Gece herkes uyuyordu. Ev sessizliğin en ağır halindeydi. Ama benim içimde fırtına vardı. Masanın üzerindeki gri deftere bakarken bile utanıyordum. Sanki onu izliyormuşum gibi. Haberi olmadan iç dünyasına girmeye hakkım var mıydı?
Ama merakla karışık bir şey vardı içimde. Merak değil sadece. Acı. Ve onu anlama isteği.
Yavaşça kapağını açtım. İlk sayfa bomboştu. Sanki konuşmaya başlamadan önce bir nefes gibi. Sonra sayfalar... Dağınık, karmakarışık, bazen tarih bile atılmamış. Ama duygular tertemizdi.
"Beni kimse anlamıyor. Anlamak isteyende yok zaten."
Bu cümleyle başladı her şey. Dudaklarımı ısırdım. Çünkü bir zamanlar bende aynısını yazmıştım defterimin en karanlık köşesine. O an, Aras'la bir bağ kuruldu içimde. Beni hiç tanımayan biri, içimi nasıl bu kadar iyi anlatabilirdi?
Sayfaları çevirdikçe onun korkulanını gördüm. Kendini ne kadar küçük hissettiğini, bazen ne kadar görünmez olduğunu... Okudukça kalbim daha hızlı çarpmaya başladı. Bir satırda durdurdum
"Annem ben küçükken hep sus derdi. Sessiz çocuklar daha usludur derdi. Ben de sustum. Ve bir daha hiç açamadım içimi kimseye."
O an sanki odadaki hava eksildi. Gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Aras sadece okulun arka sırasında oturan, kulaklığını takıp dünyayı dışlayan biri değildi. O, çocukluğundan beri içini susarak büyütmüş bir sessizlikti.
Başka bir sayfa:
"Gülümseyen insanları kıskanıyorum. Çünkü onlar gülümserken kendilerini kandırabiliyorlar. Ben yapamıyorum."
İçim cız etti. Okuldaki o kısa bakışmalar, göz göze gelişler... Hiçbiri tesadüf değildi belki de. Belki Aras'ta birini istiyordu. Sadece... cesareti yoktu. Ya da, kimsenin onun kırık tarafını görebileceğine inanmıyordu.
Defterin arka kısmında bir sayfaya denk geldim. Kenarları buruşturulmuş, sanki yazıldıktan sonra koparılmak istenmiş ama koparılmamış
"Keşke biri beni gerçekten duysa. Sadece duysa, anlamasa bile yeter."
Gözyaşlarım yanağımdan süzüldü. Bu kadar yalnız hissetmesine dayanamıyordum. Çünkü... ben oradaydım. Her zaman oradaydım. Sadece beni hiç fark etmemişti.
Kapatmadan önce elim titreyerek bir kalem aldım. Defterin en alt köşesine küçücük bir şey yazdım. Çok silik. Fark edilmez belki. Ama ben bilirim.
"Birileri seni duyuyor, Aras. Hemde en sessiz yerinden."
Sonra defteri usulca kapattım. Işığı kapatırken son bir kez gökyüzüne baktım. Ve içimden sadece şunu geçirdim: Bu sadece bir defter değil. Bu, senin kalbinin sesi.
Ve ben onu duydum, Aras.