İyi Okumalar 🦋
__________
Hyunjin düzenli nefesleri duyduğunda başını yana doğru çevirdi ve omzunda uyuklayan yüzü dikkatli bir şekilde inceledi.
Küçük yüz hatlarıyla çok tatlıydı sarışın olan. Özellikle de minik burnunun üzerindeki çiller onu daha da tatlı yapıyordu.
Kızıl olanın bakışları bir süre küçük burunda gezinmiş sonra da az önce pişmaniye yediği için şeker yüzünden parlayan dudaklarda.
Hemen sonrasında ise Felix'in onu öpmeye çalıştığı anlar aklına doldu..
O an Felix'ten uzaklaşmıştı çünkü böyle bir şey beklemiyordu. Küçük olan ona karşı hep kavgacı ve kızgın olduğu için Hyunjin aralarında romantik bir ilişki doğacağını tahmin etmemişti.
İnanmıyordu zaten Felix'in onu seveceğine. Muhtemelen hamilelik yüzünden hormonlar onu duygusal yapmıştı ve sadece öpmek istemişti bu kadar...
Büyük beden derin bir iç çekerek kendi dudaklarını yaladı şekerli dudaklara bakarak ve bakışlarını başka tarafa yönlendirdi.
Felix'in yüzünü kaplayacak kadar büyük olan eli ile sarışının küçük başına destek yaptı ve omzunu ondan uzaklaştırdı.
Huzurlu uyuyan bedeni uyandırmamak için hemen kolları arasına aldı ve saniyeler içinde yatak odasında belirdi.
Kollarının arasına yapboz parçası gibi kusursuzca yerleşen güzelliği dikkatli bir şekilde yatağa bıraktı ve üzerini de örttükten sonra son kez süzdü bebeğini taşıyan adamı.
Yüz hatları o kadar narin ve sevilesiydi ki, saatlerce oturup izlemek istiyordu. Taşlaşmış kalbinde böyle duygular taşıyacağını hiç düşünmemişti.
İlk başta Felix'in hareketleri, bebeği öldürmeye kalkışması onu endişelendirmişti. Asla düzeleceğini veya Felix'in bebeği kabulleneceğini düşünmemişti.
Ama sarışın olan istemeden de olsa canından bir parça olan miniklerini zor da olsa kabullenmişti ve zamanla daha da alışacaktı.
Hyunjin ayakta dikilmeyi bıraktı ve sessiz bir şekilde yatağın kenarına oturdu. Elini tekrar Felix'in karnına yaslamak istediğinde teninin soğuk olduğunu ve uyuyan bedeni irkiteceğini bildiği için geri çekildi.
Saniyeler sonra ise uzun parmaklarını sarı tutamlara daldırdı ve yumuşak tellerin tenini okşamasına izin verdi.
İleride nasıl olacaklardı bilmiyordu ama içinde her şeyin iyi olacağına dair hisler vardı.. ilk defa.
Felix onun için bir mucizeydi ve bu mucize onu hayallerine kavuşturacaktı. Hatta ona kendi mucizelerini bile verecekti...
Sarışın olan o iki acımasız vampirin gözünden nasıl kaçmıştı, ailesi öldürülmesine rağmen o evden nasıl sağ çıkmıştı bilmiyordu. Çünkü iki safkanın burnundan kurtulabilmesi için o evde olmaması gerekiyordu...
Bildiği tek şey vardı, o da Felix'in o gün biri tarafından korunduğu veya kurtarıldığıydı.
Yıllar öncesini hatırlıyordu. O zamanlar diğer iki safkan vampiri durdurmak için taşıyıcıları arıyorlardı. Onlardan önce taşıyıcıları bulup kurtarmak için.
Ama diğer safkanlar hep onlardan bir adım daha önde olmuş ve günahsız canları tamamen katletmişlerdi.
Kızıl olan derin bir şekilde içini çekti ve biraz daha masaj yaptı parmakları ile Felix'in saçlarına.
Sarı tutamlar her kıpırdadığında burnuna Felix'in tatlı kokusu doluyordu ve bu da Hyunjin'in gecenin karanlığını aydınlatacak kadar gülümsemesine neden oluyordu.
Büyük beden istemeden de olsa ayağa kalktı ve yataktan biraz daha uzaklaştı. Halletmesi gereken işleri vardı ama buradan ayrılmak istemiyordu. Tüm geceyi onun kokusuyla, bebeğinin kalp atışları ile geçirmek istiyordu.
Felix, yanında Hyunjin'i istediği gibi Hyunjin de Felix'in yanında olmak istiyordu.
Anlaşılan artık geceleri işlerini halletmeli ve gündüzleri iki bebeğiyle de ilgilenmeliydi...
Hyunjin uyuyan bedeni izlemeyi bırakmış ve yarım kalan işlerine dönmeye karar vermişti. Çocuğu sağ salim doğana kadar diğer vampirlere bir şey hissettirmemeli, eski yaptığı işlerine devam etmeliydi.
Az kalmıştı.. kutsal kana sahip olan bebeği doğduğunda bunların hepsi bitecekti.
Tam odadan çıkacakken eve giren birkaç adım sesi duymuş ve kaşlarını çatmış, koruma içgüdüsü ile yatakta uyuyan sarışına yaklaşmıştı.
