Varis Kartal'a ihanet etmek mi? Benim reputation Taylor's Version henüz çıkmadı belki ama ben şimdiden reputation erada bulunmaktayım. Kraliçe hazretleri yüce sultan 1. Eftalya teklifimi kabul ettiği için gerçekten hem çok şaşkın hem çok memnundum. İşin altında bir şeyler olabileceğinden şüphelerim çoktu. Bir şey kaybedeceğimi sanmıyorum, tabi eğer prensesi üzecek bir şey yaparsam çok şey kaybedebilirdim ama şu an odaklanacağım şey bu olmamalıydı.Gizem şu an deliriyor olmalıydı ve bu inanılmaz derece hoşuma gidiyordu.Hep ben mi üzülecektim? Biraz da o üzülmeliydi, o pişman olmalıydı. Belki de eski benliğimi geri kazanıyorumdur. Belki biraz fazla oldu sanki Varis? Sadece biraz intikam istiyordum, en fazla ne olabilir ki? Ucunda ölüm yok ya? Gerçi kral kellemi alabilirdi. Füsun'a ne söyleyecektim? Diğerlerini kandırmak kolaydı ama Füsun. Anlarsa gebertirdi beni, benim için fazla endişeli davranırdı. Üzerime titremesini anlayabiliyordum ama her zaman en kötüyü düşünmek umutsuzluktu sadece. Bir yandan kendi kendime içimden konuşup düşünürken diğer yandan Eftalya'nın hazırlanmasını bekliyordum.Üzerime yeni aldığım krem kazağı ve altıma da keten siyah pantolonumu geçirmiştim , üzerine de Füsun'un aldığı siyah paltoyu geçirmiştim. Yaklaşık 15 dakika sonra Eftalya odasından çıktı. Krem ve pembenin birbirine karıştığı bir tonda diz kapaklarını örtecek uzunlukta olan bir elbise giymişti. Belinin yarısına kadar gelen dalgalı kestane rengi saçlarını arkasına attı ve kalkmam için bana işaret etti. Boynunda hiç çıkarmadığı inci kolyesi vardı. Kestane rengi saçları bugün biraz daha açıktı , kızıla çalmıştı biraz . Okyanusları kıskandıracak mavilikteki gözleri açığa çıkmıştı. Çok güzeldi , peri masallarından çıkmış gibiydi. Sanki Fariytale onun için yazılmıştı.Gerçi beni alakadar etmezdi , Allah sahibine bağışlasın. Bu arada sevgilisi yoktu değil mi? Zaten olsaydı teklifi kabul etmezdi diye düşünüyordum , yoksa eder miydi? Kafam çok karıştı şu an. Ona dik dik baktığımı anca farketmiştim ve onu bekletmemek için ayağa kalktım. Kendi kendine söyleniyordu ama ne söylediğini asla anlayamıyordum. İstemsizce merak ediyordum ama beynim anlamayı reddediyordu. Evden çıktığımızda kapıyı kilitledim, ben kapıyı kilitlerken Eftalya çoktan asansörü çağırmıştı Yanına gittiğimde omzuma bile neredeyse gelemediğini farkettim. Asansör gelene kadar ikimizde konuşmamıştık. Aramızdaki soğukluk dışarıdan fazlasıyla belli oluyordu. Bunu şu anlık umursamasamda gelecekte böyle devam ederse başımıza çok iş açacağı belliydi şimdiden , bu durumdan en yakın zamanda kurtulmam gerekiyordu. Düşüncelerimi asansör kapısının açıldığında çıkardığı tiz ve sinir bozucu ses bozdu. Eftalya'nın topuk sesleri dikkatimi dağıtıyordu ama aynı zamanda bir melodi gibi geliyordu , sesinden sonra tabiki. Sesi pamuk şeker tadı veren bir melodi gibiydi. Peşinden asansöre bindiğimde çoktan doğru tuşa bastığını gördüm ve aynaya bakıp saçlarımı düzelttim. Topukluları çok ses çıkarıyordu , yan komşum şu an Almanya'da olduğundan bu katta sadece ben kalıyorum ve eğer Füsun topuk seslerini duyarsa beni gebertirdi. Biraz fazla korumacı sanki. Durumu çok yanlış anlayacağından başıma çok kötü şeyler açılabilirdi. Bana garip bir biçimde bakıyordu ve ben bunu aynadan görebiliyordum.
