İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 28 · 5 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 28

28. Babam

(Jisung)

Birazdan otobüsüm hareket edecek ve ben bu şehirden gideceğim. Malesef gitme günüm geldi.

Dün kararlaştırdığımız gibi tüm gün evdeydik. Genelde Minho'nun odasından çıkmamıştık.

Soobin Amca bize kızdı mı diye merak ediyorsanız eğer söyleyeyim. Ilk başka çok kızdı fakat Minho o çocuğu neden dövdüğünü söylediğinde bir şey demedi. Bir daha olmasın diye uyardı sadece.

Şimdi ise bütün eşyalarımı otobüse yerleştirdim, gitme saati gelene kadar Minho ile dışarıda vakit geçiriyorum. Daha doğrusu sarılıyorduk.

Minho kemiklerimi kıracak kadar sıkıca sarılmış, yüzünü de boynuma gömmüştü. Boynumda bir ıslaklık hissedince "Ağlıyor musun?" Diye sordum.

"Ağlamıyorum." Titreyen sesi onu ele vermişti. Geri çekilip yüzünü görmeye çalıştım ama o ısrarla orada kalmaya devam etti. Bu sırada da boynumdaki ıslaklık artıyordu.

"Bugün rolleri mi değişiyoruz Minho?" Onu güldürmek için böyle demiştim fakat işe yaramadı. Hâlâ daha ağlamaya devam ediyordu.

"Sen ağlarsan ben de ağlarım bak." Bu sefer başka bir yol denedim. Hiç yol işe yaramıyor, onun ağlamasını durduramıyordu. Pes edip ona daha sıkı sarılmış, saçlarını okşayıp öpmüştüm. Bugün bebek oydu.

Ağlaması bitince kafasını sırılsıklam ettiği boynumdan kaldırmış kızarık gözleri ile bana bakmıştı. O sırada otobüsümün hareket edeceğini anons etmişlerdi ve Minho'nun gözlerinin tekrar dolmasına sebep olmuştu. Gitmem gerekiyor ama o böyle ağlarken gitmek istemiyorum.

Minho da gitmem gerektiği fakat onu bu hâlde bırakmak istemediğimi anlayıp kendini tuttu ve tekrar ağlamaya başlamadı. Yanaklarımdan öpüp "İyi yolculuklar sevgilim." Dedi, ardından da "İnince ara, eve geçince de ara. Yoksa merak ederim." Diyerek anne edasıyla beni tembihledi.

"Tamam anne." Üzgün ortamı dağıtmak için konuşmuştum lakin pek bir şey değişmemişti.

Artık otobüse girmem gerekiyordu. Minho hızlıca yüzümün her yerini öpmüş 'görüşürüz' demişti fısıldayarak.

❄

2 Gün Sonra

"Anne ben gittim!"

Tatil bitmişti, bugün ikinci dönemin ilk günüydü.

Evin kapısını kapatıp binadan dışarı çıktım. Bugün Hyunjin ile okula gidecektim. Hyunjin okula erken gitmesi gerektiğini söylemiş benim de ona eşlik edip etmeyeceğimi sormuştu. Kabul etmiştim. Ve normelde gittiğimiz saatten yaklaşık yarım saat kadar önce okula gidiyorduk.

"Vallahi dondum." Hyunjin iki elini montunun cebine sıkıştırmış, olduğu yerde sallanarak karşıladı beni.

"Içeride bekleseydin ya." Yan yana durağa doğru yürümeye başladığımızda "Soğuk insanı dinç tutar derler." Diye yanıtladı beni.

"Kim diyor onu?"

"Babam." İkimizde kıkırdadıktan sonra Hyunjin iç çekerek nefesini dışarı verdi. Havanın soğukluğundan dolayı nefesini verdiğinde duman çıkmıştı.

"Jisung sana bir şey diyeceğim." Yolun ortasında durunca bende onunla beraber durdum. "Korkmalı mıyım?" Hyunjin'di bu, ne diyeceği belli olmazdı.

Mırıldanarak "Ya da boşver." Demiş ve hızlı hızlı yürümeye başlamıştı. Peşinden koşturup ona yetiştim.

"Bir kere söyledin artık. Sonunu da getir bakalım." Lafımı bitirir bitirmez tekrar durdu. Robota çevirdi bizi. Bir duruyor bir yüzüyoruz.

"Bunu ilk sana söyleyeceğim." Yolun ortasında durmuşken bile rahat durmuyordu. Olduğu yerde küçük küçük zıplıyor, elleriyle oynuyordu. Onun bu hâli daha da heyecanlandırmıştı beni.

"Sanırım... Jeongin de benden hoşlanıyor!"

Gözlerimi büyülterek ona baktım. Böyle bakmanın sebebi şaşırmamdı ama şaşırmamın sebebi Jeongin'in onu sevdiğini daha yeni anlamasıydı.

Onun heyecanına ortak olup "Nasıl anladın peki?" Diye sordum.

"Yürürken anlatayım. Yoksa otobüsü kaçıracağız."

