İçeriğe geç

Taçsız Prens

Bölüm 2 · 12 dk okuma

Taçsız Prens

Bölüm 2

2. Bölüm : Ortak

Açıkla! Bir an bağırınca kız istemsizce şaşırmış ve sonrasında istifini bozmadan bana bağırarak:

-" Ne bağırıyorsun ya, bana bağırmaya hakkın yok!" diye bana çıkıştı . Biraz gergindi, koşmaktan fazlasıyla yorulmuş gibi gözüküyordu.Birileri tarafından takip edildiği kesin gibiydi , o yüzden acele ediyordu.

-" Niye , kralın kızı falan mısın?" diye karşılık verdim.Kralın kızı olduğunu biliyordum , ama az önce bağırdığımdan dolayı konuyu değiştirmeye çalışıyordum yoksa kral her an kellemi almak için bir yerden belirebilirdi.

-" Prenses'i tercih ediyorum , ayrıca bana bağırmayı kes! ." dedi. Evet gerçekten haklıydım , kralın ukala kızına çarpmıştım . Umarım mezarımda deniz manzarası olur, tabii bir mezarım olursa. Şu an biraz korkmuş olabilirdim . Yanlış bir şey yapmamıştım gerçi ama huzursuz hissediyordum.

- " Sende bağırdın şimdi ve ayrıca konumuz bu değil , kavga edecek halim yok lütfen insani bir biçimde şu an kimden kaçtığını anlat. " dedim ve bir andan arabayı kullandığım için göz teması kuramadım. Radyoyu çalıştırdım , en sevdiğim şarkı çalıyordu. "Champagne Problems" Normal Türk kanallarında Taylor çok çıkmazdı ama birkaç kanal bulmuştum. Şarkı ona güvende hissettirmiş olacak ki hafifçe geriye yaslanıp kendini rahatlatmaya çalışıyordu. Göz altlarım şişmişti ve tamamen berbat bir haldeydim . Bana bakıyordu, görmüyordum ama hissediyordum , titizlikle inceliyordu beni . Benden aşağı kalır yanı yoktu , üstü başı dağılmıştı, makyajı belli olacak kadar akmıştı , elbisesinin eteğinde kocaman bir yırtık vardı ve saçları dağılmıştı. Ne yaşamış olabilirdi ki ? İstemsizce korkmaya başlamıştım, acaba kralın kızına bile bunu yapmaya çalışabilirler miydi? Ama o kralın kızı değil miydi? Onların dokunulmazlığı yok muydu? Füsun'un yaşadıklarını kraliyetten biri de yaşayabiliyor muydu? Ya da bizim yaşadakılarımızı? Uzun bir incelemenin ardından kavga edecek halde olmadığımı idrak etmiş bulundu galiba ki bu sebeple normal bir insan gibi açıklama yapmaya başladı:

-"Bugün Deniz yani baş görevlim izinliydi, bende saraydan kaçtım ve alışveriş için şu ilerideki alışveriş merkezine geldim. Tanınmamak için makyaj yapmıştım kendimce . Bunu hep yapardım ve normalde asla yakalanmazdım, bugün farklıydı , çok farklıydı. Otoparktan giriş yaptığımda siyah uzun bir arada geldi ve içinden birkaç adam çıktı. Bana seslendiler, çok korktum , yakalanmıştım bu ilk defa olduğundan şaşkınlık eseri donakaldım ve benim olduğumu anladılar. Beni vuramayacaklarını biliyordum, sadece işkence edebilirlerdi. Koşarsam yetişemezler diye düşündüm ve koşmaya başladım , peşimden koştular ama aramızdaki mesafeden dolayı yakalanmadım, elbisem yırtıldı ve koşarken makyajım aktı , ayrıca tırnağım kırıldı şu an berbat gözüküyorum. En sonunda seninle karşılaştığımızda da sana çarptım ve şükürler olsun ki beni orada kaderime terk etmedin." diye açıkladı.

Yalan söylemiyordu, söylese anlardım . Ne yalanlar yakaladım içine insanlar sığan , eğer bu yalan olsa anlardım . Yalan sık gördüğüm bir şeydi.

-" Güvende olabileceğin bir yere gidiyoruz, ayrıca hala güzelsin." dedim. Yalan söylemek istememiştim, gerçekten şu haliyle bile büyüleyici bir güzelliğe sahipti. Ve o da doğal olarak nereye diye sordu ben de benim evime gideceğimizi söyledim çünkü gerçekten daha güvenliydi. Nereye gitmeyi bekliyorsa . Onu bu halde saraya götüremezdim , ayrıca onu saraya götüremezdim. Başıma bir iş açılsın istemiyordum. Maalesef bu boka çoktan bulaşmıştım. Yapacak bir şey yoktu.

