Jungkook ile eve gelmiştik o lanet yerde fazla durmak istemediğim için bir bahane uydurmuştum yoongi oğlumuzu görmüştü hiç istemediğim birşey olmuştu yoongi'nin, jungkook'u görmesini istemiyordum.
Üstümde ki kıyafetleri çıkarıp kirli sepetine attım rahat birşeyler giyip aşağı indim mutfağa yöneldiğim de çalan kapıya içimden küfür ettim, istemeyerekte olsa kapıya yürüdüm soobin ve yeonjun'un geldiğini görünce gülümsedim
"hoşgeldiniz" onlar içeri geçsin diye kenara geçtim ikisi de gülümseyerek içeri girdi bende arkalarından geldim "beomgyu nerde?"
"o taehyun ile yemeğe gitti" kafamı sallayarak koltuğa oturdum aramızda garip bi' sessizlik vardı "sen gittikten sonra yoongi hyung'un suratı üzülmüş gibiydi" bakışlarımı yeonjun'a çevirdim birşey demedim soobin kaşlarını hafif çatarak "yarın gününün çoğunu onunla geçirceksin nasıl olucak"
"ay hyung jungkook'un babası olduğunu söyliycen mi?" kafamı iki yana sallayarak 'hayır' diye mırıldandım yoongi'ye hâlâ güvenemiyorum jungkook'u söylemem doğru olmazdı.
"zamanı değil belki, belki de hiç bir zaman bir oğlu olduğunu öğrenemez" yeonjun, soobin'in yanından kalkarak yanıma geldi bana sarıldığında gülümseyerek ben de ona sarıldım ilk geri çekilen o olmuştu birbirimize gülümseyerek baktık
"biz de artık gidelim hyung" onların gitmesini istemiyordum ama birşey demedim kafamı salladım soobin ve yeonjun gittikten sonra bende uyumuştum
••••••••••
Sabah kalktığımda jungkook'un karnını doyurdum önce jungkook'a rahat birşeyler giydirdim ardından ben hazırlandım jungkook'u kucağıma alıp aşağı indim yere oturup bir kaç oyuncak aldım ve jungkook'la oynamaya başladım
Elinde ki ayıcıkla oynayan oğlumun saçlarını okşadım yanağına sulu öpücükler bırakarak kokusunu içime çektim "seni seviyorum jungkook" dediğime bir tepki göstermeden elinde ki oyuncakla oynamaya devam etti ben de hyunjin geldiği için çıkmış ve arabama binmiştim
Hedef noktam olan şirkete geldiğim de arabadan indim hızlı adımlarla içeri girdiğimde yoongi'nin asistanı iu ile karşılaştık önümde saygı ile eğilip "efendim yoongi bey ile çalışacağınız oda hazır buyrun" göz devirerek önden yürüdüm bir de bu vardı onunla aynı oda da çalışcaktık
Odaya geldiğim de kapıyı çalmadan içeri girdim odaya kısa bir göz atıp masama geçtim elimde ki çantayı kenara koyup sandalyeye oturdum gözlerimi kapatıp başımı arkaya yasladığım da özlediğim sesini tekrar duymuştum.
