İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 18 · 5 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 18

🩸

İyi Okumalar 🦋

__________

Minho olanları kısaca Hyunjin'e anlatırken, Jisung ve Felix mutfakta yemekleri yanaklarına tıkıştırarak yiyorlardı. İkisi de çok acıkmıştı anlaşılan.

Tek farkı vardı, Felix karnında bir can taşıdığı için acıkmıştı Jisung ise gece boyunca rezillik yaptığı için.

J: "Yarrağı tuttum"

Felix arkadaşının ani itrafı yüzünden boğazına kaçan lokmasını çıkarmak için öksürmüştü. Hyunjin'in sert bakışları onlara döndüğünde Jisung tatlı bir şekilde gülümsedi Hyunjin'e, Felix'in sırtını patpatlarken.

J: "Sakın ölme canım arkadaşım yoksa kırmızı olan beni öldürür"

Sarışın olan öksürüğünü durdurup sinirli bir şekilde arkadaşına baktı. Bu çocuk gerçekten akıllanmayacaktı. Hyunjin de bir şey olmadığını anladığında tekrar Minho'ya taraf döndü onu dinlemek için.

F: "Ne zırvalıyorsun Ji?"

J: "Yarrağı tuttum diyorum. Yakışıklı vampirin üçüncü kolunu elimle avuçladım diyorum"

Jisung Felix'i omuzlarından tutmuş hafif hafif sarsarak gözlerini büyütmüş fısıldamaya çalışır bir ses tonuyla konuşuyordu.

J: "Devasa bir şeydi"

Felix, omzunda duran Jisung'un ellerini itti ve tabakları alarak makineye yerleştirdi. Şimdi gidip uyuması gerekiyordu yoksa tüm uyku düzeni bozulacaktı.

F: "Jisung, onlardan uzak dur lütfen"

J: "Tek bir soruma cevap verirsen uzak dururum"

Jisung ellerini arkasında birleştirerek arkadaşına gülümsedi. Tabi uzak durmayacaktı ama merak ettiği bir soru vardı.

F: "Ne soracaksın?"

J: "Kızıl olanınki de büyük müydü? Nasıl hissettiriyordu?"

Felix duyduğu soru karşısında kıpkırmızı kızarıp çileğe döndüğünde arkadaşı hala sırıtıyordu. Makinenin kapısını kapattı ve gözü ile Jisung'un arkasını işaret etti.

J: "Büyük değil miydi?"

Sarışın olan bıkkınlıkla elini alnına yasladı ve derin bir nefes aldıktan sonra alt dudağını dişleyerek tekrar gözü ile onun arkasını işaret etti.

J: "Kötü mü hissettin"

Felix artık dayanamayıp "arkanda" diye dudaklarını kıpırdatmıştı sessiz bir şekilde.

J: "Arkamda mı?"

Jisung tüm dişlerini gözler önüne serecek şekilde kocaman gülümsedi ve tek ayağı üzerinde arkasına döndü. Ondan uzun bedenin yüzüne bakmak için başını kaldırdığında tüm vücudunun titrediğini hissetti.

J: "Ben gideyim tozları alayım"

Tombul yanaklı olan gitmek için yan tarafa döndüğünde boynuna sarılan uzun parmaklar onu havaya kaldırmıştı.

Jisung ayaklarını havada sallarken bir taraftan da nefessiz kaldığı için boğazını sıkan ellerden kurtulmaya çalışıyordu.

F: "Hyunjin bırak onu"

Felix de Hyunjin'in yanına gelip onun kolunu çekiştirmeye arkadaşını kurtarmaya çalışıyordu ama ikisi de kızıl olanı bir milim bile kıpırdatamıyordu.

H: "Sana ilk ve son uyarım"

Parmaklarını biraz daha sıktı. Beyaz tende kırmızı iz bırakacak bir şekilde.

F: "Bırak onu!"

Felix arkadaşının oksijensizlikten morarmış dudaklarını gördüğünde sesinin titremesini kontrol edemedi.

H: "Bir daha başından büyük işlere kalkışırsan yaşatmam"

Jisung durmadan karada kalmış balık gibi çırpınıyordu, Felix ise arkadaşını nasıl kurtaracağını düşünüyordu. Biraz daha böyle giderse nefessizlikte ölecekti.

H: "Anlaşıldı mı?"

Hyunjin, Jisung'un suratına bağırarak ondan bir cevap bekledi ama küçük olan konuşmak için ne kadar ağzını açmaya çalışsa da nefessiz kaldığı için tek kelime bile edemiyordu.

F: "Bırak onu Hyunjin lütfen. Yoksa ölecek"

Felix ağlayarak konuştuğunda kızıl olan hala nefessiz bıraktığı ölümlüden cevap bekliyordu. Jisung artık bilincinin yavaş yavaş kapandığını hissettiğinde, hareketlerini durdurdu ve yavaşça gözlerinin kapanmasına izin verdi.

Sarışın olan için son damlaydı arkadaşının bayık bakan gözlerini görmek. Tezgahta duran bıçağı aldı ve titreyen elleri ile bıçağı kendi karnına bastırdı.

F: "Şimdi! Hemen bırak onu yoksa öldürürüm"

Hyunjin, Felix'e taraf döndüğünde onun bıçağı kendi karnına bastırdığını görmüş ve gülümseyerek elini beyaz boyundan çekip Jisung'un dizleri üzerinde yere düşmesine neden olmuştu.

