Tatilin bitmesine sayılı günler kaldı. Bu demek oluyor ki yakında geri dönmem gerekiyor. Içimi bir mutsuzluk sardı bu yüzden. Minho'dan ayrılmak istemiyordum.
Ondan ayrı kalma düşüncesi dört bir yanımı sardığında göğsüne yattığım bedene daha sıkı sarıldım, sanki ne kadar sıkı sarılırsam gitme sürem o kadar uzayacakmış gibi.
Minho saç tutamlarımı okşuyor arada da saçımın diplerine öpücükler konduruyordu. Yanağımın göğsü ile olan temasını koparıp yastıktan daha yumuşak olan göğsünden öptüm. Sıradaki durağım dudakları olurken orada daha uzun süre oyalandım.
Dudaklarımız ayrıldığında Minho "Bu kadar pineklemek yeter." Diye mırıldandı. Olumsuz anlamda mırıldanıp kafamı boynuna gömdüm. Boynunun sıcaklığı yüzümü ısıtıyordu.
"Ama seni bir yere götüreceğim. İptal mi edeyim o zaman?"
"Nereye gideceğiz?" Yüzüm hâlâ daha boynunda durduğu için sesim boğuk çıktı. "Sürpriz bir tanem." Tekrar saçlarımı öptüğünde ikileme düştüm. Gitmesek, bütün gün evde olsak ve beni böyle sevse harika olurdu. Fakat gideceğimiz yeri de merak ediyorum hem Minho'yu da kırmak istemiyorum.
"Beş dakika daha böyle kalalım, söz sonra hazırlanıp gideceğiz. Hmm? " sözümü tamamladığımda Minho'nun hareketlendiğini fark ettim. Sanırım saate bakmıştı çünkü kurduğu cümle bunu destekliyordu. "Beş dakika daha yatmalık zamanımız var."
°°°
"Nereye gittiğimizi hala söylemeyecek misin?" Gözlerimi erimeye başlayan karlardan alıp Minho'ya çevirdim. Araba kullandığı için bana bakmadan kafasını iki yana olumsuz anlamda salladı.
"Çok gıcıksın." Beni dikkate almayıp güldüğünde gözlerimi devirip kollarımı birbirine kenetledim ve tekrar camdan dışarıyı izlemeye başladım.
Etrafı biliyor olsaydım nereye gittiğimizi tahmin edebilirdim!
Minho arabayı park ettiğinde dışarıya bakarak nereye geldiğimizi anlamaya çalıştım. Önümüzde bir dükkan vardı, dükkanın camlarından içerideki pastalar gözüküyordu. Pasta almaya mı gelmiştik?
Minho çoktan arabadan inmiş benim bulunduğum taraftaki kapıyı benim için açmıştı. Dükkandan içeri girdiğimizde burada çalışan bir kadın yanımıza doğru geldi. "Lee Minho'ydu değil mi?"
Minho onaylandığında kadın onu takip etmemizi söyleyerek önden ilerlemişti. Ben hâlâ daha burada ne yapacağımızı anlamamıştım.
Kadın bir kapıdan içeri girdiğinde biz de peşinden girdik. Bulunduğumuz odaya göz gezdirdiğimde pasta kalıpları, gıda boyları, şeker hamurları, renkli pasta süsleri, kurabiye kalıpları gibi bir sürü şey vardı.
"Kek, kremşanti ve gerekli mutfak aletleri burada. Dilerseniz raflardaki süsleri kullanabilirsiniz. "
Biz pasta mı yapacaktık? Kaşlarımı şaşkınlıkla kaldırıp kadını dinlemeye devam ettim. "Istediğiniz gibi dışarıda olacağım. Bir şeye ihtiyacımız olursa seslenebilirsiniz." Kadın gittiğinde Minho "Sürprizimi beğendin mi?" Diye sordu.
"Aşkım, çok beğendim ama biz bunu evde de yapabilirdik. Niye boşuna para verdin ki?"
"Ama burada daha çok çeşit var hem para vermedim ki, bir arkadaşımın dükkanı burası. " dudağını büzerek bitirdiği cümlenin sonunda daha fazla dayanamayıp iki yanağını da öptüm. Bazen bebek gibi davranıyordu. Böyle zamanlarda çok tatlı oluyordu, her yerini ısırıp öpmek istiyordum.
"Biliyor musun, birkaç gündür canım pasta çekiyordu." Artık dudaklarını büzmeyi bırakmış gülümsüyordu. "İçime doğmuş." Bu seferde gülüşünden öpmüş ve montum ile atkını çıkartmıştım. "E hadi başlayalım o zaman."
