İyi Okumalar 🦋
___________
Jisung, çok da büyük olmayan evin önünde durmuş ve ellerini birbirine sürterek sırıtmıştı. Bu evden iki kere kovulmuştı ve üçüncü kere kovulmak için buradaydı.
Kapının açık olmayacağına emin olduğu için pencerelere bakınarak evin etrafında dolanmış ve açık pencere bulamadığında tekrar evin önünde elini çenesine koyarak düşünmeye başladı.
O sırada salonun penceresi olan büyük pencerenin en üst kısmında küçük kare camın açık oldulunu farketmiş ve tombul yanaklarını şişirerek gülümsemişti.
Fena takmıştı o yakışıklı vampiri kafasına ve bir kere emcüklenmeden bırakmayacaktı...
Pencerenin çıkıntısına ayağını koymuş ve oraya tırmandıktan sonra ilk olarak yuvarlak kafasını küçük kare yerden evin içine sokmuştu. Her yer zifiri karanlıktı.
Sonra önce sağ elini sonra da sol elini pencereden içeri sokmuş ve elleri ile kenarlara tutunarak tüm vücudunu içeri sokmaya çalışmıştı.
Çok küçük bir açıklık olduğu için vücudunu sığdırmakta fazlasıyla zorlansa da nefes nefese kalasa da sonunda başarmıştı.
En son olarak bacaklarını da çıkardıktan sonra kolları yorulmuş olacak ki gürültülü bir şekilde yere yapıştı. Önemli olan eve girmiş olmasıydı...
J: "Huh götüm de baya büyümüş sığdıramadım keratayı"
Yerde yatan beden eli ile götünü okşamış sonra dizleri üzerinde doğrularak ayakta durmuştu. Tüm camlar, perdeler ve ışıklar kapalı olduğu için ev fazlasıyla karanlıktı. Sanki şu an gözleri kapalıymış gibi hissediyordu.
Bir yere takılıp düşmemek için iki elini de havaya kaldırmış ve etrafını yoklamaya başladı. Sağ eli başının üzerine doğru kalkılı dururken sol eli biraz daha aşağıdaydı. Böylece her türlü boyutta bir şeye çarpmaktan korunabilirdi.
Bir adım attıktan sonra şapşalca gülümsedi. Önünde bir şey vardı ve üstün zekası sayesinde ilk eliyle yokladığı için ona çarpmamıştı.
Baya uzun bir şeye benziyordu? Sağ eli biraz yumuşak bir şey tutuyormuş gibiydi. Tam anlamak için avcunun içindeki doluluğu sıktı küçük elleriyle.
J: "Ay yastık gibi yumuşacık"
Allta olan sol elini sıktığında kol gibi bir şey hissetmişti avuç içinde. Sanki? Şey tutuyormuş gibi? Anlamak için avucunu biraz daha sıktı? Daha sertti? Şey?
Aniden bulunduğu salonun ışıkları yanıp her yer aydınlandığında Jisung yuvarlak gözlerini kısarak altta duran sol elindeki bakışlarını yavaşça yukarı kaldırmış ve az önce yastık dediği şeyle bakışmıştı.
J: "Huh havalar da baya soğumuş"
Tombul yanakları ile kocaman gülümseyerek tüm dişlerini göstermiş ve aklına gelen ilk cümleyi salıvermişti küçük olan. Minho ise kılıç kadar keskin olan bakışlarını hiçbir mimik oynatmadan küçüğün üzerine dikmişti.
Jisung, gülümsemesini yavaş yavaş soldurarak Minho'nun kaslı göğsünü avuçlayan sağ elini çekmişti. Bu sefer Minho gözleri ile alt tarafı işaret ettiğinde Jisung bakışlarını usul usul sol eline indirdi.
Yakışıklı vampirin emaneti avuçluyormuş? Gözleri sonuna kadar iri bir şekilde açıldığında hemen avcunun içindeki büyüklüğü bırakmış ve bir adım geri atmıştı kendisini telaştan.
J: "Kol gibi maşallah"
Jisung iki elini önünde birleştirerek gülümseyen suratıyla tatlı bir şekilde Minho'ya bakmıştı ama hala mimik oynamıyordu. Vampir zoru oynuyordu ve bu da Jisung için oyunu daha eğlenceli ve çekişmeli bir hale getiriyordu.
M: "Ne işin var burada?"
Büyük el aniden kolunu sıkıca turup Jisung'u kendine yaklaştırarak sinirli nefesini onun yüzüne çarptırmıştı.
Anlaşılan bu sefer fena boka basmıştı...
J: "Şey.."
Minho küçük olanı biraz daha kendisine doğru çekmiş ve yüzlerinin bir birine daha yakın olması için başını eğmişti.
Jisung'un kolunu tutan el fazlasıyla sıkıydı ve artık kolunun uyuşmaya başladığını hissediyordu. Bu bakışların baskısı altında konuşmak zordu.
M: "Şey ne? Ne sikim yapıyorsun burada velet"
Küçük beden yüzüne bağıran vampir yüzünden gözlerini sıkıca kapatmıştı. Bu sefer gerçekten korkuyordu.
M: "Sakın sesin çıkmasın. Tek kelime edersen andım olsun seni öldürürüm"
Minho, aniden Jisung'u arkasına çekmiş ve duruşunu dikleştirmişti tam o sırada ise kapı açılmış ve Yoongi sırıtarak elleri cebinde içeri girmişti.
