İçeriğe geç

Taçsız Prens

Bölüm 8 · 8 dk okuma

Taçsız Prens

Bölüm 8

8. Bölüm : Ateşten Gelen

My tears ricochet- Taylor Swift

17 Mayıs 2006

Naif sesli güzel kadın , oğluna miras bıraktığı kızıl saçlarını toplar ve oğlunun yanına gider.

-" Varis, oğlum ödevlerin bitti mi?" Bu şekeri anımsatan ses Varis'in annesi Ceren Hanım'dan başkasına ait değildi tabiki .

Ceren Hanım Türkiye'nin en nam salmış avukatlarından biriydi ve eşi Murat Bey ise Türkiye'nin en gelişmiş bankalarından birinin genel müdürüydü. Bugün pazar olduğundan Varis , annesi ve kız kardeşi Rüya evdeydi. Ceren Hanım her zamanki gibi Rüya'yı yedirmiş ve ardından hafta içindeki duruşmaları için savunmalarını gözden geçirip Varis ödev yaparken yemek hazırlamaya başlamış . Bu artık pazar rutini olmuştu. Eşi Murat Bey ise pazar günleri bile işteydi.

-" Bitti anne ,televizyon izleyebilir miyim?" diye sordu Varis. Yüzündeki masumane bakış Ceren Hanım'ın onu reddetmesini engelliyordu istemsizce.

-"Tamam oğlum izleyebilirsin ." dedi Kızıl saçlı kadın oğluna kıyamayarak. Nasıl kıyabilirdi ki? Büyüdüğünde çok yakışıklı olacağına şimdiden emindi. Varis'e televizyonu açtıktan sonra yemeği yetiştirmek için mutfağa döndü. Akşama eşinin en sevdiği yemek olan karnıyarık yemeğini ve tatlı olarakta Varis'in en sevdiği tatlı olan Trileçe'yi yapıp oğlunu yedirmişti. Murat Bey geldiğinde yesin diye yemekleri dolaba koyup mutfağı kısaca temizlemeye koyuldu.

Varis ise televizyonda sadece akşam haberlerinin sunulduğu kanalları keşfedebilince mecburi olarak televizyonu kapattı ve odasındaki oyuncaklarıyla oynamak için odasına yöneldi.Varis'in ve Rüya'nın bir sürü oyuncağı vardı ama Varis en çok küçük ayıcığı olan Şekerpare'yi seviyordu. Şekerpare , Varis'in en yakın dostuydu . Okuldaki arkadaşlarını da pekala seviyordu ama Şekerpare bir başkaydı onun için. Varis odasında Şekerpare ile oyun oynayıp dertleşirken küçük kardeşi rüya uyanmıştı ve ağlama sesleri geliyordu. Rüya daha 6 aylıktı ve maalesef konuşamıyordu. Varis onunla konuşmak istiyordu ama maalesef çağrıları boş kalıyordu. Varis onun beşiğinin yanına gitti:

- " Rüya ağlamamalısın , sorunlarımız ağlayarak çözemeyiz eğer bir derdin varsa söyle." dedi ve sesleri duyup omzunu kapı eşiğine dayayarak onları izleyen Ceren Hanım buna karşılık tebessüm ederek Varis'in yanına gitti:

- " O henüz konuşamıyor ağabeyi ,konuşmaya başlayınca savunur kendini." dedi oğluna sarılarak. Oğlunu çok seviyordu, oğlu onun saçlarını ve zekasını almıştı .

-" Peki anne, ama savunamazsa ben onu savunurum ." dedi Varis. Kardeşinin hiçbir şeyden mahrum kalmamasını istiyordu.

-" Çok iyi bir ağabey olacaksın." dedi Ceren Hanım. Varis ise buna karşılık gururla gülümseyip içinden tekrar etti.

Çok iyi bir ağabey olacağım

Ve kapı çaldı. Büyük ihtimalle Murat Bey gelmişti ve Onun geldiğini tahmin eden Varis koşarak kapıyı açmaya gitti ve parmak ucuna çıkarak kapıyı açtı.

-" Baba!" dedi ve ardından heyecan ve özlemle babasına sarıldı.

-"Oğlumm " dedi Murat Bey. Oğlunu kucağına alarak. Murat Bey oğlunu çok seviyordu. Kızını da tabii , asla evlat ayrımı yapmazdı.

-"Hoşgeldin hayatım." diye bağırdı Ceren Hanım içerideki odadan ve Rüya'yı uyuttuktan sonra eşinin yanına geldi.

Ceren Hanım ,Varis'e bakıp:

-" Artık geç oldu hadi yatağa minik ."dedi ve Varis annesini ikiletmeden odasına gitti. Annesini üzmek istemiyordu, anneler melekti çünkü .