Ama saniyeler sonra burnuna dolan kokularla bıkkın bir nefes verdi ve küçüğünü uyandırmamak için sessizce odadan çıktı.
S: "En sevdiği dayısı ben olucam dedim sana"
Hyunjin merdivenleri indikçe duyduğu sohbetlerle anlamaz bir şekilde başını iki yana sallıyordu. Akıl sağlığı en düşük seviyelerde olan insanların arasında kalmak, vampir olmaktan daha korkunçtu.
J: "Ben olucam ben!"
S: "Nerede dayısının minik tohumu!?"
Seungmin Jisung'u duymamazlıktan gelerek merdivenlerden inen Hyunjin'in önüne dikilmiş ve alkol kokan nefesini kızıl olanın yüzüne çarptırarak konuşmuştu.
Uzun beden ise kendisinden kısa olana iğrenir bakışlar atarak öylece yanından geçmiş ve koltukta oturan arkadaşlarının yanına geçti.
M: "Senin için deli bakıcılığı bile yapıyoruz"
Minho, gözleri ile salonda kim daha iyi dayı kavgası yapan ikiliyi göstermiş ve sırıtarak Hyunjin'e dönmüştü.
H: "Anlamsız hayatınıza renk kattım işte"
Kızıl olan şaka karışık gerçekleri söyleyerek karşı koltukta oturan Changbin'in yanına oturdu. Ona bir özür borçluydu, belki özrünü temsil edecek sözcüklere sahip değildi ama işte bu da onun özür dileme tarzıydı.
Kaslı, iri beden bakışlarını yanında oturarak kavga eden arkadaşlarını izleyen Jeongin'den çekmiş ve hafif gülümseyerek Hyunjin'e taraf dönmüştü.
CB: "Renk mi? Az önce birisi barda Chan'a sik beni diye bağırdı. Diğeri de Minho'nun kucağına oturup boynunu ısırttırmaya çalıştı. Hayatımıza gökkuşağı katmışsın dostum"
Hyunjin de Changbin'in gülümsemesine karşılık vererek umursamaz anlamda omuzlarını kaldırmıştı.
J: "Ahhhh"
Jisung'un inleme sesi tüm evde yankılandığında bakışlar ona taraf dönmüştü. Jisung yerde uzanıyor, Seungmin de onun üzerinde dişlerini yanağına geçirmiş bir şekilde duruyordu.
Anlaşılan favori dayı kavgası Jisung'un yanağının ısırılması ile bitmişti...
Jeongin hızla ayağa kalktı ve yanağı morarmak üzere olan arkadaşını kurtarmak adına Seungmin'i kolundan tutarak kaldırdı.
C: "Yoongi'de değişiklik hissetmediniz dimi?"
Chan konuşarak arkadaşlarının dikkatini kendi üzerine çekmişti. Soru karşısında ise Hyunjin'in suratı her zamanki ciddi halini almıştı.
M: "Geçen avlanma sırasında benimleydi. Hiçbir değişiklik sezmedim"
CB: "O, hiçbir şeyi belli etmeyecek kadar sinsi. Bir şeyler sezdiyse bile bizden daha kurnaz davranacağını hepimiz iyi biliyoruz"
Hyunjin rahatsız bir şekilde yerinde kıpırdanarak yanağının içini ısırdı. İçten içe rahat hissetmek için Yoongi'nin hamile taşıyıcılar hakkında bir şey bilmediğini, sadece kokudan tüm bunları çözemeyeceğini düşünüyordu.
Ama bir taraftan da tarihin kendisini tekrarlamasından korkuyordu...
Odayı ağır bir sessizlik sardığında Hyunjin yan tarafa dönmüş ve az önce salonda birbirlerinin üzerinde kavga eden üçlüyü bulamadığında kaşlarını çatarak ayağa kalktı.
Odadaki sessizliği diğerleri de hissederek o taraf dönmüş ve sessiz bir salonla karşılaşmışlardı. İlk defa sessizlik onları korkutuyordu. Resmen yaramaz insanlar ortadan kaybolduğunda hepsinin içinde bir boklar döndüğüne dair korkular uyanıyordu.
Hyunjin saniyeler içinde gözden kaybolmuş ve odanın kapısının önüne vardığında kapıyı sessizce açtı içeride uyuyan bedeni uyandırmamak için.
Kapıyı açtığında yalnız bıraktığı kişinin yanında fazladan üç kişi daha gördüğünde derin bir nefes aldı.
Dört arkadaş da kocaman yatakta birbirine sarılarak mışıl mışıl uyuyorlardı. Sanki dakikalar önce ortalığı yıkan onlar değillermiş gibi.
Kızıl olan dikkatli bir şekilde Felix'in huzrla uyuyan yüzünü süzdü ve sessizce odadan çıktı, kardeş gibi olan arkadaşları derin uykularına bıraktı.
______________
İnsta/tiktok; @\keenblues
Geçiş bölümüsünde
Gelişme kısmına ayırdığım bölümler bitti.
Bu da demek oluyor ki sonraki bölümden final (olay) konularına düğüm kısma geçeceğiz. Herkes kemerini taksın








