İyi Okumalar ��
Sınır: 150 oy, 600 yorum
__________
"Size yemin ederim kokuyu aldım diyorum. Hyunjin'in kokusuna karışmış kutsal kanın kokusunu aldım"
Yoongi dizleri üzerine çökerek yalvarmaya devam etti. Onları nasıl ikna edecekti emin değildi ama korkuyordu.
Kutsal kanın doğup, tüm vampirliği bitirmesinden korkuyordu...
"Tüm taşıyıcıları kendi ellerimizle öldürdük. Kendini de öldürtmek istemiyorsan hemen burayı terk etmelisin"
Biraz daha eğildi ve ellerini önünde birleştirerek daha da çok yalvardı.
"Size güvenim sonsuz efendim. Lütfen siz de bana inanın. Hepimiz yok olacağız"
Önünde dimdik duran ikili birbirlerine baktılar. Tüm taşıyıcıları öldürmüşlerdi. Kendi sonsuz hayatları için masum insanları kurban etmişlerdi ve gram pişman değillerdi.
"O zaman kanıtla bize bunu evlat"
Yanağında yara izi olan uzun beden derin sesi ile konuşmuş ve Yoongi'nin başını kaldırmasına neden olmuştu.
"Bize kanıtla ki sana inanalım"
"Bize kutsal kandan biraz getir. Anca o zaman inanırız sana"
Diye ekledi diğeri..
Yoongi ellerinden destek alarak ayağa kalktı ve başını mağrur bir şekilde salladı. Bunu nasıl yapacaktı bilmiyordu ama kendisini kanıtlayacaktı.
Cezalı oldukları için bu mağaradan asla çıkamayan ikili ise bunun bir oyun olduğunu düşünüyorlardı...
Sırf onlar mağaradan çıkıp tekrar ölüme mahkum edilsinler diye oynanan bir oyun sanıyorlardı.
Ama Yoongi kendisini kanıtlayacağına emindi.
...
Felix, boğazında hissettiği acı tat yüzünden gözlerini açmış ve daha şimdi odaya giren Jisung'a bakmıştı.
J: "Uyandırdım mı seni?"
Küçük beden ağzını açıp konuşmak istediğinde karnında hissettiği sancı yüzünden büyük bir çığlık attı ve yataktakileri rahatsız ettiğini aldırmadan onları iterek yataktan kalktı.
S: "Felix iyi misin?"
F: "AAAAHHH"
Felix'in kalın çığlığı tekrar odada yankılandığında artık herkes onun başında toplanmıştı. Küçük beden cenin pozisyonunda yere uzanmış, ayaklarını kendine çekerek karnına sarılıyordu.
Karnındaki sancı tarif edilemez bir hissti ve kısaca özetlemek gerekirse yüksek ateşte ısıtılmış demirin karnına bastırıldığını hissediyordu.
Durmadan sesini kısacak desibelde çığlık atarken endişeli arkadaşları ne yapacaklarını şaşırmışlardı.
Diğer taraftan Hyunjin.. kızıl olan Yoongi'nin yanındaydı avlanma ve dönüşüm gecesi olduğu için. Hissettiği acıyla paniklemişti, küçüğünün canını neyin bu denli yaktığını bilmiyordu ve bu onu daha da sinirlendiriyordu.
Aynı zamanda Yoongi'e bir sebep sunmadan oradan ayrılamıyordu. Onu bir kez şüphelendirmişlerdi ve bunu tekrar yapamazdı.
Kalbinde hissettiği acı ile düşünmekte de zorlanıyordu. Felix'e veya bebeğine bir şey olmuş olması onu korkutuyordu. Korkuyu ilk defa iliklerine kadar yaşıyordu.
M: "Sikeceğim belanı yaklaşma bana"
Gözleri siyaha dönmüş, tüm vücudu cam gibi parçalara ayrılacakmış gibi çatlayan vampir, durmadan kırılan dizleri ve güçsüz bacakları yüzünden zorlukla Minho'ya taraf yürüyordu.
Leon, üzerinde Felix'e zarar verecek şekilde kurulmuş kara büyü ile evin içinde zayıf insan bedenini öldürmek üzere olduğunu anlamadan yardım ister bir şekilde safkana doğru yürüyordu.
Minho ise ölmek üzere olan vampirin her an çıkabilecek ateşine tutulmamak için her şeyi unutmuş bir şekilde ona yaklaşan bedenden uzaklaşıyordu.
IN: "Felix Lütfen nefes al"
Yerde acıdan çırpınan beden arkadaşlarını gözyaşlarına boğmuştu. Karnını yakan acı hissi küçüğü nefessiz bırakıyordu.
F: "B-bebeği..m"
Felix, gözlerinden akan yaşları ya da vücudunu ikiye bölen acıyı aldırmıyordu. Tek korkusu karnındaki bebeğin canının yanması, ona bir şey olmasıydı.
Kendisi öldürmeye çalıştığı canlıya şimdi bu denli bağlı olmak..
Minho, artık damarlarında akan lavları görüyordu karşısındaki bedenin. Her şeye çok yakındı, olanları düşünemeyecek kadar önemsiyordu kendi canını.
Minho, duvara çarpmadan önce son bir adım attı tam hızla oradan ayrılacakken Leon ayakları önünde yere yığılmıştı.
H: "Felix"
Hyunjin son ses bağırarak kapıyı üst taraftan kıracak şekilde sert bir şekilde açtı. Hızla üst kata çıkacaktı ki salonun sonunda duran Minho ile gözleri kesişmişti. Yerde yatan, damarları kızıla boyanmış bedeni görmesi de çok sürmemişti.
