Bir süre boyunca 12/C sınıfının kapısıyla bakıştım fakat daha fazla geç kalmamak için kapıyı çaldım ve hocanın gel demesiyle kapıyı açtım. Derste kadın hoca olduğunu fark ederim.
"Hocam ben-" tam kendimi tanıtacakken arkamdan çarpan sert bir gövde ile onunla yere yapıştım. ağzımdan çıkan bir inleme sesi ile bana çarpan kişiye baktım ve bir erkek öğrenci olduğunu anladım ben altta o üstte olmasıyla onunla bakışıyordum. Bir şey demek için ağzım aralandı fakat açık mavi gözleri yüzünden dilim tutulmuştu çünkü gördüğüm en açık mavi gözdü. o da sanki beni gördüğüne şaşırmış gibi bana dikkatlice bakıyordu ve şaşkın sesiyle dudaklarından benim ismim döküldü.
"Monika"
Demesiyle kaskatı kesildim tam ismimi nereden bileceğini düşünürken kulaklarıma kahkaha tufanı ulaştı sınıf komple bize bakıp gülüyorlardı "Çınay kalk kızın üzerinden" hocanın uyarmasıyla Çınay çevik bir hareketle hızlıca üzerimden kalktı çünkü biraz daha bakışırsak ikimizin hiç iyi olmayacağı bir şey yapacaktım.
Tam yerimden kalkarken Çınay'ın bana elini uzatmasıyla biraz kalakaldım yardımını kabul ederek beni yerden kaldırmasına izin verdim. Beni ayağa kaldırdığın da hiçbir şey söylemeden kendi sırasına oturdu. insan bir özür dilerdi dedim içimden bunu kafaya takmayıp hocaya döndüm.
"Sen sanırım yeni öğrenci olmalısın Müdür Bey bize bilgi vermişti. Kendini arkadaşlarını tanıttıktan sonra boş bir yere geçebilirsin." demesiyle bakışlarımı sınıfa yönelttim.
"Bulgaristan'dan geliyorum adım Tanya Monika Kanber" şuan ki soyadımı kullanmak istedim ama hala öyle yazılımı bilmiyorum. Kendimi tanıtırken bir kaç gülme sesi duymuştum neye güldüklerini de pek anlam da veremedim.
"Monika diye isim mi var Allah'a aşkına" orta sıralardaki kız cringe ses ile konuşmasıyla sınıf kahkahaya boğuldu Aman ne komik.
"Anladım demek ki hiç Bulgaristan'a gitmemişsin bu tarz isimleri duymaman normal" kıza yönelik konuşmamla bana ters bakış attı. Kız ağzını aralayıp konuşacakken hoca aramıza girdi.
"Neyse... sana hoş geldin diyelim Tanya ve seni Sonat'ın yanına uğurluyoruz bak yanı boş" elini cam kenarında oturan bir çocuğunun yanındaki boş yere gösterdi. Başımı sallamamla Sonat'ın yanına yerleştim eşyalarımı çıkartırken önüme bir el uzatıldı kim diye başımı kaldırdığımda ise yanımdaki çocuk olduğunu fark ettim.
"Merhaba yeni sıra arkadaşım ben Sonat sadece sıra arkadaşının çok geveze olduğunu bilmen yeterli" dedi gülümseyerek. Ben de buna karşılık elini tuttum.
"Ben de Tanya tanıştığımıza memnun oldum sadece yeni sıra arkadaşın çok yeni olduğunu bilmen yeterli" bu şekilde ona karşılık verirken o da son dediğimi anlamaya çalışıyordu tepkine gülerken konuştum "Buraya geleli beş gün oldu daha bu okul ilgili hiç bir fikrim yok" dedim tebessüm ederek.
"Anladım ama istersen sana rehber ederek okulu gezdirebilirim" dedi gülerek ben de bu teklife olumluca başımı salladım bakışlarımı daha sonra tahtaya yönelttim ve dersin Tarih olduğunu anlamıştım.
Teneffüs zili çalmasıyla hoca sınıftan çıktı bir kaç öğrencinin ayaklandığını görmüştüm o sıra önümdeki kızın hızlıca bana dönmesiyle bakışlarımı ona çevirdim. Kızı derste biraz incelemiştim arkadan baktığım için sarı platin renginde düz saçları vardı şimdi bana dönünce çok tatlı bir kıza benzediğini anlamıştım.
