İçeriğe geç

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 23 · 2 dk okuma

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 23

Bölüm 23: Kırılan Siluetler

Poyraz’ın dudaklarından dökülen son kelimeler, odanın yüksek tavanlarında yankılanıp kaybolurken zaman ikisi için de bir kez daha büküldü.

"Ben seni korumak için kendimi öldürdüm Nehir..."

Bu tek bir cümle, Nehir’in üç yıldır sırtında taşıdığı devasa tabutu tek bir hamlede darmadağın etti. Yıllardır zihninde biriken bütün sorular, duyduğu ağır yalnızlık, kendini deli sanmanın getirdiği o amansız yıpranmışlık ve Kadıköy’deki o soğuk reddediliş... Hepsini Poyraz’ın gözlerindeki o mahkûm acıda gördü.

Nehir artık dayanamadı.

Göğsündeki o son tutam direnç de kırıldığında, hıçkırığı odanın dondurucu sessizliğini bir bıçak gibi kesti. Başını Poyraz’ın göğsüne sertçe yasladı ve kollarını adamın beline sarıp hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Öyle bir ağlayıştı ki bu; üç yılın birikmiş yası, şehitlikteki o dondurucu geceler, yalnız başına taşımak zorunda kaldığı o ağır kabullenişler ve doktor odalarındaki sahte gülüsemeler tek bir feryatla dışarı dökülüyordu.

"Poyraz..." diye inledi Nehir, sesi boğazındaki düğümlerden sıyrılmaya çalışırken. "Poyraz..."

Parmaklarını Poyraz’ın ceketine, onun etine, kemiğine geçirircesine sıktı. Bıraksa, parmaklarını gevşetse karşısındaki adam yine bir hayale dönüşecek, Kadıköy’deki gibi arkasını dönüp gidecekmiş gibi geliyordu. Yüzünü onun göğsüne daha da gömdü. Poyraz’ın pahalı takım elbisesinin kumaşı, Nehir’in gözyaşlarıyla sırılsıklam oldu.

Poyraz ise Nehir’in bu devasa yıkılışı karşısında tamamen savunmasız kalmıştı.

Gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarını yakarak inerken, kollarını Nehir’in etrafına bir daha hiç bırakmayacakmışçasına sardı. Bir elini Nehir’in sırtına bastırıp onu kendine çekerken, diğer elini Nehir’in saçlarının arasına gömdü. Başını eğip dudaklarını Nehir’in saçlarına bastırdı.

"Geçti güzelim..." dedi Poyraz, sesi hüngür hüngür ağlayan kadının ritmiyle titriyordu. "Geçti... Buradayım. Özür dilerim, yemin ederim özür dilerim..."

Nehir başını hafifçe kaldırıp yaşlı gözleriyle Poyraz’ın yüzüne baktı. Hıçkırıkları yüzünden omuzları sarsılıyor, nefes almakta zorlanıyordu.

"Ben... ben seni toprağa verdim sanıyordum," dedi Nehir, gözyaşları yanaklarından çenesine doğru akarken. "Bir taşın önünde günlerce yalvardım bana geri dön diye... Sana her dokunmak istediğimde 'o öldü' dediler bana! İçim yandı Poyraz... Canım öyle bir yandı ki..."

Poyraz, Nehir’in yüzünü iki elinin arasına aldı. Başparmaklarıyla akan o durdurulamaz gözyaşlarını silmeye çalıştı ama kendi gözyaşları da Nehir’in yüzüne damlıyordu.

"Gördüm..." dedi Poyraz, sesi iç çekişlerle bölünüp dururken. "Şehitlikte o taşın başında sarılıp uyuduğunu gördüm. Sana dokunamadığım her gece kendi ellerimle kalbimi söktüm Nehir. Kadıköy'deki o kafede sana arkamı dönüp giderken kendimden nefret ettim..."

Nehir bir kez daha uzanıp boynuna sarıldı Poyraz’ın. Tüm ağırlığını onun bedenine bıraktı. Onca zamandır dik durmaya, kendini kanıtlamaya, "ben deli değilim" diye haykırmaya çalışan o güçlü kadın gitmiş; geriye sadece sevdiği adama kavuşmuş, acıdan ve rahatlamadan bitap düşmüş bir kız çocuğu kalmıştı.

Poyraz onu kucaklar gibi sarmaladı. Odadaki devasa ahşap masanın önünde, holdingin en üst katında, dışarıdaki dünyanın acımasızlığına inat ikisi de birbirinin omzunda hüngür hüngür ağladı.

Üç yıldır toprağın altına gömülen aşk, o odada akan gözyaşlarıyla yeniden filizleniyordu; fakat ikisi de biliyordu ki, gerçeklerin su yüzüne çıkması bu tehlikeli masalın sonu değil, asıl mücadelesinin başlangıcıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.