- "Orada güvende olabileceğimi sanmıyorum." dedi. İsterse onu hemen şu an arabadan indirebilirdim. Çok kaşınmasın , onun için uğraşıyorum burda. İçimden böyle söylesemde kendini güvende hissetmesi için kız arkadaşım olduğunu ancak şu an yurt dışında olduğundan bende kalabileceğini ve sevgilimin bunu anlayışla karşılayabileceğini söyledim çünkü öbür türlü asla gelmeyeceğini tahmin edebiliyordum. İnatçılığı babasına çekmiş olmalıydı. Babası aklıma geldikçe midem istemsizce bulanıyordu. Ölse de kurtulsak diye geçirdim içimden. O da haklıydı çünkü ülkemiz artık güvenli değildi , erkeklerin yüzde seksenine güven olmazdı . Kimin suçu acaba?Şarkı çoktan bitmişti , bende spotify 'ı açıp telefonu şarkı seçmesi için Eftalya'ya uzattım . Listemi beğenmiş olacak ki sırıtarak bana baktı:

-"Swiftie Erkekler var mıymış ya? " dedi sırıtarak , listemi çok beğenmişti . Haksız sayılmazdı şarkı listem harikadıt.

-"Müzik zevki iyi olan bir erkekle tanışmaman benim suçum değil, bir tane şarkı seç işte. " dedim ve o da sırıtarak listeye tekrar baktı . Yaklaşık 5 dakika sonunda yine Taylor Swift'in bir şarkısı olan You're On Your Own , Kid

Şarkısını açtı .

I didn't choose this town, I dream of getting out (Bu şehri ben seçmedim, buradan gitmeyi hayal ediyorum)

There's just one who could make me stay all my days(Ömrüm boyunca kalmamı sağlayabilecek tek biri var)

...

Just to learn that you never cared (Sadece senin hiç umursamadığını )

You're on your own, kid (Kendi başınasın, çocuk)

Şarkı tamamen beni anlatıyordu. Bu şehri ben seçmedim belki ama seviyordum . Krallık mahvedene kadar ,

Krallık geldiğinden beri buradan gitmenin hayalini kuruyordum. Krallık memleketi yağmalıyordu ama halk susuyordu. Acı olan tek şey buydu , halkımızın sessiz kalması, Türk halkının sessiz kalması içim çok acıyordu. Atam'ın kurtardığı millet sahiden bu halde miydi? Ne değişmişti 100 yılda? Bu şehirde ömrüm boyunca kalmamı sağlayabilecek tek bir kişi vardı ve artık o da yoktu. Sadece bizimkiler kalmıştı. Onlar için her şeyi yapardım ama kendim için giderdim. Gizem hiçbir zaman beni umursamamıştı ve ben hep kendi başımaydım . Bu sözler tam olarak beni yansıtıyordu , bana yazılmış gibiydi.Yine fazla konuşmuştum , ben böyle kendi kendime konuşurken Eftalya umursamamıştı bile . Kendi kendime konuştuğumu farketmemişti, belki de beni kafasında sessiz ve umursamaz biri olarak çizmişti , bunu umursardım işte. İnsanlar üzerinde hep iyi bir imajım olmalıydı.Ben yine böyle uzun uzun düşünürken otoparka varmıştık bile. Yine neden üzerinde 2 tuş olduğunu asla anlamlandıramadığım otopark kumandasını almak için vitesin yakınındaki bölmeye elimi uzatarak elimi orda gezdirip kumandayı bulmaya çalıştım. Elim bir anlığına Eftalya'nın elinin üzerinde gezdiğinde hemen elimi üzerinden çektim. Çok gergindim , elleri çok soğuktu.Şaka mıydı bu ? Fazla klişe geldi bana sanki. O da çok gerilmişti ama bir şey söylememeyi tercih etti.Kumandayı alıp soladaki tuşa bastım. Kapı yavaşça açılmaya başladı. Arabanın girebileceği kadar açılınca içeri girdim ve boş bulduğum ilk yere arabayı park ettim. Anahtarı kontaktan çıkardım ve kapıyı açıp indim. Eftalya hala oturuyordu. Kapısını açmamı bekliyordu ve göz devirerek kapısını açtım. Normalde olsa onu burda bırakıp giderdim ama bu normal bir durum değildi, ben onun uşağı değildim sonuç olarak.Beyaz spor ayakkabılarını kapının dışına doğrulttu ve arabadan çıktı. Saçlarıyla neredeyse aynı renk olan hafif kızıla çalan kahverengi bir tulum giymişti. Her şeyinin kahverengi olması mavi gözlerini ortaya çıkarmıştı. Stilistine çok para veriyor olmalı diye aklımdan geçirdim ve onu beklemeden asansörlere doğru yürüdüm. Arkamdan geldiğini arabaların yan aynalarına bakarak anlayabiliyordum. Kaçacağını düşünmüyordum çünkü bu onun zararına olurdu. Şu an en güvenli yer benim yanımdı. Asansöre doğru ilerledim ve gidip asansörün gümüş tuşuna bastım. 6. Kattaki asansör yavaşça aşağı iniyordu. Eftalya anca gelmişti, biraz ağırdan alıyordu her şeyi . Tam karşıma geçti ve o da benimle asansörü beklemeye başladı. Bende onu umursamadan telefonumu çıkardığımda sesini işittim.