-" Annemi falan mı ayartacaksın ne bu özen?" diye sordu dalga geçmek için. Komik değildi , madem öyleydi sıra bendeydi.
-" Sen benim için yeterince yaşlısın annene gerek yok , küçük kız kardeşin falan varsa bana uyar." Sinirlenip sırtıma bir yumruk attı, ben ise o sırada gülmekten konuşamayacak durumdaydım , domatesler benim yanımda kızaramadıklarını düşünüp utançlarından tekrar kızarırlardı.
-" Şaka yaptık prenses , bu kadar alınacağını bilsem yapmazdım." dedim gülerek.
-" Sensin prenses!" dedi sinirle, kendini prenses olarak tanımlamasına rağmen.
-" Ben senin prensindim en son ne oldu ya? Prenses sen değil miydin?" diye sordum sırıtarak.
-" Benim prenses ama prensim falan değilsin sen." dedi sinirli bir şekilde .
-" Kahramanında olurum prenses benlik sorun yok ama çatma o güzel kaşlarını kırışacaksın sonra." dedim gülerek. Asansör durduğunda gözlerini devirdi ve açılan kapıdan dışarıya doğru usulca adım attı.
Arabaya binene kadar ikimizde ağzımız açmadık, Eftalya biraz sinirliydi galiba. Arabaya yaklaştığımızda cebimden anahtarı çıkarıp kilidi açma tuşuna bastım ve kendimi arabamın krem , huzur barındıran koltuğuna attım. Eftalya da aynısını yapmış olacak ki anında küçük olmasına rağmen içinden 1 dakikada 1000 kelime çıkabilecek potansiyeli olan çenesini açtı:
-"Nereye gidiyoruz, şimdi ne yapacağız, haberlere açıklama yapacak mıyız?" diye uzarken lafını böldüm:
-"Saraya yani senin evine, ailene her şeyi anlatacağız, bilmiyorum ." dedim. Dün onunla bunun pratiğini yapmıştık. Çok kolay olacaktı yani eğer plana uymayı başarabilirsek kolay olacaktı.
-" Her şeyi anlatmak zorunda mıyız?" dedi uflayarak. Hata yapacağından korkuyordu , aslında haklıydı çünkü hata yaparsak dönüşü yoktu. Hata şansımız yoktu. Her şeye rağmen başarabilirdik , bunu umuyordu.
-" Evet, ama unutma sana anlattığımı anlatacağız .Eksik ve fazlası olmadan." dedim. Umarım planladığımız gibi olurduç
- "Aynı okuldayız hatta aynı fakültedeyiz ama bunu farketmemiştik yani daha önce hiç bir konuşmamız olmamıştı. Ardından ben okulun karşısındaki kafede arkadaşlarımla buluştuğumda üzerine kahvemi döktüm. Klişe olsa da inanmaları kolay olacaktı bu yalana. Sonra ufak bir sohbetimiz oldu ve çıkışta arabana çarptım , özür diledim ama sen sorun olmadığını söyledin . Ücret yerine numaramı istedin konuşmaya başladık falan. Bu fazla gerçekçi olur çünkü 2 hafta önce gerçekten birinin arabasına çarpmıştım. Babamdan korktuğundan para istememişti. Dün magazine yakalandığımızdan korkup sende kaldım . Bu kadar." Dedi. Kusursuz yalan söylüyordu.
-"Aferin " demekle yetindim sadece. Yeterince iyiydi. O sadece bunları söylese yeterdi eğer detay ararlarsa ben bizzat devreye girecektim ki kral kesinlikle açık verecekti.