"Selam Tanya hoş geldin aramıza diyeceğim de şu salak Parla yüzünden pek hoş karşılanmadın ama neyse biz sana yeteriz ben Begüm tanıştığımıza memnun oldum" demesiyle ağzım aralık şekilde onu dinledim çünkü bu kadar hızlı konuştuğuna şaşırmıştım.
"Bir yerinde dur Begüm kız neye uğradığını şaşırdı ben anlamıyorum ki beş saniyede bu kadar uzun cümleyi nasıl kurabiliyorsun ki?" Sonat'ın Begüm'e sataşmasıyla Begüm göz devirdi bu sataşma daha uzamasın diye araya girdim.
"Tanıştığıma memnun oldum Begüm" dememle Begüm dikkatini bana verdi ve gülümsedi. Yanındaki kızın bana dönmesiyle Begüm eliyle onu gösterdi.
"Bak Tanya yakın arkadaşım Şafak o da seninle tanıştığına memnun olmuştur" begüm konuşurken kızı incelemiştim esmer bir kızdı kapkara saçları ve koyu gözleri vardı ve teni bembeyazdı. Begüm'ün konuşmasıyla Şafak ona ters bakış attı.
"Merhaba Tanya aramıza hoş geldin" şafak hoş geldin demesiyle ona gülümsedim. tanışma meselesini uzatmak istemiyordum. daha sonra Sonat'ın onlara dalaşmasıyla onları sessizce izledim aslında onlarla arkadaş olmak isterdim çok samimi insanlardı.
──────────────────
Elimdeki boş paketi çöpe attıktan sonra Sonatların yanına doğru ilerledim şuan öğle arasındaydık Begüm'ün üçümüzü zorla kantine indirmesiyle orada yemek yedik masada hepimiz otururken Sonat'ın ikizi gelmişti ve onunla tanışmıştım o da sayısal sınıftaydı. anladığım kadarıyla Sonat ve Mahir aralarında dağlar kadar fark vardı Sonat çok konuşkan ise Mahir o kadar da çok sessizdi masada sadece bana hoş geldin demişti ve bir daha ağzını açmadı.
Zilin çalmasıyla masadan kalktık ve sınıfa doğru çıktık fakat herkes benim dışında ellerinde yiyecekler vardı konuşmaya daldıkları için yemeye fırsat bulamamışlardı. Koridordan sakince ilerlerken karşıdan da Çınay sınıfa ilerliyordu.
"ÇINAY" Çınay arkasındaki hocanın çağırmasıyla ona döndü. Okul çıkışında onunla konuşmak istiyordum ismimi nereden bildiğini merak ediyordum çünkü daha önce hiç karşılaşmamıştık. Bunu aklıma not ederken sınıfın kapının içinden bir adım atmamla üstüme bir kazan dolusu su boca edildi daha ne olduğunu kavramaya çalışırken yukarıdaki poşetin yırtılmasıyla kuş tüyleri bedenime yapıştı.
"Hoppala yanlış yere kargo verildi." ismini daha yeni öğrendiğim okulun badboyu Bedirhan dedikten sonra koca kahkaha patlattı ve tabi ki de peşinden ayrılmayan grubu da ona eşlik etti. Önümdeki Parla'nın beni video çektiğini fark ettim ona ters bakış atıp Bedirhan'ın önüne geçtim.
"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz ne bu ilk gelenlere hoş geldin adetimi?" dememle önümdeki kişiler sırıtmaya devam ettiler. Bedirhan arkasından Yağızın çıkmasıyla benim önüme geçti.
"Yanlış zaman da geldin göçmen kız yani bizim sorunumuz değil" demesiyle sinirim tepeme çıktı sanırım bu zorbalığı Çınay' a yapacaklardı çünkü ben girmeden önce o sınıfa girecekti fakat bu sürpriz karşılanma bana yapıldı.
Arkamdakilerin yanıma gelmesiyle bana iyi olup olmadığımı soruyorlardı ama hala karşımdakilerin gülmesine daha çok dayanamayıp hemen gözüme ilişen Sonat'ın elindeki çayı kavrayıp "Hey o benim çayım" Sonat'ı dinlemeyip çayın sıcaklığını hiç umursamadan Yağızın başına döktüm.
