İçeriğe geç

Sweet wound

Bölüm 2 · 10 dk okuma

Sweet wound

Bölüm 2

2. Bölüm

Uçaktan inmiştik jungkook hala uyuyordu bu kadar fazla uyumazdı onu uyandırmamaya dikkat ediyordum çıkış alanına doğru yaklaşırken gördüğüm kalabalık ile yutkunmadan edemedim magazinler buradaydı tanınan biri olmayı bu yüzden sevmiyordum eğer ki magazine düşersem jungkook'ta görülcekti

Ya yoongi bizi görürse anlar mıydı onun oğlu olduğunu ya bizi bulmaya çalışır ve bulunca da oğlumu benden alırsa?

Korkuyordum, jungkook benim tek desteğimdi annem ve babamı kaybetmiştim babam ölmeden önce şirketi bana bırakmıştı ailem beni sevmemişti, beni seven bir tek jungkook vardı onu benden almalarına izin veremezdim.

Titrek bir nefes alarak kucağımda ki oğluma baktım bundan sonra yoongi'yi umursamayacaktım jungkook'un yüzünü biraz örterek ilerledim çıktığım an yüksek seste sorular ve kamera sesleri kulaklarımı doldurmuştu soruları cevaplamak istemiyordum kalabalıkta ilerlemeye çalışırken herkesin sustuğu birşey oldu

Jungkook ağlamaya başladı

Etrafta ki insanlar şaşkınlıkla kucağımda ağlayan bebeğime baktı onları umursamayarak jungkook'u göğsüme yasladım ve sırtını ovaladım onlar ise jungkook'un fotoğrafını çekiyorlardı bıkkınlık ile nefes alıp ilerlemeye çalıştığım da saçma soruları da devam etti

“hoseok bey çocuk sizin çocuğunuz mu?”

“eski sevgiliniz min yoongi'yi aldattınız mı?”

“bebeğinizin babası kim?”

Sorulan soruları duymazdan gelip ilerledim kalabalığın içinden çıkınca duran arabaya önce valizimi koydum ardından arka kapıyı açıp jungkook ile bindik önde ki adam gülümseyerek baktığın da bende ona karşılık olarak gülümsedim

“hoşgeldiniz efendim” dedi ona hafif kaşlarımı çatarak baktım o arabayı sürerken bende elimi omzuna koydum “changbin sana kaç defa diyicem bana 'efendim' deme sen benim dostumsun" changbin gözlerini yoldan çekmeyerek gülümsedi bende arkama yaslanarak jungkook ile ilgilendim

_____________________________________________

Yoongi'nin ağzından

Odam da oturmuş yarın ki toplantı için çizim yapıyordum rakip olduğumuz şirket ile toplantımız vardı ve eğer ki iyi geçerse ortaklaşarak şuan ki çizdiğim proje'yi yapıcaktık

Odamın kapısı çalınmadan açılınca kaşlarımı çatarak kafamı kaldırdım böyle şeylere sinir oluyordum ama gelenin namjoon olduğunu görünce meraklı bakışlarla ona baktım

Nefes nefese “o.. o gelmiş” dedi kimden bahsettiğini anlayamamıştım bunu anlayarak elinde ki tabletten magazin haberlerini açtı gördüğüm kişi ile de şok olmuştum

Hoseok iki yıl sonra kore'ye dönmüştü ve.. ve kucağında bebek vardı, yutkunurak hoseok'un kucağında ki bebeğe baktım evlenmiş miydi? Beni bu kadar çabuk mu unutmuştu

“o, evlenmiş mi?” dedim kafamı kaldırmayarak namjoon titrek nefes aldı “galiba evet” namjoon'un elinden tableti aldım önce saate baktım ardından namjoon'a baktım “bizimkiler öğle yemeğine çıktı mı?” namjoon kafasını olumlu anlamda sallayınca oturduğum sandalyeden kalktım siyah çeketimi giyerek tableti tekrar elime aldım

“o zaman onların yanına gidelim” namjoon'un cevap vermesini beklemeden önden yürüyerek çıktım namjoon da peşimden geliyordu alt kata inene kadar ikimiz de konuşmamıştık

Diğerlerin yanına gelince oturduk “hyung magazini gördünüz mü” taehyung'un sorusu ile kafamı tabletten kaldırıp kafamı salladım jin önünde ki yemek ile oynuyordu sıkkın bir nefes aldı “o... O gerçekten çok büyümüş ve baba olmuş” jin hyung'un dedikleri nedense boğazım da kuruluk oluşturdu masa da duran suyu alıp içtim fakat kuruluk gitmiyordu umursamamaya çalışarak tableti elime alıp hoseok'u çektikleri fotoğraflara baktım

