Dünyanın en güzel kızı
Hem kalpsiz hem kalp hırsızı
Göremezsen o güzel yüzünü ölücem
Jenerik müzik girmesiyle dudaklarıma lip glosumu sürdüm biraz daha nemlendirip şarkıma devam ettim son bir kaç aydır bu şarkı ağzıma dolanmıştı telefonumdan son ses açıp okul için hazırlık yapıyordum. Babamla konuşmamızın ardından iki gün geçmişti bütün hafta sonumu kendi odamda geçirirken diğerleri de iki günlüğüne tatile gitmişlerdi. Babam ise iş toplantısı olduğu için Ankara'ya gitmek zorunda kalmıştı aslında beni de davet etti de ben kabul etmeyip biraz dinleneceğimi söyleyip sadece odamda yattım. Hepsi dün gece eve geri dönmüşlerdi şimdi ise hepsi beni kahvaltıya bekliyorlardı.
Son kez aynaya bakıp kendimi süzdüm Babam okul işlerini halledip formamı sipariş etmişti. Mavi-Beyaz takım etek vardı üzerimde eteğin biraz kısa olduğunu fark etmiştim aslında ama pek sesimi çıkarmadım yine de çok hoş gözüküyordum saçlarımı ise açık üç dört tane küçük örgü bırakmıştım. Hazır olduğumu hissettiğim de çantamı takıp hızlıca aşağıya inmeye başladım nedense Babamın beni böyle görmesini çok istiyordum her sabah annem beni okula uğurlarken şimdi ise babam uğurlayacaktı.
Yemek odasına girdiğimde yine oflama sesleri kulağıma ilişti ve tam beklediğim görüntü erkek takımın hepsi masada beni bekliyordu. Beni ilk fark eden Toprak abim olmuştu ve ben masaya oturuncaya kadar gözlerini benden ayırmamıştı. Babama ithafen günaydın deyip tabağıma yemek doldurmaya başladım fakat masada tek ben hareket ediyordum bir şey oldumu diye düşününce başımı kaldırdım ve masadakilere bakış attım şunu fark ettim ki beni süzüyorlardı.
"Kızım" babamın beni çağırmasıyla bakışlarımı ona çevirdim. "Çok güzel olmuşsun sanırım okulun en gözdesi sen olacaksın" gülümsedi babam.
"Teşekkür ederim" deyip önüme döndüm ben utandım mı?
"Çok çirkin olmuş yüzüne ne sürmüşsen seni daha çirkin yapmış" Ateş abim beni süzerek konuşmuştu.
"Gözlerin hep çirkin bakma taraftarıysa benim sorunum değil bence daha kötülerini görmüşsündür değil mi abicim?" dedim son noktayı koyarak. Bana cevap vermemesiyle usulca kendi tabağına döndü diğerleri ise sessizce kıkırtılar çıkarıyorlardı.
Kahvaltımı bitirdikten sonra Babama döndüm "Hazar bey" diye seslendim o da telefonundan başını kaldırıp bana döndü. "Aslında hafta sonu gideceğim okulu biraz araştırdım orada kulüplerde bulunuyormuş ben de aslında yüzme kulübüne katılmak isterim" diyerek heyecanımı bastırmaya çalıştım babamın vereceği cevabı çok merak ediyordum. Yüzmeyi seviyordum annem de seviyordu o da her boş vakit bulduğunda beni suya atıyordu.
"Tabi katılabilirsin kızım böyle faaliyetlere yöneldiğin için çok sevindim" dedi babam tebessüm ederek Babamın kabul etmesine çok sevindim aslında yüzme gibi faaliyetlere kız babaların zor izin verdiğini biliyordum. Yüzme denince aileler pek olumlu yaklaşılmıyordu benim üvey babamda izin vermemişti yüzme kursuna gitmeme fakat annem ile evin arka havuzunda çok eğleniyorduk. O anları düşününce yüzümde tebessüm oluşmuştu annemle çok güzel vakitler geçiriyorduk. "Hadi bakalım okul vakti minik talebeler bugün okula sizi ben bırakıyorum" deyip sandalyeden kalktı babam ve kapıya doğru yöneldi. Ben de saçımı geriye atıp sandalyeden kalktım ve babamın peşinden gittim.
"Minik talebeler ne ya?" Rüzgar abimin homurdunmasını duydum kapıdan çıkarken Babamın hemen siyah bir jip'in yanında olduğunu gördüm onun yanına yaklaştığımda ise bana arka kapıyı açmıştı.
Babamın bana böyle yaklaşması hoşuma gidiyordu aslında fakat bu aralar ona yüz vermeyecektim kalbimin nasıl kırıldığını fark etmesi lazımdı. Babama bakmamaya çalışarak arka koltuğa yerleştim yanımdaki kapının kapanması ile yanımdaki diğer kapı açıldı ve yanıma Rüzgar abim yerleşti. Bir an acaba Rüzgar abim ile aynı okula gidiyor muyuz diye düşündüm fakat üstünde okul formasına ait bir şey yoktu.
"Bana bakma öyle tabi ki de aynı okula gitmiyoruz ben ve Atlas abim ile senin okulun yanındaki Üniversitede okuyoruz" diye açıkladı bana Rüzgar abim.
"Aslında açıklama yapmanı istememiştim beni ilgilendirmiyor sonuçta" dedim sinir edecek bir sesle.
