Taehyung'un ağzından
Yoongi ve hoseok hyung'un arasında ki gergin anlar sürüyordu ikisi de birbirine kaçamak bakışlar atıyor ve haerin denilen kişi de bir türlü susmuyordu sürekli yoongi hyung'a yapışıyordu
Haerin'i başından beri sevmiyordum güzel çiftimi ayırmıştı gerçi tek suçlu haerin değildi yoongi de suçluydu hemde fazlası ile, ama ben hoseok hyung'u ve yoongi hyung'u tekrar birleştirmek için elimden geleni yapacağım. Sahte bi öksürükle masada ki herkesin bakışları beni buldu gülümseyerek “fillm mi izleyelim yoksa doğruluk mu cesaret mi oynayalım” dedim
Yoongi hyung sert bakışlarını hoseok hyung'a çevirdi “doğruluk mu cesaret mi oynayalım sen korkarsan oynama hoseok” bu sefer sert bakan kişi hoseok hyung'tu “burda bir korkak varsa o da sensin” ikili tekrar kavga etmeye hazırlanırken ellerimi birbirine vurdum ve ayağı kalktım “o zaman hadi salona geçelim ve oynayalım” jin oturduğu yerden kalktı eline bir tane şişe aldı ve hepimiz salonda ki küçük masanın önüne oturduk ilk ben çevirdim
Vee işte ben hoseok hyung'a soruyordum sırıtarak “doğruluk mu cesaret mi?” hoseok hyung kollarını birleştirdi ve yoongi hyung'a bakarak “cesaret” dedi
“yoongi hyung'u öp”
“ne!”
Hoseok hyung ve yoongi hyung aynı anda aynı tepkiyi verince sırıtmam büyümüştü jin masanın altından baldırıma vurunca dudağımı ısırdım ve bakışlarımı jin hyung'a çevirdim “taehyung başka birşey iste yoksa seni çok pis sikerim” omzumu silktim hiç birşey kararımdan dönmemi sağlayamazdı “banane sanki çok pis sikmiyorsun” dedim kısık sesle
“taehyung saçmalama ben onu öpmem”
“asıl ben seni öpmem pislik herif”
Oflayarak kollarımı göğüsüm de birleştirdim yine kavga etmeye başlamışlardı onları bir şekilde öpüştürmem lazımdı yoksa ağlardım ciddiyim “kavga etmeyin sevişin!” dedim sevinç içinde ve bu sefer herkesin sinirli bakışları bana çevrildi
“yani şey öpüşün” dedim gülümseyerek yoongi hyung yerinden kalkacağı zaman namjoon hyung yoongi hyung'u tutmuştu “ya alt tarafı bi' oyun öpüşün bitsin işte” namjoon hyung'u bazen çok seviyordum şuan da çok seviyordum hayatımı kurtarmıştı
Hoseok hyung ve yoongi hyung ofladı ve hoseok hyung oturduğu yerden kalkıp yoongi hyung'a yaklaştı ikisi de birbirine öldurcek gibi bakarken yoongi hyung dudaklarını hoseok hyung'un kalp şeklinde ki dudaklarına bastırdı
İşte bu! İçimden sevinç çığlıkları atıyordum şuan o kadar mutluydum ki jin'in gece bana yapacakları bile bu mutluluğumu bozamazdı.
