İyi Okumalar 🦋
_____________
F: "Yah Hyunjin versene ya!"
Hyunjin, Felix'i umursamadan bir eli havada diğer eli de rahat bir şekilde belinde durmuş, ona ulaşmak için zıplayan sarışını izliyordu.
H: "Olmaz dedim"
Felix sinirli bir şekilde dişlerini sıkarak Hyunjin'in tişörtünün yakasını avuçladı ve biraz daha yükseğe zıpladı.
F: "Son bir tane daha"
Küçük beden nefes nefese kızılın üzerine tırmanmaya çalışırken Hyunjin umursamaz bir şekilde omuzlarını silkiyordu.
Felix, hamileliğinin dördüncü ayına yaklaşıyordu. İlk başlarda inanmadığı bu durum artık hafif şişmiş karnı ile gözlerinin önündeydi.
Tabi bu gerçeklik yanında zorluklarla da geliyordu. Hemen hemen her şeyin kokusu burnuna kötü geliyor, Hyunjin'in zoruyla bir şeyler yiyordu.
Ama aniden acıktığında ve canı bir şey çektiğinde o yeşi patlayana kadar yiyor, midesine zarar verecek kadar çok yiyordu.
İşte şimdi Hyunjin elindeki mandalina poşetini havaya kaldırmış zaten bir kilo yiyen bedenden uzaklaştırmaya çalışıyordu.
H: "Olmaz"
Uzun beden soğuk ve düz bir şekilde cevap verdiğinde Felix sinirli bir şekilde küçük yumruğunu onun göğsüne geçirdi ve küçük ayaklarını yere sert çarparak koltuğa doğru adımladı.
Zaman.. hızlı geçiyordu. İkili didişerek olsa da anlaşıyor, bazen bıçak kemiğe dayanana kadar kavga ediyorlardı ama günün sonunda ne olursa olsun Felix kendisini ona sığınmış bir şekilde buluyordu.
Dürüst olmak gerekirse Hyunjin çok değişmişti. Artık kaba bir şekilde değil de Felix'e karşı nazik davranıyor, sinirlerini kontrol ediyordu. Küçüğüyle sadece uğraşmak için kavga ediyordu.
Aralarındaki ilişkiye Felix bir anlam kazandıramasa da bilemiyordu işte.. Hyunjin ona güvenli alanıymış gibi hissettiriyordu.
Bu değişikliklerin en büyüğü Hyunjin'in içinde kopuyordu. Kızıl olan Felix'e karşı yumuşaklığının farkındaydı ve bundan pişman değildi. Tek hayatı sarışın ve onun karnında can bulan bir parçası olmuştu...
Küçük beden kollarını göğsünde birleştirerek sinirli bir şekilde koltuğa oturdu ve ağlamamak için gözlerini hızlı hızlı kırpıştırdı.
Birazcık daha mandalina yemek istemişti alt tarafı...
H: "kalanını yarın yersin"
Hyunjin, Felix'in ulaşamayacağına emin olduğu için elindeki poşeti buzdolabının üzerine bıraktı ve koltukta kaşlarını çatarak, sinirli gözüktüğünü zanneden bedenin yanına oturdu.
Günleri böyle geçiyordu. Bir şey yapmadan öylece otursalar bile Felix uyuyana kadar Hyunjin zamanını onun yanında geçiriyor, sarışın uyuduktan sonra içinde sakladığı vahşi kişiliğine bürünerek dışarı çıkıyordu.
Felix de arkadaşları yanında olsa bile Hyunjin'in onun yanında olmasına ve yalnız kalmadığına seviniyordu.
F: "Yarın canım mandalina çekmeyecek"
H: " O zaman canın çektiği başka bir zaman yersin"
Sarışın olan çipil gözleri ile yanında oturan uzun bedene yan bir bakış attı ve tekrar bakışlarını önüne çevirdi.
Aylar geçmişti ve uçup giden her zaman kırıntısında Felix daha yakın olmak istiyordu Hyunjin'e.
Bu olayı defalarca düşündü. Bunun nedeni ilk birlikteliğini onunla yaşamış olmak mıydı? Onun bebeğini taşıyor olmak mıydı? Yoksa onunla çok fazla zaman geçiriyor olmak mıydı diye çok düşündü.
Hala daha bu soruya cevap bulamamıştı. Bunların hiç biri değildi. O sadece Hyunjin'in yanında olmak, ona temas etmek, Hyunjin tarafından sevilmek istiyordu.
Bunu kızıla soracak kadar cesur değildi.. o yüzden tüm hislerini içinde yaşıyor ve ona yaklaşmak istese de bunu yapmıyordu.
Hyunjin koltukta geriniyormuş gibi yapmış, kollarını iki yana doğru açarak bir kolunu Felix'in omzuna atmış ve küçük bedeni kolunun altına almıştı.
Felix ise kendisine dokunulmasını sevmeyen sinirli kediler gibi Hyunjin'in kolundan uzaklaşmaya çalışmış ama omzunu saran kaslı kol onu biraz daha kendisine doğru çekmişti.
F: "Sıcak Hyunjin çekilsene"
H: "Felix kış gelmek üzere"
Sarışın olan offlayarak omzunda duran eli kendi eli ile tuttu ve ittirdikten sonra ayağa kalktı. Koltukta yaylanarak oturan Hyunjin'in önünden geçerek gitmek istediğinde ise bileğini saran el onu kendisine doğru çekmişti.