Küfürler savurarak saniyeler içinde Minho'nun önünde belirdi ve uzun parmaklarını yerde yatan vampirin boğazına sararak sıcaklık yüzünden yanan elini aldırmadan hızla ölü bedeni sürükleyerek evden dışarı attı.
Parmakları, sıcak boyundan ayrılır ayrılmaz evin önüne düşen beden kırmızının en koyu renklerindeki aleve büründü ve karanlık geceyi güneş misali aydınlattı.
Hyunjin, yanan beden'in varlığıyla göğsünde dinen acının da farkındaydı. Tezgaha gelmişti, neler olduğunu anladığında her şeye kandığını anlamıştı çoktan.
H: "Sikeceğim seni Yoongi"
Hiçbir şey düşünemezken, hızla odasına çıktı ve odaya girer girmez yerde, arkadaşlarının dizi önünde yatan bedene baktı.
Felix ise ağlamaktan kızaran ve bağırmaktan yorgun düşen gözleri ile Hyunjin'in gözlerine baktı. Gözleri kurumuştu ama kızıl olanı gördüğünde dudakları titrek bir şekilde büzüldü ve gözleri tekrardan doldu.
Canı yandığı an Hyunjin'in gelmesini beklemişti, ama o, söz verdiği gibi canı yandığında gelmemişti.
Seungmin, Felix'in nereye baktığını gördüğünde arkadaşlarını geriye çekti ve Hyunjin'in gelmesi için yer açtı.
H: "İyi misin?"
Büyük beden beklemeden kolunu Felix'in başının ve dizlerinin altından geçirerek sarışını kucağına aldı dikkatlice.
Felix saklanmak istercesine burnunu çekerek yüzünü Hyunjin'in göğsüne bastırdı ve boğuk sesiyle konuştu.
F: "Kalp atışlarını duyuyor musun? İyi mi?"
Hyunjin soğuk dudaklarını kucağındaki bedenin saçlarına bastırdı ve küçük bir öpücük bıraktı. Sonra ise güven verici bir şekilde gülümsedi.
H: "Merak etme gayet iyi. Sen iyi misin?"
Felix biraz daha yüzünü bastırdı sert göğüse ve titrek bir nefes aldı başını hayır anlamında sallayarak.
F: "Çanım çok yandı"
Sonlara doğru dudaklarından küçük hıçkırık kaçırdığında Hyunjin küçüğü göğüs kafesine sokacak kadar sıkıca sarıldı. Onu göğsüne saklamak istiyordu böylece kimse ona zarar veremezdi.
Özellikle de şimdi... Yoongi'nin oyununa kandığı için kendisini suçluyordu ve bundan sonra küçüğünü nasıl koruyacağını düşünüyordu. Changbin'in yaşadığını yaşayamazdı, bu konuda onun kadar güçlü değildi...
H: "Geçti, bir daha canın yanmayacak"
Hyunjin, Felix'i yatağa bırakmaktan vazgeçmiş, kendisi yatağa oturarak sırtını başlığa yaslamış ve kollarındaki bedeni rahat bir şekilde göğsüne çekmişti.
Sarışın kollarını, Hyunjin'in boynuna sarmış, sıkıca sokulmuştu ona. Büyük beden onu her şeyden korumak adına kollarını sarmış, burnunu saçına daldırarak tüm kokusunu ciğerlerine çekmişti.
Son kez.. kendisini tutmadan istediği kadar öpücük kondurdu tatlı surata, kokusunu unutmamak adına burnunu çekmedi sarı tutamlardan. Onun iyiliği için, ondan ve bebeğinden uzak durmalıydı. Bir süreliğine..
Felix her şeyden habersiz bir şekilde tatlı uykuya daldığında Hyunjin büyük elini onun karnı üzerinde gezindirdi ve hafif şişliği okşadı usulca. Bebeğinin tatlı kalp atışları kulağını okşadı.
O gece sabaha kadar kucağındaki bedenin her noktasını ezberledi Hyunjin. Sabaha kadar kollarından bırakmadı onu...
...
"Size yemin ediyorum kara büyüyle öğrendim. Neden bana inanmıyorsunuz"
Sonunun geleceğinden korkan vampir titreyen dizlerinin üzerinde durmuş yalvarıyordu.
"Bize bebeğin kanını getirmeden inanmayacağız"
Yoongi, dizleri üzerinde durmayıp ayağa kalktı ve belini dikleştirerek önünde duran iki safkanın karşısında dik bir şekilde durdu.
"Hwang yanımdaydı, sadece taşıyıcılar için olan büyüyü üzerinde taşıyan bir vampir gönderdim eve ve Hwang bir göz kırpımında bir şey demeden ortadan kayboldu.."
Önündeki siyah saçlı keskin gözlü bedenin konuşmasına izin vermeden bir adım daha yaklaştı ve kendinden uzun bedenlere dikkatlice baktı.
"Sizin gibi korkak olmayacağım. Sizin aksinize onları kendi elimle mahvedeceğim. İstediğiniz kan mı? Getireceğim. İşte o zaman siz benim için çalışacaksınız!"
Kısa olan hiçbir cevap vermeden ortadan kaybolmuş ve diğer ikiliyi korkuyla baş başa bırakmıştı.
Hwang aptal değilse Yoongi'nin planını çoktan anlamış olmalıydı. Bu yüzden Yoongi, saklanmayı ve ilerisi için plan yapmayı seçti. Tabi Hyunjin'in de boş durmayacağını biliyordu...
_____________
Sizce finale damgasını vuracak olay ne olacak?










