İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 24 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 24

🩸

İyi Okumalar 🦋

(Şu an kitabın final bölümünü de yazdım. Tüm bölümler hazır. Bölüm başına koyduğum sınırlar doldukça bölüm atıcam. Sınırları hemen doldurun ki hemen sık sık bölüm gelsin. Taslakta 7 bölüm var. Hepsi bitsin diğer kitaplardan devam edeyim)

Sınır: 250 oy, 500 yorum (random ve alakasız yorumlar olmazsa çok mutlu olurum)

___________

Bu ay avlanma için Hyunjin Yoongi ile gece avına çıkmıştı. Normalde bunu pek sık yapmazdı ama aylar sonrasında onunla yakın olarak düşüncelerini ölçmek istiyordu.

Bu yüzden Minho evde yaramaz insanları korumak için kalmıştı. Bu durumdan pek hoşnut olmasa da onun sırasıydı ve kaytaracak hiçbir nedeni yoktu.

Şansına o eve geldiğinde dört buçuk -Felix'in göbüşü buçuk- kişi yatakta çoktan uykuya dalmışlardı. Havalar soğumaya başladığından birbirine sarılan bedenler masumca uyuyorlardı.

Minho, uzun geceyi renkendirmek adına bardağını viski ile doldurmuş ve bacaklarını açarak geniş bir şekilde koltukta oturuyordu.

Birkaç ay sonra, her şey değişmiş olacaktı ve buna hazır mıydı veya bunu gerçekten istiyor muydu emin değildi.

Düşünceler beyninde dolanırken, içki boğazını yakarak akıyordu ve bu his hoşuna gidiyordu.

Yine gün boyunca durmadan konuşan beden susuzluktan kuruyan boğazı yüzünden yuvarlak gözlerini açtı ve yanında yatan Jeongin'in üzerine basmamaya özen göstererek sessizce indi yataktan.

Üzerinde sadece beyaz tişörtü vardı ve bu da boxer'ini kapatmaya yetiyordu. Evde kimse olmadığını bilerekten rahat bir şekilde odadan çıktı ve zemin, sıcak yataktan çıktığı için ona soğuk geldiğinde parmak uçlarında yürüyerek merdivenleri indi.

Salondan gelen loş ışık yüzünden gözlerini kırpıştırdı ve koltukta geniş bir şekilde oturan büyük bedeni aldırmadan yüzünü kırıştırarak mutfak tarafına adımladı.

Ama onun aksine koltukta oturan Minho, başını yavaşça arkasına çevirdi ve parmak uçlarında yürüyen bedeni baştan sona süzdü.

Uzun, ince bacakları o kadar beyazdı ki sarı ışık altında parlıyor, resmen dudak açıp "beni ısır" diye bağırıyordu.

Büyük beden, Jisung mutfak tezgahının arkasına geçtiğinde bir yudum daha aldı içkisinden kuruyan boğazını nemlendirmek için.

Son birkaç gündür sincap suratlı baş belası ona yaklaşmıyor, onunla uğraşmıyordu. Aylardır buna alışmıştı Minho ve şimdi küçük insanın neden böyle yaptığını bilmiyordu.

Ve.. istiyordu, küçük oyuncağının ona sırnaşmasını istiyordu.

Jisung bir bardak suyu doldurarak tek nefeste içmiş ve bardağı tezgaha bırakarak tekrar parmak uçlarında tezgahın arkasından çıkmıştı.

Minho hala ona bakıyordu ve istifini bozmadan mimikleri ile "ne bakıyorsun" mesajı attıktan sonra yürümeye devam etmişti.

Ama lanet olsun ki.. Minho'nun tüm dikkati o bacaklardaydı. Beyaz teni, ısırmak, yalamak, tatlı kanın dudaklarında tat bırakmasını istiyordu. O bacaklar ne kadar da güzel yakışırdı omuzlarına..

M: "Dur"

Jisung tam merdiveni çıkmak üzereyken adımlarını durdurmuş ve yavaşça arkasına dönmüştü.

Siktir.. az önce koltukta oturan ayı şimdi burnunun dibindeydi. İrkildiğini belli eden yuvarlak gözler Minho'nun gözlerini bulduğunda büyük olan da ne diyeceğini bilmiyordu.

Bu manzaradan mahrum kalmamak için Jisung'a durmasını söylemişti ve şimdi bunu nasıl toparlayacaktı ki? Ah lanet olsun ki bakışları durmadan bacaklara kayıyordu, yakından bakmak onu daha da çıldırtıyordu.

J: "Ne var?"

Şu an büyük elleri ile o bacakları kavrasa ve tadını çıkarsa en fazla ne olabilirdi ki?

J: "Sapık bu vampir"

Jisung, Minho'nun nereye baktığını çok iyi biliyordu ve üzerine bir şey giyinmeden aşağı indiği için kendisini bin kere falan tebrik etmişti.

YouTube'de izlediği ilişki tavsiyesi üzerine "kovalayan değil de kaçan" olma kararı almıştı ve gerçekten de Minho kendisine gelmişti.

Heyecanını belli etmemeye çalışarak omzularını silkerek arkasını döndü ve merdivenleri çıkmak için bir adım attığında bileğine sarılan buz gibi el onu durdurdu.

