İçeriğe geç

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 16 · 6 dk okuma

Taste of blood \ HyunLix, MinSung

Bölüm 16

🩸

İyi Okumalar 🦋

__________

CB: "Aldılar mı kokuyu?"

Felix alnına çarpan kapı yüzünden elini alnına yaslayarak Changbin ve Hyunjin'in arasında gezindiriyordu bakışlarını. Kaslı vampiri ilk defa görüyordu burada ama sorun o değildi, sorun Hyunjin'in ona olan ters bakışlarıydı.

H: "Sana sadece Felix'i kontrol et dedim Bin, iki elma boyundaki çocuğa bile sahip çıkamadın"

Sarışın olan Hyunjin'in sinirli sesinden yeteri kadar tırsarken diğer vampir hiç korkmuşa benzemiyordu. Ama Felix sorunun kendisi olduğunu bildiği için korkudan kaçmak üzereydi.

CB: "İnsanlar gecenin bu saatinde uyur Hyunjin. Sence de sorun seninkinin bu saatte uyanık olması değil mi?"

Felix, birbiri ile kavga eden iki iri bedenin arasında kaldığında işin sonunda kendi başına ne geleceğini planlıyordu. Söz konusu Hyunjin'in siniriyse başına hiç de iyi şeyler gelmeyeceği netti.

H: "Tek sorun senin her işi eline yüzüne bulaştırman"

Changbin histerik bir şekilde gülümseyerek Hyunjin'e doğru adımladığında aralarındaki küçük beden biraz daha sıkışmıştı.

CB: "Senin varlığı bittiğine inanılan bir taşıyıcıyı hamile bırakıp tüm vampirliğin sonunu getirmen sorun değil dimi?"

İri beden parmağını havaya kaldırıp salladığında Hyunjin ona kalkan parmağa bakmış ve bir adım daha yaklaşmıştı kendisinden kısa olan arkadaşına doğru.

H: "Aynı yanlışı kendin yapmamışsın gibi konuşma Changbin. Bügün taşıyıcıların soyu bittiyse bu senin suçun!"

Felix iki tane kaslı göğüs arasında biraz daha sıkıştıkça ve sohbet giderek daha da korkutucu olmaya başladığında başının ağrıdığını hissetmişti.

Changbin ise yüzüne çarpan gerçekler yüzünden donup kaldığında havada duran parmağını indirmiş ve bir şey demeden saniyeler içinde kapıdan çıkarak evden ayrılmıştı.

Hyunjin de sakinleşmek için gözlerini kapatıp derin bir nefes almıştı. Belki biraz ağır konuşmuştu ama şu an sorunu o değildi.

Bakışlarını aşağı indirdiğinde, azarlanmayı bekleyen boncuk gözlerle karşılaşmış ve derin bir nefes daha alarak mutfağa doğru yönelmişti.

Nereden çıkmıştı bu sarışın çocuk? Her şeyi kabullenip de bu gereksiz hayatını sürdürmeye devam etmeye karar verdiği anda neden çıkmıştı karşısına? Neden kesişmişti ki yolları?

Kızıl olan kafasındaki düşüncelerle mutfağa vardığında dolapta duran şarap şişesini almış ve açacak ihtiyacı duymadan mantarı tek seferde çekip çıkarmıştı.

Felix ise azarlanmadığı için sevinirken yavaş adımlarla tezgahın önüne gelmişti. Yemek yemek için geldiği yerde yine başına işler açmıştı.

Hyunjin, onu dikkatle izleyen bakışları aldırmadan şarap şişesini tezgaha bırakmış ve dolaptan bardak alarak şarap şişesinin yanına bırakmış ve buzluğu açarak buz kutusunu da şarap şişesinin yanına bırakmıştı.

Buz dolu kabı açıp elini küp buzlarla dolu kaba sokup birkaç buz alarak bardağa attığında Felix aklına dolan sahneler yüzünden sesli bir şekilde yutkunmuştu. Öyle ki gecenin acımasız sessizliği yüzünden yutkunma sesi kocaman evde yankılanmıştı.

