İçeriğe geç

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 29 · 3 dk okuma

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 29

Bölüm 29: Buzdan Bir Yalan

Poyraz, Cevdet Bey’in göğsüne fırlattığı fotoğrafa bakışlarını sadece bir saniye düşürdü. Ardından yüzündeki o umursamaz, kibirli 'Ömer Karadağ' tebessümünü dudaklarının kenarına yerleştirdi.

Kroşe bir darbe yemiş gibi görünmek yerine, karşısındaki adamın bu şüphesini adeta bir saçmalıkmış gibi karşıladı. Yavaşça eğilip sehpanın üzerine düşen fotoğrafı aldı, parmaklarının arasında süzdü ve Cevdet Bey’in gözlerinin içine bakarak alaycı bir şekilde güldü.

"Gerçekten mi Cevdet Bey?" dedi Poyraz, sesi öyle kendinden emin ve rahat çıkıyordu ki odadaki o gergin hava bir an için yalpalar gibi oldu. "Beni böyle ergen hevesleriyle mi sorguluyorsunuz? Kadıköy’deki o döküntü kafenin önünde yaşanan o hezeyanı bana ders diye mi sunuyorsunuz?"

Hazal kollarını daha da sıkı bağlayarak öne atıldı. "Sorudan kaçma Ömer! O kızın senin odanda ne işi vardı?"

"Gözleriniz var ama bakmayı bilmiyorsunuz Hazal," dedi Poyraz, fotoğrafları zarafetle sehpanın üzerine geri atarak. "O gün Kadıköy’deki o olaydan sonra ben bu kızı, Nehir Karaca’yı araştırmadım mı sanıyorsunuz? Kimdir, arkasında kim var, beni neden hedef aldı diye altını üstüne getirtmedim mi?"

Cevdet Bey gözlerini hafifçe kıstı, avucundaki viski kadehini sıktı. "Ne buldun peki?"

"Bir hiç," dedi Poyraz, omuz silkerek. "Aklı başında bile olmayan, travmatik bir kız çocuğu. Üç yıl önce dağda ölen nişanlısı Teğmen Poyraz Koral’ın yasını tutuyor. Kendi dünyasında bir hayal evreni kurmuş. Beni o kafede tesadüfen gördüğünde, ölen o zavallı nişanlısına benzettiği için üzerime atladı. Olay tamamen bundan ibaret."

Poyraz adımlarını şömineye doğru attı, ellerini cebine sokup ateşe baktı. Arttırdığı yalanın dozajını buz gibi bir soğukkanlılıkla derinleştirdi:

"Hatta daha da ileri gittim. O olaydan sonra kızın ailesini ve gittiği kliniği buldurdum. Kız ağır psikolojik tedavi görüyor. Ailesi ve doktorları 'ölen nişanlısının hayalini görüyor, insanları ona benzetiyor' diye raporsuz gezdiğini itiraf etti. Bugün şirkete gelme sebebi de oydu... Güya bana bir fotoğraf kataloğu sunma bahanesiyle yaklaşıp aklınca o kaybettiği nişanlısını arıyordu. Odada yüzüne gerçeği çarptım. 'Sen hastasın, benim adım Ömer Karadağ, bir daha karşıma çıkarsan seni polise veririm' dedim. O yüzden ağlayarak çıktı odadan."

Poyraz aniden arkasını dönüp doğrudan Hazal’ın gözlerinin içine baktı. Bakışlarında ezici bir üstünlük vardı.

"O cebimdeki saata gelince..." dedi cebinden köstekli saati çıkarıp elinde sallayarak. "Kız o gün kafede bu saati düşürdü. Üzerinde P.K. harflerini görünce 'belki işimize yarar, bu kızın arkasında başka bir örgüt var mıdır' diye cebime koydum, incelttim. Ama gördüm ki altından sadece bir akıl hastasının fantezileri çıktı."

Saati tekrar cebine koydu ve Cevdet Bey’e bir adım yaklaştı.

"Şimdi söyleyin bana..." dedi Poyraz, sesi bir bıçak kadar keskinleşerek. "Bir akıl hastasının hezeyanları yüzünden yarın gece Ambarlı’dan kalkacak milyon dolarlık sevkiyatı ve işimizi aksatacak mıyız? Yoksa bu masalları bırakıp kurduğumuz o imparatorluğu yönetmeye devam mı edeceğiz?"

Cevdet Bey, Poyraz’ın bu ezici ve mantıklı savunması karşısında bir an duraksadı. Poyraz’ın gözlerinde en ufak bir tereddüt, tek bir panik kırıntısı aradı ama bulamadı. Karşısındaki adam tam da Karadağ Holding’in başına geçirdikleri o acımasız, kibirli Ömer Karadağ gibi davranıyordu.

Hazal hırsla nefesini verdi ama diyecek bir şey bulamadı. Poyraz’ın "akıl hastası" kurgusu öyle pürüzsüz oturmuştu ki, Nehir’in gözyaşları da o odadan çıkışı da bir anda mantıklı bir zemine kavuşmuştu.

Cevdet Bey viskisinden büyük bir yudum aldı. Yüzündeki o şüpheci hatlar gevşer gibi oldu.

"Güzel..." dedi Cevdet Bey, kadehini masaya bırakarak. "Bir akıl hastası için risk almaya değmez. Ama yine de..." Cevdet Bey’in gözlerinde tehlikeli bir ışıltı parladı. "O kızı gözümün önünde istemiyorum Ömer. Hastaysa gitsin kliniğinde yatsın. Eğer bir kez daha senin ya da şirketin etrafında dolanırsa, hastaneye değil, direkt toprağa gönderirim. Anlaşıldı mı?"

Poyraz’ın kalbi göğsünde bir an durur gibi oldu. İçindeki Teğmen Poyraz, Cevdet’in boğazına sarılmak için haykırıyordu ama 'Ömer Karadağ' yüzüne o kaskatı tebessümü yerleştirdi.

"Merak etmeyin," dedi Poyraz, arkasını dönüp kapıya doğru yürürken. "Bir daha bu tarafa adım atamayacak kadar gözünü korkuttum. Şimdi izin verirseniz, yarınki Ambarlı sevkiyatının son detaylarına bakacağım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.