Oğlu ona çok benziyordu çok şirindi benim gibi minik burnu vardı gözleri Bambi gibi dişleri ise tam bi' tavşanı anımsatıyordu bu çocuk gülümsememe neden olmuştu

Kafamı tabletten kaldırıp diğerlerine baktım hala hoseok hakkında konuşuyorlardı kaşlarımı çatarak sert olmayacak şekilde masaya vurdum “onun konusunu bir daha açmayın evlenmiş ve çocuğu olmuş biz olmadan daha mutlu o” dedim

Jin hyung bana öldürcek gibi bakıyordu umursamayarak ayağı kalktım ve odama gittim yarın önemli bir toplantım vardı hoseok benim için sadece bir zevkti bana bir aile bir çocuk veremiycekti ve ben baba olmayı çok istiyordum.

Hoseok'u daha fazla düşünmek istemiyordum oturup çizimime devam ettim yarın ki o toplantı güzel geçmeliydi bu şirketimiz için de oldukça gelişme katıcaktı ve min soy ismi de ünlenicekti

Ünlü olmak gibi bir niyetim yoktu ama babam öyle istiyordu ve onun için bunu yapıyordum.

Hoseok'un ağzından

Eve gelmiştik jungkook'u kendi odama çıkardım kucağımda mızmızlanıyordu minik burnunu öpüp “güzel oğlum” dedim ona böyle güzel sözler söyleyince seviniyor ve mutlu oluyordu yatağa yatırarak üstüne eğildim tombul yanaklarını öptüğüm de o da beni öpmek istedi

Jungkook'u izlerken bir yandan da üstünde ki kıyafetleri çıkarıyordum çantadan yeni kıyafetleri çıkararak giydirmeye başladım “sen çok tatlısın~” dedim

Jungkook'un karnını doyurmak için kucağıma aldım ve yatağa oturdum göğsümü açarak emzirmeye başladım

Ne kadar süredir jungkook'u izliyordum bilmiyorum ama odamın kapısı tıklatılınca kendime geldim "gel" diye seslenince odanın kapısı açıldı ve içeri girdi ardından kapıyı kapatıp yatağıma yaklaştı

“hoseok?” kafamı jungkook'tan çekerek ona baktım ve kocaman gülümseyerek ayağı kalktım

“hyung” dedim ve jin hyung'a sarıldım o da karşılık olarak bana satılmıştı bir süre sarıldıktan sonra geri çekilmiş ve yatağın üstünde Jin hyung'a sinirli bir o kadar da meraklı bakan jungkook'a ilerledi yatağın ucuna oturarak jungkook'un parmağını tuttu

“merhaba velet ben yakışıklı amcanım sana diyim benim kadar güzel ve yakışıklı değilsin ben senden daha yakışıklıyım” dedi jungkook Jin hyung'un dediklerini anlamış gibi önce dudaklarını büzdü ardından da ağlamaya başladı jungkook'u kucağıma alıcağım sırada jin hyung benden önce davranarak kucağına aldı

“e tabi sende haklısın bende bu yakışıklılığı görsem kıskançlıktan ağlarım” jungkook susmuş ve Jin hyung'u incelemişti jin hyung ise jungkook'un yanağını sıkmış ve öpmüştü “hoseok bu çok tatlı” gülümseyerek başımı salladım

Bir süre jungkook'u izledikten sonra bakışlarını ondan çekmeyerek konuşmaya başladı “yoongi'ye benziyor” dedi ikimiz de sessiz bir şekilde jungkook'u izledik jin hyung'a baktığım da onun da bana baktığını gördüm ona burukça gülümsedim

Jungkook, jin hyung'un kucağında mızmızlanıyor ve gözlerini ovalıyordu kucağıma alarak sallamaya başladım çok geçmeden uyumuştu yatağın üstüne yatırdım ve yanlarına yastık koydum

“ben artık gidiyim” dedi istemeyerek onu onayladım ve kapıya kadar arkasında gittim ayakkabısını ve ceketini giyip bana baktı ve sarıldı “sen çok iyi babasın hoseok” dediği şey ile gülümsemiştim

Jin hyung gittikten sonra odaya çıkmış ve uyuyan bebeğimin yanına uzanarak bende uyutmuştum

____________________________________________

Güne jungkook'un ağlamasıyla başlamıştım hadi ama daha uykumu almamıştım dudaklarımı büzüp doğruldum jungkook'u kucağıma aldım ve sırtını ovaladım saçlarına minik öpücükler bırakıyordum aç olduğunu düşünerek emzirmeye çalıştım ama olmadı ağlamaya devam ediyordu