"Öyle zaten seni ilgilendirmez" diyerek ters bakış attı Rüzgar abim o sıra sürücü koltuğuna Babam ve öne Atlas abimin binmesiyle yola koyulduk bu süre zamanda Babam okul saatlerini söylemişti ardından beni okul çıkışı alıp alışveriş yapacağımızı söyledi ben her ne kadar itiraz etsem de ihtiyacım olacağını söylemişti en son da başımı sallayıp kabul etmiştim.
Okulun önüne geldiğimizde Babam da her veli gibi bize nasihatlar da verip yanımızda ayrıldı. Atlas abim bana yaklaşıp elini açıp bana uzattı. Ben de ne oluyor bakışı atıyordum "Elini tutup okula bırakmayacağım herhalde bana telefonunu ver kendim numaramı kaydedeceğim eğer Babama ulaşamazsan beni ararsın" deyip elimdeki telefonu hızlıca alıp şifresini açmaya çalıştı. "Hadi acelem var şifreni söyle bana" diyerek bıkkınlıkla bana baktı.
"1204" dedim ve Atlas abimin duraksamasına sebep oldum çünkü Annem doğum gününü şifre yapmıştı Atlas abim duraksadıysa o da annemin doğum gününü hatırlıyordu. hemen istifini bozmadan telefonu açtı o sıra Rüzgar abimin gittiğini görmüştüm yanımızda iki bina vardı Özel Soy Koleji ve Özel Soy Üniversitesi vardı. sadece bahçeleri bağlıydı bahçeleri tabi ki de büyüktü. Biraz daha okulu süzdüğümde Atlas abime döndüm
"Hadi ya sadece bir tane telefon numarasını kaydedeceksin" dedim sinirle onun yüzünden okula geç kalmak istemiyordum. Atlas abim hafifçe bana gülüp telefonumu geri verdi ve ardından kendi okuluna doğru yöneldi. Telefonuma baktığımda bütün abilerimin kaydettiğini görmüştüm tabi ki de uzun sürdü bunun işi.
Hızlıca okula girdiğim de az tük öğrenci sanırım ders başlamıştı Müdürün odasına gitmek için en üste çıktım. Hemen önüme Müdürün odası çıktı kapıyı çalmadan önce kapının yanındaki isme baktım Salim Denktaş umarım Müdürle ara iyi olurdu. İçeriye girdiğimde Müdürün masa başında kağıtlara baktığını fark ettim
"Sana gel dediğimi hatırlamıyorum odaya niye paltur kultur giriyorsun kızım sana gel dendiğinde odaya gireceksin umarım bunu anlayacak kadar kavradığını var sayıyorum." Bana bakmadan bir ton laf atmasıyla şaşırıp kaldım. evet ilk günden Müdüre kötü bir kişiliğimi bıraktım umarım bana kafayı takmazdı.
"Özür dilerim Müdür Bey ilk günün heyecanından düşünemedim" dedim açıklayarak. Yani biraz ilk günün öğrencisine yumuşak davranırdı. Müdür açıklamamdan sonra başını kaldırıp bana baktı bide sanki sinir olmuş gibi hali vardı.
"Sen... Tanya Monika Gülsoy musun?" aman Allah'ım ismim ne kadar uzumdu resmen adımın bitmesini bekledim. evet dercesine gibi başımı salladım Müdüre "Galiba bu Gülsoylar bitmeyecek" diye kendi kendine konuştuğunu duydum. "Gel Tanya otur şuraya bakalım seninle konuşacaklarımız var" demesiyle biraz tırstım aslında benimle ne konuşacaktı ki bana iki saat kapı çalma adabını anlatmayacaktı her halde otur demesiyle masanın karşısında ki koltuğa yerleştim.
"Babanla konuştum Tanya bir yıl okul okumadığını biliyorum fakat Baban evde çalıştığını söyledi onun için seni on ikinci sınıfa yerleştirdim ve sınıfın eşit ağırlık olacak umarım bu okulda başarıların her daim olur... Neyse bunu konuştuğumuza asıl gelelim önemli konuya" demesiyle biraz kendimi kastım beni tehdit mi edecek acaba diye düşündüm. "Bak Tanya bu okula Müdür olduğumdan beri bütün Abilerin bu okulda okudu ve bu süre zarfında Atlas dışında hiçbiri ile aramız iyi değildi. Abilerinden ne kadar çektim bir bilsen Atlas Abini çok severdim okulumda en iyi öğrenciydi fakat o Toprak ve Ateş her Allah'ın günü kavga çıkartıyorlardı Rüzgar ise okulu birbirini katmaktan başka bir şey yapmazdı onun yüzünden okulu su basmıştı ve iki hafta boyunca bu okul eğitim görmedi. Yani kısaca diyorum ki İnşallah Atlas Abine çekmişsindir kızım bu okula bir sorunlu Gülsoy'a dayanamaz zaten şuan bir Gülsoy ile uğraşıyorum bu bile bana yeter." uzun konuşmasının ardından derin nefes verdi Müdürün böyle konuşmasını hiç beklemiyordum. Aslında o abilerimden beklerdim şimdi Müdürlerine ne çektirmişlerdir.
"Merak etmeyin Müdür Bey bu okula örnek bir öğrenci olacağıma emin olabilirsiniz." dememle Müdür gülümsedi.
"Allah'a şükür... Neyse Tanya senden bunu bekliyordum zaten sınıfın 12/C iyi dersler Tanya" demesi üzerine teşekkürümü edip odadan çıktım ve sınıfımı aramaya koyuldum.