İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 25 · 5 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 25

25. Eski sevgili

Minho üstünü değiştirirken yatağında bağdaş kurmuş bir şekilde oturuyordum. Dolabından aldığı mavi-beyaz çizgili tişörtünü giyerken aklımdaki düşünceleri ona söyledim. " Minho, Yuna senden hoşlanıyor mu?"

Basından geçirmek üzere olduğu tişört sözlerim ile bir-iki saniye elinde durdu. Sonra giymeye devam ederken "Olabilir." Diye cevapladı.

"Eminim sana söylemiştir. Kaç yıllık komşun sonuçta." Giyindiği için yanıma gelip elimden tuttu ve ayağa kaldırmadan önce "Öyle olsa bile bu bir şeyi değiştirmez." Dedi gözlerime bakarak. Elimden tutarak dolabın önüne doğru o önümdeyken yürüdük. "Söyledi yani?" Kafasını sallarken az önce kapattığı dolabın kapağını açtı ve benim için asker yeşili bir kazak çıkarttı. Buraya gelmeden önce yanımda kıyafet getirsem bile neredeyse hep Minho'nun kıyafetlerini giymiştim. Bundan hiç şikayetçi değilim.

Tişörtümün eteklerinden tutup yukarı doğru kaldırdı. Ona yardımcı okumak için kollarımı kaldırdım ve saniyeler içerisinde tişörtümden kurtuldum. "Peki ne zaman itiraf etti?" Kazağı giymeme de yardım ediyorken "Üç yıl falan oldu galiba." Diye yanıtladı beni. "Pantolonunu da çıkarayım mı?" Dudaklarında hınzır bir gülümseme ile bana bakarken konuştuğumuz konuyu unutup kıkırdadım. "Şimdi çıkarmayacağım. Nezaketen misafirlerin yanına gitmeliyiz."

Gülüşü yüzünden silinirken elleri belimi buldu, benim ellerim ise otomatik olarak omuzlarına yerleşti. "Gitmesek bir şey olmaz bence." Yüzünü bana doğru yaklaştırıp öpmek için eğildiğinde dudaklarını hızlıca öpüp geri çekildim. "Ayıp olur."

Çocuk gibi dudağını büzüp mızmızlandı. Onun bu hâline dayanamayıp tekrar dudağını öptüm. "Banane ya... bu bana yetmez ki!"

"Çok tatlısın." Gülerek söylediğimde dudağını büzmeyi bırakıp yüzünde çarpık bir gülümseme ile bana baktı. Belimdeki elleri sıklaştı. "Ne kadar tatlı olduğunu göstermek için beni öpebilirsin."

"Fırsatçı."

"Olabilir. Öpmeyecek misin?" Onun istediğinin aksine yanağından öptüm ve sanki başka birileri duyabilecekmiş gibi sessizce konuştum. "Şimdi değil, ancak herkes uyuduktan sonra olabilir."

Geri çekilip odanın kapısını açtım. Minho'nun peşinden geleceğini bildiğim için yavaş adımlar ile salona doğru ilerledim. Tahmin ettiğim gibi Minho bir adım arkamdaydı.

Salona girip Yuna'nın anne ve babasına selam verdikten sonra boş bir yere oturdum. Minho da hemen dibime oturdu. Onlar Minho'yu tanıdığı için sohbet ederken ben ise konuşmalarını sessizce dinledim.

"Biz seni daha önce hiç buralarda görmedik, burada mı oturuyorsun?"

Soru bana yönelik olduğu için Yuna'nın annesine bakıp cevapladım. "Sadece tatil için buradayım, Bayan Shin."

"Minho'nun arkadaşı mısın?" Yanıtlamak için ağzımı açtığım sırada Minho benden önce davranıp "Sevgilim." Diyerek üçününde yüzünün şaşkınlıkla değişmesini sağladı. "Anlamadım?"

"Jisung benim sevgilim Shin Amca." Bakışları ile yargılıyorlardı bizi. Yuna'nın yüzünde farklı bir duygu daha vardı, öfke.

"Şimdi siz sevgili misiniz?" Yuna'nın annesi ikimizi de göstererek anlamamış gibi tekrar sordu. Göz devirme isteğimi bastırıp tek kasımı kaldırarak "Olamaz mı?" Diye sordum.

Kadın susup cevap vermedi. "Anne biz bir şeyler atıştıralım." Minho elimden tutarak beni ayağa kaldırmış mutfağa doğru sürüklemişti.

"Bir an Shin Teyzeyi döveceksin sandım." Mutfağa girdikten sonra beni güldürmek için söylediği söz işe yaramıştı.

"Uzaylıymışız gibi tepki verdiler."

