Evin kapısını açınca resmen içeriden bir sıcak hava dalgası yüzümüze vurdu. Içeri girince Minho "Çorabına kadar her şeyini değiştir. Islanmışlardır." Demişti.
Ayakkabılarımı çıkarınca valizimi ondan almaya yeltenmiştim fakat vermemişti. Boştaki elini belime destek koyarak muhtemelen odasına doğru beni yönlendirdi.
Kendi kıyafetlerini dolabından alıp "Sen giyin ben de bize sıcak bir şeyler yapayım. " diye odadan çıkmıştı.
Üstümü değiştirip kendimi Minho'nun yatağına atmıştım. Yastığına sarılıp gözlerimi kapattım. Kendimi yorgun hissediyordum.
Biraz zaman sonra Minho elindeiki kupa ile odaya girmişti. Elindeki kupaları yatağın yanındaki komodine bırakıp yatağa, sırtını başlığa yaslayacak şekilde oturdu.
Dizlerine hafifçe vurup beni kucağına çağırdığında memnuniyetle yattığım yerden doğrulup kucağına yerleştim. Elleri belimi ve sırtımı buldu. O sırtımdan bastırarak bizi daha da yakınlaştırıyor, ben ise boynuna doladığım kollarım ile onu kendine çekiyordum.
Nefeslerimiz birbirine karıştıktan sonra dudaklarımız bir bütün oldu. Minho eliyle sırtımı okşarken ben de onun saç tutamlarını okşadım. Önce üst dudağımla ilgilendi daha sonra alt dudağıma geçti. Yavaştık, nefesimiz tükense bile bir saniye olsun ayrılamadık birbirimizden.
Nefessizlikten bayılacak gibi olduğumda geri çekilmek zorunda kaldım. Nefesimi düzene sokmak için hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım. Bu sırada Minho, yüzümün her yerini öpmeye başladı. O benim kadar nefessiz kalmamış anlaşılan.
En son şakağımı öptükten sonra "Hep bu anı bekledim. Hep seni bekledim." Diye fısıldadı.
Böyle konuşunca ona olan özlemimden ağlayasım geliyordu. Kucağında biraz daha kayıp ona iyice yaklaşmayı denedim. Zaten dip dibeydik ama yine de bana sanki çok uzakmışız gibi geliyordu.
Kafamı onun göğsüne yasladım. Minho'nun sırtımda duran eli tekrar hareketlenmiş ve daha az önce yaptığı gibi sırtımı boydan boya okşamaya başlamıştı.
"Kahvelerimiz soğuyacak." Kahvelerimizi içmek için kucağından kalkacağım sırada beni engellemişti. Bardağımı bana uzattığı sırada aklıma gelen fikri sordum. "Film izleyelim mi aşkım?"
Mimho kahvesini yudumlarken kafasını onaylar anlamda hafifçe salladı. Heyecanla gülümseyip telefonumu aldım. "Ne izleyelim?"
"Sen ne istersen." Ben izleyeceğimiz animasyon filmini ayarlarken Minho beni kısa bir süreliğine kucağında kaldırmıştı. Dolabını açıp içinden bir pike alarak tekrar yanıma geldi. Yastıklarını da yatak başlığına sıralayarak sırtımızın acımasını engelledi. Eski yerine tekrar oturduğunda çoktan filmi ayarlamıştım.
Bu sefer kucağına oturmak yerine yanına kuruldum. Minho üstümüzü getirdiği pike ile örttükten sonra kolunu başımın altından geçirecek şekilde ayarlayıp geriye yaslandı. Başımı onun omzuna yaslandıktan sonra filmi açtım.
***
Filmin yarısına geldiğimizde evin kapısı anahtar ile açıldı. "Biz geldik."
Onlar bulunduğumuz odaya doğru gelirken filmi durdurdum. Soobin Amca, Nayeon Teyze ve Sullyoon geldiğinde hepsine sarıldım. Kisa bir karşılama faslından sonra Nayeon Teyze "Aç mısınız çocuklar?" Dedi. Ikimizde kafamızı hayır anlamında salladıktan sonra odadan çıkmadan önce Nayeon Teyzenin "Biz sizi yanlız bırakalım en iyisi." Dediğini işittim. Sonrasında bize göz kırpıp odadan çıktı.
Utandığım için Minho' ya baktığımda daha demin yaslandığım kolunu yana açmış olduğunu gördüm. Diğer eli ile de yorganı açmıştı, yanına gelmemi bekliyordu. Onu daha fazla beklemeyip eski yerime kurtuldum. Aynı pozisyona geldiğimizde filmi başlatmadan önce alanımı öpmüştü.
Filmi bitirdikten sonra bile pozisyonumuzu bozmadan birbirimize sarılı hâlde kaldık. Bir ara annem ile konuşmuştum. Dün geç saatte yola çıktığım için uykumu alamamıştım. Minho'nun sıcaklığından dolayı da iyice mayışmıştım.
"Uykun mu geldi bir tanem?" Gözlerimi açmadan onayladığıma dair mırıldandım. "Istersen uyu, sonra uyandırırım seni." Buradaki sayılı günlerinden hiç birini uyuyarak geçirmek istemiyordum fakat o kadar çok uykum gelmişti ki uyumasam tüm gün boyunca zombi gibi dolanırdım.
Uymaktan başka çarem olmadığı için kafamı Minho'nun yumuşak göğsüne doğru ilerlettim. Kulağımın altında atan kalbinin sesini dinleyerek uyumaya çalıştım.
***
Yanaklarımda ve dudağımda hissettiğim baskı yüzünden yüzümü buruşturup kıpırdandım. Boğuk bir kıkırdama sesi işittikten sonra tekrar aynı baskıyı bu sefer anlımda hissettim.
Gözlerimi yavaşça araladığımda karşımda Minho'yu gördüm. " Sonunda uyandın."
"Saat kaç?"
"Altı buçuk. Yemek yiyeceğiz şimdi." Yatakta oturur pozisyona gelip gözlerimi kaşıdım. Çok üşeniyordum ve hâlâ daha uykum vardı.
Benim kalkmaya niyetinin olamadığı anlayan Minho, elimden tutup kendine doğru çekti beni. Birlikte mutfağa gidip bol sohbetli bir akşam yemeği yedik.
_
"Minho'm yarın kar oynamaya çıkalım mı?" Saat geç olmuştu. Sanırım herkes odasına çekilmişti bike. Minho üstüne pijamalarını giyerken ben çoktan giymiş bir şekilde dışarıyı izliyordum. Kışın dışarıda kar olduğunda etraf zifiri karanlık olmuyordu. Sokak lambası sayesinde daha iyi görebiliyordum ve şuan da bile kar yağıyordu.
"Çıkarız tabii." Kafamı ona çevirdiğinde giyindiğini gördüm. Yanına doğru gelip ellerini belime doladı. "Hadi uyuyalım artık."
Ikimizde yataktaki yerimizi aldıktan sonra Minho üstümüzün tam örtülüp örtülmediğini kontrol etti ve gece lambasını kapatıp bana doğru dönük şekilde yattı. Beni kollarıyla sıkı sıkı sardıktan sonra "Iyi geceler." Dedi. Dibimde olan dudaklarını öptükten sonra aynı onun gibi 'iyi geceler' diyip ben de ona sarıldım.
Selam.
Okuma sayıları sürekli düşüyor😔 41 kişiden 7'ye düştü. Buraya kadar okuyanlara şimdiden teşekkür ediyorum ❤



