...
...
Zaman Felix için sakin ve yavaş akarken diğerleri için durum aynı değildi.
M: "Yok hiçbir yerde yok"
Hyunjin burnundan soluyarak başını iki elinin arasına aldı ve düşüyormuş gibi kendisini koltuğa bıraktı.
Normalde hep etraflarında gezen Yoongi birkaç gündür ortalarda yoktu. Öyle ki Jisung, Jeongin ve Seungmin bile vampirlere yardım etmişlerdi. Ama yoktu, hiçbir yerde yoktu.
En kötüsü de diğer vampirlere nerede olduğunu soramıyorlardı. Çünkü eğer Yoongi arandığını duyarsa her ne planlıyorsa onu daha da aceleyle yapar ve izini tamamen kaybettirirdi.
H: "Çıldıracağım"
Uzun koltukta dörtlü yan yana otururken karşıdaki biraz daha küçük koltukta insanlar oturuyorlardı.
Safkan gibi güçlü varlıkların endişeli olmaları onları daha da korkutuyordu. Çünkü Hyunjin'in elinden bir şey gelmiyorsa durum cidden kötü olmalıydı.
C: "Önemli olan şimdilik Felix'in güvende olması. Hemen paniklemeyelim"
Chan'ın konuşması ile Seungmin'in gözleri ona taraf kaydı.. hala o gece yüzünden utanıyor olsa bile ona karşı olan hisleri değişmemişti. Sarhoş olduğu için değildi düşünceleri, o gece gerçekten ilk görüşte aşık olmuştu kaslı olana..
S: "Biz de bir şey yapalım. Onu tehdit edecek bir şey kullanalım. Bilemiyorum yaptığı büyü gibi büyülerden yapalım ve yerini bulalım"
Seungmin heyecanlı bir şekilde yerinde dikleşerek konuştuğunda tüm gözler onu bulmuştu. Chan'ın gözünde o fazlasıyla tatlıydı. Üstelik o gece sarhoş olmanın verdiği etki ile kendisini rezil edip sonradan her fırsatta ondan kaçması, sürekli kızarması çok tatlıydı..
CB: "Bizim aksimize onun kaybedecek bir şeyi yok. Ona karşı kullana bileceğimiz birisi veya bir şey yok"
M: "Doğru, korktuğu tek şey var, ölüm. İşte ölmemek için bizden kaçıyor ve saklanıyor"
C: "Ve bu süre zarfında da boş durmadığına eminiz. Vampirlerin sonu gelmesin, ölümlü olmamak için her türlü planı yapıyordur"
Hyunjin sesli bir şekilde ellerini dizine vurarak koltuktan kalktı ve salonun ortasında adımlamaya başladı.
Korkuyordu... asırlar sonra birini kaybetmekten it gibi korkuyordu ve bu his karşısında o kadar savunmasızdı ki duyduğu her kelime onu daha da güçsüzleştiriyordu.
H: "Madem onun planına yetişemiyoruz o zaman biz de oyununun sonunu bozacak planı hazırlarız"
Sonunda tüm gözleri ve dikkatleri üzerine çektiğinde adımlarını durdurdu ve ellerini arkasında birleştirerek sinsi gülümsemesini sundu koltukta oturanlara.
J: "Planın kendisine bir şey yapamıyorsak sonunu nasıl değiştireceğiz ki?"
Hyunjin gülümseyerek koltukta oturanlara taraf bir adım daha attı ve bakışlarını kendi arkadaşlarına taraf çevirdi.
Onların yüzündeki ifadeden anlıyordu az çok bir şeyler anladıklarını.
H: "Planın sonunda Felix'e zarar vermek için diğer safkanlardan yardım alacaktır"
Felix'i ve bebeği öldürmek için diyemediğinden zarar vermek dedi büyük beden. Bu kelimeyi sesli söylemeyi bırak düşünmek bile onu darmadağın ediyordu.
C: "Çünkü bize karşı çıkabilmek için yanında güçlü birileri olması gerekiyor, safkanlar gibi.."
