İçeriğe geç

Tahtın Vârisi

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Tahtın Vârisi

Bölüm 7

Gizli Buluşma

Irithel

Bakın, bir prenses düşman krallığın prensine aşık olabilir. Bu çok normal! Şimdi diyeceksiniz ki, bari aşkını içinde sakla. Asla olmaz! Bundan dolayı Zayn ile gizli bir bulışma düzenledim. Planım basit:

Zayn'e bir mektup yollayacağım ama benim Irithelia'da yaşadığımı yazıcam. Eğer kabul ederse onunla gizli bir yerde bulucacağız. Ama eğer kabul etmezse ondan vazgeçeceğim. Yani umarım.

Hemen bir mektup yazmaya koyuldum. Beklediğimden daha güzel yazmıştım:

"Sevgili Valentia prensi Zayn. Dürüst olmak gerekirse gibi şeyler söylemeyeceğim. Bak, ben sana tutuldum. Ama, ben bir Irithelia'lıyım. Eğer beni bu halimle kabul edersen, gizli bir buluşma yapacağız. O zaman karar veririz ilişkimizin durumuna. Eğer kabul edersen veya reddedersen, bana bunu bir mektup ile belirt. Buluşma yerimiz ülkelerimizin sınırının tam ortasında ki çiçek bahçesi olsun. Zaten hiç kimse uğramadığı için rahatça konuşuruz. Neyse, şimdilik görüşmek veya görüşmemek üzere. Ve unutma! Belki ben bir prensesim, belki de bir hizmetçi, asla bilemezsin."

Ben olduğum anlaşılmasın diye de bana özel mühür ile değil, parmağımı dilimle ıslatarak mühürledim. Ben bir dahiyim!

Geriye sadece mektubu ulaştırmak kalmıştı. Bu işi en iyi ve en gizli şekilde yapabilecek kişi, şüphesiz sadık hizmetçim Fanny'ydi. Hemen hizmetçi odasının kapısını tıklattım ve ses gelince içeri girdim. Beni gören hizmetçiler hemen eğilerek selam verdi. Bende "Fanny nerede kalıyordu kızlar?" diye sordum. "Bir yan odada kalıyor prensesim." diye aradan bir cevap geldi. Gülümseyerek teşekkür ettikten sonra bir yan odaya gittim. Fanny beni görünce eğilmedi. Çünkü ben ondan bunu yapmasını istemiyordum.

Gülümseyerek içeri girdim ve kapıyı kapattım. Fanny'nin oturdurduğu yatakta yanına oturdum ve eline bir mektup verdim. Fanny hemen mektubu eline aldı ve bana dönerek "Bu sefer nereye prensesim?" diye sordu. Kulağına eğilip "Valentia'ya." dedim. Başımı geri çektiğimde bana şaşkınlıkla bakıyordu. Hemen onu yatıştırmaya çalıştım:

-Merak etme Fanny, bana bir şey olmayacak. Zaten içinde çok önemli bir şey yok. Ama, onu gönderdiğim kişi biraz önemli bir kişi.

-Kim prenses?

-Şey, Zayn

Hemen yataktan sıçradı ve başını olumsuz anlamda salladı:

-Katiyen olmaz prenses, o bizim düşman krallığımızın prensi! Eğer kraliçe görürse ona ne diyebilirim? 'Valentia'ya değil, adı Vale olan birine.' mi diyeyim?

-Hayır Fanny, yakalamayacaksın! Ben seni onun sorunsuz bir şekilde götürebileceğine inandığım tek kişisin! Bari sen 'olmaz' dene!

Heralde benim yalvarmalarıma dayanamadı ve "Tamam." dedi:

-Tamam prenses.

-Gerçekten mi? Yapar mısın?

-Yapacağım. Yani, deneyeceğim. Umarım yapabilirim.

dedi ve odadan çıktı. Arkasından "Nereye?" diye seslendim. "Mektubu vereceğim." dedi. Fena rezil olmuştum, fena.

Zayn

Odamda gökyüzünü izlerken bir anda kapı çaldı. Bende "Gel!" diyerek onu içeri davet ettim. Gelen sadık hizmetçim Bob'du. Elinde bir mektup vardı ve bana uzattı. "Size gelmiş efendim." dedi ve çıktı gitti. Sanırım eski sevgilim Victoria bana yeni bir aşk mektubu yollamıştı. Fakat mektubu açtığımda bir aşk mektubuna benzemiyordu. "Canım sevgilim," diye başlamıyordu. İçinde "Ama ben seni hala seviyorum." gibi cümlelerde geçmiyordu. Büyük bir merakla mektubu okudum.

Mektubu bitirdiğimde büyük bir şaşkınlıkla mektubu masamın üzerine bıraktım ve yere çöktüm. Buluşmalı mıydım? Ama bu ihanet olmaz mıydı? Ama şahsen bu kadar açık sözlü olmasından ve konuyu uzatmamasından etkilenmiştim. Belki de, ona bir şans verebilirdim. 6. hissim "buluş, pişman olmayacaksın" dediği için buluşmaya karar verdim ve ona bir kabul mektubu yazdım:

"Merhaba sadece Irithelia'lı olduğunu bildiğim kız, seninle buluşmayı kabul ediyorum. Yarın söylediğin yerde buluşalım. Görüşmek üzere."

Mühürledikten sonra da mektubu Bob'a verdim ve odama geri döndüm.

