İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 19 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 19

🩸

İyi Okumalar 🦋

___________

Felix salatalığı ince ince dilimlere doğrarken durmadan içi geçiriyordu. İnternette salatalıkla yapılan salata çıkmıştı karşısına ve şimdi ondan yapmazsa ağlayacakmış gibi hissediyordu.

Ama ağlama isteği bu yüzden mi emin değildi...

Elinde tuttuğu bıçağa dikkatli bir şekilde baktı ve en son bu bıçakla kendisini bıçaklamaya çalıştığı anı hatırladı.

Bu olayın üzerinden 2 haftadan fazla süre geçmişti ve Hyunjin o gün ortalıktan kaybolmuştu ve Felix onu bir daha görememişti.

Aslında Hyunjin olmadığında hayatı da sorunsuz ilerliyordu. Arkadaşları sık sık geliyordu birlilkte oyunlar oynuyor yemekler yapıyorlar, film izliyorlardı.

Günler hızlı ve eğlenceli geçiyordu eskisi gibi. Hatta Jisung bile yaramazlık yapmıyordu. Ama yine de Felix onu görmek istiyordu.

Garip bir şekilde yanında olsun istiyordu.. Hem de onu görürse dışarı çımak için izin de alacaktı. Evde oturmaktan sıkılmıştı ve arkadaşları ile dışarı çıkmak istiyordu.

Hyunjin'den izin almak zorundaydı çünkü ondan habersiz çıkarsa ve bebeğe bir şey olursa başına daha kötü şeyler gelirdi...

Bebek.. aklına bebek geldiğinde başını eğdi ve karnına baktı. Fiziksel olarak hiçbir değişiklik yoktu ama artık yavaştan sabahları midesi bulanmaya başlamıştı.

20 günlük falan olmalıydı diye düşündü. Daha önünde çok uzun bir yol vardı ve bu yolun her adımında Hyunjin yanında olsun istiyordu.

Ne kadar arkadaşları yanında olsa da Hyunjin olmayınca yarım kalmış gibiydi. Hem çocuk onun çocuğuydu ve Hyunjin Felix'e bakacağına söz vermişti. 9 ay boyunca tüm sorunlarını çözeceğine söz vermişti. Ama şimdi neredeydi?

Felix aniden parmağında hissettiği küçük sızlamayla hemen hareketlerini durdurdu. O kadar dalıp gitmişti ki yanlışlıkla parmağını küçücük kesmişti.

Çizik olmuş olsa da kanamaya başladığını gördüğünde derin bir nefes alarak arkasını döndü. Yara bandı bulması gerekiyordu.

Ama arkasını döndüğü anda alnı Hyunjin'in göğsüne çarpmıştı. Küçük beden iri gözlerini kaldırıp kızıl olanın suratına baktığında Hyunjin onun minik elini kavradı ve azıcık kanayan yaraya baktı.

H: "Çok sakarsın"

Felix, Hyunjin'in dediklerini hatırladı.. canı yandığında Hyunjin onu hissediyordu. Ve gerçekten de küçücük çizik olmasına rağmen onu hemen bulmuştu. Bu Felix'i daha da güvende hissettirmşti.

F: "Neredesin ya sen? Kaç gündür yoksun. Hiç mi merak etmedin. Hani bana bakacaktın. Söz vermiştin ya 9 ay boyunca her problemimi çözeceğine her zaman yanımda olacağına söz vermişti. Ama bil bakalım kim günlerdir ortalarda y-"

Hyunjin uzun işaret parmağını Felix'in dudaklarına bastırdı küçük olanı susturmak için. Ne kadar da çok konuşuyordu..

H: "Shhh"

Kızıl olan, sarışının dudaklarında duran elini usulca aşağı indirdi ve Felix'in tişörtünün eteğini hafif kaldırarak avuç içini karnına yasladı.

F: "Ahh soğuk"

Felix, karnına temas eden buz gibi el yüzünden geriye çekilmiş ve eli ile Hyunjinin elini itmişti.

Uzun beden diğer eli ile tuttuğu yaralı eli dudaklarına yaklaştırdı ve yaralı parmağı dudakları arasından içeri götürerek açık yaradan akan kanı yudumladı.

F: "Ne yapıyorsun!"

Felix elini çekmek istediğinde Hyunjin ondan önce davranmış dudakları arasında duran parmağı ağzından uzaklaştırmıştı.

Taşıyıcının kanını içtiği için anında vücudu insan vücudu sıcaklığına dönmüştü kısa süreliğine olmuş olsa da.

Bu sefer daha sıcak olan elini Felix'in tişörtün'den içeri daldırdı ve yumuşak deriyi hafifce okşadı.

Felix ise az önce buz gibi olan elin şimdi nasıl sımsıcak olduğunu algılamaya çalışıyordu.

F: "Benim kanımı içtiğin için mi?"

Hyunjin sarışına cevap vermeden bakışlarını Felix'in karnından çekmiş ve ona sorgular şekilde bakan gözlere çıkarmıştı.

H: "kalbi atmaya başlamış. Kalp atışlarını duyuyorum"

Kızıl olanın gözleri anında saf sevgi ile parladı. Yüzünde çiçekleri andıran bir gülücük oluştu.

