İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 23 · 4 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 23

23. Buz Pateni

Şu sıralar sabahları en güzel şekilde uyanıyordum. Ya yanımda uyuyan Minho ile ya da beni uyandırmak için öpen Minho ile. Iki şekilde de harika.

Bu sabah Minho'dan önce kalkmıştım. Aslında normal kalktığım vakitten çok sonra kalkmıştım ama Minho hâlâ daha uyuyordu. Dün akşam sabahladığımız için gayet normaldi uyanmaması. Yataktan çıkıp kapalı olan oda kapısını açtığımda diğerlerinin çoktan uyandığını gördüm.

Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa, Nayeon Teyze'ye yardıma, gitmiştim. Beraber kahvaltıyı hazırladığımızda Minho'yu uyandırmak için tekrar odaya gittim.

Odadan içeri girdiğimde onu benim yastığına sarılmış bir sekilde gördüm. Bu gülümsememi sağlarken yanına doğru adımlayıp yatak ile aramda birkaç santim kalınca üstüne doğru atladım.

Minho'nun korku ile açılıp irileşmiş gözlerine bakıp "Günaydın!" Diye bağırdım. Yanaklarına ve burnuna hızlı öpücükler kondurduğumda yeni kalktığı için boğuk ve pürüzlü sesini işittim. "Sabah sabah ne bu enerji? Biz seninle aynı saatte uyumadık mı ya?"

"Öyle aşkım ama bilmiyorum. Sanki on iki on üç saatlik uyku çekmişim gibi hissediyorum." Hâlâ daha üstünde yattığımı fark edince canını acıtmamak için üstünden kalktım. Kalkarken "Kahvaltı hazır, kalk hadi." Diyerek buraya geleme amacımı gerçekleştirdim.

Minho'nun kalktığından iyice emin olduktan sonra mutfağa doğru ilerledim. Kapının önünden geçerken zili çalınca zaten yakın olduğum için kapıyı açtım.

Kumral saçlı bir kız karşıladı beni. Yüzünde şaşkınlık ifadesi vardı, muhtemelen yüzündeki ifade kim olduğumu bilmediği içindi. "Şey bunu getirmiştim. " Elinde olduğunu yeni fark ettiğim tabağı bana doğru uzattığında almak için elimi uzattım ve 'Teşekkürler' diye mırıldandım.

"Afiyet olsun." Kız arkasını dönüp gitmeye başladığında arkasından kapıyı kapadım. Elimde tabak ile mutfağa girdiğimde Nayeon Teyze elimdekinin nereden geldiğini sordu.

"Bir kız geldi. Komşunuz sanırım."

"Nasıl biriydi?"

"Siyah saçlı, orta boylu biri." Diye Sullyoon'u yanıtladığımda elini birbirine birkaç kez ard arda vurdu. "Tebrikler, o kadar ayrıntı verdin ki şıp diye anladım."

"Nasıl ayrıntı verebilirim ki?" Mutfağa gelen Minho ile hepimizin gözleri ona döndü. Yüzünü yıkamasına rağmen açamadığı gözlerini ovuşturup tek tek yüzümüze baktı. "Ne?"

Jeongguk gülmeye başladığında gözleri bu sefer abisine döndü. "Mala benziyorsun." Jeongguk gülmeyi kestiği gibi bunu söylemiş ve tekrar gülmüştü.

Minho göz devirip yanıma oturduğunda tek eli dizimi buldu. "Siz ne diyordunuz?"

Hemen Sullyoon'u abisine şikayet etmeye başladım. "Bir kız geldi, size şunu getirmiş." Elime masadaki tabağı gösterip devam ettim. "Sullyoon nasıl biri olduğunu anlatmamı istedi, anlatınca da beğenmedi."

Minho konuşmam bitince kızın getirdiği tanağa tekrar bakıp "Yuna'ların tabağı değil mi bu?" Diye annesine sordu.

"Nereden bileyim oğlum?"

"Sen nereden biliyorsun?" Minho'nun kahveleri bana döndüğünde tek kasımı kaldırıp korkunç bir yüz ifadesi ile ona baktım. Yutkundu. "Bir kere daha bu tabakla bir şey getirmişlerdi, ondan yani."

***

1 Gün Sonra

Bugün sevdiğimiz bir film vizyona girdiği için Minho ile AVM'ye gidecektik. Film başlamadan önce de AVM'de bulunan buz pistine gidip vakit geçirecektik.

"Hazır mısın Jisung?" Minho çoktan hazırlanıp odadan çıkmıştı bile. "Hazırım." Parfümümden birkaç fıs sıkıp yarı açık olan oda kapısını tamamen açtım.

"Sıkı giyindin değil mi?" Gülümseyerek kafamı olumlu anlamda salladım.

