İçeriğe geç

Tanya Monika

Bölüm 6 · 8 dk okuma

Tanya Monika

Bölüm 6

Merdivenleri bitirip aşağı indiğimde yemek odasına doğru yol aldım. kapının önüne geldiğimde oflama sesleri duyuyordum yüzümdeki tebessümle odaya giriş yaptım odadakilerin bakışlar bana döndü masaya baktığımda ise Babam sofranın en başında iki yanında da Toprak abim ve Ateş abim ikisinin yanında da Atlas abim ve Rüzgar abim oturuyordu.

"Sonunda küçük hanım teşvik edebildi yemeğe Rüzgar demedi mi sana oyalanmadan gel diye" Ateş abime kısa bakış attıktan sonra Atlas abimin yanına oturdum. herkese kısa bir gülüş atıp konuştum.

"Aaa Rüzgar abicim ben dedim ya siz başlayın ben hazırlanıp geleceğim diye yoksa duymadın mı?" dedim tatlı bir ses tonu ile onları sinir etmeden durmayacaktım.

"Bana bir daha abi deme ben senin abin değilim" dedi Rüzgar abi.

"Yoo abimsin daha dün Dna testi yapmadık mı kardeşiz işte Abi" dedim karşılıkla çünkü abi dememe çok sinirleniyorlardı.

"Deme bana abi yoksa çok kötü olur" dedi Rüzgar abim.

"ABİCİM"

"Abin değilim ben senin"

"ABİM" daha inat edecektim ama Babam kapışmamıza son verdi

"Kesin şunu! Rüzgar o senin kardeşin tabi ki de abi diyecek son verim bu tartışmaya" dedi babam sert bir dille. "Hadi yemeğinizi yiyin afiyet olsun" demesiyle yemeğe başladık. Sofra da çeşit çeşit yemek vardı aslında Türk yemeklerini Bulgaristan yemeklerinden daha çok seviyordum asıl o sarmalar yok mu sarmalar onlara bayılıyordum. Annem Türkiye'den özel yaprak getiriyordu Tanju yokken hep yaprak sarma yapardık ve yerdik aslında başka Türk yemekleri de denemiştim Bulgaristan sokaklarında Türk dönercileri vardı oradan gizlice döner yediklerim vardı.

Tabağımdaki değişik yiyeceği inceliyordum masada tek yaprak sarma ile dolma yemiştim diğer yemekler de aklımda pek fikir yoktu şimdi ise tabağımdaki koyu kahverengi bir çiğ hamur vardı çünkü çatala batırdığımda dağılıyordu hamur tadını merak ettim aslında.

"O çiğköfte" dedi babam ben ona anlamaz gözlerle bakarken açıkladı. "Diyorum ki parçaladığın şey çiğköfte bulgur, salça ve bir kaç baharattan yapılıyor yersen bayılırsın tadı gerçekten çok güzel." yememi istedi babam.

"Şuan tadını merak etmiyorum" diyerek kısaca kestim belli bir zamana kadar dediklerinin tersini yapmayı düşünüyordum.

Babam bozulmuş şekilde bana bakarken Abilerimde bi sinirle bana bakıyorlardı aman sanki umurumdalar. Babam hafifçe boğazını temizleyerek konuştu "Tamam... neyse yemeğin bitti ise seninle şu peşindekilerini konuşalım mı kızım?" diye sordu babam ben de zaten bu konunun ne zaman açılacak diye bekliyordum.

"Olur! nereden başlamamı isterseniz Hazar Bey?" dedim sonunu bastırarak babama artık ismi ile hitap edecektim kendisi söyledi Baba deme diye. masada birden öksürük krizine girmişti Babamı anladım da abimler niye kötü bakış atıyorlar ki şimdi. "Ne? niye öyle bakıyorsunuz adama amca mı diyeyim ama isterseniz size Hazar amcada diyebilirim." dedim.

"Asla!" dedi sert bir sesle sanırım korktu biraz Babam "şuan bey iyi Tanya... Neyse sen asıl bu adamlar başına nasıl bela oldu anlat bize" dedi.

"Dur! hikayeyi tahmin edeyim Annen ile Annenin eşi yani baban boşanmaya karar verdiler fakat baban bu karara sinirlendi Annen ne halt yemişse Baban da onu hapse tıktı sen de başıboş kalınca hemen babama sığındın dimi ne doğru bir hikaye tahmin etmişim" dedi Ateş abim gülerek sanırım abimin hayal dünyası baya genişti. Herkes meraklı gözlerle bana bakarken ben de hemen olaya giriş yaptım.

"Annem üvey babamı öldürdü" dedim sakin bir ses tonu ile fakat diğerleri pek sakin değillerdi. Babam camış gibi gözünü açmış, Toprak abim hızla başını benim tarafa çevirmiş, Ateş abimin sırıtması donuk halde kalmış, Atlas abimin içtiği suyu tekrar bardağa püskürtmesi, Rüzgar abim ise ağzı açık şekilde bana bakıyorlardı.