Büyük el, ince bileği öylece sarıyor, kendisine doğru çekmiyordu. Jisung midesindeki kelebekleri aldırmamaya çalışarak tam arkasını dönecekti ki beline sarılan kolu da hissettiğinde ağzı sonuna kadar açıldı.

Güçlü kol onu tek hamlede kendisine doğru çektiğinde Jisung'un ağzından küçük bir şaşkınlık nidası çıktı ama sonrasında anladı ki şaşırması gereken kısım bu değilmiş.

Beline sarılan kol orayı sıkıca tutarak daha da sert bastırıyordu kendisine. Minho kolunu çok fazla sıktığını anladığında hereketlerini biraz gevşetmiş ve ince bele sarılan elini Jisung'un kasıklarına yaslamıştı.

M: "Belin çok ince çıldıracağım"

Jisung sesli bir şekilde yutkundu daha ağzını bile açamadan kasıklarında olan el onu kendisine doğru çekti biraz daha. Minho eli ile Jisung'un bedenini kendisine doğru bastırmış ve erkekliğini dolgun kalçaların arasına sürtmüştü.

J: "Mmmh"

M: "Siktir"

Jisung dudaklarını birbirine bastırdığı için inlemesi boğuk çıkmıştı ve Minho ise inlememek için küfürler savuruyordu.

Küçük olan kalçasında hissettiği büyüyen penis ile dudaklarını koparacak kadar ısırıyordu. Bunlar yetmezmiş gibi bileğine sarılı olan el bacaklarına inmiş ve açıkta kalan yumuşak teni okşamaya başlamıştı.

Jisung uslu durmak yerine elini bacağında duran ele yasladı ve kalçasını daireler çizerek hareket ettirdi. Ona temas eden erkeklik daha da büyüdüğünde dudaklarını ısırarak gülümsedi ve Minho'nun kollarından uzaklaşmadan ona taraf döndü.

İkisi de boşluğa düşmüş gibi birbirine bakıyorlardı. Minho'nun, patlamak üzere olan aleti artık yumuşaklığa temas etmediği için her şeyi yakıp yıkmaya hazırken, Jisung'un aklında başka planlar vardı.

J: "Ne istiyorsun?"

Beline sarılı olan kollar onu kendisine doğru sert bir şekilde çektiğinde Jisung bacağını Minho'nun bacağına sürterek biraz daha oynadı onunla.

M: "Önce senin sonra kanının tadına bakmak istiyorum"

Küçük beden kolunu ondan uzun olanın boynuna doladı ve parmak uçlarına yükselerek burnunu Minho'nun çene hattına sürttü.

J: "Ben de çok istiyorum~"

Jisung, kalçasını tekrar oynattı ve alt dudağını ısırarak kendi kasıklarını biraz daha sürttü errekte olmuş penise.

Minho, hayran gözlerle onu izlerken, gözlerini zevkle kapatmamak için kendisini zor tutuyordu. O beyaz dolgunlukları çok pis becerecekti.

J: "Ama"

Jisung, kendisini biraz daha yaklaştırmıştı keskin surata doğru ve dolgun dudaklarını, biçimli dudaklara sürtmüş, kendi sıcak dudaklarının, soğuk dudakları ısıtmasına izin vermişti.

Sürtündüğü penisten uzaklaştı ve biçimli dudaklardan küçük bir öpücük çalarak uzaklaştı onu tutan kollardan. Yüzünde zaferin çığlığını atan kocaman bir gülümseme vardı.

J: "Ama istediğine kavuşman biraz zor olacak kedicik"

Sıcak vücudu artık soğuk vücudu ısıtmayı bıraktı ve şaşkın bedeni öylece bırakarak birkaç basamağı çıkarak tekrar arkasına döndü.

J: "Bu bana yaptıklarının küçük bir cezası olsun"

Parmakları ile küçük işareti yaparak basamakları hızlıca çıkmış ve zafer gülücüğünü suratından eksik etmemişti.

Onu zor durumda bırakmak Jisung'u eğlendiriyordu. Sonunda istediğini elde etmişti ve bu gecenin uykusu mükemmel olacaktı.

Minho ise şaşkın şaşkın öylece kalmıştı. Küçük sincabı fazla hafife almıştı ve artık elde etmesi gereken küçük bir sincabı vardı.

Ve bir de.. ilgilenmesi gereken bir "küçük" sorunu daha vardı bu gece. Derin bir nefes alarak lavaboya doğru adımlamıştı ki gürültülü bir şekilde açılan kapı onu durdurdu.

Titreyen adımlarla içeri giren kişiyi gördüğünde belini dikleştirdi ve kaşlarını çatarak ona taraf döndü.

M: "Ne işin var burada Leon?"

Konuşması ile zombi gibi yürüyen varlığın gözleri kendisine doğru dönmüştü ve siktir ki olayı daha şimdi anlamıştı. Safkanların izni olmadan kimse bu kapıdan içeri giremezdi ama Leon.. ölmek üzereydi.

Siyaha dönmüş gözleri ve simsiyah kanın aktığı büyük damarları gördüğünde ne yapacağını şaşırmıştı Minho.

Leon ise durmadan üzerine adımlıyordu. Hangi kara büyü ile bu hale gelmişti, bilmiyordu ama birazdan cehennemin ateşi ile yanarak ölecekti...

______________

Başlayalım bakalım...

Bölüm sonu

20 yorum