"gelmişsin" ona bakmak istemediğim için sadece başımı salladım onun hâlâ bana baktığını hissedebiliyordum yoongi'ye kırgın ve kızgındım ama onu çok özlemiştim
Gözlerimi açtığımda onun masa da çalıştığını görünce ben de işimi yapmaya başladım ara sıra birbirimize kaçamak bakışlar atıyorduk ama konuşmuyorduk ikimiz de sadece susuyorduk
Derin nefes alıp önüme döndüm öğle molasına kadar işlerimi bitirdim tam toplanıp çıkacağım zaman yoongi kolumu tutmuştu
“2 yıl sonra tekrar karşılaştık ve aynı şirketteyiz, aynı odadayız hâlâ eskisi gibi misin hoseok?” sorduğu soruya kahkaha atmıştım kolumu ondan çekip biraz yaklaştım yoongi'ye
“bu seni niye ilgilendirdi yoksa canımın yanması hoşuna mı giderdi?” dedim onun gözlerine bakarken yoongi bir süre duraksadı gözlerime baktı “ben sadece merak etmiştim”
“etme yoon, ben sensiz mutluyum oğlum var.” yoongi'nin birşey dememesinden faydalanıp arkamı döndüm odadan çıktım asansörün yanına gittiğim de yoongi'nin de arkamdan geldiğini hissettim umursamadan asansörün düğmesine bastım yoongi'nin bakışları hâlâ üstümdeydi ona bakmadan “bana bakmayı kes” dedim o ise sırıtmıştı sadece
Asansörün kapısı açıldığında içeri geçtim yoongi de yanıma geçince derin nefes aldım cebimden telefonumu çıkardım ne “sana bakmam dan rahatsız mı oluyorsun hoba” arkamda hissettiğim nefes ile titredim yoongi bundan keyif almış gibi güldü kaşlarımı çatarak ona döndüm “bana 'hoba' deme” yoongi dibime kadar yaklaşıp “neden hoşuna gitmiyor mu?”
Birşey demeden yüzüne baktım sadece asansör durup kapısı açılınca onu kendimden uzaklaştırıp asansörden indim kendime bir kahve alıp bir yerde oturduğum da yoongi kendine kahve alıp diğerlerinin yanına gitti göz ucuyla onlara bakıp tekrar önüme döndüm
•••••••••••••••••
“akşam yemekte görüşürüz hoseok” yoongi'ye göz devirdim işte aynı ortamda olduğumuz yetmemiş gibi akşam da Jin hyunglara gidikcektim
Ne kadar gelmek istemediğimi söylesem de Jin hyung beni ikna etmeyi başarmıştı
Arabama binip eve sürdüm eve gelince hyunjin'in jungkook ile oynadığını gördüm yanlarına gidince hyunjin ayağı kalkmış ve önümde eğilmişti “hoşgeldiniz bay jung” ona gülümseyerek başımı salladım yerde bana bakan oğlumu kucağıma aldım yanağını öpüp saçlarını okşadım “hyunjin sen gidebilirsin teşekkür ederim”
Hyunjin gülümseyerek kucağımda ki oğlumun minicik parmaklarını tutmuştu minik elini öpüp bıraktığın da jungkook mızmızlanmıştı ikimiz de bu haline güldük
Hyunjin'i kapıya kadar geçirdim ceketini giyip çıkarken “felix'e selam söyle” dedim kafasını sallayıp gitti kapıyı kapatıp içeri geçtim saat daha 5:30 du o yüzden biraz jungkook ile oynamıştım
“gi gi” jungkook'un dediği şeye güldüm çok şekerdi konuşmaya çalışıyordu söylediği şeyler onu tatlı yapıyordu yanağını öptüm ve kucağıma aldım
Odaya çıkıp jungkook'u yatağa yatırdım düşmemesi için yanlarına yastık koydum ve üstüme beyaz bol bir gömlek giydim altıma da siyah şort giyip saçıma şekil verdim jungkook'un da üstüne şort ve t-shirt giydirip kucağıma aldım
Yanıma bir kaç jungkook için birşeyler alıp dışarı çıktım jungkook'u arka koltuğa oturttum kemerini takarken kendi kendine birşeyler diyordu gülümseyerek yanağını öptüm kapısını kapatarak ön tarafa da ben bindim
Jin hyung'un evinin bahçesine gelmiştim arabadan indiğimde ofladım tanrı beni sınıyordu galiba çünkü yoongi ile aynı anda gelmiştik o da arabasından inip bana baktı derin nefes alıp arka kapıyı açtım ve jungkook'u kucağıma aldım
Yoongi bize yaklaştığı zaman biraz geriledim jungkook minik parmaklarını yoongi'ye uzattığın da yoongi damarlı ve büyük elini jungkook'un küçük parmağına doladı ve gülümsedi “merhaba jungkook”
Jungkook'un elini yoongi den çektim yoongi bakışlarını bana çevirdiğin de konuşmasına fırsat vermeden ilerledim kapının ziline basıp beklemeye başladım
“geldim!” kapının arkasında jin'in neşeli sesini duyunca gülümsemiştim jin hyung kapıyı açtığında ilk işi jungkook'u kucağımdan almak oldu jungkook'un tombul yanaklarını öpüp bize baktı “hoşgeldiniz” başımla selam verip içeri geçtim jungkook'u tekrar kucağıma alıp salona geçtiğim de yoongi de arkamdan geliyordu
“ay jungkook gelmiş!” taehyung'un yüksek çıkan sesiyle jungkook irkilmiş ve ağlamaya başlamıştı sakinleşmesi için sırtını ovalarken taehyung kucağımdan almış ve öpmeye başlamıştı onu izlerken jimin'in yanına geçmiş ve oturmuştum.
