İçeriğe geç

Tanrıların Sessizliği

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Tanrıların Sessizliği

Bölüm 4

Bölüm III : Adalet Tanrısı Liesus

Uzun masanın etrafındaki yerlere herkes oturduğunda, yalnızca bir yer boştaydı. Genel olarak birbirini gören kişiler oldukları için yabancılık çekmiyorlar, kendi aralarında kimin eksik olduğunu tartışıyorlardı. "Herkes burada," dedi cadı olan Eivy. "Tanrımız, yüce güçleriyle yeni birisini daha mı yarattı?" Peri Cyi sorduğunda, herkes olabileceğine dair ufak ses tınıları çıkardı. Tanrı, çıplak ayaklarının yerdeki zeminle buluşma sesini yayarken içeriye girdiğinde herkes toplandı ve tamamen sustu. Merkezdeki yerine geçtiğinde, sağında ve solunda koruyucu melekleri konforunu sağlamakla uğraşıyorlardı. Herkes tanrının söze girmesini bekliyordu; ancak onun keskin bakışları boş olan noktadaydı. Yanındaki melekler bunu fark ederek bir tanesi kulağına doğru eğildi. "Ona haber verdik efendim, hatta geleceğini bile işittik; ancak gelmemiş." "Anladım." Tanrı derince nefes verdiğinde, kocaman su küresi içindeki deniz insanları, gezegendeki okyanusların dalgalarındaki değişimleri hissetti. Ufacık bir nefesi bile dünya üzerinde birçok sonuç doğuruyordu. Buradaki kişiler arasında deniz insanları olan ikiz kardeşler Suhia ve Esheé, bunu hissedebilenlerdi. "Sizi burada toplamayı istememin sebebi—" diyerek tanrı söze girdiğinde, gürültü etrafı sardı ve özel salonda kimsenin görmediği yeni bir yüz belirdi. Simsiyah duman arasından çıkan, ışınlara benzeyen kırmızı parlak gözleriyle masanın tam karşısında tanrının önünde duruyordu. Herkes birbirine bu kişinin kim olduğunu sorarken, tanrı ve Hara'nın gözleri birbirine odaklanmış haldeydi. "Kusura bakmayın, canım biraz geç kalmak istedi," dedi Hara ve boş yere geçip ayaklarını masanın üzerine koyarak oturdu. "Haydi, konuş," dedi Hara. Herkes, tanrının karşısında nasıl bu şekilde konuştuğunu anlayamıyordu. Şeytanın bakışı, kendi tavrını zevkli ve haklı bulanlardaydı. Onları bir bir gözüne kestirirken, kuvvetli bir güç Hara'nın bacaklarına geldi ve onu masadan düşürttü. "Tanrımızın önünde saygısızlık yapmayın," dedi baş melek Lilish, hâlâ gücünden dolayı bembeyaz ışık saçan elini tehdit edercesine havada tutarak ve Liesus'a saygısını gösterip hemen onun sağına yerine oturdu. "Şeytan da geldiğine göre her şey daha adaletli olacaktır," dedi Liesus. Herkes şaşkınca yeni gelene döndü. Şeytan? Şeytan dedikleri gerçekten var mıydı? O, sadece iyilik koruyucularının diğerlerini iyilik yolundan sapmamaları için uydurdukları bir hikâye karakteri değil miydi? Cadı hafifçe güldüğünde Hara ona doğru baktı ve dudaklarından çıkan "cahiller" sözünü fark ettiğinde soğuk olan mimiklerini korumaya çalıştı. Liesus mükemmelliği hayal ederken, bu hamleleri bilinçli olarak yapmış mıydı? Buradaki herkesin saf iyilikten olmadığını kalbindeki karanlıktan rahatça anlıyordu. Eli yavaşça kalbine ilerlediğinde, bizzat Liesus tarafından yerleştirilmiş karanlığı anımsadı. Tanrı her şeyi planlamış olabilir miydi? Asırlar boyunca kendi yüzüne güldükten sonra Hara'nın kaderinin bu şekilde olmasını planlamış olabilir miydi? Adaletli miydi, yoksa acımasız mıydı? "Aranızdan bir lider seçeceğiz." Aniden gelen cümle ile herkes birbirine baktı. "Lider mi, tanrımız? Bizler zaten kendi ırklarımızın liderleriyiz," dedi Elf ve buradaki herkesten daha genç olan Féonx. Diğerleri de bunu onayladı. "Dünya gezegenindeki ırklarınızın liderleri olduğunuz dışında bir de liderlerin lideri seçilmesini istiyorum." "Merak ediyorum, bunu neden yapmak istiyorsunuz?" Lich soyundan gelen Zeron sorduğunda, tanrı sakince ona bakıp gülümsedi. "Evrenlerimizde bazı gezegenlerde yaşam yok. Bu süreçte ben, güçlerimle o gezegenleri yaşanılır hale getirip yeni ırklar eklemek isteyen tanrılar konseyindeki diğer evrenlerin tanrıları ile birlikte olacağım. Düzeni sağlayacak biri olmalı. Evet, aranızdan kim lider olmak için aday?" Tanrının sözleri bittiğinde herkes birbirine baktı. Herkesten önce olayı kavrayan Hara, elini masanın üzerine koydu. "Buradaki herkesten daha uzun zamandır buradayım. Bu rütbeyi ben hak ediyorum." Aarok, diğerinin