Iyi okumalar🤍
Gözlerini açtığımda Minho daha uyuyordu. Bir kaç santim uzağımdaki yüzünü incelemeye başladım. Minho kusursuzdu. Ne kadar bakarsam o kadar daha fazla aşık oluyordum.
Düzenli nefesleri dudaklarıma vuruyordu. Çenesine hissedemeyeceği bir öpücük kondurdum. Saat daha erken olduğu için hâlâ daha uykum vardı. Onun sıcaklığında biraz daha uyumak istiyordum. Kafamı yastıktan aşağı kaydırıp her zaman sıcak olan boynuna sığındım.
-
Bu sefer uyanmamı sağlayan şey saçlarımın ve yüzümün okşamasıydı. Bilincim açık bile olsa gözlerimi aralayacak gücü bulamamış bu yüzden yüzünü buruşturup kafamı oynatmıştım.
"Uyandın mı?"
"Hm hm ama gözümü açamıyorum."
Kıkırdama sesi geldi. Gülerken yüzünde oluşan o ifadeyi, kısılmış gözlerini görmek istiyordum. Gülüşünü görmek için zar zor gözlerimi açtığımda çoktan gülmeyi kesmişti bile.
Gözleri dudaklarıma değdikten sonra tek eli enseme gelip beni kendine çekmiş dudaklarıma baskılı bir öpücük bırakmıştı.
"Oh..." Tekrar aynı şekilde ama bu sefer bir öncekinden daha uzun öptü. "Sanırım bugün güzel geçecek."
Sırıtarak "Daha güzel geçmesini istiyorsan biraz daha öpmelisin." Dedim. Ve sonrasında tekrar dudaklarımızı birleştirdi.
-
Kahvaltıdan sonra Minho ile dışarı çıkıp karla oynamaya karar verdik. Aslında hava durumu bu saatlerde tipi olacağını söylüyordu. Minho daha sonra çıkalım demişti ama onu ikna edebilmeyi başarmıştım.
Onun isteği üzerine sıkı sıkı giyinmiştim. "Baştan söylüyorum kara yatmak yok, üşüdün mü hemen söylüyorsun eve geliyoruz. Eğer dışarıdayken tipi başlarsa ve çok hızlanırsa eve geliyoruz." Beremi ve atkımı takarken bitmek bilmeyen şartlarını saydı.
"Ama Minho-"
"Aması yok." Ona çok kötü olduğunu düşündüğüm bir bakış attım. Bakışlarıma karşılık alnımı öptü ve yapacağımız kardan adamın malzemelerini koyduğumuz poşeti aldı.
"Anne biz çıkıyoruz!"
"Tamam oğlum, üşürseniz gelin."
Kapıyı ardımızdan kapattıktan sonra Minho elimi tutup ilerlemeye başladı. Tabii ben ona göre daha yavaş ilerliyordum çünkü kendisi beni lahana gibi kat kat giydirmişti.
Karlara adımımızı attığımızda ayaklarımızın altında ezilen kar sesleri doldurdu etrafı. Dün yatıp kara izimiz çıkardığımız yere baktığımda akşam yağan kardan dolayı kaybolduğunu gördüm. Bu duurm dudağımı büzmeme sebep oldu.
"Noldu da büzdün dudaklarını?"
"Gözünüzden de hiçbir şey kaçmıyor Minho bey." Ikimizde güldükten sonra cevaplamadığım sorusunu cevapladım. "Kardaki izlerimiz kaybolmuş. Aslında tekrar yapabiliriz ama malum..." Yan gözle ona bakarak bitirdim sözümü. O da imamı anlayıp gülmeye başladı. "Ben sen hasta olma diye uğraşayım, senin dediğine bak!"
"Karın tadı böyle çıkmaz ki." Elimi bırakıp bedenini tamamen bana çevirdi. "Ya nasıl çıkarmış?" Elimi bırakmasından faydaladım, yere hızla eğilip iki avcuma da doldurabileceğim kadar kar doldurup ona fırlattım. "Böyle!" Karı fırlattığım gibi kaçmaya başladım.
Minho da yerden kar alıp peşinden koşmaya başladı. Bana çok yaklaşınca elindeki kar topunu bana fırlattı. Elinde kar kalmadığı için yere eğildiği sırada ondan hızlı davranıp elime bir avuç kar almıştım bile. Bu sefer kaçma sırası Minho'daydı.
Kahkaha atıp peşinden koşmaya başladım. Arayı açmışken birden buzlanan yere bastığı için ayağı kaydı ve gözümün önünde yere yapıştı. "Ah, siktir ya."
"Minho iyi misin?" Dudaklarımı birbirine bastırıp gülmemeye çalışıyordum. Elimi uzatıp kalkmasında yardımcı oldum. Her yeri çamur olmuştu. "Bir şey oldu mu?"
"Yok. Bu kadar kar topu savaşı yeter." Atarlı atarlı konuşup beni beklemeden yürümeye başladı. Elini beline koyarak ilerlediği için daha fazla gülmemi tutamadım.
Gülünce kafasını çevirip tek kaşını kaldırıp bana baktığında hemen gülmeyi kesip yanına adımladım. Koluna girip yanağını öptüğümde yüzü normale döndü.