Sarışının bakışları yerde derin derin nefes alan arkadaşına kaysa da önünde dikilen adam tam görüş açısını kapatıyordu.

Hyunjin tek eli ile Felix'in bıçağa sarılı olan iki elini kavradı ve diğer eli ile Felix'in çenesini kavrayarak dolu gözlerin kendisine bakmasını sağladı.

H: "Yardım etmemi ister misin?"

Dolu gözler anında şokla açılırken ne yapacağını şaşırmıştı. Bunca zamandır Hyunjin'in çocuğu önemsediğini sanıyordu ama şimdi kendi elleri ile öldürmeye hazır mıydı? O zaman Felix öldürmeye çalıştığında onu neden durdurmuştu ki?

H: "Beni tehdit etmen hiç hoşuma gitmiyor"

Hyunjin, bıçağa sarılı olan elini daha da sıkarak Felix'in küçük ellerini daha da sıkıştırdı ve bıçağı biraz daha bastırdı karnına. Sivri bıçak çoktan kıyafetini yırtmıştı ama karnını kesecek kadar temas etmiyordu.

H: "Sana daha önce söyledim Felix ve bir şeyi tekrar tekrar söylemekten nefret ederim"

Uzun parmakları ile kavradığı çeneyi biraz daha kendisine doğru çekti ve burunlarının birbirine çarpmasına neden oldu.

H: "Çocuğuma bir şey olursa, seni tekrar hamile bırakmaktan çekinmem"

Bıçağa sarılı olan elini oynattı ve sivri bıçağı çekerek Felix'in elleri arasından çıkardı ve arkasında duran tezgahın üzerine geri bıraktı.

H: "Sen o çocuğu doğurana kadar ben asla durmam"

Küçük beden titreyen dudaklarını birbirine bastırdı ve dolu gözlerini kırpıştırdı. Az önce onun için yemek yaptığında en azından kısa bir süreliğine de olsa onun iyi birisi olduğunu düşünmüştü. Ama bu kesinlikle yanlıştı.

F: "Baba olmayı haketmiyorsun"

C: "O baba olmak için, aile kurmak için çırpınan görüp görebileceğin tek vampir Felix"

İkilinin bakışları da aynı anda Chan'a doğru kaydığında Hyunjin Felix'ten uzaklaştı ve belini dikleştirerek Chan'ın önünde dikildi.

Felix duyduklarını anlamlandırmaya çalışıyordu. Bu kaslı vampirle ilk tanıştığında da böyle şeyler söylemişti ama Hyunjin bırak aile kurmayı, ilişki kurmayı bile bilmiyordu. Bu yüzden bu adamın dediklerini duymamazlıktan geldi.

H: "Hallettin mi?"

C: "Yoongi'nin ağzını aradım ama hiçbir şey yok. Biliyorsun Hyunjin o çok kurnaz birisi"

Küçük beden kan emicilerin saçma konuşmalarını dinlemek yerine yerde hala nefeslerini düzene sokmaya çalışan arkadaşına doğru ilerledi ve onun önünde diz çöktü.

F: "İyi misin Jisung"

Jisung hemen kollarını karşısında duran arkadaşının boynuna sardı ve ona sıkıca sarıldı. Arkadaşı, kardeşi az önce onu kurtarmak için kendi canını hiçe saymıştı.

Jisung, Felix'in sadece kuzeni veya arkadaşı değildi. İkisi ne kadar birbiri ile atışsa da onları bağlayan kardeşlik bağı vardı ve Felix her zaman kardeşi için canını feda etmeye hazırdı.

J: "Benim için kendini tehlikeye attın"

Jisung, kollarını küçük bedenden uzaklaştırdı ve onun dolu gözlerine baktı. İkisi de gerçekten çok korkmuşlardı. Bu hayat onlara göre değildi.

F: "Bir daha başını belaya sokarsan seni Seungmin'e dövdürtürüm Ji"

Sarışın olan titreyen sesi ile konuştuğunda Jisung elini yumuşak sarı saçlara daldırmış ve karıştırmıştı.

J: "Özür dilerim ama benim göbek adım bela"

Felix başını "sen asla akıllanmayacaksın" anlamında salladığında etrafında oluşan sessizliği hissetmiş olacak ki yan tarafa dönmüştü.

Az önce buraya ilk gün geldiğinde tanıdığı Chan ve Hyunjin sohbet ediyorlardı. Ne ara ortadan kaybolmuşlardı ikisi de hissetmemişti.

Felix beynini daha fazla yormak istemediği için yerden kalktı ve elini arkadaşına uzattı. Gece fazlasıyla karmaşık geçmişti artık uyumak istiyordu.

Farkettiği şey ise onu her geçen saniye daha da yıpratıyordu. Anlamıştı.. artık bundan sonra hayatının asla eskisi gibi olmayacağını anlamıştı.

Belki de bu en güzel günleriydi.. belki de ileride onu bekleyen daha kötü günler veya daha karmaşık geceler vardı.

Ama günün sonunda yine Hyunjine güveniyordu. Onu koruyacağına inanıyordu...

_____________

Hyunjin sen naneyi yedin

Bölüm sonu

31 yorum