Chan'ın yanında oturan Changbin'in bakışları değişmiş ve hemen Chan'a taraf dönmüştü sırıtarak.
CB: "Bizim daha da güçlü olmamız gerekiyor ve safkanlardan güçlü bir şey varsa o da.."
Bu sefer Changbin'in zevkle parlayan bakışları Minho'ya döndü ve arkadaşının çoktan ona baktığını gördüğünde gülümsemesi daha da genişledi.
M: "Safkanlardan daha güçlü bir şey varsa o da yeni dönüştürülmüş taze kan vampirlerdir.."
Minho ve diğerlerinin bakışları karşı koltukta oturan üçlüye döndüğünde onların hiçbir şey anlamadıkları şaşkın suratlarından belliydi.
Planın sonu belliydi.. onlar Felix'e zarar vermek için geldiklerinde daha da güçlü olmak için yanlarında savaşacak güvenilir birilerine ihtiyaçları vardı.
Ve arkadaşları, Felix için her şeyi yapmaya hazırlardı.. kendi insanlıklarından vazgeçmek olsa bile.
...
Felix nefes nefese yorgun bir şekilde yere oturdu ve bıkkın bir şekilde etrafına bakındı. Saatlerdir evin altını üstüne getirmiş ama bir şey bulamamıştı.
Mutfakta dolabın üzerinde duran magnetli kalemi gördüğünde aklına bir şey gelmiş en azından günlerini sıkıcı olmaktan kurtaracak bir şey yapmak istemişti.
Ama mutfağı, odasını, hatta banyoyu bile aramıştı ama işine yarayacak düzgün bir şey bulamamıştı.
Dolapları karıştırmaktan yorgun düştüğü için biraz yerde öylece dinlendi. Yalnızlık onu yoruyordu ve her arkadaşlarını, Hyunjin'i özlediğinde ağlayası geliyordu.
Yine dolan gözlerini hızlı hızlı kırpıştırdı ve yavaşça yerden kalkarak salona geçti. Salonda küçük bir kitaplık vardı. Oraya da bakındı ama işine yarayacak boş bir defter yoktu.
Ağlamak üzere bir şekilde koltuğa doğru adımladığında kapının kenarında duran boydan aynanın çekmecesi gözlerine ilişti ve son umut parçası ile oraya doğru adımladı.
Eğilip küçük çekmeceyi açtığında onu karşılayan küçük defter bu sefer de mutluluktan ağlamasını sağlamıştı.
Hemen kızaran burnu ve gözleri ile defteri eline aldı. Küçük not defteriydi. Biraz fazla küçüktü eski numara defterleri kadardı ama olsun yine de işine yarayacak bir şey bulmak onu mutlu etmişti.
Üzeri koyu turuncu olan defteri aldı ve cebine attığı kalemi de çıkararak mutlu mutlu adımlarıyla koltuğa doğru adımladı.
Dikkatli bir şekilde koltuğa oturduktan sonra boş defteri sayfaladı ve içindeki heyecanı yüzüne yansıtarak gülümsedi.
Uzun bir süre Hyunjin yanında olmayacaktı ve ona söylemek istediği, göstermek istediği onlarca şey vardı.
Bunları aklında tutarsa elbet arada unuttuğu şeyler de olacaktı. Bu yüzden not defterinin ilk sayfasını almış ve kalemi de parmakları arasında sıkıca tutarak derin bir nefes almıştı.
Belki Hyunjin bebeklerinin her anında yanında olamayacaktı ama Felix bu anları teker teker Hyunjin'e anlatmak için not tutacaktı.
Kendisi yaşadığı hisleri ona da yaşatmak istiyordu ve emindi ki bu Hyunjin'i mutlu edecekti.
Boşta olan elini karnına yasladı ve orayı yumuşak bir şekilde okşadı.
F: "Hazır mısın miniğim babana mektup yazacağız"
_______________
Ağlayam mı hocam?
Kahpe fanartlar paylaşabilmek için twitter hesabı açtım takip edinn
Twitter: @\keenbluees