Annesi ve babası büyük ihtimalle önemli bir şey konuşacaktı ve Varis bunun fark etmişti. Varis bunları anlayabilecek kadar zeki bir çocuktu. O yüzden odasının kapısını kapattı ve kapıya kulağını yasladı:

-"Bu kaçıncı tehdit mektubu Murat, artık vazgeç bu işten. Nereye kadar direneceğiz? " dedi Ceren Hanım. Varis korkmuştu.

-"Olmaz Ceren anlasana, ülkeyi batıracaklar. Buna izin veremeyiz." dedi Murat.

-" Polise falan verelim o zaman Murat, kimse beni çocuklarımla tehdit edemez" dedi Ceren Hanım. Korkmuştu , gayet haklıydı da.

Biri ailemi mi tehdit ediyordu diye düşünmeden edemedi varis.

-" Ben anlamam, bu eve bir daha tehdit gelirse çocukları alır giderim. Çocuklarıma kimse zarar veremez!" dedi Ceren Hanım ve gayet netti.

-"Hele şu önümüzdeki 2 günü atlatalım ondan sonra kurtulacağız bunlardan. Halledeceğim Ceren , söz veriyorum sana "dedi Murat Bey.

Varis'in göz kapakları istemsiz kapanmaya başlayınca yatağa uzandı ve derin bir uykuya daldı.

Murat Bey' in hesaba katmadığı bir şey vardı . Acaba 2 gün yaşamak için süresi var mıydı?

Varis gecenin bir yarısı dışarıdan gelen gürültülere kulak verdiğinden istemsizce uyandı. Herkes evin etrafında toplanmıştı ve evin içersinde yangın çıkmıştı . Varis'in odası hariç her yer yanmıştı, ev zemin katta olduğu için camdan atlayıp kurtulabilirdi. Varis bunun farkına vardığında önce beşikteki kardeşini alıp camdan oradaki halka uzattı. Kardeşinin güvende olduğuna emin olduktan sonra yatağındaki can dostu Şekrepare'yi alıp onunla beraber camdan atladı ve o da güvendeydi. Ama annesi ve babası hala içerdeydiler. Onlar için korkuyordu.Varis'i karşı komşuları Naziye teyze kolundan tutup oradan uzaklaştırdı. Ailesi büyük ihtimalle içeride ölüyordu ama o şu an daha bunu görmek için çok küçüktü. Varis bunu haketmemişlerdi , o daha küçücüktü.

-" Onlar iyi mi Naziye teyze?" diye sordu Varis.

-"İyiler kuzum, sadece biraz yorgunlar o yüzden seni bana bıraktılar biz seninle yürüyeceğiz birazcık." dedi. Varis , Naziye teyzeyi çok severdi. Bazen annesinin haftasonları işi çıktığında onda kalırdı.

-" Evimiz neden yanıyor Naziye teyze?" diye sordu.

-" Allah bazen insanları test etmek ister ve onları bazı şeylerle sınar. Ama senin sınavları geçebilmen için sabırlı davranman gerekir, Ona güvensen yeter." dedi.

-"Allah'a güveniyorum, o bizi yarattı, koruyor ve ödüllendirecek" dedi Varis.

-"Evet , ama bazen bazı şeyleri kazanmak için bazı şeyleri feda etmek gerekir." dedi Naziye teyze.

Naziye teyzenin telefonu çaldı. Ve Varis sadece iki kelimeye odaklanmıştı :

- "Sağ kurtulamadılar".

Ne yani, anne ve babası ölmüş müydü? Ama onlar ölemezdi ki , onlar Varis'i bırakamazdı , onlar Rüya'yı burada bırakamazdı. Anneler ölmezdi ki.

-" Evlat bana bak, şunu sakın unutma , kaybettiğimiz insanları mutlaka geri kazanacağız, sadece biraz sabır gerekiyor." dedi.

O gece Varis hiç ağlamadı. Ailesinin bir gün geleceğini umut etti ve o umuda tutunarak dayanmaya çalıştı. Çünkü Naziye teyze öyle söylemişti , o yalan söylemezdi değil mi? Ailem bir gün dönecekti. Naziye teyzeye güvenebilirdi.

🔥🔥🔥

Varis kendini anlayamadığı bir şekilde bir çocuk esirgeme kurumunun önünde buldu , Naziye teyze geçici olarak orda kalacağını söylemişti. Ama Varis galiba artık ona inanmıyordu. Ailesi hâlâ dönmemişti ve asla dönmeyecekti. Kucağında Şekerpareyle beraber kapıdan içeriye girerken yanında duran uzun boylu bey amca onun çantasını taşıyordu . İçeri girdiklerinde burası gerçekten güzeldi , bembeyazdı ve ışıl ışıldı içerisi. Kapıdan içeri girdiğimizde bizi direkt yurt müdürü Arslan Bey karşıladı:

-" Hoşgeldin Varis. " dedi sevecen olmayan gülümsemeyle.