Kraliyet ailesi tam bir kapalı kutuydu ve bir sürü sırları vardı. Kimse haklarında çok bir şey bilmiyordu. Haklarında bir sürü belgesel izlememe raümen aile üyeleri hakkında hiçbir bilgi edinememiştim .Ben sadece 5 çocuk olduklarını biliyordum. En büyükleri Eftalya'nın ablası Funda'ydı.Eftalya ile nerdeyse hiç benzemiyorlardı. Ablasının saçları ve gözleri geceye karışacak kadar siyahtı. Teni ise ay gibi bembeyazdı. Araştırmamı iyi yapmıştım. Ablası evliydi ve 2 çocuğu vardı, 1 kız 1 erkek. Çocukları çok büyük değildi ve çocuklar ikizlerdi ayrıca 2. Sınıfa gidiyorlardı. Evde eğitim gördüklerinden kuzenleri harici arkadaşları olduğunu sanmıyorum. Çocuklara da yazıktı , arkadaşları olmayacaktı. Kraliyet çocuklarına liseye kadar evde eğitim veriyordu. Funda çocuklarına fazla önem veriyor gibi gözüküyordu. Kendi kurduğu giyim markasına bile çocuklarının adlarının birleşimini vermişti. Kendi başına bir firma kurması gurur vericiydi aslında. Ablasını tanımamama rağmen istemsizce içim ısınmıştı. Umarım gerçekten verdiği izlenim içtendir ve gerçekten böyledir.
Funda'dan sonra onun küçük kardeşi Salih vardı. Salih de ablasına benziyordu, saçları biraz dökülmüştü ama kel gibi değildi. Gözleri kahverengiydi ve Eftalya ile nerdeyse hiç alakaları yoktu. Salih de evliydi ve onun 3 çocuğu vardı. Biri daha 2 yaşındaydı, diğeri 2. Sınıf ve en büyük çocuğu 3. Sınıftı. Bu çocuklara tek bir bakıcı bakıyorsa çok büyük sıkıntıydı. İnsan dayanmaz bunların çocuklarına. Salih ablasının tam tersiydi. Kralın vergilerden kaçırarak açtığı inşaat şirketinin sözde başındaydı ama şirkete hiçbir katkısı yoktu. Babası olmasa 5 kuruşsuz adamın tekiydi. Tahtın ona kalmayacağı belliydi , büyük ihtimalle Ateş sıradaki kral olurdu ama bence hak eden tek kişi Funda ' dan başkası değildi. Kadınlara taht bırakılmıyordu malesef krallığın saçma kurallarından biri de buydu. Her neyse sabır çekerek aileyi tanıtmaya devam ediyorum.Salih'in bir küçüğü ise hepinizin gözdesi (!) olan Sultan I. Eftalya idi ama onu anlatmama gerek yoktu bence. Sadece yaşıt olduğumuzu ve onun hukuk okuduğunu biliyordum. Çalışacağını sanmıyordum. Neden çalışsın ki? Ailesinin serveti onun hatta torununun torununun alışveriş masrafını karşılardı. Ailesi çalışmak için fazla tembeldi ve bence kendisi de öyleydi. Eftalya ismi yunanca kökenliydi ama krallığın Türkçe ve Arapça (Kuran'da geçen isimler) harici kökenden isim kullanma yasağı yok muydu? Krallığımız kültürümüzü çok güzel koruyor MAŞALLAH hocam (!). Eftalya ile ilgili detaya girmeyeceğim. Her neyse Eftalya'nın ondan küçük ikiz kardeşleri vardı . Adlarının Ateş ve Su olması çok garibime gitmişti. Bence bu bile kralın bilgisayarda oyun oynamaktan başka bir şey yapmadığının kanıtıydı. Ateş ve Su ayrı ayrı çok güzel olurdu ama ikizlere koyulması saçma geldi. İkizler geçen hafta 18 ine basmışlardı ve kral gösterişli bir şekilde bunu kutladı. Çocuklarına araba veya ev almadı. Ne aldı biliyor musunuz? ADA. Umarım o ada benim vergilerimle alınmamıştır çünkü eğer öyleyse kralın benden çekeceği vardı. Kral gelenek olarak tüm çocuklarına 18 ine bastığında ada almıştı. Ateş'ten size bahsetmiştim . Ateş'te ablası ve Salih'e benzerken Eftalya'ya çok benzemiyordu. Hepsi babasına benziyordu ama Eftalya annesine benziyordu. Sadece Eftalya ablasına benziyordu , bir de Funda biraz benziyordu o kadar. Rüya ise hiçbirine benzemiyordu. Saçları açık kumraldı , gözleri ise benim gibi ela ve yeşil arasıydı. Bir yandan bunları düşünürken kaza yapmadan varmıştık ki artık buna şaşırıyordum. Bu Allah vergisi bir yetenekti galiba.