-" Adın ne bu arada?" diye sorunca istemsizce ona döndüm. Nikahına mı alacaktı ne bu soru sorma huyu?

-" Varis." diye yanıtladım tekdüze bir tonla. Sırıttı , sırıtışından korkmuştum.:

-" Kraliyet'in varisi olmak istersen henüz bekarım bebek." dedi . Dalga geçiyor olmalıydı. Gözlerimi kocaman açtım, az önce bana güvenmeyen birine göre fazla cesurdu ama bunu yüzüne vurmazdım:

-" Kız arkadaşım olduğunu söylemiştim." dedim. Uğraşmayı bırakır diye düşünerek.

-" İlgilenmediğimi söylemiş miydim?" dedi ve kahkaha attı. Gerçekten beni korkuyordu.

Biraz daha bana yaklaşmak için parmak ucuna çıktı. Beni öpmeyecekti değil mi? Öpemezdi , bunu bana yapmazdı.Gözlerime bakıyordu ve biraz bakıştıktan sonra çantasından rujunu çıkarıp gözlerime bakıp rujunu sürdü.

-" Gözlerin ayna gibiymiş , yeşil gözleri severim." dedi. İstemsizce kaşlarımı çattım.

-"Gözlerim yeşil değil." dedim ve ona baktım. Gözlerim elaydı.

-" Hayır yeşil ." diye itiraz etti. Hayatında kaç yeşil göz görmüş ki?

Tartışmaya girecektim fakat asansör gelmişti ve onun sesi aramızdaki konuşmayı bozdu. Şükürler olsun ki susmuştu.İçeri girdik ve 8 i tuşladım. Asansör varana kadar konuşmadık. Susmayı bilmesine şaşırmıştım. Asansör geldiğinde elimle çıkması için kapıyı işaret ettim ve o çıkınca peşinden çıktım. Malum onu beklemem gerekiyordu.

Kapıya vardığımızda kapıyı açıp anahtarı kapının yanındaki komodinin üzerindeki kahverengimsi kaseye atıp oturma odasındaki uzun ve beyaz koltuğa attım kendimi. Çok yorulmuştum. Oturma odam parkeler ve televizyon hariç bembeyaz sayılırdı. Prenses koltuğun diğer kenarına oturup sorabileceği en mantıklı sorulardan birini sordu , bana soru sorabilmesi gözlerimi yaşartmıştı:

- " Ben nerede uyuyacağım?" dedi. Çok mantıklı bir soruydu.

- " Koridorun soldan 2. odası misafir odası orada kalabilirsin, eğer yalnız uyumaya korkarım dersen sağdan 3. oda benim odam." diyerek şaka yaptım ve kahkaha attım. O fazla gülmemişti galiba. Dirseğini göbeğime geçirince istemsizce inledim.Bu kadar tepki göstereceğini bilsem yapmazdım bence abartılacak bir şey yoktu. Gereğinden fazla kızmıştı ama sadece şaka olduğunu ve isterse odasını kilitleyebileceğini falan söyleyince sakinleşti. O yapınca oluyordu ben yapınca neden seksi kaslarımın üzerine dirsek geçirme cezası alıyordum . İstemsizce dışımdan da gülünce bana baktı, biraz gergindi.

İkimizde çok sıkılmıştık ve bence o açlıktan ölüyordu . o yüzden dolaptan trileçeleri çıkardım ve koltuğun hemen önündeki cam masaya koydum. Sonra gidip diğer dolaptaki cipsleri ve kuruyemişleri çıkarıp güzel bir masa kurduktan sonra kıza dönüp sordum:

- "Ne izleyelim?" dedim.

