İçeriğe geç

Tahtın Vârisi

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Tahtın Vârisi

Bölüm 6

Boş Çabalar

Mary

Irithel'in odasına doğru gidiyordum. Neden mi? Onunla barışmak için elbette! Amelia ile barıştıysa, benimle de barışmak zorunda. Kapıyı çaldım ama ses gelmedi. Bir kere daha çaldım ve yine ses gelmeyince odanın kapısını açtım. Etrafta yoktu. Banyosuna baktım ama orada da yoktu. Odadan çıkıp kapıyı kapattım. İlk işim Flora'ya gitmek oldu. Flora'yı giriş katın uzun koridorunu sonunda ki pencere de buldum. "Flora" diye bağırdım. Hemen bana döndü ve yanıma gelip eğilerek selam verdi:

-Emriniz neydi prensesim?

-Irithel nerde?

-Kraliçemizin odasında.

-Odasına gidince bana haber ver.

-Tamam prensesim.

Flora ile konuşmam bitince odama döndüm.

Irithel

Annem ile onu çalışma odasında konuşuyordum. Oraya gelme amacım anneme Amelia ile barıştığımı söylemekti. Konuyu uzatmak gibi bir niyetim olmadığı için odaya girer girmez konuya girdim. Odaya geldiğim de annem sol duvarda ki pencereyi olduğu yerden izliyordu. Benim geldiğimi görünce hemen gülümsemeye başladı:

-Ne oldu tatlım? Yoksa ablaların sana kötü mü davrandı? Söyle hemen onlara cezalarını vereyim!

-Yok anne, ben Amelia ile barıştım. Onu söylemek için gelmiştim.

-Mary'ye ne oldu?

-Onunla barışmak istemiyorum. Zaten o da istemez.

-Anladım. Neyse, sizin adınıza sevindim canım! Söyleyeceklerin bu kadarsa gidebilirsin.

Başını hafif eğerek teşekkür ettim ve odama yöneldim. Odamın kapısının önünde Flora'yı gördüm. Artık yetmişti! Flora benim geldiğimi görünce hemen koşmaya başlamıştı. İşte bu bardağı taşıran son damlayı işte. Benim anladığımı bile bile beni aptal yerine koyarak hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi beni deli etmeye yetmişti. Arkasından "Kaçma korkak!" diye bağırdım. Bende aynı şekilde koşarak onun arkasından geldim.

Sonunda durduğunda Mary'nin odasının önünde durmuştu. Vücudunu bana döndürdü ve dolu gözlerle bana bakmaya başladı. Bu, içimi parçalamıştı. Bana daha da yakınlaştı ve önümde diz çöktü. Bir anda gözyaşlarını serbest bırakarak ağlamaya başlamıştı. Bir yandan da benimle konuşuyordu:

"Özür dilerim prensesim, Prenses Mary bunu bana yaptırmaya zorluyor. Sürekli bana 'Irithel'i takip et' diye görevler veriyor. Birgün elime hançer verip 'Git ve Irithel'i öldür.' diye görev verecek diye çok korkuyorum. Size yemin ediyorum ki, Prenses Mary'nin gözü çok dönmüş. Varis olmak için her şeyi göze alıyor. Ailesinin güvenini kaybetmeyi, sizinle geri barışmayı, hatta yeri gelince sizi öldürmeyi bile. Ona zaman verin bile demeyeceğim. Çünkü o varis olana kadar durmayacak. Sizde onu asla durduramayacaksınız. Şuan Prenses Mary ana salonda bir şeyler atıştırıyor. Siz odanıza gidin, bende geri gelince ona 'Prenses Irithel odasında.' diyeceğim ve sizin odanıza gelecek. Sizinle barışmak isteyecek. Sizde artık ona ne demek isterseniz diyin. Eğer onunla barışırsanız bunu kraliçeye bildirecek ve o sida varisliğe bir adım daha yaklaşacak. Fakat eğer onunla barışmazsanız, o da varis olmak için başka bir yol deneyecek."

Flora'nın sözleri beni çok etkilemişti. Ağlaması da durmuştu. Onu ayağa kaldırdım ve konuşmaya başladım:

"Bunların hepsini benim ile paylaştığın için teşekkür ederim. Sen şimdi gözyaşlarını sil ve Mary'yi bekle. Gerisini bana bırak."