Neyi vardı altı temizdi, aç değildi, ateşi de yoktu panikle yataktan kalktım jungkook'u tekrar kucağıma aldım odanın içinde turlarken sırtını ovalıyordum

“jungkook sakinleş” dedim saçlarını okşarken ağlaması durmuştu gözlerini ovalayarak etrafa bakmaya başladı onun bu tatlı haline güldüm ve yanağına sulu öpücükler kondurdum “benim oğlum çok tatlı~”

Daha konuşamıyordu ama her dediklerime tepki gösteriyordu çok tatlıydı jungkook'u bir kolumla tutarken saate baktım işe gitme saattim gelmişti hızlıca jungkook'u bırakıp üstüme siyah pantolon onun üstüne de siyah tişört ve siyah çeket giymiştim masanın üstün de duran takıları da taktım jungkook'u da giydirip aşağı indim

Zil çalınca kapıyı açtım soobin, yeonjun ve beomgyu gelmişti onlara gülümsedim ve içeri geçmeleri için hafif çekildim üçü de içeri girip salona geçtiler bende peşlerinden geldim

Yeonjun ve beomgyu jungkook'un başına toplanmış ve seviyorlardı soobin bana yaklaşınca ona baktım “hyung gelmek istediğine emin misin” kolunu okşayarak onu onayladım “bende bu şirkete ortağım soobin”

“eğer ki geri dönmek istersen ben sana yardımcı olurum” dedi gülümseyerek bende karşılık olarak gülümsedim “söylerim” kısa cevap verdim ve bakışlarını üçü arasında gezdirdim beomgyu dudaklarını büzerek soobin'e baktı “ben çalışmak istemiyorum ben bu yakışıklıya bakmayı istiyorum” dedi onun bu tatlı haline gülmüştük

“olmaz öyle şey hyunjin bakıcak zaten” beomgyu, jungkook'u öpüp ayağı kalktı yeonjun da soobin'in yanına geçip elini tuttu hyunjin geldiğin de evden çıktık

Ben arabanın arka koltuğun da oturuyordum kafamı arkaya yaslayarak toplantıyı düşündüm acaba yapabilirmiydim yoongi ile tekrar göz göze gelebilirmiydim ki ya diğerleri? Onlarla da konuşmamıştım

Yoongi'yi ve diğerlerini düşündükçe ellerim titriyordu hayır hoseok hayır yoongi geçmişte kaldı artık o yok düşünme onu Kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimden kurtulmaya çalıştım gözlerimi kapatarak yolun bitmesini bekledim

______________________________________________

Evet gelmiştik şuan o lanet yerin önündeydik ne kadar geçmişi düşünmemeye çalışsam da burada yoongi ile çok anılarım vardı hatırladığım anıyla gözlerim dolmuştu

Flashback

Ellerim titriyordu her adım attığım da nefesimin kesildiğini hissediyordum staj için burda iş yapıyordum ve ben patronum min yoongi'ye aşıktım yüz yüze söylemeye çekindiğim için fake hesap açmış ve flörtleşmeye başlamıştık benden yüzümü atmamı istemişti ama ona fotoğrafımı atmamıştım

Şimdi ise kahve istemişti kahveyi bir elimde tutarken diğeri ile kapısına vurdum "gel" diyince içeri girmiş ve kapıyı kapatmıştım o ise dudaklarını yalayarak beni izliyordu utanarak kafamı eğdim “e efendim kahvenizi getirdim” kahveyi masanın üstüne bıraktığım da ne olduğunu anlamadan kendimi yoongi'nin kucağında buldum

Az önceki gibi dudaklarını yalayarak beni izliyordu belinde ki elini sıklaştırdı belimi okşuyordu ve bundan zevk alıyordum “neden bana söylemedin” dedi yutkundum ne dediğini anlamamamıştım ama korkmuştum “neyi?” bir elini saçlarıma koydu ve okşadı diğer eli hala belimdeydi “fake hesabın sen olduğunu”

Nasıl öğrenmişti bilmiyorum ama bana aşık gibi bakıyordu sorusuna cevap vermedim “ben sana aşığım hoseok” daha duyduklarımı sindiremeden dudaklarını dudaklarıma bastırdı

Bir saniye min yoongi beni öpüyordu ve ben ilk öpücüğümü almıştım

Flashback son

Beomgyu'nun elini hissettiğim de irkilerek ona baktım “hyung istersen gelme yoongi'yi görüp üzülmeni istemeyiz” dedi onun saçlarını karıştırdım buna sinirlense de hoşuma gidiyordu “toplantıya geç kalıcaz” dedim onlar da kafalarını sallayıp önden yürüdü ben de arkalarından geliyordum