"Bu da benden yanlışlık olsun." diyerek boş karton bardağı kafasına attım. Yağız'ın hayvan gibi bağırmasıyla yandığını anladım zaten bu çocuğu hiç sevmemiştim ilk dersten beri beni süzüp duruyordu iyi olmuştu ona. Yanındaki Bedirhan bu yaptığıma sinirlenerek elini yumruk yaptı Yağız'a bakış attıktan sonra sinirli kuduz köpek gibi üzerime doğru yürümeye başladı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun? Bittin sen kızım!" dediğinde bir adım geriye doğru yürüdüm. korkmadım desem yalan olur ne yapacağını beklerken önüme bir adet Şafak girdi ve sert bir şekilde Bedirhan'ın göğsünden itti.
"Asıl sen ne yaptığını sanıyorsun? bir kıza mı vuracaksın?" Şafak'ın adeta kükremesiyle bir adım daha geriye gittim şöyle devam ederse kendimi sınıfın kapısında bulacaktım.
Bedirhan'ın geriye gitmesiyle durdu ve önce kendi göğsüne baktı sonra bakışlarını Şafak'ın kollarına çevirdi. "Sen az önce bana mı dokundun?" dedi sakin bir soruyla ardından Bedirhan'ın sırıtmasıyla herkesi farklı bir şekle soktu. Bu çocuk ne saçmalıyordu?
"O vurmazsa ben vururum sonuçta kızım" Parla bunu demesiyle Şafak'ın üzerine atladı ve ikisi de birbirlerinin saçına yapıştılar. Parla bütün sinirini saçlardan çıkarırken Şafak da Parla'nın yüzüne güzel izler bırakıyordu. Herkes hala izlemeye devam ederken Begüm daha fazla dayanamayacağını söyleyip o da Parla'nın saçına yapıştı fakat Begüm'ün araya girmesiyle Parla'nın arkadaşı Serra da dahil oldu ve dörtlü silahşörler şekilde birbirlerine yapıştılar.
Sınıfta diğer öğrenciler ise kızlara ya tezahürat ediyorlardı ya da videoya çekiyorlardı. Arkamdaki Mahir'in Begüme doğru ilerlediğini gördüm çünkü resmen Serra'nın tarafından parçalanıyordu. Mahir tam Begüm'ü tutacakken yan tarafından gelen tekme ile yere serildi.
"Mahircim düşündüm ki seninle uzun zamandır sohbet etmemişiz eski günleri yar edelim dimi?" Bedirhan'ın alayla sırıtmasıyla birbirlerinden hoşlanmadıklarını anlamıştım. Bedirhan tam yine tekme savuracakken Mahir sert bir şekilde bacak bileğini tutuşu ile onu yere çekti.
"Çok mu özledin beni Bedirhan doğruyu söyle?" Mahir de alayla sırıtıyordu ve o da Bedirhan'ın üzerine çıkıp yumruklamaya başladı. Onlar kendi halinde takılırken yanımdaki Sonat'ın bağırmasını duydum.
"YETTİM İKİZİM DAYAN!" bağırdıktan sonra Yağızla uğraşan Bedirhan'ın diğer arkadaşı Uraz'ın üzerine atladı. ikizine yardım edeceğim derken Uraz'ın üzerine atlamasına göz devirdim. Gözlerimi devirmemle tam sağ yüzüme gelen su şişesini fark ettim. Kimin attığını bilmiyordum ama bana çarpacağını biliyordum ve gözlerimi sıkıca kapattım. Şişenin çarpmasını beklerken belime dolanan bir kolla geri çekildim. omzum yumuşak bir yere çarptığında gözlerimi aralayıp beni kim çektiğine baktım. Başıma kaldırmam ile o yine açık mavi gözler görüş açıma girdi.
Şuan Çınay ile bakışıyorduk etraftaki sesler yani kızların çığlıkları, atılan yumruk sesleri, diğer öğrencilerin sonradan daha çok yükselen tezahürat sesleri hiç umursamadan birbirimizle bakışıyorduk Çınay hala kolunu belimden çekmemişti sanki anın büyüsüne kapılmış gibi gözlerimizin en derinine bakıyorduk.