Gözyaşlarını elinin tersi ile silerken başını olumlu anlamda salladı. Bende arkamı dönüp odama doğru ilerlemeye başladım. Belki de yalan söylüyordu, belki de bu da planlarının bir parçasıydı? Ama umrumda değildi. Varisliğimin elimden alınması için bundan daha ağır şeyler yaşayacaktım. Hem zaten yalan söyler gibi bir tarafı yoktu. Neden bilmiyorum ama, Flora'ya güveniyordum.

Mary

Büyük bir açlıkla tabağında ki ete bakıyordum. Kahvaltı da en sevmediğim yemek olduğu için inmemiştim fakat şuan açlığıma yenik düşmüştüm. Hizmetçi çatal ve bıçağı da koyduktan sonra en sonunda ziyafete başlayabilmiştim.

Ziyafetim en sonunda bitince peçete ile ağzımı sildim ve odama doğru ilerledim. Odamın önünde Flora'yı görünce gülümsedim. Demek ki bana vereceği bir haber vardı.

"Ee, Flora, Irithel şuan odasında mı?"

"Evet prensesim, yaklaşık beş dakika önce odasına girdi."

"Tamamdır." dedim ve Irithel'in odasına yöneldim. Kapıyı tıklattım.

Irithel

Ben şöminenin önündeki koltukta oturup kitap okurken bir anda kapı tıklatıldı. Tıklatanın Mary olduğundan hiç şüphem yoktu. Hemen her şeyden habersiz Irithel taklidi yaparak sanki gelenin Fanny olduğunu sanarak "Gel Fanny." dedim. Mary kapıyı açtığın da ona baktım ve tek kaşımı kaldırdım. Sanki onu beklemiyormuşum gibi. Ama tabiiki de onu bekliyordum. Kapıyı kapatıp hemen masum rolu yaparak konuşmaya başladı:

"Irithel, uzun zamandır seninle konuşmuyorum ve ben bu kararıma çok pişman oldum. Seninle aramda ki eski samimiyeti, eski abla-kardeş ilişkisini özlüyorum. Ben senin için sadece Mary olarak değil, ablan olarak da görünmek istiyorum. Ve şimdi, benimle misin?"

"Benimle misin?" derken bana elini uzamıştı sıkmam için. Ama bu hareketi benim kahkaha atmama neden oldu.

Kahkaham bitince alaycı bir ses tonuyla konuşmaya başladım:

"Aah, hiç anlamayacaksın değil mi Mary? Ben aptal değilim. Varis olmak için oynadığın bir oyun bu da. Bak, eğer beni tahtın varisi olmak için kullanmasaydın seni ablam olarak görebilirdim belki, ama sen busun işte. Kardeşini gelecekteki kraliçe olmak için kullanan acınası bir prenses. Ve hayır, seninle değilim. Seninle olmak, gururumu satmak anlamına geliyor benim için. Lütfen, artık bunu kafana sok: sen ne yaparsan yap, asla varis olamayacaksın. Çünkü savaşmaktan kaçıyorsun, gururun yok gibi davranıyorsun, kraliçe olmayı dünyayı yönetmek için istiyorsun, herkesin senin gibi yaşamasını ve sana itaat etmesini bekliyorsun. Ve en önemlisi, beyaz atlı prensinin seni bulmasını bekliyorsun. Bir kraliçenin halkını kralı olmadan da yönetebileceğini bilmiyorsun. Buda senden nefret etmemi, sana nefretimi kusmamı sağlıyor. Eğer bir evsiz olsaydım, sen olmadığım için çok mutlu olurdum. Ve bu hareketini sadece "boş çabalar" olarak adlandırabilirim. Yani, bu konuşmamdan çıkarabileceğin şey şu: seninle barışmayacağım."

Benim bu söylediklerime kırılmıştı ve dolu gözleri ile koşarak odanın kapısını kapatarak gitti. "Harikaydın Irithel!" dedim kendi kendime. Cidden, iyi laf yapmıştım. Ve böylelikle, Mary'nin ilk planını sabote etmiş oldum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.