istekli tavrına gülümsedi ve ormanda sık sık kullandığı, diğerlerine göre oldukça kirli olan baltasını masanın üzerine kuvvetlice koydu. Bu masa tanrının gücü ile yapılmış olmasaydı, muhtemelen kırılabilirdi. "Biz en güçlü ırkız. Bunu ben hak ediyorum." "Biz, iyilik elçileri olarak tanrımız tarafından en özenli şekilde yaratıldığımız için bu yüce görevi hak ettiğimize inanıyorum." Başmelek Lilish söylediğinde, Hara sadece tebessüm etti. Her saniye kendi sebepleri ile liderlik tahtına göz dikenler oluyordu. Zeron isimli lich ve Hellri isimli harpy, kendi aralarında sadece bakışıp diğerlerinin liderlik mücadelelerini izlemeyi seçti. Deniz erkeği olan Esheé ve deniz kadını olan Suhia da sadece su kürelerinin içinde dalgalanmalarına devam ediyorlardı. Bu tür bir yarış içine girmek onlar için hiç anlamlı değildi. Bu tür yarışlara kendilerinden alt seviye olan aptal sirenler girerdi sadece. "Kim, nasıl seçilecek?" Peri sorduğunda herkes onun sorusuna hak verdi. Kendi aralarında güçlerini mi göstereceklerdi? Kendi ırklarının durumlarına göre mi seçileceklerdi? Oylama mı yapılacaktı? Kendi aralarında oylama yaptıklarında kazanan peri seçildiğinde, bazıları için iyi, bazıları için kötü bir haberdi. Tüm aydınlık yaratıcıları periye oy verirken, karanlık yaratıcıları kendilerini seçtikleri için perinin oyu diğerlerinden fazlaydı. İlginç olan perinin aslında aday olmadan seçilmesiydi. Uzun ve parlak kirpikleri, şaşkınlıkla sonuca karşılık ayrılırken, şeytan için tamamen hayal kırıklığıydı. Tanrı, nankördü belki de. Sonuç açıklandığı an, masadan kalkıp özel salondan çıktığında başına ne geleceği umurunda değildi. Hatta Liesus'un çok sinirlenip kendisini yok etmesini tercih ederdi. O Gayya çöplüğünde olmaktansa yok olmak daha iyi olabilirdi. Salondan çıktıktan sonra kendi çöplüğüne gideceği sırada topuklu ayakkabı sesleri işitti. Yabancı adım seslerinin kendi ayak sesleriyle eşleştiğini hissettiğinde durdu ve arkasına baktı. Arkasında kimsenin olmadığını görünce tekrar önüne dönüp devam edecekti ki, burnuna dolan koku ile duraksadı. "Ne istiyorsun?" Şeytan sorduğunda, önüne dönmüş haldeydi ki, hemen boynunun önünde saplanmaya hazır uzun tırnakları gördüğünde şaşkın değildi. "Seninle tanışmak istiyordum." "Daha çok zorluyormuşsun gibi." Eivy hafifçe güldü ve elini geriye çekti. Hara, onu incelediğinde gerçekten yarattığı kadın şeytanlar kadar baştan çıkarıcı olduğunu kendisine itiraf etti. Mükemmel yüz, mükemmel vücut ve mükemmel bir kokuya sahipti. Biliyordu ki, uğraşırsa tanrıyı bile yoldan çıkartabilirdi. "Senin aniden ortaya çıkışın o safları oldukça şaşırttı." Hara, işittiğinin pek ilgi çekici olduğunu düşünmüyordu. Uzun yıllar sonra ilk kez o çöplükten yeni çıktığı için böyle bir durum olması kaçınılmazdı. Şeytana göre bir durum kaçınılmazsa umursamaya da değmezdi. İşler kendi istediği şekilde gitmiyorsa, işleri kendi istediği hale getirene kadar etkisiz gibi davranıyordu; ancak işleri gizliden gizliye etkiliyordu. Hayat garipti. Bir şeyleri gözlerden uzak etkiliyorken daha da garipti. İyi bir oyuncu ve yalancı olmak gerekiyordu. "Oysa ben senin gerçek olduğunu en başından beri biliyordum, çünkü cehennemine birkaç defa girmiştim ve eminim beni fark etmişsindir." Hara, cevap vermedi, sadece sustu. Kadını tabii ki fark ettiğini söyleyemezdi; gücünü şimdilik oldukça az tutacak, onu test edecekti. "Sessizliğini evet olarak kabul ediyorum." Eivy gülümserken şeytana iyice yaklaştı ve onun kokusunu iyice içine çekti. "Söylentilerdeki gibi kötü kokmuyorsun." Daha sonra tırnaklarını tekrar ortaya çıkartıp onun çenesinin altında gezdirip hafifçe çizdi. "Ve çirkin yaratığa da benzemiyorsun. Baştan çıkarıcı şeytan dediklerinde gerçekten haklılarmış." Hara, sadece ifadesiz kalmayı seçti ve yüzünü kadının tırnaklarından geriye çekip yürümeye devam etti. "Bu kadar soğuk olmana gerek yok." Eivy küresini havada aniden belirtip parmaklarını hafifçe etrafında gezdirdi. "Gelecekte birlikte çok iyi işler yapacağız." Hara, pek sözleri kulak asmayı tercih etmedi. 'Adaletli bir tanrı demek? Adaletsizliğin tanrısı o.'

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.