Tekrar yürütmeye başladığımızda nasıl anladığını anlatmaya koyuldu.

"Tatilin son günü ikimizinde canı çok sıkılmıştı bizde dedik beraber gezelim. Hatta bak bunu bana dün Jeongin aldı!" Bileğindeki ayıcıklı bilgeliği gösterdi. Hem zarif hem de şirin bir bileklikti.

"Tam sana göre." Gülümseyip anlatmaya devam etti. "Akşama doğru bara gittik. Jeongin istedi gitmeyi, kıramadım. Ben içmedim ama Jeongin çok içti, kafa bir milyon falan oldu. Sürekli bana sarıldı, yanağından öptü falan..." iç çekip devam etti. "Biraz sonra mideninin bulandığını söyledi, ona yardım ettim. Bana bir şeyler söyledi ama bunu sana söylemeyeceğim. Çok güzel şeyler dedi, bunu bil yeter."

"Sanki Jeongin'e gidip sorsam bana anlatmayacak."

"Anlatamayacak."

Kaslarımız çatıp "Neden?" Diye sordum. Gözüyle otobüsün gelip gelmediğini kontrol ettikten sonra nedenini söyledi.

"Çok içtiği için hatırlamıyor. Devamını da hatırlamıyor hâliyle, zaten bugün bu yüzden erken gidiyoruz."

"Devamı? Yoksa siz..?" Aklımda çok kötü senaryolar dönüyordu.

"Saçmalama gerizekalı! Sence Jeongin o hâldeyken ondan faydalanır mıyım? Bana aşkını itiraf etti ve beni öptü, şaşırdığım için gafil avlandım. Ama sonra hemen geri çekildim!"

Otobüs durağa gelince binmiş, boş olan bir yere oturmuştuk. "Hatırlamadığından emin misin?"

"Adım gibi eminim. Zaten alkole hiç dayanıklı değil, o kadar içmeden sonra... hatırlamadığına çok eminim."

Yarım saat kadar sonra okula varmıştık. Çok erken gelmiştik, mal mal sınıfta beklemek yerine markete girmeye karar verdik. Hem okul kantini çok pahalı oluyordu. Marketten yiyecek bir şeyler almak çok daha kârlı olucaktı bizim için.

Okulda yiyebileceğimiz atıştırmamışlar alırken telefonumdan bildirim sesi geldi. Cebimden çıkartıp ekranını açtığımda Minho'dan mesaj geldiğini gördüm.

"Mesaj kesinlikle Minho eniştemden, yoksa Joker gibi ağzın kulaklarına varmazdı." Hem benzetmesine hem de Minho'ya 'eniştem' demesine gülüp sohbete girdim.

Minho🐰🐇

Günaydın sünger bob

Bugün geç kalkmıştı. Normalden bir on dakika kadar sonra.

Siz

Gunaydinn

Bu sünger bob olayı bitmemiş miydi ya

Mesaj görüldü olmayınca kapatıp cebine geri koydum. Muhtemelen elini yüzünü yıkamaya gitmişti.

Marketten çıkınca yapacak başka bir şey olmayınca okula girdik. Bizimkiler gelene kadar ikimizde telefonla ilgilenmiştik. Hyunjin oyun oynamış ben ise Minho ile konuşmuştum.

**

Öğle arasına girdiğimizde Hyunjin ve ben kantine gitmek için ayaklanmıştık ki Jeongin "Ben sınıfta kalacağım. " diyince durduk. Neden kalmak istediğini hemen anladım. Salak Hyunjin sabahtan beri Jeongin'i görmezden geliyordu. Bir insan neden hoşlandığı kişiye böyle yapar? Onun da sevdiğini bildiği hâlde bir de.

Sırama geri oturup Hyunjin'e gitmesini söyledim. Jeongin'e bakmadan gitti. Çok salak bu cocuk.

"Jis... Hyunjin neden bana böyle yapıyor?" Jeongin'in gözleri dolmuş sesi titremişti. "Ben yanlış bir şey mi yaptım?" Aklımın bir köşesine Hyunjin'i dövmeyi not alıp Jeongin'e sarıldım. El atmazsam bunlar hayatta bir araya gelemezdi.

"Aslında yanlış bir şey yapmadın. Sadece Hyunjin ne yapacağını bilemediği için böyle yapıyor. " Ben konuştuktan sonra geri çekilip "Hangi konuda ne yapacağını bilmiyor?" Diye sordu.

"Sen dün Hyunjin'e onu sevdiğini söylemişsin." Nasıl söyleyeceğimi bilemedigim için direk söyledim.

Önce kaşları havaya kalktı sonra kuruyan gözleri tekrar doldu. "Beni sevmiyor değil mi? O yüzden böyle davranıyo-"

"Hayır öyle bir şey yok. Bak ne yapalım biliyor musun? Sen git bir daha aşkını itiraf et."

"Ama-"

"Aması yok. Sen bana güven." Sırtına pat pat vurduğumda gülümsemişti.

____________

Artık başlık bulamıyorum 🤧😭

Bölüm sonu

3 yorum