Felix sendeleyerek anında kendisini Hyunjin'in aralık bacaklarının arasında koltuğa geri oturmuş bir halde buldu.
F: "Uyumak istiyorum bırak"
Küçük eli ile Hyunjin'in göğsünü itekleyip oradan kalkmaya çalışsa da büyük eller çoktan beline sarılmıştı bile.
H: "Burada uyu işte"
Felix pes eder bir şekilde başını Hyunjin'in göğsüne bıraktı ve derin bir nefes aldı.
F: "İstemiyorum"
H: "Ama belki ben bebeğime sarılmak istiyorum"
Küçük beden başını yasladığı göğüsten kaldırdı ve tekrar kaşlarını çatarak ona sırıtan gözlerle bakan kızıla baktı.
F: "Doğduğunda sarılırsın"
Hyunjin gülümsemesini daha da büyüterek başını eğdi ve burunları bir birine değecek kadar yaklaştı Felix'in yüzüne.
H: "O bebeğimi kastetmemiştim"
Felix anında çatık kaşlarını düzeltmiş ve pembeleşen yanaklarını gözler önüne sunmuştu. İşte Hyunjin hep onunla böyle uğraşıyordu ve küçük beden bu sözcüklerin gerçek mi yoksa sadece bir oyun mu olduğunu anlayamıyordu.
Böyle şefkat dolu sözcükleri Hyunjin'den duymak onu mutlu ediyordu ama tüm bunların sadece bir şaka olmasından ve kendi içinde ona bağlanmaktan korkuyordu.
Kızıl olan kucağında sakince oturan bedenin kızaran yanaklarını gördüğünde daha da cesaretlenerek biraz daha yaklaştırdı yüzünü küçük surata doğru ve kendi soğuk burnunun, Felix'in minik, sıcak burnuna temas etmesini sağladı.
İkilinin gözleri küçük temastan sonra anında kesişirken, nefesleri birbirlerinin dudaklarına çarpıyor, anı daha da erotikleştiriyordu.
Felix, elini göğsünde çırpınan kalbine bastırmamak için kendisini zor tutuyor, Hyunjin'in gözlerinden teması çekmeden ondan bir hamle gelmesini bekliyordu.
IN: "Acil tuvalete gitmem gerekiyor!"
Jeongin bağırarak kapıya tekme atmış ve ağır kapının sonuna kadar açılarak duravara çarpmasına neden olmuştu.
Hyunjin'in aksine Felix irkilerek o tarafa döndüğünde , kızıl olan küçük insanı hayalinde on yerden bıçaklayarak öldürüyordu.
J: "Ay yanlış zamanda gelmişiz"
Merdivenlere koşan Jeongin'in ardından Jisung ve Seungmin de içeri girmiş ve kucak kucağa olan ikiliye dikmişlerdi gözlerini çekinmeden.
Jisung, Hyunjin'in kucağına yan bir şekilde oturan arkadaşına sapık gülümseme sunuyordu, Seungmin ise aksine konuyu nasıl değişeceğini arıyordu.
S: "Üniversite işini hallettik"
Seungmin elini Jisung'un omzuna attı ve arkadaşını kendisine doğru çekerek tatlı bir şekilde gülümsedi.
Sarışın olan Hyunjin'in ellerini iterek rahat kucaktan inmiş ve üzerini düzelterek diğer koltuğa geçip oturmuştu.
F: "Benim için senenizi yakmanıza gerek yoktu. Üzülüyorum böyle olunca"
Dörtlünün üniversite sonuçları açıklanmış ve istedikleri bölümleri tutturmuşlardı ama Felix bu sene üniversiteye gidemeyeceği için diğerleri de ilk senelerini dondurmışlardı.
Arkadaşları sağ salim bebeğini kucağına aldıktan sonra tekrar üniversiteye başlayabilirlerdi. Bu zamana kadar hep birlikte olmuşlardı ve bundan sonra da ayrılmayı düşünmüyorlardı.
Aileleri onları üniversite okuyor diye bilecekti ama bizim dörtlü fantastik hayatlarına renk katacaktı onlardan gizlin..
S: "Saçmalama birlikte başlayacağız üniversiteye de"
J: "Hem bizim için sorun değil buna üzülme"
İkili Felix'in sağ ve sol tarafına geçmiş ve arkadaşlarına sıkıca sarılmışlardı.
Felix de hormonların verdiği duygusallık ile öylece dolu gözlerini kırpıştırdı sıcak kolların arasında.
J: "Ay ay ne kadar da hızlı büyümüş dayısının gülü"
Jisung bir taraftan da Felix'in göbüşünü gıdıklar gibi okşamış ve gözleri dolan arkadaşını güldürmeyi başarmıştı.
IN: "Geldim geldim"
Jeongin merdivenleri ikişer ikişer inerek kendisini koltuğa taraf fırlatmış ve sarılan arkadaşlarına sıkıca sarılmıştı.
Belki daha da zor günleri olacaktı ama onlar her zaman birlikte atlatacaklardı...
_______________
Finale adım adım...
Çok yakın değiliz ama yakın sayılırız. Olaylara başlayacağız da başlayamıyorum aldmelmdlemdldmf
Bebek ekmeğim doğmuş (ben doğurdum)