Irithel

Odamda kitap okurken bir anda kapı çaldı. "Gir." diyince odaya Fanny girdi. Elinde bir mektup vardı ve masum bir gülümseme ile bana uzattı. Gülümseyerek mektubu elinden aldım ve başımla "istersen git" işareti yaptım. Dışarı çıkınca mektubu büyük Bi hevesle açtım.

Mektubu okuyunca "Zafer!" diye mırıldandım. Ama bir sorun vardı: beni kabul edecek miydi?

Ertesi Gün

Zayn'e yazdığım yerdeydim ve ben önce gelmiştim, beklediğim gibi. Buz mavisi bir elbise ve üstüne de kim olduğum anlaşılmasın diye siyah bir pelerin giymiştim. Kızıl saçlarımı serbest bırakmıştım. Beni uzaktan görmesin diye de kulübenin kapısını kapatmıştım.

En sonunda adım sesleri duyunca ben konuşmadan kim olduğumu anlamasın diye başımı eğmiştim. En sonunda kapının açıp kapanma sesi geldi. Zayn konuşmaya başladı:

"Elbiselisin yani Amelia olduğunu an-"

O daha cümlesini bitirmeden başımı kaldırdığım için cümlesi yarıda kalmıştı. Gözlerime şaşkınlıkla bakıyordu. Yüzümü hafif buruşturarak:

"Ne oldu, beğenemedin mi?" dedim.

Gözlerime bakmayı devam ettirirken "Konuş, saatlerce burada seninle bakışamam."

"Mektuba her şeyi yazmıştım, bu buluşmanın amacı sana o mektubu yazan kızın kim olduğunu kendi gözlerinle görmen ve cevabını bana yüzyüzeyken söylemen."

Gözlerime biraz daha bakmaya başladı ve sonra "Evet." dedi. Bu şimdi neye evet demişti ki? Yoksa ben mi yanlış duymuştum? Şaşkınlığımı gizlemeyerek "Ne?" dedim. Oda ben bu sorumu sorar sormaz bana sarıldı. "Benimle birlikte olur musun?" soruma "evet" demişti. Yani biz artık sevgili olmuştuk! Sonra kendini benim bedenimden çekti vee, beni öptü! Evet, o yaptı! Zayn Valentia yaptı!

2 Saat Sonra

Zayn'in beni öpmesinin üstinden tamı tamına 2 saat geçmişti. Ve ben hala parmaklarımı dudaklarımda gezdiriyordum. Fanny bir ara, "Prenses dudağınız da bir sorun mu var?" diye sormuştu. E tabi diyemedim ki "Zayn beni öptü!" diye. Bu, benim bir sırrımdı. Zayn ile, benim aramda olan bir sırdı.

Zayn

2 saattir yüzümde anlamsız bir gülümseme vardı. Sebebini açıklamama gerek yoktur heralde. Çalışma masasında öylece dışarı izliyordum şuan. Tekrardan açıklamaya çalıştığı hâli aklıma gelince hafif kıkırdadım. "Şapşal kız." diye mırıldandım.

Yavaş yavaş Güneş'in yerini Ay'a bıraktığını görünce artık odama dönebileceğimi anladım. Odama dönerken Kraliçe Ophelia' nın kardeşi Olive'in, yani teyzemin sadık hizmetçisi Miya'yı görünce irkildim. Çünkü bana, sanki beni öldürecekmiş gibi bakıyordu. Belki de teyzem beni öldürtme emri vermişti. Çünkü teyzem Olive benden nefret eder. Hatta bir ara...

10 Yıl Önce

Annemi arıyordum. Bir anda aklıma çalışma odasında olabileceği geldi. Hemen çalışma odasının kapısını açtım, oda da annem değil de Olive teyzem vardı. "Ne var Zayn?" diye sordu bana.

- Annemi arıyordum,ama sanırım burada deği-

- Dur, zaten seninle bir şey konuşacaktım.

Arkamı dönüp Olive teyzeme baktım. Bir anda beni duvara sıkıştırıp çenemi sertçe sıkmaya başladı ve konuşmaya başladı:

"Seni aptal velet, ne cürretle kadehimi kırarsın? O sınırlı sayıdaydı, ve sen onu bir çırpıda kırdın. Sen kırdın! Seni öldürsem bile asla o kadehin hesabını ödeyemem, anlıyorsun değil mi? Anlamıyorsan sana başka bir şekilde anlatabiliri-"

Bir anda hızlıca kapıyı annem açtı. Teyzem elini üzerimden çekince nefessiz kaldım ve hızlıca nefes alıp vermeye başladım.

"Ne yapıyorsun Olive!"

"Kadehimi kırdı Ophelia, bende ona bir daha eşyalarıma dokunmaması için uyarıyordum."

"Küçük bir çocuk böyle mi uyarılır Olive?"

Annem beni elimden tutup çekti ve odama götürdü. Yatağıma oturttu ve o da yere karşıma oturdu:

"Canım, teyzen sana ne söyledi? Bana her şeyi anlatabilirsin."

Ben her şeyi anlatınca teyzem de krallıktan 10 yıl uzaklaştırılmıştı.

Tekrar Günümüz

Bu yasak, dün bitmişti ve teyzem geri gelmişti. Saraydan çıkarılmadan önce bana söylediği söz şuydu:

"Asıl zaferi seni öldürünce tadacağım ."

Bunu düşünmek bile tüylerimi tekte diken diken etmişti. Günün yorgunluğunu üzerimden atmak için odama gittim ve uyudum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.