Varis adamdan korkmuştu, o adamda kötü bir şeyler olduğunu hissediyordu.

Şekerpare'ye öyle sarılmıştı ki eğer canlı olsaydı şimdiye kadar ölmüştü.

Varis'ten cevap bekleyen adam cevabını alamayınca bozulsa da belli etmemeye çalışarak " Beni takip et " dedi ve uzun koridorda gezinmeye başladılar. Uzun koridoru aşığ adamı takip edip bir yandan onu dinliyordu.

-" Bak şurası yemekhane , burası da arkadaşlarınla kalacağın oda." dedi Arslan Bey.

Odadan içeri girdiğinde odada en az 20 kişi olduğunu gördü. Hepsiyle aynı odada kalmak garip olacaktı biraz. O sadece Rüya ile kalmaya alışmıştı .Çocukların hepsi gruplar halinde takılıyordu. Sadece gözüne 4 kişi çarpmıştı, onlar oyun oynamıyor hatta konuşmuyorlardı bile. Oradaki herkesin sorunu vardı ama belli ki bu 4 çocuğunki daha acıydı. Konuşmak istemeyecek kadar ağırdı.

Varis kendi kendine düşünürken Müdür Bey'in sesi onu ürküttü:

-"Hadi, git ve yeni arkadaşlarınla tanış." dedi.

Varis şekerpareyi bırakmadı ve ona sarılarak o odada yavaş adımlar attı. Sonra köşede kendine bir yer bulup oraya çöktü. Bir süre orada kendi başına pardon Şekerpare ile beraber oturduktan sonra yanına birinin çöktüğünü hissetti. Kahverengi saçları ve Masmavi gözleriyle aynı onun gibi küçücük bir kız çocuğu yanına oturmuş ona bakıyordu:

-" Sen kimsin?" diye sordu Varis.

-"Füsun" dedi boncuk mavisi gözlü kız.

-" Bende varis." dedi .

-" Neyin varisi?" dedi.

-" Öyle değil direkt adım Varis." dedi. Gülerek.

-"Haa anladım". dedi .

-"Füsun'un anlamı ne?" diye sordu merakla kıza.

-"Büyüleyici güzel " dedi gururla . Varis ise şaşırarak ona baktı , gerçekten anlamı çok güzeldi ki kızın kendisi de çok güzeldi. Şahsona münhasır bir isimdi yani.

-" Sen neden buraya geldin peki?" diye sordu Varis.

-" 2 yıl önce, annem ve babam her zamanki gibi kavga ediyorlardı, uyandığımda buradaydım, peki sen?." diye sordu.

Zavallı kızın annesi ölmüştü ve o bunu anlamamıştı bile. Farketmemişti babasının annesini bıçaklayıp hapse girdiğini. Hayat gerçekten bazen çok acımasızdı.

-" Evde yangın çıktı, annem ve babam öldü , kardeşim nerde bilmiyorum , artık bir ailem yok." dedi Varis.

-" O zaman biz senin ailen oluruz, hepimiz değil sadece beşimiz. Sen , ben , Elif, ve Aras . Bizim ailemiz yoksa bizde birbirimize aile oluruz. " dedi. Umutla.

-" Olalım o zaman " dedi Varis.

-" Oluruz " dedi .

🔥🔥🔥

Varis o konuşmadan sonra yeni ailesiyle tanışmıştı ve gerçekten onlar bir aile olabilirdi. Yani bunu umuyordu , gerçi ummaktan başka çaresi yoktu çünkü artık inanmazsa ölecekti . Gecenin bir yarısı kabusla karışık uyanıp su almak için alt kattaki mutfağa iniyordu (yemekhanenin altı mutfaktı ) ki merdivenlerin altından yani bodrum katından gelen sesler dikkatini çekti ve loş mum ışığında adım adım ilerledi ve Müdür Bey'in onların yaşıtında bir erkek çocuğunu kemerle kırbaçladığını gördü. Ağır adımlarla gerisin geri giderken bir anda sesler kesildi ve Müdür bey onun burada olduğunu anlamıştı:

- "Yeni çocuk , derhal gel buraya."

yavaş adımlarla gerisingeri odaya girdi.

-" Kural 1 , bu odaya girmek yasak ve sen bu kuralı çiğnedin yani ceza sırası sende " dedi. Acıyla kıvranan çocuk sevinçle yerinden kalktı ve Arslan Bey Varis'i tutup aynı yere yerleştirdi. Kendi kurtuldu diye sevinmişti , ama yerini başkasına verdiğini farketmemişti. Eline kemeri aldığı gibi çocuğa hoyratça sallamaya başladı , Varis ise gözünü odanın loş ışığının sahibi olan mumlardan alamadı. Ateşten nefret etmiyordu , artık ateşten ölesiye korkuyordu. Varis onca acıya rağmen sesini çıkaramamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.