"Öldürdü mü?" diye sordu babam ben de sanki normal işte gibi başımı olumluca salladım. "Neden?" diye yine sordu babam fakat buna cevap vermeyecektim.

"Nedenini söyleyemem" dedim o pisliğin bana nasıl dokunduğunu anlatmayacaktım herhalde "Annem o adamı öldürdükten sonra evden kaçtık Annem beni havaalanına bıraktıktan sonra polise gitti teslim oldu. Ben Polat abim ile İstanbul'a geldiğimizde Polat abinin acil işi çıktığı için Bulgaristan'a geri döndü ben de işte buraya geldim fakat Üvey babamın adamları da peşimden gelmişti aslında Annemin peşinde olacaklarını sanmıştım ama beni öldüreceğini söylediler. Tanju'nun bir sağ kolu vardı adı Martin kendi patronuna çok sadık biri aklınca bizden intikam alacakmış işte beni öldürmeye çalışanlar da Martindi." dedim sonra Ateş abime dönerek yeniden konuştum. "Benim hikayem de güzel dimi Ateş abicim" dedi son kelimeyi bastırarak Ateş abim ise bana bir göz devirip babama döndü.

"O pisliği bulacağım sana yaptıklarının hepsini ona da yapacağım Tanya" dedi ve devam etti. "Bence bunu masada konuşmayalım yemeğiniz bitti ise salona geçelim size anlatacaklarım var." sandalyeden kalkarak salona doğru ilerledi. Ben de masadakilere tip tip bakıp hemen salona doğru uçtum bunların laflarını sokmasını daha duymak istemiyordum.

Hepimiz salona geçtiğimizde ben tekli koltuğa oturmuştum Babamda karşımdaki tekli koltuğa yerleşince diğer dörtlü ise ikili koltuğa geçtiler. "Tanya" Babamın bana seslenmesiyle ona döndüm. "Yarına kadar kimliğin elimde olsun seni nüfusuma alacağım ve seni kardeşimin okuluna yazdıracağım oradan eğitimine devam edersin kızım" dedi küçük bir tebessümle Amcamın bir okulu olduğunu bilmiyordum Annem bana Amcamın çok komik biri olduğunu söylemişti ve Amcamın çocukları da vardı gerçekten kuzenlerimi çok merak ediyordum fakat ben okula falan gidemezdim.

"Soyadınızı almama gerek yok zaten bir kaç aya reşit olacağım yanınızda da kalmama gerek kalmayacak" dedim ciddi bir tonla.

"Ne yapacağın reşit olduğunda hemen kocaya mı kaçacağın? kaçacağın tabi sen o kadının kızısın hep kendinize-" Ateş abim sözünü babamın kesmesiyle susmak zorunda kaldı.

"ATEŞ!" babamın kükremesiyle yerime sindim şuan Ateş abime hiç cevap veremeyecektim. "Sözlerine dikkat et o senin kardeşin o ayrılmak istese bile sen buna izin vermeyeceksin çünkü ben de buna asla izin vermem" dedi bana dönerek. "Sen benim kızımsın başka bir adamın soyadını kullanamazsın bana kayıtlı olacaksın ve sen bir yetişkin birey olana dek asla seni yanımdan ayırmayacağım yetişkin birey diye kastımda otuz yaş olacak on sekiz çocuk yaşı resmen hem zaten seni yeni buldum seni bi on yıl daha bırakmam"

"NE!" dedik üçümüz diğer iki salak da şaşırmıştı.

"Ben bu kıza on yıl daha falan katlanamam reşit olduğunda anasının yanına gitsin otuz olduğunda kocası gelsin senden istesin" dedi Rüzgar abim ay sanki ona bayılıyorum.

"Ne otuzu kim o yaşa kadar babanın yanında kalır?" dedim ağlamaklı bir sesle tamam en geç yirmi beş yaşa kadar bekar kalırdım da fakat babam yüzünden evde kalamazdım.

Babam bana küçük bir gülüş atıp elini Toprak abimi gösterdi. "Bak al sana örnek otuz yaşına kadar hiç babasının yanından ayrılmamış bir abin var hem zaten Abilerin evlenene kadar dizimin dibinden ayrılmayacaksın Tanya!" dedi babam gülerek bu konu ne ara açıldı benim hemen okul itirazıma başlamam lazımdı.

Diğer üç abim Toprak abime gülmemek için kendini zor tutuyorlardı evde kalmış bir abi aklıma gelince dudaklarımdan bir kıkırtı çıktı. Toprak abim ise çatık kaşlarını bize gönderiyordu. "Baba senin yanında kaldığım falan yok hatırlarsın ki beni burada zorla tutuyorsun yoksa ben zaten ayrı eve çıkacaktım." sinirle dedi çatık kaşlı.

