İçeriğe geç

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 24 · 2 dk okuma

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 24

Bölüm 24: Şüphenin Gölgesi

Nehir’in sarsılan omuzları, Poyraz’ın kollarının arasında yavaşça durulmaya başladı. Odadaki o fırtınalı hıçkırıklar yerini derin, kesik nefeslere bıraktı. Üç yıllık devasa keder, akan gözyaşlarıyla birlikte aralarındaki havayı yumuşatmıştı ama zaman durmuyordu; ne de ikisini bekleyen o karanlık gerçekler.

Poyraz, Nehir’i göğsünden bir parmak öteye çekip yüzünü ellerinin arasına aldı. Başparmağıyla Nehir’in gözünün altındaki son ıslaklığı silerken bakışlarında sonsuz bir minnet ve derin bir suçluluk vardı.

"Şimdi güvendesin," dedi Poyraz, sesi hâlâ ağlamanın getirdiği o pürüzlü tonu taşıyarak. "Her şeyi biliyorsun artık. Doktora da, ailene de hiçbir şey anlatmak zorunda değilsin. Ben buradayım."

Nehir başını yavaşça salladı. Poyraz’ın kokusu, göğsünün sıcaklığı ve varlığı zihnindeki o karanlık sis bulutunu dağıtmıştı. Artık deli olmadığını biliyordu. Ama içindeki o kısa süreli huzur, aniden zihninin kuytu bir köşesinden sızan başka bir görüntüyle darmadağın oldu.

Hazal’ın görüntüsü... Poyraz’ın —yani Ömer’in— yanındaki o kendinden emin duruşu, koluna girişi...

Nehir, Poyraz’ın ellerini kendi yanaklarından yavaşça indirdi. İki adım geriye çekildi.

Aralarına giren bu küçük mesafe, Poyraz’ın kaşlarının çatılmasına yetti. "Nehir?" dedi kaygıyla. "Ne oldu?"

Nehir, gözlerindeki yaşları ceketinin koluyla sildi. Bakışları Poyraz’ın yüzünde, o takım elbisenin getirdiği 'Ömer Karadağ' heybetinde gezindi.

"Sen..." dedi Nehir, sesi aniden ciddileşip mesafeli ve dondurucu bir tona bürünerek. "Sen Ömer Karadağ'ın yerine geçtin."

"Evet," dedi Poyraz, Nehir’in ne sormak istediğini anlamaya çalışarak bir adım öne atıldı. "Anlattım ya, onun hayatını ve şirketini devralmak zorundaydım."

"Her şeyini ama değil mi?"

Nehir’in sorusu odadaki havayı bir anda buz kesti. Yüzündeki o sığınan, çaresiz ifade silinmiş; yerini şüphenin ve kıskançlığın getirdiği o keskin bakışlara bırakmıştı.

"Ne demek her şeyini?" diye sordu Poyraz, şaşkınlıkla.

"Hazal..." dedi Nehir, kelimeyi tükürür gibi söyleyerek. "Ben o kadını senin yanında gördüm Poyraz! Kadın senin nişanlın gibi yanından ayrılmıyor!"

Poyraz’ın donakaldığını gören Nehir’in çenesi kasıldı. Sesindeki o kırgınlık bu kez bambaşka bir yerden vuruyordu. İki elini göğsünde birleştirdi.

"Bana 'seni korumak için öldüm' diyorsun..." dedi Nehir, adımlarını Poyraz’a doğru sertçe atarak. "Ama ben o kadının senin koluna girdiğini gördüm! O kadına da mı 'Ben Ömer'im' dedin? O kadının yanında da mı aynı masaya oturdun, onun elini de mi tuttun? Onu da mı bu plana dahil ettiniz, yoksa o kadın seni hâlâ gerçek nişanlısı mı sanıyor?! Onunla da aynı yatağa girdin mi Poyraz?!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.