"Bunun neresi garip altıüstü bir meptup" dedi Mildred. Danny
"Biliyorum ama ailemin şehirde hiç tanıdığı yok. Bir tek ben gönderirim a da pazartesi günleri"
"Ve bugün pazartesi!"
"Evet benim dün gece mektubu yazıp bu sabah yollamam lazımdı." O sırada olaylara tanıklık eden postacı Danny e
"Sizin soyadınız ne beyim?"
"Sullivan"
"Gönderilen kişi Jennifer Sullivan. Tanırsınız sanırım"
"Kız kardeşim olur. Rica etsem bana verebilir misiniz?" Postacı ilk başta biraz naz etti ama ısrar edince postayı verdi ve
"Bakın çocuklar postayı kıza vermeyi unutmayın. Eğer posta ulaşmazsa suçlu ben degilim." diyip gitti. Adam gidince Danny yüksek sesle okumaya başladı.
"Sevgili Jennifer
Bu kadar uzun zaman sonra sana yazdığım için umarım bana kızmamışsındır ama sana çok önemli bir görev vereceğim. Hatırlar mısın çocukken sana kız kardeşimden bahsederdim. Ve onun kraliçelik için bir tehtit olduğunu söylerdim. Ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi. Mildred kraliçe oldu ve abinle birlikte kaçtı. Abinin geleceği ilk yer köyünüz. Bu sebeple abin gelince ona yeteneklerini göstermeni istiyorum.
Faylinn'in Gelecek Kraliçesi"
"Yetenek mi?" Mildred kafasını mektuptan kaldırarak farkında olmadan tuttuğu nefesini vermeye çalışan Danny'e döndü
"Kız kardeşinin ne tür bir yeteneği var?" Şok içerisindeki Danny'nin kendine gelmesine yeten bu soruya karşı Danny
"B-bilmiyorum. Onunla yakın değildik. Ama benden böyle birşeyi saklayacak kadar uzak da değildik."
"Demek ki düşündüğün kadar yakın değilmişsiniz"
Birkaç dakika sonra Danny şoku atlatınca mektubu katlayıp kemerine taktı ve
"Artık hiçbir şeyin önemi yok" dedi ve kaşlarını çatarak önden ormanın içine girdi. Mildred Danny'i hiç bu kadar sinirli görmemişti.
"Plan iptal kraliçem. Volrin e asla girmiyoruz. Ama başka bir yer daha var" Mildred arkasından ona yetişmeye çalışarak
"Neden bu kadar sinirlendin?" Danny burnundan soluyarak soğuk ve korkunç bir sesle
"Bana yalan söyledi!"
"Ne?" Danny olduğu yerde bir türlü durmuyor bağırıp çağırıyor ve el-kol hareketleri yapmaya yapıyordu.
"Bana yalan söyledi! Bana, Rebecca'yla, bir daha konuşmayacağına söz vermişti!" diyerek sinirle etrafta volta atmaya başladı. Önünde mırıldanarak konuşup arada sesini yükseltiyordu. Mildred sesini duyurmaya çalışarak
"Bunda bu kadar sinirlenerek ne var!" Fakat Danny dinlemiyordu her yere saldırıyordu. Mildred Danny'nin sinirini dışarı atmasını beklemeye karar vermişti ki Danny'nın koolunun kasıldıgıni fark etti. Ağaca yaslanıp bir oturup bir kalkmaya çalışıyor ama sanki ikisi de yetmiyordu. Kasılmalar ve vbu tür davranışlar genelde sinir krizlerinin habercisiydi. Mildred bir anlık Danny nın kendisine zarar verme ihtimalini düşündü. Çantasındaki bir kutu hap ve bir şişe suyu çıkarıp Danny'e verdi ve zar zor ona içirtti. Birkaç saniye sonra Danny yavaştan sarhoş gibi olmaya başladı. Danny bir süre sonra ayakta duramayacak hale gelince bir ağacın altına oturup biraz soluk aldılar. Danny gözü yarı kapalı bir şekilde
"Bana ne verdin?" dedi kısık geveleyen bir sesle.
"Bir türlü sakinleşmek bilmiyordun bende sakinleştirici hap verdim. "
"Ne kadar verdin?"
"Elime ne kadar geçtiyse verdim ama sanırım 6 7 tane vermişimdir."
"Sizde bunların ne işi var"
"Çantaya eşyaları doldururken odamda bulduğum tüm ilaçları koydum." Danny ağlamaklı bir sesle
"Özür dilerim Mildred. Ben çok sinirlendim ve... ve kardeşimin onca şeyden sonra bana yalan söylemesi beni deliye döndürdü. Senden özür dilerim onun yüzünden böyle oldum. Onun yüzünden şehre geldim. En kötüsü de onun yüzünden Rebecca'yla tanıştım" Mildred
"En son ne oldu?" dedi fakat Danny çoktan uyuya kalmıştı. "O kadar ilaçtan sonra bu kadar dayanması bile mucize" diye düşündü Mildred ve hızlı bir ateş yakıp kendini küçücük etmiş ve titreyen Danny'nin yanına oturup ateşin başında uykuya daldı...