O an anladı Felix, Hyunjin ne kadar umursamıyor gibi davransa da bebeği için her şeyi yapmaya hazırdı. Hyunjin sadece zayıf noktası olmasından korkuyordu.

Ama bunun için çok geçti. Artık Felix ve ilk defa kalp atışlarını duyduğu miniği onun ilk ve tek zatıf noktasıydı.

Küçük olan biraz daha izledi Hyunjin'in saf yüzünü. Keşke hep böyle olsa diye geçirdi içinden.

F: "Ben de duymak istiyorum"

Hyunjin gülümseyerek başını salladı ve boşta olan elini kaldırarak Felix'in yanağına yasladı. Bebeğinin kalp atışları ile eş zamanlı işaret parmağı ile Felix'in yanağında ritim tuttu.

Minik kalp her defasında tıp tıp diye attığında Hyunjin de parmağını aynı ritmde Felix'in yanağına bastırdı.

F: "Çok hızlı atıyor"

H: "Onun için gayet normal"

Kızıl olan vücut sıcaklığının geçtiğini hissettiğinde istemeden de olsa elini Felix'in karnından uzaklaştırdı ve onu dikkatle izleyen gözlere baktı.

Felix ise Hyunjin'in az önce kıvrılan dudaklarına bakıyordu. O geceyi istemeyeceği kadar net bir şekilde hatırlıyordu ve emindi Hyunjin onu öpmemişti, dudakları hiç temas etmemişti, hiç öpüşmemişlerdi.

Ama neden şimdi o dolgunlukları öpmek, onların tadına bakmak istiyordu ki?

Sarışın olan yüzünü biraz daha yaklaştırdı Hyunjin'in yüzüne. Uzun beden ise hemen geri çekilmiş ve belini dikkeştirerek tezgahın üzerine bakmıştı.

H: "Acıktın mı?"

Felix dudaklara ulaşamamın hayal kırıklığıyla başını önüne eğdi. Anlaşılan Hyunjin onu öpmek istememişti. Hem zaten böyle bir yaklaşımda neden bulunmuştu ki.

F: "Yemek yedim. Sadece canım salata çekmişti"

Hyunjin, kısık ses tonunu duyduğunda anlamıştı Felix'in kalbini kırdığını ama bu kadar yakınlaşmasına ona duygusal olarak bağlanmasına hazır değildi...

H: "Önce parmağına bakayım"

Hyunjin bulduğu yara bandını dikkatli bir şekilde küçük yaranın üzerine sarmış ve sonra Felix'in gözlerine bakmıştı. Sessizlik olduğunda bebeğinin minik pıt pıtlarını duyuyordu ve bu asırlardır taş olan kalbini eritiyordu.

H: "İşlerim olduğu için bir süre daha ortalıklarda olmayacağım"

Felix başını önüne eğerek onaylar anlamda sallamıştı. Şu an salata yeme isteği falan da kalmamıştı. Ağlamak istiyordu.

F: "Arkadaşlarımla dışarı çıkmak istiyorum"

H: "Güneş batmadan önce eve dönmen şartıyla çıkabilirsin"

Normalde olsa küçük olan buna sevinirdi. Çünkü hiç sanmıyordu Hyunjin'in ona izin vereceğini ama şu an hala bakışları yerde sakince duruyordu.

Artık dışarı da çıkmak istemiyordu. Yalnız hissediyordu. Hyunjin olmadığında tüm yükü kendisi taşıyormuş gibi hissediyordu.

H: "Sorun ne Felix?"

Hyunjin, parmaklarını küçüğünün titreyen çenesine sardı ve başını hafifçe yukarı kaldırdı. Dolu olan gözleri gördüğünde kalbinin sızlamasını beklemiyordu.

Ama korktuğu şey başına geliyordu. İkisi de duygusal anlamda birbirlerine bağlanıyorlardı.

F: "Yalnız.. hissediyorum"

Kızıl olan derin bir nefes aldı ve diğer elini kaldırarak sarı saçları patpatladı. Resmen köpek sever gibi pat patladı küçük olanın başını. O kadar kimseye duygu dolu ten buluşması yapmamıştı ki zarif birisi nasıl okşanılır onu bile bilmiyordu.

Ama olsun bu bile Felix'i iyi hissettiriyordu...

F: "9 ay boyunca tüm problemlerimi çözeceğine söz vermiştin"

Felix hızla gözünden akan yaşları silmiş ve bakışlarını kaçırmıştı. Çok saçma bir şeye ağlıyordu. Hayatı yalnızlık üzerine kurulmuştu. Ailesi bile yoktu ama şimdi yalnız diye ağlıyordu.

H: "Arkadaşlarının hepsi burada kalabilir Felix"

Sarışın olan başını hayır anlamında salladı ve tekrar akan yaşlarını ellerinin tersi ile sildi. Gözünden düşen her damla Hyunjin'in canını sıkıyordu ve o bu hislere çok yabancıydı.

F: "Ben seni istiyorum"

_____________

Hamiş Fefim duygusal aşkolar herkes sarılsın ona lütfen 😭

Sen sarılma odun Huncin

Bölüm sonu

60 yorum