İçeriğe geç

Taht Oyunu

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Taht Oyunu

Bölüm 11

Postacı

Mildred gözlerini açtığında defterini arayan Danny'i gördü ve önünde duran defteri biraz ileriye fırlattı. Danny defteri bulunca bir deftere bir de uyku taklidi yapan Midred e bakıp yanakları kızardı ve ordan uzaklaştı. Biraz sonra Mildred de kalkıp mağaradan çıktı. Biraz etrafa bakindiktan sonra çalılıkların arkasında oturmuş yine defteriyle uğraşan Danny i gördü. Danny bin gözleri ve aklı sadece kağıttaydı. Mildred Danny nın arkasından gelerek

"Bunlar ne?" dedi. Danny bir anda ürkerek defteri kapatmaya yeltense de geç olduğunu fakr edip vazgeçti

"Çizimlerim."

Mildred gözlerini kızıp biraz daha dikkatli baktığında gözlerinin önünde canlandı. Bu Faylinn tarih kitaplarından birinde anlatılan bir olayın resmen resmedilmiş haliydi. Yaklaşık 100 yıl önce o dönemin kraliçesi Mart döneminin en güzellerindenmiş. Bir o kadar da cani. Halktan alınan yüksek vergilerle kendisi güzelliğini korumak için süt banyosu yaparken halk sefillik içinde yaşarmış. Ancak bir gün bu çifte standarlara Kraliçe Mary nin zindana attığı annesi karşı çıkmış ve zindanda isyan çıkartmış. İsyandan etkilenen halk kraliçe Mary i yakarak öldürmüşler. Böylece bereket içinde yaşayan Faylinn in ilk ve son defa yakılan kraliçesi olarak tarihe geçmiş.Doğa Faylinn e her ne kadar cömert davransa da Faylinn bunun kıymetini kraliçe Mary döneminde anlamış. Kraliçe ise caniliği ve mehametsizliğiyle halk tarafından yakılmış. Güzelliğe olan takıntısı her şeyin sonunu getirmiş. Danny bin resmi de Ateşler içerisinde bedeni duran Kraliçe Mary i andırıyordu. Kitaplardaki söylentilere göre o gün hava hiç olmadığı kadar karanlik rüzgar hiç olmadığı kadar keskinmiş. Yağmur ise o zamana kadar hep belli vakitlerde yağarmış. Yazın 4 kışın 24 kere. Ve bunlardan sadece 3 ü şiddetliymiş. Ancak Kraliçe Mary nin yakıldığı gün hesaplamalara göre yağması gereken yağmur yağmamış. Ancak onun ertesi günü ve sonraki günler hep yağmurlu geçmiş. Kışın 24 kere yağan yağmur o sene 34 kere yağmış ve o seneden beri hala yağmaya devam eder. Bir diğer rivayete göre kraliçe Mary'e doğduğu günden beri güzellik bahşedilmistir. Bu sebeple kraliçenin bedeninin ateşte yanmadığı sadece acıyla can verdiği söylenir. Tasfirler ise Danny nin çiziminde şahane gösterilmiştir. Bir köşede acı çeken ama bedeni yanmayan Kraliçe Mary, sınırlı halk ve berbat şekilde yağan yağmur...

"Sanırım sanata ilgilisin"

"Evet, çocukluktan. Annem hep doğuştan bir yeteneğim olduğunu söylerdi. Beni hep kolladı." Mildred

"Ve sanırım tarihe de" Danny biraz şaşırmış olsa da toparlayıp deftere bakarak konuştu

"Evet... Faylinn tarihi ilginç entrikalar ve savaşlarla dolu"

"Doğa ana bir daha yaşatmasın..."

"Evet..."

Mildred konuyu değiştirmek amacıyla sordu. Dünden beri yeterince entrika yaşamıştı.

"Eee başka aile üyesi var mi?"

"Var. Bir kız kardeşim ve babam." Danny'nin kardeşi ve babasından bahsederken gözlerini kaçırması ve çenesini sıkmasından Mildred Danny'nın pek bahsetmek istemediğini anladı. Ama ağzından kaçırdı

"Baban ve kız kardeşinle aran yok sanırım." Sanki rahatlamış gibi omuzları çöktü ama gözlerindeki sıkıntı belirginleşti

"Nerden anladın?"

"Benim de başıma geldi de ondan..." dedi ve kalkıp yürüyerek konuşmasına devam etti Danny de arkada oturmaya devam etti

"Annem ve kız kardeşim sürekli bir kadının nasıl olması gerektiğini söyleyip dururlardı. 'Sen kadınsın yay kullanamazsın Mildred, sen kadınsın kılıç kullanamazsın Mildred, sönük elbiseler giyme Mildred, makyaj yap Mildred, kalçaların çok küçük, kalça kaldırıcı kullanalım Mildred!" dedi en son elindeki çubuğu sinirle kırarak.

"Hiç bir zaman Mildred'in ne olmak istediğini sormadılar. Ne olması gerektiğini söylediler. Ama asıl kötü yanı ne biliyor musun? Buna maruz kalanın bir tek ben değil Faylinn deki tüm kadınlar olması. Faylinn de kadın cinayetleri çok son senelerde o kadar fazla arttı ki babam artık hızlarına yetişemiyordu. Annemse 'Leroy bu işleri bırak artık' diyip babamın aklını çelmeye çalışırdı. İnsan nasıl kendi hemcinsine bu kadar acımasız davranabilir. Ama babam hiç vazgeçmedi. Yine de hayalini gerçekleştirmeden gitti; kadınları koruma altına almak... İşte ben bunları yaşayarak büyüdüm. Annem sürekli suçu kadınlarda bulurdu. Sanki kadın olmak bir kaybetmiş gibi bahsederdi kadınlardan. O yüzden bizi sevmezdi. Erkek istemiş ama olmamış. Bir tek az da olsa Rebecca'yı severdi. Çünkü Rebecca da onun gibiydi. Hayattaki her şeyden nefret eden iki insan. Eskiden babam, benim yolumda harika bir kraliçe olmak ya da kendi kaderimi kendim kendim çizmek olduğunu söylerdi. Hep ilkini seçerdim ama sanırım bu kader zikzaklı bir yolda olucak. Tacımı geri alma yolunda." dedi ve hızlı adımlarla yürümeye devam etti.

Biraz sonra Mildred in zoruyla meyve yiyip yola koyuldular. Yarim saat kadar sonra karşılarına bir postacı çıktı. Danny Mildred te

"Yolu biraz karıştırdım şu postacıya soralım belki biliyordur." dedi ve postacıya yanaşıp

"Afedersiniz Vernon Köyünü biliyorsanız bize söyler misiniz?"

"Tabi. Bakın bu yoldan gideceksiniz hatta bende oraya bir mektup götürüyordum" Danny şaşkınca

"Bu mektubun hangi adreste olduğunu söyler misiniz? Ben o köydeki herkesi tanırım da"

"Tamam sana bir kıyak geçiyim. Bir bakalım... heh no 21 numaralı eve gönderilmiş." Danny şok içinde

"No 21 mi?"

"Ne oldu Danny?" dedi Mildred. Danny gözünü nottan ayırmadan

"O orası benim oturduğum adres..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.