Saraya öyle kolay kolay almıyorlardı tabii. Kralın yeni yaptırdığı Buckingham Sarayını andıran devasa sarayın önünde 2 tane asker nöbetteydi ve Eftalya'nın arkadaşı olduğum için beni de alacaktı ama normalde eğer önemli bir insan değilseniz içeri girmeniz için aşçı veya bahçıvan olarak işe başlamanız gerekirdi tabii kralın kaprislerini çekebilirseniz başvurun. Hepsinden tiksiniyordum. Arabadan indik ve Eftalya yüzüme ne yapacağını bilmiyormuş gibi baktı ve sonra bir anda bana sarıldı. Anlık şaşırsam da şaşkınlığımı gizledim çünkü şu an Eftalya'nın sevgilisi olmak zorundaydım ve bunu en başından beri isteyen bendim.İyi bok yedin Varis aferin sana. Velhasıl kelam kapının önünde gösterişimizi yaptıktan sonra Eftalya elimi tuttu ve kapıdaki askerlere misafiri olduğumu söyledi ve bence söylemesine gerek yoktu çünkü adam anlamıştı bile. Daha fazla belli edemezdi galiba. Bahçeye girdiğimizde şaşkınlığımı gizleyemedim. Eftalya neden şaşırdığımı sorunca bende cevap verdim:
-" Sizin saray herhalde İstanbul'un yarısını kaplıyor. 36 katlı bir rezidansı yan yatırsan buranın yarısı falandır ki sarayı saymıyorum hocam." dedim.
Gülerek cevapladı:
-"Ne sandın hocam ya koskoca Türkiye Prensesiyim ben bana böyle bir sarayda yaşamak yakışır." dedi.
-"Sen hocam mı dedin?" dedim gülümseyerek.
-" Evet hocam bir sıkıntı mı var?" dedi.
-" Yoo hocam ne sıkıntısı elhamdülillah çok iyiyim , siz nasılsınız?" dedim gülerek ve o da gülerek cevapladı:
- " Elhamdülillah hocam bende çok iyiyim Allah'a şükür siz olmasanız bu kadar iyi olamazdım ama şimdi izninizle babamın evimde beni bekler isterseniz onun yanına gidelim." dedi .
-" Tamadır hocam eyvallah ."dedim ve gülerek sarayın koca kapısından içeri girdik. Fazla komikti .
İçeri girdik ve sarayın içi düşündüğüm gibi değildi. Bu kadarını düşünemezdim galiba. Her taraf altın kaplama olsa da bu yüzyılın evleri gibi hissetmiştim. Kocaman koridorları vardı ve tavanları çok yüksekti. Eftalya "Beni takip et" dedi ve onun peşinden görkemli bir odaya girdik. Burası oturma odası gibi bir odaydı ve tüm akrabaları buradaydı. Herkes içeri girdiğimizde Eftalya'ya dik dik bakıp hesap sormaya başladığından beni farkedememişlerdi.Omzumu duvara yaslayıp sessizce onları izledim. Kraliçe Meryem hazretleri bir hışımla kızına koştu ve sarıldı sonra kızına sordu:
-" Neredesin sen ?" dedi. Endişelenmişti , onun için tek endişelenen o gibiydi , diğerleri sadece kızgındı.
-"Buradayım anne nerde olacağım?" dedi Eftalya. Dalga geçercesine davranmasının sebebi kendini rahat hissedip dikkatini dağıtmak ya da konuyu değiştirmeki. Rahat gözükmeliydi ve bunu yapabiliyordu , Eftalya her istediğini yapabilecek hatta yaptırabilecek bir kadındı. Bunu nasıl yaptırabileceğini de çok iyi biliyordu.
-"Çok komiksin Eftalya ve yeterince ilgi çektin ,her yerde seni arıyoruz ayrıca yanındaki kim?" diye sordu ablası Fulya. İlgi çekmeye çalıştığını mı düşünüyordu? Fazla komikti. Ablası'nın fotoğraflardan haberi yoktu demekki.
Şimdi fark etmiştim kral burada yoktu ama onun harici herkes buradaydı. Çocuklar dahil, istemsizce gözlerim Su'ya takıldı. Bana bir şeyler anımsatıyordu.
-" Babam nerede, gelsin her şeyi açıklayacağım." dedi Eftalya. Dikkatimi Eftalya'ya verdim bu sayede.
