Evde, sabahın ilk saatleri…
(Eslemin Anlatımıyla)
“Sen ciddi misin Ada? Deniz seni öptü mü cidden?”
“Evet, evet inanabiliyor musun Deniz beni öptü!” dedi.
Adayla birkaç saat daha sohbet ettikten sonra kapı çaldı, gelen Eymen, Deniz, Özgürdü.
Markete gidip birkaç malzeme almışlardı.
Ada Denizin geldiğini görünce yanakları kızardı ve benim arkama saklandı.
“Hoş geldiniz!” dedim. İlk Eymen cevapladı.
“Hoş bulduk papatya” papatya demesi içimi huzurla kaplamıştı ama hala ona kırgındım.
Sahte bir gülücük dudaklarıma yerleşti. Adayla birazcık oynamanın bir zararı olmazdı öyle değil mi?
“Ada artık arkamda saklanmayı keser misin? Denizi görünce utanma be kızım!” dedim yüksek bir sesle.
Ada da bunu duymuş olacak ki kocaman gözlerle bana baktı, elleriyle yüzünü kapatıp odasına doğru koştu ve kapıyı ardından kapattı.
Denizde onun arkasından gitti ve odaya girip kapıyı kapattı…
“Şunlara bakın çok tatlılar” dedim hayranlıkla bakarak.
“Ben şokum bunlar ne ara sevgili oldular ya” dedi Özgür.
Eymen ise güldü. Gülüşüne bende katıldım. Sonra bana bakıp gülümsedi ve elimden tutup beni odama götürdü.
“Ben anlamıyorum amına koyayım niye benim sevgilim yok ve neden herkes odaya gidiyor!”
Güldüm ve Eymen de kapıyı kapattı.
“Eslem seninle konuşmamız lazım”
“Konu ne?” diye sordum.
Yanıma oturdu ve ellerimi tuttu. Ne yapmaya çalıştığını anlamamıştım, ona baktığımda ise bana mahcup gözlerle bakıyordu.
“Eslem…”
“Efendim?”
“Bana hala güveniyor musun?” aslında bu soruyu bekliyordum açıkçası.
“Yani, bilmiyorum”
“Eslem lütfen bana güven, ben ne yapıyorsam senin iyiliğin için yapıyorum, eğer bu sırrı sen öğrenirsen çok kötü şeyler olur ve sen kaldıramazsın, bu ağır sırrı”
“Ne olabilir en fazla?”
“Çok şey…”
“Peki, ne zaman öğreneceğim bu önemli sırrınızı?” dedim iğneleyici bir sesle.
“Zamanı geldiğinde”
“Peki, bu sırrı öğrenmek için sizi zorlayamam seni kırdıysam özür dilerim” dedim ve ona sarıldım ve o kırılmasın diye sanki gerçekten sarılıyormuşum gibi davrandım, ama umurumda değildi.
Eymen benim ona sarıldığımı görünce beni kocaman kollarıyla çok sıkı bir şekilde sardı, sanki bunu bekliyormuş gibi.
Yan odadan Adanın gülme sesleri geliyordu merak ettim ve Eymene döndüm.
“Ne dersin? Onların odasını basalım mı?”
“Kesinlikle, bu eğlenceli olacak”
Ayağa kalktım, ona doğru döndüm ve elimi uzattım. Tutması için. Eymen ise hiç bekletmeden tuttu ve ayağa kalktı.
“Özgür” dedim sessizce onu çağırarak.
Salonda oturmuş oyun oynuyordu. Bize dönünce el ele tutuştuğumuzu görünce gözleri büyüdü.
“Aman tanrım, siz el ele mi tutuşuyorsunuz yoksa ben mi hayal görüyorum?”
“Doğru görüyorsun Özgür” dedi Eymen.
“Diyorum ki, Ada ve Denizin odasını basalım”
“Buna hayır dememi beklemiyorsunuzdur umarım”
“Hadi gidelim”
Kapının önüne geldiğimizde ise ilk başta içeriyi dinledik. İçeriden genelde Adanın sesi geliyordu.
“Bir iki-“
“Üççç” Özgür içeri bağırarak girdi.
İçeri girdiğimizde hepimizin gözü kocaman bir şekilde şaşkınlıkla bakıyorduk. Çünkü Adanın üzerinde kısacık bir elbise vardı ve Denizin kucağında oturuyordu…
“Biz herhalde içeride doğal afet olmadan içeri girmişiz gibi görünüyor” dedi Özgür.