Jisung ise kapının açık olduğunu farkettiğinde pencereden girmek için kaybettiği zamana üzüldü. Gerçekten aptaldı.
Y: "İnsancıklarla mı oynuyordunuz Efendim"
Yoongi elleri cebinde yana doğru eğilmiş ve Minho'nun arkasında süt dökmüş kedi gibi bekleyen tombul yanaklıya bakmıştı.
Y: "Mmmh kanının kokusu da pek tatlıymış"
Jisung aldığı iltifatla belini dikleştirirken Minho bu olaydan nasıl kurtulacağını düşünüyordu.
Y: "Her zamanki gibi ağzınızın tadını biliyorsunuz efendim"
Yoongi, Minho'ya biraz daha yaklaşmış ve ondan gelecek sözcükleri duymak için sakince beklemişti.
M: "Ne işin var burada?"
Y: "Birkaç insanı vampir yapmamız gerekiyor, kaybettiğimiz vampirlerin yerini doldurmak adına. Ve efendim sizin safkan ısırığınıza ihtiyacımız var"
Minho anladım anlamında başını sallamıştı. Safkanlar ısırıkları ile vampir yaratabilirlerdi ve her defasında bir safkan Yoongi ile dönüşüm için gece işe koyuluyordu. Anlaşılan Yoongi bu sefer yanına yoldaş olarak Minho'yu seçmişti.
Y: "Hatta arkanızdaki şu tatlı şeyle başlayabilirsiniz efendim"
Jisung, konunun kendisine geldiğini duyduğunda sesli bir şekilde yutkundu. Anında kalbi maratona çıkmışçasına atmaya başlamış, avuçlarının içi çoktan terlemişti.
Tamam ısırılmak istiyordu ama vampire dönüştürülmek biraz korkunç gelmişti kulağa? Biraz da acıverici?
Minho tarafından emcüklenmek hoşuna giderdi ama bu yeni tanıdığı vampiri hiç sevmemişti. Çok korkunç bir havası vardı. Şimdiye kadar tanıdığı hiçbir vampirden korkmamıştı ve bu sefer korkamkta haklıydı.
Y: "Ne o yoksa..."
Yoongi aniden aklına dolan şeylerle duraksadı. Hwang efendisinin evinden de insan kanı kokusu gelmişti? Tamam o insanın kokusu biraz farklıydı ama insan olduğu gayet belliydi ve şimdi de Minho efendisi?
Safkanları asla bir insanla görmemişti. Onlar'ın kan ihtiyaçları sonradan dönüştürülen vampirler kadar olmuyordu. İçindeki kuşkuları bir kenara atmıştı sonra düşünmek adına.
Y: "yoksa bu insancık değerli mi senin için?"
Yoongi kendi söylediği cümleye alaycıl bir şekilde gülümsedi.
M: "Git Yoongi birkaç saat sonra buluşalım işleri halletmek için"
Minho, onun hiçbir cümlesine veya sorusuna cevap vermemişti, onu daha da eğlendirmemek için ama Yoongi eğlenmekten ziyade aklında dönüp dolaşan soru işaretlerini düşünüyordu.
Yoongi ani hareketle bir anda Minho'nun arkasında belirmiş ve onun arkasında saklanan Jisung'un korku dolu bakışlarını kendi üzerine çekmişti.
Y: "Merhaba tatlı şey"
Korkunç suratlı vampir elini yavaş hareketlerle havada sallamıştı. Jisung kesinlikle bu sefer buraya geldiğine pişmandı. Bu adamda psikopat bakışları vardı...
Y: "Küçük bir ısırıkla hayatının değişmesini ister misin?"
Kedi gözlere sahip adam parmaklarını Jisung'un çenesine sarmış ve başını havaya kaldırarak beyaz boyunu gözler önüne sermişti.
Y: "Bu kutsal bağı bizimle paylaşmak ister misin"
Küçük beden onunla konuşan sesin giderek derinleştiğini hissediyordu. Bu yüzden soğuk parmaklardan kurtulmak adına kendisini geri çekti ve arkasında duran Minho'nun göğsüne çarptı sırtı.
Garip bir şekilde arkasında onun varlığını hissetmek küçük olana fazlasıyla güven bahşetmişti.
M: "Yemeğimle uğraşmayı kes ve defol! Bu bir emirdir!"
Yoongi bakışlarını tombul suratlıdan çekmiş ve efendisine dikerek histerik bir şekilde gülümsemişti. Kesinlikle safkanlar arasında bir şeyler dönüyordu ve bunu çözmeden bırakmayacaktı.
Y: "İki saat sonra nehir kenarındaki ormanda bekleyeceğim"
Keskin suratlı vampir bir anda ortadan kaybolduğunda Jisung derin ve rahat bir nefes almıştı ki tam o anda ayakları aniden yerden kesildi.
J: "Ne olu-"
Jisung hissettiği sarsılma ile gözlerini sıkıca kapattı. Aynı yerde durmasına rağmen vücudu rüzgara kapılmış gibi savruluyordu ki birkaç saniye sonra kendisini tanıdık diğer evde bulmuştu.
Bedeni aniden yere düştüğünde ağrıyan sırtını umursamadan burnuna dolan güzel kokuyla gülümsedi.
J: "Ay çok güzel kokuyor ne yaptınız?"
____________
Jisung sen naneyi yemedin mi koçum
Bahsetriğimiz yakışıklı ve korkunç (!) vampir bu kişi.