"Hele bir ayrı bir eve geç ben seni bütün eski sevgililerini yanına göndermiyor muyum." dedi babam tehdit ederek. o sıra hepimizin ağzından kahkaha fırladı Atlas abim de anırıyordu resmen galiba eski sevgilileri çok çetin birileriydi onlarla tanışmak isterdim.

"Okula gidemem ben hem zaten okulu bırakmıştım. Gitmem için de bir sebep yok" dedim ama sanki çok şaşırtıcı bir şey söylemişim gibi bana şaşırarak baktılar.

"Nasıl okulu bıraktım Mehlika buna nasıl izin verdi." Babamın ağzına annemin ismi çok yakışıyordu onu fark etmiştim. Aslında okulu bırakmamıştım o alçak üvey babam yaptığımın hataya karşı olarak bu cezayı vermişti fakat annem beni okutmaya kararlıydı onun sayesinde liseyi açıktan bitirmeye çalışıyordum zaten Üniversiteyi Türkiye de okuyacaktım.

"Annem asla buna izin vermez ama Tanju okulu bırakmamı zorlamıştı zaten Annemle evden çalışıyorduk" dedim açıklayarak o sıra üvey babamın ismini söylerken Babam ve Toprak abimin kısık küfrünü duymuştum. "Ben lisemi açıktan bitirmeye çalışacağım Annem genellikle bana Türkiye'de ki derslere çalıştırmıştı ve bu sene YKS'ye girmeyi düşünüyorum" dedim kararlıkla fakat babam buna yine itiraz etti.

"Yok açıktan okumak benim evlatlarım hepsini okula göndermişim tabii seni de göndereceğim hem açıktan okumak zor olur Amcanın özel kolejine gidersin ben sana özel hoca da tutacağım zaten buraya da alışmış olursun." dedi babam itiraz istemeyen bir ses tonuyla. Ben de hafifçe başımı salladım aslında Türkiye'de ki okul klişeleri hep merak etmişimdir Annemim okullardaki dedikoduların çok eğlenceli olduğunu söylerdi. "Yarın kimlik işlerinden sonra kardeşim Tahir ile konuşacağım okul işi için... Peki sen gelecekte ne yapmayı düşünüyorsun Tanya?" hep bu klasik sorunun bana sorulmasını istemiştim ilk defa soruluyordu bana.

"Ben uluslararası ilişkiler uzmanı okumayı düşünüyorum araştırdığıma göre eşit ağırlık okumam gerekiyor." Babama yönelik söylemiştim bunları zaten diğerleri Atlas abim dışında beni pek dinlediği de yoktu umarım o telefonlar gözünüze girerlerdi. Babam da bunu fark ettiğin de onlara göz devirip bana döndü.

"Tabii kızım sen ne istersen onu okursun aslında liseyi bitirdikten sonra okumana da gerek yok seni yanıma alabilirim belki yanımda mimarlık öğrenirsin ya da çalışmayabilirsin benim yanımda isen istediğin kadar gezip dolaşırsın" bana şuan hayatımın büyük bir teklifi gelmiş şekilde babama bakıyordum fakat kabul etsem bile Annem gelip saçımı yolardı bana her zaman kendi ayaklarımın üstünde bir iş kadını olmamı tembihlerdi.

"Yok bana ait bir işim olmasını isterim zaten bir işe sahip olmaz isem annem aniden gırtlağımı keserdi o bu konularda çok ciddi iş kadını olmamı ister her zaman." dedim gülerek Annemden bahsedince hep yüzümde tebessüm oluşuyordu Babama baktığım da bana bakıp gülüyordu.

"Biliyorum Mehlika her zaman bu konulara çok önem verirdi." dedi babam yine yüzümde büyük tebessüm oluşmuştu Babamın annemi unutmadığını öğrendim ve çok mutlu olmuştum.

"Peki bu ayrıcalıklar bize niye sunulmadı Babacım?" diye sordu Rüzgar abim. zaten okusa ne olur kim bu aklı işe alır ki.

"Rüzgar zorlama istersen seni herhalde boş bırakmayacaktım ben de zaten üniversiteyi ziyaret etmeyi düşünüyordum bakalım Atlas abinin yoluna girdin mi kontrol edeceğim" Atlas abimin çalışkan olduğunu tahmin etmiştim hastane de iken serumlarımı kontrol ettiğini görmüştüm sanırım tıp okuyordu.

Babam bana pazartesi okula başlayacağımı söyleyerek hepimizi odaya göndermişti Babamın çocuklarının uyku saatlerine kadar ilgileniyordu bu içimi çok hoş etti. Yatağıma girdiğim de biraz geleceğimi düşünüp uykuya dalmıştım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.