"Boşversene." Tezgaha yaslanıp "Ama çok sinir oldum." Diye homurdandım. Minho tam karşıma geçip yüzümü avuçları arasına aldı. "Öyleyse öpeyim de geçsin." Her biri diğerinden daha uzun öpücükler kondurduğunda kıkırdamadan edememiştim. Gülümsediğim için gerilen dudaklarımı öpmeye devam ederken adım sesleri duyunca gözlerimi açıp kapıya baktım. Minho'da benim gibi kapıda dikilen Yuna'ya baktı.

Yuna, Minho'ya bakarak mutfağa girdi ve yan tarafımda bulunan mutfak dolabını açarak içinde bir şu bardağı aldı ve dolabın kapağını çarparak kapattı. Çıkan sesten dolayı irkildiğimde Yuna bana göz devirip masadaki sürahi ile bardağa şu doldurup birkaç yudumda bitirdi.

"Cidden mi Minho? Ben varken bu mu?" Bardağı masaya bıraktığı anda konuşmuştu.

"Düzgün konuş Yuna." Minho yan tarafıma geçmiş bu seferde belimden desteklemişti beni. Yuna'nın gözleri birkaç saniye Minho'nun belimi tutan elinde gezinmişti sonra ise tekrar Minho'ya dönmüştü. "Birlikte olduğumuz zamanın hatrına bugünlük konuşmuyorum o zaman."

Birlikte olduğumuz? Öyle demişti değil mi? Kaşlarını çatıp Minho'ya döndüğümde o zaten bana bakıyordu. " 'Birlikte olduğumuz' derken?"

"Nasıl yani bilmiyor musun? Minho, neden sevgiline eski sevgilin olduğumu söylemedin?" Yuna'nın amacı belli olmuştu. Ayrılmalarına rağmen hâlâ daha Minho'nun peşinde dolaşması bir yana bunu söyleyerek bizi birbirimize düşürmek istiyordu.

Yuna'nın yanında Minho ile tartışıp ona istediğini vermek istemiyordum. Bu yüzden bana söylememiş olmasını şimdilik es geçeceğim.

"Ayrılmamıza rağmen neden hâlâ Minho'nun peşinden koşuyorsun Yuna? Eski sevgili değil misiniz, neden sevgilime karışıyorsun?"

Yuna oflayıp "Uğraşımaya değmezsiniz. " demiş ve geldiği gibi mutfaktan çıkmıştı.

O çıktığı gibi Minho "Jisung..." diye lafa başlamıştı ki onun sözünü kesip "Neden en başından söylemedin ki?" Ben ona darılıp küsmezdim sonuçta olmuş bitmiş bir şey sadece anlatmaması kırmıştı.

"Anlatmaya değer görmedim, özür dilerim."

"Ne zaman oldu?"

"Bir buçuk yıl kadar önce sanırım." Kafamı ağır ağır salladım. "Küstün mü?"

"Neden küseyim ki?" Omzunu silkip "Söylemedim diye olabilir belki?" Dedi.

"Küsmedim ya da kızmadım sadece kırıldım." Belimde duran diğer eli ile beni kendine çekip boştaki elini sırtıma yerleştirip bana sarıldı. "Özür dilerim, söyleyip canını sıkmak istemedim." Ben de kolumun tekini boynuna sardım diğerini elimi de saçlarına koyup sarılışına karşılık verdim.

Kafasını beni görebilecek şekilde geriye çekti. "Odaya gidip film izleyelim mi?"

Salona gidip oturmak istemiyordum çünkü Shin ailesi bize garip bakıyordu. Gülümseyip kafamı sallayarak onayladım onu. Aklıma gelen şey ile hemen konuştum. "Minho bir şey daha somak istiyorum." Sormamı beklediğini görünce konuşmaya devam ettim. "Yuna'nın ailesi biliyor muydu?" Garipsedikleri için acaba biliyorlar mıydı diye düşünmeden edememiştim.

"Hayır bilmiyorlardı." Daha fazla bu konu hakkında konuşacak bir şey kalmadığı için konuyu değiştirdim. "Film için abur cubur alalım mı?" Minho beni kucağına alıp mutfak dolaplarından birini açtı. Dolabın içinden bir jelibon ve bir kurabiye paketi çıkardı. "Bunlar olur mu?" Dudağının kenarını öpüp "Olur." Diye yanıtladım.

"Hadi o zaman film izlemeye gidiyoruzz." Mutfak kapısına yöneldiğini görünce kucağında olduğum aklıma geldi. "Böyle mi gideceğiz? Annenler görebilir ama."

"Bir şey olmaz." Elindeki paketleri bana verip diğer eli ile baldırımdan destekleyip düşmemi engelledi. Garip şekillerde yürüyerek beni güldüre güldüre odasına doğru gitmişti.

Merhabalar ve iyi aksamlar👋

bunu ben yaptım nasıll? (Gelistirilebir tabii ama bence yine de güzel oldu)

Son olarak oy verebilir misiniz

Bölüm sonu

1 yorum