-"Bilmem ama salgın filmi falan gibi bir şey olursa güzel olur" dedi ve Friends izlediğim aklıma geldi ve tv den netflixe girip onu açtım. İzlemediğini düşünerek ilk bölümü açtım. Dizi gerçekten aşşırı güzeldi ve çok sarıyordu. Prenses hanımefendilerin de hoşuna gitmişti bence. İçimden ona böyle diyordum çünkü aşırı kibirli bir insandı. 2. bölüme gelmiştik ve bir anda kendini Rachel ile kıyaslamaya başlamıştı. Sultan I. kraliçe prenses başbuğ komutan Eftalya koluma sarıldı. Yemin ediyorum bu tam bir romantik komedi klasiği ya. Ama yanlış anlaşılmasın ben tabiki Sultan büyük başbuğ kraliçe prenses I. Eftalya ya aşık değildim ki zaten ne haddime. Ben kimim ki ?Şaka bir yana dizininin 16.bölümü de bitince saat 3 e geliyordu , zaten bir bölüm 20 dk falandı. O kadar yorulmuştum ki artık uyumak için odama gittim. Gizem bazen burada kalıyordu o yüzden misafir odasında onun kıyafetleri vardı bende gidip onun kıyafetlerinden birini giymesi için Sultan I. Eftalya'ya verdim. Onları yakmayı unutmuşum , bizim ocaklar elektrikli olduğundan burda yakamam . O kadar yorgunum ki anlatamam. Üzerimden 5000 tane fil geçmiş gibiyim o yüzden hemen uyumak istiyordum. Kendimi odama atıp kapımı kilitledim . Altıma siyah bir eşofman altı geçirip üzerimdeki kazağı çıkararak usulca yatağa uzandım ve telefonuma alarmımı kurup gözlerimi yavaşça kapataram düşünmeye başladım.Yarın büyük bir gündü.Şaka maka koskoca Kral I. Savaş'ın kızı Prenses Eftalya benim evimdeydi ve bayağı ciddi ciddi kızla oturup film izlemiştik. Çok garip geliyordu ve ben tabiki kendi kendime konuşurken her zamanki gibi uyuyakalmıştım. Sabahın ilk ışıkları kendini gösterip güneş yüzüme güldüğünde gözlerimi hafifçe araladım ve ilk işim olarak dün kurduğum alarmı kapatıp soyunmak oldu. Düşündüğümden daha erken kalkmıştım. Üzerimdeki tüm kıyafetlerden kurtulup odamdaki banyoya girdim. Soğuk su damlaları vücuduma adeta tokat gibi çarpıyordu, bana iyi geliyordu . Yorgunluğumu alıyor, beni temizliyor ve beni yeniliyordu, yeniden doğuyordum adeta . Yaklaşık 20 dakika sonra duştan çıktım ve üzerime kahverengi ince bir kazak ve yine lacivert - kahve tonlarında evermore kapağındaki paltoya benzeyen bir ceket ve altına da kot pantolon geçirdim. Kahvaltı hazırlamak üzere mutfağa girdim. Depresyonda olduğumu düşündüklerinden olsa bizimkiler dün hiç gelmemişlerdi.Telefonumu kirli beyaz mermer tezgaha bıraktım ve eskimesine rağmen asla vazgeçmeyeceğim beyaz kablolu kulaklığımı takıp spotify ı açtım. Müzik listemden rastgele bir şarkı açmıştım ve bir yandan kahvaltı için pancake yapmaya çalışıyordum. Umarım sultanımız beğenir.Şarkı çalmaya başladı ve bu şarkı en sevdiğim şarkıcılardan biri olan Sertab Erener'in İyileşiyorum adlı şarkısı denk gelmişti. Ne kadar güzel bir tesadüftü. Yoksa tesadüf değil miydi?