Toplantı kapısının önüne gelince önden soobin girdi yeonjun ve beomgyu da girince bir tek ben geri de kalmıştım başımı dik tutarak içeri girdim ve kapıyı kapattım

Masanın etrafında oturanlar bana şaşırmış olmalı ki öyle bakıyorlardı hiç birini umursamadım bakışlarım tek bir kişi de takılı kalmıştı, min yoongi'ye bakıyordum

Bakışlarımız birbirimizi buldu olduğum yerde kalmış ve minik gözlerine bakıyordum onu özlediğimi şimdi fark ettim onu her haliyle özlemiştim

Soobin'in öksürmesi ile kendine gelmiş ve boş sandalyeye oturmuştum jin hyung ve jimin hariç diğerleri şaşırmış gibi duruyordu taehyung “hoşgeldin hoseok hyung” dedi ona kırgın veya kızgın değildim ama yoongi'nin kardeşi olduğu için konuşmuyordum

Ne kadar süredir sessizdim bilmiyorum ama taehyung ona cevap vermediğimi görünce yüzünü asıp önüne dönmüştü dudaklarımı yalayarak “toplantıya başlayalım” dedim sonra da toplantı başlamıştı ara sıra yoongi ile göz göze gelsekte gözlerimi kaçırıyor ve önüme dönüyordum

“o zaman imzaları atalım” yoongi'nin sesini duyunca oturduğum yerde titredim sesi hâlâ kalındı ve sesi çok tahrik ediciydi teker teker imzaları atarken sıra yoongi'ye gelmişti göz ucuyla bana baktı ardından imzayı atıp defteri önüme sürdü kalemi almak için elimi kaleme uzattığım da ikimizin de elleri birbirine değdi ve kaçırdığımız gözlerimizi birleştirdik

Hayır hoseok bunca zaman sonra ona tekrar tutulamazsın senin bir oğlun var oğlum. Yutkundum benim oğlum vardı ve kendisi babasını fotoğraflardan tanırken ben babasıyla bakışıyordum hata mı yapıyordum? Oğlumuzu söylememem hata mıydı?

Ama o beni dinlememişti kendisi uzaklaşmıştı oğlumuzdan

Hızla elinde ki kalemi alarak imzayı attım ve arkama yaslandim “hoseok birşeyler içmek ister misin” namjoon hyung'un sorusu ile kafamı hayır anlamında salladım masa da derin bir sessizlik oldu sessizlikten rahatsız olmuştum o yüzden oturduğum yerde kıpırdanmıştım, yoongi'nin beni izlediğini hissediyordum ama umursamıyordum

“evlendin mi?” bakışlarımı yoongi'ye çevirdim anlamaz şekilde ona baktım birden bire neden böyle birşey sormuştu “oğlun varmış eşin de vardır o zaman” eşim yok canım çocuğumun babası sensin aptal demek istiyordum ama diyemezdim madem evliyim sanıyor öyle de sansın

“ah evet geçen yıl evlendim sonra da oğlum oldu” namjoon ve taehyung şaşırmış gibi bakıyordu yoongi ise bir süre yüzüme baktı niye bu kadar gerilmişti anlamamıştım yoongi kafasını ağır ağır salladı “hayırlı olsun” dedi mırıldanarak bende birşey demedim ve önüme döndüm

Odanın kapısı çalmıştı yoongi "gel" diyince kapı açılmıştı asistanı olduğunu düşündüğüm kişi “efendim hyunjin bey hoseok beyle görüşmek istiyor” hyunjin'in ismini duyduğum an da ayağı kalktım jungkook'a birşey mi olmuştu neden gelmişti?

Yoongi kadına “içeri gelsin” diyince hyunjin kucağında ağlayan jungkook ile içeri girdiği an hızlı adımlarla yanına gittim ve kucağıma aldım, kucağıma gelince sakinleşmişti biraz hyunjin'e baktığım da mahcup şekilde kafasını eğdi “b ben özür dilerim jungkook'un biraz ateşi çıkmıştı ve durmuyordu ne yapacağımı bilemedim o yüzden geldim”

“tamam hyunjin sorun değil sen gidebilirsin” kafasını sallayarak gitmişti kucağımda ki minik bebeğim gülüyor ve ellerini birbirine vuruyordu alnından öptüm ateşi pek fazla yoktu muhtemelen ateşi çoktan düşmüştü

Jungkook kafasını kaldırıp etrafa baktı diğerlerini pek umursamadan yoongi'ye baktı ikisinin de ilk karşılaşmalarıydı yoongi'ye baktığım da jungkook'a gülümsüyordu jungkook'ta ona gülümsüyor ve gülüyordu

Bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.