•••••••••••••
( ertesi gün: 07:50 )
Hoseok'un ağzından
Sıcacık yatağımdan çalan alarıma lanet okuyarak kalktım paytak adımlarla lavaboya gittim, günlük rutinimi hallettikten sonra yatağı topladım ve üstüme siyah gömlek ve siyah pantolon giydim aşağı indiğim de hyunjin'in çoktan geldiğini anladım
Adımlarımı mutfağa yöneltim hyunjin kahvatı hazırlıyordu beni görünce önümde saygı ile eğildi “günaydın hyung” hafif gülümseyerek omzunu okşadım “günaydın keşke zahmet etmeseydin hyunjin”
“aç gitmeni istemedim hyung” dezgahın üstünde duran kahveyi bana uzattığın da kahveyi aldım masaya oturduğum da o da karşıma oturdu ve birlikte eğlenerek kahvatı yaptık
•••••••
Uyuyan oğlumu uyandırmamaya çalışarak yanağını öptüm işe gitmeseydim tüm gün uyuyan oğlumu izleyebilirdim jungkook uyurken çok tatlıydı ne kadar inkar etsem de uyurken yoongi gibiydi
Dün gece taehyung'un zoru ile yoongi ile öpüştüğümden beri içimde garip bir his var uzun zaman olmuştu birbirimize dokunmadığımız dudakları dudaklarıma değdiği anda aklımı kaybetmiştim hâlâ beni etkisi altına almayı başarabiliyordu
Jungkook'un odasından çıkıp çantamı aldım evden çıktım hızlı adımlarla arabama yürüdüm ve arabaya binip yola çıktım
Şirkete geldiğim de arabamı park ettim ve içeri girdim asansöre yaklaştığım da bir eli ile belini ovalayıp sızlanan taehyung'u görünce gülmemi bastıramadım anlaşılan gece biri için zor geçmişti
“ya hyung niye gülüyorsun” mızmız çocuk gibi kollarını önünde bağlamıştı taehyung tam bebekti benim bebeğimdi elimde büyümüştü velet
“anlaşılan jin hyung iyi çalışmış” asansörün kapısı açıldığında içeri girdik ben hâlâ ona gülerken o ise dediğim ile utanıp kızarmıştı
Asansörün kapısı açıldığında önce taehyung çıktı ardından da ben asansörden çıktım taehyung bana bakıp “hyung dün akşam için özür dilerim” dedi dudaklarını büzerek dün akşam yaptığı şey yüzünden ona sinirliydim kollarımı önümde birleştirdim “bir süre gözüme görünme taehyung sana hâlâ kızgınım” taehyung üzgün bir şekilde kafasını sallayıp yanımdan uzaklaştı ben de daha fazla oyanlanmayarak odama geçtim masama oturup yapacağımız proje hakkında çalışmaya başladım
Çalınmadan açılan kapı ile irkilerek yerimden sıçradım bakışlarımı kapıya çevirdiğim de yoongi bana sert ve sinirli bir şekilde bakıyordu kapıyı kapatıp bana yaklaşırken “kapıyı çalmadan neden giriyorsun?” dedim o ise beni duymamış gibi masada duran bazı şeyleri yere attı irkilerek ayağı kalktım bir kaç adım geriye gidip sinirle ona baktım “ne yaptığını sanıyorsun sen!”
“sen ne yaptın hoseok?!” ellerini masanın üstüne koydu ve bana sert bakışları ile bakmaya devam etti ruh hastası mıydı bu adam kapını çalmadan içeri giriyor, masamı dağıtıyor ve bana hesap soruyor
“ne yapmışım ben?” sakin bir şekilde sordum yoongi sakin olmama sinirlendiği için güldü “haerin'i tehdit etmişsin benimle ayrılması için!” yoongi'nin dediği ile olduğum yerde kaldım beni nasıl birşeyle suçluyordu bunlar “hoseok benden ve haerin den uzak dur ben seni sevmiyorum!”
“ben birşey yapmadım yoongi!” sesimi yükselterek yoongi'nin üzerine yürüdüm o ise duruşunu bozmadan bana iğrenir gibi bakıyordu “sen varlığınla herkese zarar veriyorsun, benden ayrılır ayrılmaz gidip biri ile yattın çocuğun oldu tabii ortada kaldın oğlunla şimdi beni kullanmak istiyor-” yoongi'nin dediklerine artık dayanamayarak yüzüne sert bir tokat atmıştım “pişman olacağın şeyler söylüyorsun sus ve defol git!”
“neden yalan mı hoseok?” başını hiddetle bana çevirdi o an gözlerinde sadece nefreti gördüm benden nefret ediyordu, yoongi'nin değiştiğini düşünüyordum ama o hâlâ sinirine yenik düşen kişiydi.
Başımı iki yana salladım “ben kimse ile birlikte olmadım” sesim titrek çıkmıştı onun karşısında güçsüz durmak istemiyordum kendimi ezdiremezdim “o zaman jungkook'un babası kim?”
Sustum sadece susup yoongi'nin yüzüne baktım derin nefes alıp ağzımı açtım çıkıcak cümlelerin bizi nereye sürükleyeceğini umursamadan
“Ben ne dersem inanmayacaksın, niye bu kadar merak ediyorsun? Madem benden nefret ediyorsun seni de ilgilendirmez ama er yada geç her şeyi öğrendiğinde pişman olucaksın” onun yüzüne son kez bakıp odadan çıktım titrek nefes alıp göz yaşlarımı sildim
Duyduğum ayak sesleri ile kafamı kaldırdım gördüğüm beden ile olduğum yerde kalmıştım
“chanyeol”
Bölüm fazla içime sinmedi konu nereye gidiyor nasıl olucak inanın bende bilmiyorum ama gerçekler yakında ortaya çıkıcak
Bu arada sizler nasılsınız umarım iyisinizdir sizi seviyorumm ♡