Hyunjin bakışlarını tezgahın diğer tarafında duran sarışına çevirdiğinde gözleri kırmızı yanaklara kaymıştı.

Felix ise Hyunjin'in ona baktığını algıladığında panikleyerek ne yapacağını bilemediği için başını yukarı kaldırdı ve gözlerini tavana dikti.. sanki hiç Hyunjin'i izlemiyormuş gibi.

Kulaklarına kadar kızaran beden kaçacak delik ararken duyduğu kahkahalar yüzünden yerin dibine girmek istemişti.

Bu kadar da rezil edemezdi kendini..

Ama kulaklarına dolan kahkahalar o kadar güzeldi ki bakışlarını bu güzel sesin sahibine çevirmeden edemedi.

Belki de karşısındaki kızılı hiç tanımasaydı, bu onu ilk görüşü olmuş olsaydı, gülüşünden onun bir melek olduğunu söylerdi. Çok güzel gülüyordu ve gülerken mantıya benzeyen yüzü onu çok tatlı yapıyordu. Kan emici canavara hiç benzemiyordu.

H: "Hatırlamadığını sanıyordum"

Sarışın olan büyüğünün gülüşüne dalıp giderken bu cümleden sonra kendisine gelmiş ve tekrar boynuna kadar kızarmıştı.

F: "Kim? Ne? Hm yok hatırlamıyorum ki"

Felix panik cevapları yüzünden biraz daha rezil olduğunu anladığında gözlerini kapatmış ve bunun bir rüya olmasını dilemişti.

Ama gözlerini açtığında Hyunjin ile burun buruna gelmeyi kesinlikle beklemiyordu. İrkilerek geri adım attığında karşısındaki beden biraz daha yaklaştı ona.

H: "Kızarmış biraz buz koyalım"

F: "Nereye?"

Hyunjin gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmış ve Felix'in gözünün önünde elinin içindeki bir küp buzu sıkarak eritmeye başlamıştı.

Sarışın olan şok olmuş bakışlarla gözlerini sonuna kadar açtığında beyninde dönüp duran sahneler ona hiç yardımcı olmuyordu.

Kızıl ise ne denli etkilediğini bildiği küçüğünü daha fazla etkilememek için yarısı erimiş buzu diğer eline almış ve buz yüzünden daha da soğuk olan elini Felix'in alnına yaslamıştı.

Küçük beden ilk başta irkilse de sonrasında ne olduğunu anlamış ve utançtan ağlayacak duruma gelmişti.

Alnı kapıya çok sert çarpmamıştı ama yine de kızarmış olmalıydı ve Hyunjin alnına buz koymaktan bahsediyordu...

Felix soğuk yüzünden irkilse de utancı daha ağır bastığı için geri çekilmemişti.

Hyunjin de yanakları kızarık bedeni dikkatle izliyordu. Yüzü o kadar küçüktü ki elini sadece alnına yaslamasına rağmen kafası avuç içinde kayboluyordu.

F: "Az önce ne kokusundan bahsediyordunuz"

Kızıl olanın yüzü anında tekrar sinirli mimiklere büründüğünde Felix utancını yok etmek için sorduğu soruya pişman olmuştu.

Hyunjin elini Felix'in alnından çekmiş ve dikleşerek düşünmeye başlamıştı. Acaba Yoongi kokuyu almış mıydı? Alsa bile sadece kokudan neler döndüğünü anlayabilir miydi?

H: "Felix"

Felix adını duyduğunda bakışlarını kaldırmış ve ondan uzun olan bedene bakmıştı. Hyunjin ise bakışlarını indirerek karşısında dikilen küçüğüne baktı.

Ona karşı neler hissettiğini bilmiyordu. Boncuk gözlerine her baktığında içinde şefkat duygusu uyanıyordu ve bunu aralarındaki bağ olan çocuklarına yoruyordu.. kendi hislerinden kaçarak.

