İçeriğe geç

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 22 · 3 dk okuma

Tanıdık Bir Yabancı

Bölüm 22

Bölüm 22: Maskelerin Ardındaki Enkaz

"Bunu yapmaman gerekiyordu... Beni bulmaman gerekiyordu."

Poyraz’ın fısıltısı odada asılı kaldığında, Nehir’in boğazından yırtılır gibi bir hıçkırık koptu. Üç yıl... Üç yıldır rüyalarında, dualarında, kabuslarında işitmeye can attığı o ses, nihayet gerçekti. Karşısındaki adam 'Ömer Karadağ' zırhını sıyırmış, o buz gibi maskeyi yere atmıştı.

Ama bu ses, Nehir’in içindeki o devasa yangını söndürmeye yetmedi. Aksine, üzerine benzin döktü.

"Seni bulmamam gerekiyordu öyle mi?" dedi Nehir. Sesi önce titrek bir fısıltı gibi çıktı, ardından gözlerinden süzülen yaşlarla birlikte haklı bir öfkeye, dev bir fırtınaya dönüştü. "Seni... bulmamam gerekiyordu!"

Bir adım attı Poyraz’a doğru. İki elini birden Poyraz’ın göğsüne sertçe vurdu.

"Ben üç yıl boyunca ölü bir adama sarılarak uyudum Poyraz!" diye bağırdı. Sesi holdingin yüksek tavanlarında yankılandı. "Kadıköy'deki o kafede gözümün içine baka baka 'Ben Ömer'im, üzerine yürürsen polisi ararım' dedin bana! Beni kendi akıl sağlığımdan şüphe ettirdin! Aileme, arkadaşlarıma, doktorlara 'bu kız deli, ölen nişanlısının hayalini görüyor' dedirttin! Beni o klinikte kolumda sakinleştiricilerle bıraktın!"

Her bir cümlede elleri Poyraz’ın göğsüne bir kez daha çarptı. Poyraz ise tek bir adım bile geri atmadı. Nehir’in vurduğu her darbeyi bir ödül gibi, çekmesi gereken bir ceza gibi kabullendi. Omuzları çökmüş, gözleri dolmuş bir halde sadece durdu.

"Gözlerimin içine baktın..." dedi Nehir, elleri Poyraz’ın ceketinin yakalarında asılı kalırken. Parmakları kumaşı öyle bir sıktı ki eklemleri bembeyaz kesildi. "O kafede kulağıma eğildin ve bana bir yabancıymışım gibi 'kızım' dedin! Hiç mi için sızlamadı? Hiç mi kalbin sökülmedi oracıkta?"

Poyraz yutkunmaya çalıştı ama boğazındaki o devasa düğüm nefes almasını bile engelliyordu. "Nehir..." dedi, sesi paramparçaydı. "Yapma..."

"Ne demek yapma?!" Nehir bir kez daha sarsarak sıktı ceketini. "Ben her gece senin mezar taşının başında ağlarken, sen burada takım elbiselerle Ömer Karadağ'cılık oynuyordun! O gece şehitlikte donarken üzerime o paltoyu örttün, gizli gizli kokumu içini çektin de neden karşıma geçip 'buradayım' demedin? Neden bana bu cehennemi yaşattın?!"

Nehir’in gücü tükendi. Başını Poyraz’ın göğsüne dayadığı an, göğsünden süzülen hıçkırıklar bütün odalık sessizliği yuttu. O göğüsteki kalp atışını duydu. Üç yıldır toprağın altında sandığı o kalbin, kendi göğsünün hemen altında deli gibi çarptığını hissetti. Ve dondurucu soğukta üzerine örtülen o paltonun, o tanıdık kokunun tam ortasındaydı artık.

"Bana nasıl kıydın?" diye fısıldadı Nehir, hıçkırıklarının arasında kaybolarak. "Bizi nasıl bir mezara gömdün Poyraz? Yaşıyordun... Burnumun dibindeydin ve ben her gün senin yokluğunla öldüm..."

Poyraz daha fazla dayanamadı. Havada asılı kalan o titrek ellerini indirdi ve Nehir’in beline sarıldı. Onu göğsüne öyle bir çekti ki, iki beden arasındaki üç yıllık o kapkaranlık mesafe bir salisede buharlaştı. Başını Nehir’in boynuna gömdü, saçlarının kokusunu aç bir adam gibi içine çekti.

"Özür dilerim..." diye fısıldadı Poyraz. Gözlerinden süzülen ilk sıcak yaş Nehir’in omzuna, ceketine düştü. "Seni korumak için kendi cehennemimi yarattım Nehir... Özür dilerim, çok özür dilerim..."

Nehir, Poyraz’ın sırtındaki ceketini avuçlarının içinde sıkarak ağlamaya devam etti. Yıllardır biriken o yalnızlık, çaresizlik ve kandırılmışlık hissi Poyraz’ın kollarının arasında eriyordu ama içindeki o büyük soru hâlâ duruyordu.

Poyraz yavaşça geri çekildi. Elleri Nehir’in gözyaşlarıyla ıslanmış yanaklarını buldu. Bu kez kaçmadı, bu kez dokunmaktan korkmadı. Başparmaklarıyla Nehir’in gözyaşlarını silerken gözlerinin içine baktı. Bakışlarında üç yıllık bir mahkumiyetin, bir sürgünün ağır izleri vardı.

"O gün Çukurca'daki o çatışmada..." dedi Poyraz, sesi titreyerek. "Operasyon bittiğinde elimizde devasa bir şebekenin belgeleri vardı. O şebekenin başındaki adam Ömer Karadağ kollarımda öldü. Komutanım içeri girdiğinde bana tek bir şey söyledi Nehir... 'Eğer sen bu geceden Üsteğmen Poyraz Koral olarak sağ çıkarsan, yarın sabah Nehir'i öldürürler' dedi."

Nehir donakaldı. Yaşlı gözleri Poyraz’ın yüzünde gezindi.

"Seni bir yem yapacaklardı," diye devam etti Poyraz, sesi her kelimede biraz daha kısılarak. "Beni bitirmek için önce sana dokunacaklardı. Komutanım 'Poyraz ölecek, bayrağa sarılı bir tabut İstanbul'a gidecek. Sen Ömer Karadağ'ın yerine geçip bu şebekeyi içeriden çökerteceksin' dedi. Başka şansım yoktu Nehir! Ya senin ölmene göz yumacaktım ya da senin gözünde ölmeyi seçecektim..."

Poyraz derin bir nefes aldı, gözlerinden akan yaşları gizlemedi.

"O kafede sana 'Ben Ömer'im' derken içimdeki adam geberdi benim. Elin yüzüme değmesin diye geri çekilirken kendi etimi kestim. Seni o doktora gönderdiklerinde, her gece evinin önündeki arabada sabaha kadar nöbet tuttum. Sen 'iyileştim' dedikçe ben kendi mezarıma bir kürek daha toprak attım... Ben seni korumak için kendimi öldürdüm Nehir."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.