“Ya siz saygısızca odama niye giriyorsunuz izin aldınız mı benden? İnsan bir kapıyı tıklatır”
Ben kıkırdayarak Eymene döndüm.
“Teyze veya hala olmak istiyorum” dedim kulağına sessizce.
Bana bakarak kıkırdadı.
“Ya tamam çıkın gidin dışarı”
“Abi insan kapıyı çalıp girer içeri”
“Bir dahakine biz evde olmayınca yaparsınız” dedi Özgür.
Ada, Özgürün yüzüne terlik fırlattı.
“Çıkın gidin dışarı be!” Deniz Adayı kucağından indirip ayağa kalktı ve odadan çıktı.
Eymen ve Özgür de çıkınca ben ve Ada kaldık içerde. Yanına gelip oturdum.
“Ada siz ne ara böyle ileri gittiniz?”
“Sus, Deniz istedi böyle bir şey yapmamı, bende o duyguyla yaptım ne var” kıkırdadım.
“Birazdan kötü şeyler olacağı için kafa dağıtmak istedim” dedi. Şaşırdım, ne olabilirdi ki?
“Kötü şeyler derken?”
“boş ver, dönünce anlatırım sana” merak ediyordum ama zorlamak istemedim.
“Peki, sen bilirsin”
Odadan çıktım, herkes mutfaktaydı ve oturmuş sohbet ediyorlardı. Eymen ve Deniz kahvaltı hazırlıyordu. Yanlarına gittiğimde akşamki maç hakkında konuşuyorlardı.
Biraz zaman geçtikten sonra Ada da aramıza katıldı.
“Ooo gelin hanım gelmiş” dedi Özgür dalga geçerek.
“Özgür kes sesini o ağzını kırarım yoksa” Ada gözlerini devirdi ve oturdu. Bir yere gidecekti herhalde hazırlanmıştı, üzerinde kot pantolon ve geniş bir tişört vardı.
“Çay doldurayım mı sana Ada?” diye sordum.
“Yok, dışarı çıkacağım şimdi” Deniz sanki nereye gideceğini biliyormuş gibi ona baktı.
“Bende geleyim mi senle?”
Ada sesini çıkarmadı. Bana doğru geldi ve aniden bana sarıldı.
“Eğer kötü bir şey olursa seni sevdiğimi bil olur mu?” kulağıma fısıldayarak.
Evet der gibi kafamı salladım, onun gözleri dolmuştu nedensizce. Ya da nedeni vardı bilemiyordum.
“Akşam görüşürüz arkadaşlar”
Kapıya doğru yöneldi bir anda duraksadı, hepimize döndü ve el salladı. Bizde karşılık verdiğimizde evden çıktı.
Eymene doğru yaklaştım, o da bana döndü.
“Eymen içimde kötü bir his var Ada da bana söylemedi, Deniz biliyor galiba peşinden gitmek istedi o da” Eymen saçımın tutamını alıp kulağımın arkasına sıkıştırdı.
“Bir şey olmayacak sana söz veriyorum”
(Adanın Anlatımıyla)
Evden çıkınca içimi huzursuzluk kapladı ve kalbim sıkışmaya başlamıştı, ya kötü bir şey olursa?
“Ada iyi misin?” dedim kendime.
“Bilmiyorum ben iyi değilim!” dedim kendime.
“Hiçbir şey olmayacak” dedi iç sesim.
Gözlerim doldu. Bir taksi çağırdım, taksi 5-10 dakika arasında geldi ve ben sessizce arka koltuğa oturdum, taksiciye adresi verdim ve gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım.
***
Evin önüne vardığımda taksiden inmeye cesaretim yoktu birkaç dakika evin önüne baktım ve sonra taksiciye yeterli para verdikten sonra taksiden indim.
“Ada hadi in geldin, güçlü olmak zorundasın”
Kendi kendimi teselli ettim.
Cebimden telefonumu çıkarıp babamı aradım. Telefon altıncı çalışta açıldı, bu kadar geç açılmasının sebebi hala annemle kavga ediyor olmasıydı.
“Ne oldu Ada?”
“Ben geldim baba, evin önündeyim”
“Sonunda” Telefonu kapattım.
Bahçe kapısının önünde durdum ve kapıyı açtım.
Bahçenin her tarafı dağılmıştı…