H: "Tehlikede hissedersen ve ben yanında olmazsam..."

Felix utançtan uzaklaşıp korkuya bürünmüştü. Ne yani tehlikede olabileceğini gerektiren bir durum mu vardı?

H: "Korkmana veya paniklemene gerek yok tamam mı?"

Sarışın olan usulca başını sallamıştı ama anlaşılan büyüğünün lafları daha bitmemişti.

H: "Ben senin canın yandığında veya..."

Kızıl olan boğazını temizlemiş ve bakışlarını Felix'in karnına indirmişti. Daha kalp atışlarını bile duyamadığı bebeği vardı orada.

H: "veya bebek yüzünden kötü hissettiğinde bunu hissediyorum"

Felix de bakışlarını aynı Hyunjin gibi karnına indirmişti. Hala orada bir can daha olduğuna inanmıyordu. İçinde bir yerlerde bu onun için hala imkansızdı...

H: "Demem o ki tehlikedeysen veya öyle hissediyorsan ve bana ulaşamayacağın yerde, durumdaysan kendi canını yakmaya çalış."

Felix bu sefer anlamaz bakışlarını Hyunjin'e çevirmişti.

H: "Küçük bir şekilde azıcık acıyacak kadar parmağını çizmen yeterli ben hemen hissederim"

Sarışın olan hem anlıyordu hem de anlamıyordu. Böyle bir hayat, bu olaylar onun merakını bile aşacak duruma gelmişti...

H: "Ben hemen seni hissederim ve nerede olursan ol bulurum tamam mı?"

Felix onaylar anlamda tekrardan başını sallamıştı. Korkmuyor değildi ama nedensizce Hyunjin'in onu hissediyor olması tüm korkularını alıp götürmüştü. Koşulsuz şartsız inanıyordu onun kendisini her durumdan kurtaracağına. Oysa ki bu durumda olmasının nedeni bile kızıl olandı....

H: "Hadi gel sana yiyecek bir şeyler hazırlayalım"

Küçük olan bu sefer de sessizce başını onaylar anlamda sallamıştı. Buna kesinlikle hayır diyemezdi. Madem onun çocuğunu taşıyordu, bir zahmet karnını da doyuracaktı.

Hyunjin yiyeceklerle doldurduğu dolapları açmış ve bakınmıştı.

H: "Ne yemek istersin?"

F: "Domuz göbeği kızartalım"

Felix parlayan gözleri ile cevap verdiğinde çoktan ağzının suyu akmıştı. Gecenin bu saatinde böyle sağlıksız beslenmek ne kadar normaldi bilmiyordu ama canı çekmişti işte.

Hyunjin ise sorgulamadan onu onaylamış ve buzdolabından etleri çıkarmıştı. Kısa süre sonra evi güzel kokular sarmaya başladığında Felix Hyunjin'in etrafında dönüp duruyordu. Sanki Hyunjin'in her hareketini izlerse yemek daha çabuk bitecekmiş gibi.

Her şey şu anlık yolundaydı ta ki evin kapısı tekme ile açılana kadar...

Hyunjin refleks olarak tek eli ile Felix'i arkasına ittiğinde bakışlarını kapıya çevirmişti tabii meraklı sarışın da küçük kafasını Hyunjin'in arkasından çıkararak kapıyı izliyordu...

Gördüklerine inanmak istemiyordu ama son birkaç gündür nelere inanmıştı buna mı inanmayacaktı?

Minho sinirli bir şekilde havayı soluyarak omzunda taşıdığı bedeni aniden bırakmıştı. Jisung da artık onu tutan kollar olmadığı için geniş omuzdan kayarak sırtüstü yere düşmüştü.

J: "Ay çok güzel kokuyor ne yaptınız?"

______________

Btw bu kitap korkunç olacaktı, huncin şerefsiz olacaktı bla bla bla.... Ama niye böyle bir kitap oldu bilemedim 🤷‍♀️

Bölüm sonu

23 yorum