Askılıktan montlarımızı alıp giymiş ardından atkı ve beremizi takmıştık. En son botlarımızı giymeden önce Minho annesine çıktığımızı söylemişti ve kapıyı kapatmıştı.

Merdivenlerden yarış yaparak indikten sonra Minho binadan çıkmadan önce elimi tutmuştu. "Kapının önü hep buzlanmış. Dikkatli ol." Daha ilk adımımı attığımda ayağım kaymıştı. Korku ile boştaki kolumu Minho'nun elimi tuttuğu koluna sardım. Elimi daha sıkı tutup olası bir düşmeyi engellemeye çalıştı.

Buzlanan kısmı atlattığımızda rahatlayıp Minho'nun kolunu sıkan elimi serbest bırakıp cebime soktum.

Minho yanağımı çok sert bir şekilde sıktığında kaldırımın ortasında durup sızlanmış, geri çekilmeye çalıştım. Ama o buna izin vermeyip birleşik ellerimizi çözüp diğer yanağımı da sıktı. Hem soğuktan hem de çok sert sıktığı için canım çok yanıyordu. Kollarını çekmeye çalıştım ama beceremeyince yumruklarımı sıkıp var gücümle vurmaya başladım.

"Yemin ederim yanaklarını koparmak istiyorum!" Bunu dedikten sonra sıkmayı bırakıp iki yandan bastırmaya başladı. "Böllö"

Dişlerini sıkıp olabilirmiş gibi yanaklarıma daha da bastırıp dudaklarını daha da çok büzmemi sağladı. Atik bir hamle ile iki dudağımı da ısırdığında kafamı geri çekip ellerinin sıkı tutusundan kurtuldum. Yanaklarım sızlıyordu.

"Birden bire bu sevgi patlaması nereden geldi?" Yanaklarımı ovuşturarak ona pis bir şekilde bakmış "Öküz gibi sıktın!"

"Özür dilerim aşkım." Diye mırıldanarak elimin üstüne elini koyarak yanaklarımı benimle beraber ovaladı. "Kaymamaya çalışırken yanaklarını şişirmiştin, dayanamadım."

Ağzımı açıp onu azarlayacağım sırada ayak sesleri duyunca otomatik olarak sesin geldiği yere baktım. Dünki kızdı, elinde market poşetleri ile bize şaşkınca bakıyordu. Ikimizin arasında mekik dokuyan gözleri Minho'da durmuş ardından "Marhaba Minho." Demişti. "Merhaba."

Yanımızdan geçip giderken Minho'ya gülümsemiş bana ise garip bakmıştı? O gittikten sonra Minho elimden tekrar tutup bizi arabanın yanına doğru sürüklemişti.

Arabaya bindiğimiz gibi ısıtıcıları açmıştı. Kısa sürede hamam gibi olan araba sayesinde uyuya kalmıştım.

***

"Jisung, geldik kalk hadi." Gözümün tekini açıp ona baktım. Neden arabada olduğumuzu sorgulandıktan sonra AVM'ye geleceğimizi hatırlayıp diğer gözümü de açtım. "Ne güzel uyudun öyle."

Oturur pozisyonda uyuduğumda hep horlardım. Işaret parmağımı ona doğru uzatıp "Horladım mı, doğruyu söyle." Diye gözlerimi kısarak konuştum.

"Belki biraz." Kesinlikle biraz falan değildi. "Valla mı?" Kafasını sallayıp güldüğünde daha da utandım.

Aman be niye utanıyorsam o da bazen horluyor.

"Arada olabilir öyle şeyler." Yanağımı öpüp 'katılıyorum' dedi.

Arabadan inip asansöre binerek AVM otoparkından çıktık. Buz pistinin olduğu kata geldiğimizde asansörden indik.

"Minho sen biliyor musun buz pateni yapmayı?" Kafasını hayır anlamında iki yana salladı. "Sen bana öğretirsin diye düşünmüştüm." Gülümseyip "Öğretirim tabii." Dedim.

_________

Uzun zaman sonra tekrar bölüm attım.

⚠️⚠️ ÇOK ÖNEMLİ OKUMAYAN BİN PİŞMAN ⚠️⚠️

Arkadaşlar lütfen bölümü beğenebilir misiniz? Nerdeyse 700 okuma oldu ama 60'a yakın beğeni var...

Ne kadar çok beğeni gelirse bölüm o kadar çabuk gelir benden söylemesi 🤫

Bölüm sonu

3 yorum

  • bisey dicemm linc degil yanlis anlamaaa yazar seni de fici de cook sevitorum ama seyy bi kisimda kumral sacli kiz kapida diyo ama sonea ayni kizdan bahsederken siyah sacli diyoo sadece belirtmek istedimm dedigim gibi linc degil ve fic mukemmeeell

    1Yanıt