Sensizlik bana çok iyi geldi

Ne kadar da ihmal etmişim kendimi

Umurumda değil iyi ki bitti

Omuzlarımdan koca bir yük gitti

Çoktan alıştım yokluğuna inan ki

Şarkı gerçekten beni anlatıyor olabilirdi. Ben boşu boşuna kendimi yoruyordum. Geçekten omuzlarımdan koca bir yük inmişti. Listemdeki tüm şarkılar beni anlatıyordu gerçi. Bir yandan pancake yapmaya çalışırken bir yandan düşünüyordum ki şarkı kesildi. Şarjım bitmişti o yüzden kulaklığımı çıkardım ve telefonumu şarja koyduktan sonra bir an önce kahvaltı yapıp Sultan Prenses I. Eftalya'yı saraya götürmeyi umdum. Uzun uğraşlar sonucu yani yaklaşık 15 dakika sonra masa hazırdı ve kapıyı tıklayarak Sultan Prenses I. Eftalya'yı uyandırdım. Yaklaşık 10 dk sonra Prenses hazretleri masaya teşrif etmişti . Yemek yerken hiç konuşmamıştık ve sonrasında sessizliğimizi bozmuştu. Aras arıyordu ve telefonu açtım:

-" Alo efendim Aras ne oldu?" dedim .

- " Kralın kızıyla senin işin ne oğlum?" dedi Aras.

-" Sen nerden biliyorsun bunu?"dedim.

-"Bilmeyen mi kaldı salak , haberlere çıktınız!"dedi .

-"Siktir, ben şimdi ne bok yiyeceğim?" dedim.

Kraliçe hazretleri kafasını sallayıp ne olduğunu sordu ve bende kafamla bir şey olmadığını söyledim.

-" Gizem sinir krizi geçirmiş Derin öyle söyledi. Gerçekten sevgili misiniz?" dedi Aras.

Derin , Aras'ın sevgilisiydi ama Aras onu sevmiyordu , Füsunu kıskandırmaya çalışıyor olabilirdi. Bu ikili karmaşıktı , ayrıca Derin ,Gizem'in çok yakın arkadaşıydı. Sinir krizi mi geçirmiş, hem de kendisi beni aldatırken mi? Kimse beni tutmasın ben bu kızı yolarım. Bir dakika , benim kraliçe hazretleriyle sevgili olduğumu mu düşünmüş ve bu yüzden mi kriz geçirmişti? O zaman bırakalım da sinirden kahrolsun. Karma is for you bitch! Çok gerginim galiba.

- " Evet doğru ama gizli tutuyoruz lütfen kimseye söylemeyin." dedim ama tabiki Gizem'in herkese yayacağını biliyordum.

Bombayı salmıştım ve Artık herkes Varis Kartal kimmiş görecek! Kimse ama kimse beni hafife alamaz alma cüretini göstermeye çalışırsa bedelini öderdi ve bu yapacağım şeylerin daha başıydı.

Telefonu kapattım ve Eftalya'ya döndüm:

- "Artık sevgiliyiz." dedim tek düze bie sesle.

-"Ne saçmalıyorsun sen!" diye bağırdı.

-" Ben sana iyilik yaptım şimdi sıra sende, Gizem yani eski sevgilimi seninle karşılaştığımız gün beni aldatırken yakaladım ve o yüzden o sokaktaydım ve oradaki bara gidecektim. Haberlerimiz çıkınca Gizem kahrolmuş ve bende biraz canı yansın istiyorum. Sadece ufak bir oyun , ne olabilir ki?".

-"Haberlere mi çıktık? Ve bunu bana şimdi söylüyorsun! Ayrıca hani iyilikler karşılıksız yapılıyordu? İstemiyorum ben oyun falan oynamak, bir hemcinsimin onurunu gururlar altına aldırmam!"dedi .

La havle ya. DAYI ŞAKA MISIN SEN?

-"Ben olmasam ölüyordun ! Simay , Tuğçe aşko bay bay yani. Ufak bir oyun ne olabilir en fazla sanki canını istedik. Ayrıca o hemcinsin hak etmese yapmazdım ve inan bana şu dünyadaki en feminist erkeklerden biri olabilirim ve boşu boşuna bir kadının gururunu ayaklar altına aldırmam ve ayrıca gururunu ayaklar altına almıyoruz ki. O beni aldattı bende onu unuttum işte." dedim.

-"Tamam ama bir şartım var. Babamın karşısına çıkıp sevgili olduğumuzu açıklayacağız yoksa senin yüzünden beni başkasıyla evlendirebilir. Kariyer yapmak istiyorum ve buna karşı çıkacak engellerin gözünün yaşına bakmam anladın mı?"dedi.

Hukuk fakültesinde okuduğunu biliyordum ve onunda benim gibi son senesiydi. Aslında ilk karşılaşmamız değildi ama o beni hatırlamıyordur.Çok iyi bir avukat olacağından emindim çünkü ağzı kapanmak bilmiyordu.

Teklifine mecburen evet dedim.

-"Anlaştık o zaman?"dedim.

-"Anlaştık ortak!"dedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.