Minho, benim gibi montunu çıkartmıştı. Elimdeki montumu ve atkımı alıp askılığa aşmış ve askılıkta zaten asılı duran mutfak önlüklerinden iki tanesini alıp yanıma geldi. Ben onun önlüğünü takmıştım o da benimkini takmıştı.
"Pastamızı nasıl yapalım, bebeğim?"
Etrafa meraklı gözlerle baktım. Malzemelere göre aklımda bir fikir canlanmalıydı. Renk renk şeker hamurları vardı, bir de gözüme rulo bisküviler takıldı.
"Aşkım şey yapalım mı? Şeker hamurlarından panda yapalım sonra şuradaki bisküvilerle de çevresini süsleriz!" Ben heyecanla konuşurken Minho yüzünde hafif bir tebessümle beni dinledi. "Olmaz mı?" Sözümü bitirmeme rağmen cevap vermeyince tekrar sorma gereği duymuştum.
"Sen istiyorsan tabiki olur." Sırıtarak beyaz siyah ve yeşil şeker hamuru ve rulo bisküvilerin bir paketini alıp hoplaya zıplaya Minho'nun yanına döndüm.
Ilk önce pasta kekimizi ikiye ayırdık. Minho içini kremşanti ya da çikolata ile doldurmak istemişti. Kestiğimiz kekin birini kenara koyup diğerinin üstünü kremşanti ile doldurduk. Masanın üstünde bulunan damla çikolata paketinden aldığımız çikolataları da kremsantinin üstüne serptik.
"Bebeğim diğer keki de üstüne koyar mısın?" Hemen önümde bulunan keki dikkatlice diğer kekin üstüne koydum.
Minho kekin dışına da kremşanti sürmeye yeltendiginde bileğine dokunarak onu durdurdum. "Dışındaki kremşantiyi renkli yapalım."
Yeşil daha uyumlu olur diye düşündük. Gıda boyasını kremsantinin bulunduğu kaba dökmeden önce Minho birazını başka bir tabağa koymuştu. Yeteri kadar gıda boyasını koyduktan sonra beyaz renk yeşile dönene kadar karıştırdık.
Yeşil renk yaptığımız kremşantiyi keke sürmeye başlamıştı ki düzgün süremeyince sürmem için bana verdi. Bütün hünerlerimi sergileyip pürüzsüz bir şekilde sürdüm.
"Jisung'um gerçekten çok yetenekli." Kendi kendine söylediği şeyi duyduğumda kıkırdamıştım. İmkansız bir şey yapmasamda onun böyle demesi hoşuma gitmişti.
Biz şeker haburundan panda yaparken kremşanti bozulmasın diye pastayı dışarıdaki görevliye dolaba koyması için vermiştik. Binbir zorlukla pandaya benzemeyen pandalarımızı bitirdiğimiz pastamızı tekrar almış dışını rulo bisküvi ile sarmış ortasına da pandalarımızı koymuştuk. Güzel durması için de yeşil renk şeker hamurundan uzun yapraklı bitkiler yapmıştık onları da yerleştirdikten sonra ben bitti sanarken Minho kenara ayırdığı kremşantinin içine mavi gıda boyası katıp karıştırmış ben ne yaptığını anlamaya çalışırken pastalarının ortasına bu kremsantiyi göle benzeyecek şekilde sürmüştü.
"Tarih de atalım." Bugünün tarihini de yazdıktan sonra Minho'nun yanağından öpmüştüm.
Deminki kadın pastamızı paketleyip bize vermişti. Arabada eve dönerken şeffaf kutudan dolayı görünen pastamıza bakıp "Ben bunu yemeğe kıyamam ki..." diye mırıldandım.
°°°
"Çok güzeldi. Bir daha olsa bir daha yerim." Boş tabağımı kenara koyduğumda söylediğim şeyden dolayı Minho güldü.
"Eve geldiğimizde yemeyelim diye yalvarıyordun, ne çabuk fikrin değişti?"
İlk basta pastayı yemek istemesem de sonunda beni ikna edip pastayı kesmişti. Tabii kesmeden önce pastanın resmini çekmiştim. Somut olarak saklayamıyorsam soyut olarak saklardım.
Kestiğimiz pastaları Lee ailesine dağıtmış kendimizinkileri de alıp odaya geçmiştik.
"Fikir bu Minho'cum, bir öyle bir böyle olabilir. Değişmeyen tek bir fikrim var..." Beni dinlediğini görünce devam ettim. "O da seni çok sevdiğim."
___

Yaptıkları pasta buna benziyor👆👆👆

Ben bölümü attım zannettim. Bu yüzden geç geldi.
Oy atarsaniz çok sevinirim.❤