Ben konuşacaktım ki eliyle ağzımı kapattı ve susmam gerektiğini anladım. Neden ben konuşamıyordum?
Ardından kral büyük bir gürültüyle odaya girdi ve Eftalya anlık yerinden sıçradı.
- " Babamda geldiğine göre artık açıklayabilirsin Eftalya." dedi Ateş. Kinayeli bir biçimde konuşuyordu. Eftalya'ya bir şey anlatmak ister gibi , fotoğraflardan haberi vardı ve onu köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Anlaşılan sarayda taht oyunları çoktan başlamıştı.
- "Abla demek istedin herhalde , ayrıca sen ve Su çocukları alıp dışarı çıkacaksınız. Derhal! "dedi Eftalya. Taht umrunda değildi ama kendini Ateş'e ezdirmeye katlanamıyordu.
-"Biz niye çıkıyoruz ya, çocuk muyuz biz her şey bizden saklanıyor?" dedi Su. Kızmasına rağmen ses tonu çok tatlıydı , insan kızamazdı bu kıza.
-" Kes sesini ve çocukları alıp dışarı çık Su!" dedi bağırarak ve ilk defa bu kadar yüksek tonda bağırdığını duydum ve buna hayranlık duymuştum. Galiba onunla anlaşabileceğiz. Su'ya lafını geçirebilmişti anlaşılan.
Su daha fazla ses çıkarmadı ve çocukları alıp Ateş ile dışarı çıktı. Eftalya içerideki iki görevliye de gözleriyle çıkmasını işaret etti ve onlarda ikiletmeden dışarı çıktı ve arkalarından kapıyı kapattılar.Anlaşılan burda Eftalya'nın sözü geçiyordu. Besin zinciri gibi, En üstte Eftalya yoktu belki ama onun hemen altında Fulya ve Eftalya vardı ya da Salih bunu zaman gösterecekti. Eftalya derin ve sesli bir nefes aldı ve uzun bir sessizlik sonrası bu sessizliği kral bozdu:
-" Ne olduğunu açıkla Eftalya." dedi. Sinirliydi , Eftalya'ya sinirle bakıyordu. Kızı onun gözdesiydi ve buna rağmen ona bağırabiliyordu , Eftalya onun sinirini alabilirdi . En azından öyle umuyordum.
-"Neyi açıklayayım baba?" dedi gülümsemeye çalışarak. Nasıl oynayacağını çok iyi biliyordu.
-" Anlamamazlıktan gelme Eftalya neyden bahsettiğimi ikimizde biliyoruz, dün gece neredeydin , bu yanındaki kim ve neden burada ?" dedi. Fotoğrafları görmemişti galiba.
-" Ben sana ne olduğunu söyleyeyim baba, dün korumalarınla beraber gittiğimiz alışveriş merkezinde korumaları öldürdüler ve az kalsın bende ölüyordum , son dakika saklanmayı başardım ve Varis'i aradım . O da dün gece evinde kalmama izin verdi , buraya gelemezdim çünkü adamlar krallığa geleceğimi tahmin edip bana suikast yapabilirlerdi o yüzden Varis'te kaldım." diye açıkladı Eftalya. Plana sadık olmamış olabilirdi ama bu da gayet yerinde ve mantıklı bir yalandı.
-"Peki varis senin neyin oluyor kızım? " dedi Meryem Ana (evet ona bundan sonra böyle diyeceğim).
Eftalya yutkundu , korkuyordu ve sakinleşmesi gerekiyordu.
- " Çok iyi ve yerinde bir soru sordun Valide Sultan'ım."dedi kendini rahatlatmak için.
- " Şımarıklığı kes de anlat artık !" dedi babası , bu sefer gerçekten sinirliydi. Diğerleri konuşamıyorlardı bile , babalarından korkuyorlardı.
-" Sevgilim" diye açıkladı Eftalya ve herkesin ağzı açık kalmıştı. Anlaşılan odadakilerin fotoğraftan haberleri yoktu . Twitter' ın varlığından haberleri yok galiba. Ya da onlar geriden geldiğinden bilmiyor olabilirler. Eftalya ile birbirimize baktık , korkuyordu . Bende korkuyordum ama biz beraberken bize bir şey olmazdı. En azından bunu ummalıydık.