Yoongi de taehyung'un yanına oturup jungkook'a hüzünlü bir şekilde bakınca kendimi huzursuz hissetmiş ve kıpırdamıştım jimin rahatsız olduğumu anlayarak kolumu dürtmüş ve mutfağı işaret etmişti kafamı salladım ve ayağı kalktım “jimin hadi biz jin hyung'a yardım edelim” kafasını sallayıp kalktı ve birlikte mutfağa geçtik
Üçümüz birlikte masayı hazırlarken namjoon ve taehyung, jungkook'u seviyordu elimde ki tabakları masanın üstüne koyduğum da zil çaldı yoongi'nin kalkıp kapıya yürüdüğünü görünce peşinden gittim kapıyı açtığında o kızı gördüm beni aldattığı kişiyi
Ve daha kötüsü kıza gülümseyerek dudaklarını kızın dudaklarına bastırdı gözlerim doluyordu ağlamıycaktım ellerimi yumruk yaptım ve lavaboya gittim kapıyı kitleyip suyu açtım yere çökerek elim ile ağzımı kapattım gözümden akan yaşlara engel olamadan geçmiş tekrar aklıma geldi
Flashback
Kafe de oturmuş önümde ki kahveyi içerken haerin'in gelmesini bekliyordum önemli birşey söyleyeceğini demişti kafamı dışarı çevirdiğim de buraya geldiğini gördüm hafifçe gülümsedim haerin ile lise yılından beri arkadaştık
Haerin yanıma gelip karşıma oturdu “hoşgeldin” dedim o da gülümseyerek “hoşbulduk” dedi konuya bir an önce girmesini istiyordum çünkü bugün yoongi ile yemeğe çıkıcaktık eve gidip hazırlanmam lazımdı
“hoseok sana sevgilimi göstericem bir gün demiştim ya bugün sana onu göstericem” gülümseyerek oturuşumu düzelttim uzun süredir haerin sevgilisi vardı ve sonunda bana göstericekti onun gözlerine baktığım da çok mutlu görünüyordu o mutlu olunca bende mutlu oluyordum
Telefonunu çıkarıp fotoğraf açtı ve bana gösterdi gördüğüm şey ile yutkunarak baktım güldüm “güzel şaka haerin” gülmeye devam ederken haerin ciddi olduğunu görünce gülmeyi bıraktım “biz yoongi ile uzun zamandır sevgiliyiz hoseok” duyduklarıma inanamıyordum nasıl olabilirdi böyle şey
“senin doğum günü partinden beri birlikteyiz ve yoongi benimle daha çok mutlu hoseok lütfen aramızdan çekil çünkü biz ayrılmıycaz” duyduklarım beynimin içinde yankılanırken kafamı iki yana salladım “yalan söylüyorsun yoongi beni aldatmaz”
Haerin birşey demeden bir fotoğraf daha gösterdi yoongi ve haerin çıplak bir şekilde yatakta yatıyorlardı yoongi elini haerin beline koymuştu gözümden bir kaç damla yaş aktı çantamı alıp kafeden dışarı çıktım derin nefes almak ister gibi tişörtümü çekiştiriyordum ama nefes alamıyordum
Flashback son
Ağzımdan kaçan hıçkırık ile kafamı dizeme yasladım o anları hatırlamak bana daha çok acı veriyordu
“hoseok iyi misin?” jin'in sesini duyduğum da titreyen elim ile göz yaşlarımı sildim ayağı kalkıp aynadan kendime baktım göz altlarım ağlamam dan dolayı kızarmıştı yüzümü yıkayıp kapıyı açtım “ağladın mı sen?”