Kardan adam yapmak için karların bol olduğu bir yere yürüdük. Bizim kardan adamımız biraz farklı olacaktı. Gözleri şişe kapağından, burnunu kalemden, ağzını ise iplikten yapacaktık, böylece istediğiniz yüz ifadesini verebilecektik. Aynı zamanda kaşlarını da iplikten yapacaktik.
"Güzelim sen kafasını ayarla ben gövdesini ayarlayayım." Kafamı salladığımda dudaklarıma bir öpücük kondurup karı yuvarlamaya başladı.
Biz bununla uğraşırken tek tük yağan kar hızlanmaya, hava durumunda da dediği gibi tipiye dönmeye başladı.
"Minho'm bu kadar yeter mi?" Minho kocaman kar topuna bakıp kafasını salladı. "Elinle biraz şekil ver ama."
Birkaç dakika sonra ikimizde bitirmiştik. Ben yaptığım kar topunu Minho'nun yaptığı kar topunun üstüne taşıyamadığım için Minho taşımıştı. Evden getirdiğimiz poşeti alıp içinden şişe kapaklarını çıkardım. Yaptığım kar topunun üstüne yerleştirirken Minho arkama geçip kollarını belime doladı ve başını omzuma koydu.
"Üşüdün mü?" Burnu için aldığımız kalemi poşetten çıkarırken kafamı olumsuz anlamda salladım. Aslın üşümüştüm ama çok azcık.
"Ağzını nasıl yapalım aşkım?" Minho tek elini belimden ayırıp ipliği kardan adam gülecek şekilde ayarladı. "Kaşları da böyle olsun." Kaşlarını havaya kalkmış şekilde ayarladım.
"Bittii!"
"Artık eve gidelim mi? Yanakların buz gibi olmuş." Burnunu yanağıma yasladığı için farketmişti. "Ama yaa!" Küçük bir cocuk gibi mızmızlandığımda gülümsemişti.
"Kar çok hızlandı zeten. Berenin üstü kar olmuş. Islanıp hasta olursun." Dudağını büküp omuz silktiğimde gitmeye niyetimin olmadığını anlayıp beni kucağına almıştı.
Eve doğru adımladığında elinden kurtulmaya çalışmıştım fakat başaramadım. Çareyi pazarlık yapmada buldum. "O zaman daha sonra tekrar çıkalım."
"Çıkarız."
Istediğim cevabı alınca kollarımı boynuna sarıp "Eve gidebiliriz o zaman." dedim.
--
Eve geldiğimizde üstümüzü değiştirip dün yaptığımız gibi ikimizde bir yorganın içine girmiştik. Sacede bu sefer Minho'nun kucağında oturuyordum.
"Ne zaman kucağına yatsam uykum geliyor." Birkaç saniye güldüğü için şaçımı okşayan elleri duraksamıştı.
"Iltifat olarak kabul ediyorum. "
"Istediğin gibi kabul et."
"Istersen biraz kestirebilirsin. Kucağımda seni uyutmaktan büyük zevk duyarım."
Kafamı omzundan kaldırıp iki yana salladım. "Uyumak istemiyorum." Aklıma gelen fikir ile ekledim, "Kutu oyununuz varsa oynayalım mı?"
"Kelime anlatma oyunu var. Sullyoon ve Jeongguk'u da çağıralım, baraber oynarız." Zafer ile gülümsedim. Kucağından inmeden önce hızlıca dudaklarını öpüp Sullyoon'un odasına doğru koşturdum.
Sullyoon'u çağırdıktan sonra Jeongguk'un yanına gittim. "Jeongguk bizimle kelime anlatma oyunu oynayacak mısın?"
"Birazdan geliyorum. Şuan Taehyung ile konuşuyorum." Kafamı sallayıp odasından çıktım. İkisi çok şanslıydı. Aynı üniversiteye gittikleri için biribirlerini göremedikleri tek vakit tatillerdi. Onun dışında her gün birlikteydiler.
Salonda oynayacağımız için oraya gittim. Sullyoon çoktan getirmişti oyunu. Minho ve ikisine " Jeongguk birazdan geliyor." Dedim.
"Annem ve babam da oynayacak."
Biraz sonra Nayeon Teyze ve Soobin Amca yanımıza gelmişti. En son Jeongguk gelince takım oluşturmaya karar verdik.
"Ben kızım ile takım olacağım." Soobin Amca yanında oturan Sullyoon'un omzuna kolunu atıp saçlarını öptü. Nayeon Teyze kocasına nispet yapmak için Jeongguk'u yanına çekti. "Ben de oğlumla takım olurum." Ben zaten Minho ile takım olacaktım.
"Ilk oynayacak takım biz olalım." Sullyoon'un isteğini kimse geri çevirmediği için süreyi ayarladım. Sullyoon anlatacak Soobin Amca bulacaktı. "Başlatt..tım"
__
Okunma sayısı beş yüz küsür olmuş 🥳🥳 Sınavlar başlayacağı için hafta bölüm gelmeyebilir ama gelebilir de, duruma bağlı.
Görüşürüzz👋