“hyung onu öptü” sesim kısık çıkmıştı her an tekrar ağliycak gibiydim Jin hyung beni kollarının arasına aldı saçlarımı okşayıp öpünce biraz sakinleşmiştim geri çekildim aşağıdan gelen ağlama sesi ile jungkook'u hatırladım
Hızlı adımlarla aşağı indim jungkook haerin kucağındaydı ve ağlıyordu onlara yaklaşıp oğlumu kucağıma aldım kucağıma gelince susmuştu boş olan koltuğa oturdum ve jungkook'un saçlarını okşamaya başladım
“hoseok oğlun çok tatlı” haerin'e baktım yoongi ile birbirilerine sarılmış şekilde oturuyorlardı sorusunu duymazdan geldim ve jungkook'a baktım parmağımı emiyordu acıkmıştı “hoseok istersen odaya çıkarta bilirsin” Jin hyung'u kafamı sallayarak onayladım ve yukarıda ki odalardan birine çıktım kapıya arkam dönük bir şekilde oturup jungkook'u emzirmeye başladım
Kapının açılma ve kapanma sesini duyunca umursamadım Jin hyung gelmiştir sanmıştım ama önümde gördüğüm beden kaşlarımı çatmama neden oldu
“neden geldin çık odadan” birşey demeden yere eğildi ve yüzüme baktı bakışlarından rahatsız olduğum için jungkook'a bakmıştım gözlerini ovaladığını görünce göğsümden ayırıp yatağa bırakmıştım gömleğimin düğmesine elimi attığım da yoongi ellerimi tuttu ve gömlek düğmelerimi iliklemeye başladı.
“haerin ile öpüşmem seni üzdü mü?” kaşlarımı çatarak ona baktım iliklemesini bitirdiğin de geri çekilmiş ve yüzüme bakmıştı “canın fazlasıyla acıdı değil mi Jung?” delirmiş gibi kahkaha atmaya başladım
“sen benim için artık yoksun yoongi kiminle olduğun sikim de bile değil şimdi siktir git” sinir bozucu bir şekilde sırıtarak ayağı kalktı ve üstüme yaklaştı “o yüzden mi ağladın? Bana yalan söyleme jung beni seviyor-” yüzüne attığım tokat ile kafası sola çevrilmişti gözlerinde öfke ve kırgınlık vardı “seni sevmiyorum yoongi şimdi siktir git” yüzüme sinirle bakıp odadan çıkıp gittiğinde rahat bi' nefes alıp yatağa uzandım uyuyan oğluma baktım ve kafamı oğlumun boynuna gömdüm kokusu huzur veriyordu üstüne battaniye örtüm yanına da yastık koyup aşağı indim yoongi'nin karşısında ki sandalye boştu oraya oturdum
“jungkook uyudu mu?” namjoon hyung'un sorusuna kafamı sallayarak onayladım ve yemeğimi yemeye başladım bir an önce eve gitmek istiyordum
“evlenmişsin hoseok” haerin'in dediği şeyle kaşlarımı çattım ve yapmacık bir şekilde gülümsedim “evet evlendim” yoongi bakışlarını bende gezdirirken umursamadım “eşini neden çağırmadın o da gelseydi”
“gelemez o” imalı imalı bana bakarken konuyu kendimden uzaklaştırmak için “siz ne zaman evlenceksiniz” dedim yoongi'ye bakarak “bilmem daha karar vermedik ama en kısa zamanda evlenicez” kafamı sallayarak önüme döndüm ve yemeğimi yemeye devam ettim
Bölüm sonu