İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 12 · 6 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 12

12. Yalakajun

Akşam nasıl uyuduysam sabah aynı şekilde kalkmıştım.

Gözlerimi açtığımda beni Minho'nun beyaz boynu karşıladı. Kafamı biraz kaldırıp onun huzurlu yüzünü görünce gülümsedim.

Elimle yanağını okşadım. Teni pürüzsüzdü. Elim kolaylıkla yanağında kayıyordu, okşamaya devam ettim. Çok hoşuma gitmişti. Parmaklarımı yüzümün her bir noktasında gezdiriyordum. Kapalı gözlerinde, keskin burnunda, sivri çenesinde ve dolgun dudaklarında...

Kıpırdanmaya başladığında elimi hızla çekip gözlerimi yummuştum. Hareketlenmelerden anlayacağım kadarıyla gözlerini kaşımış, bana bakmıştı. Bana bakarken göz kapaklarını hareket ettirmemeye çalışmıştım. Kafasını yastığa geri yaslandığında rahatlamıştım.

Hareketsiz bir şekilde kaldığında yeni uyanmış gibi davranmaya karar verdim. Birazcık kıpırdanıp gözlerimi araladım. Minho beni izliyordu.

Yeni uyanmış gibi gözlerimi kısarak ona baktım. "Günaydın."

"Sana da günaydın."

Şimdi ne yapmam gerekiyor bilmiyorum. Yüzüne öylece baktığım sırada Minho konuşarak sessizliği bozmuştu. "Dün akşam çok kıpırdayınca uyandım. Sen korkarım deyince korkun geçsin diye öyle yaptım."

"Anladım ki zaten."

"Peki." Yine sessizlik.

Kafamı tekrar boynuna yasladım. Söylemek istediğim bir şey vardı ama söyleyip söylememe konusunda çok kararsızdım. Fakat söylemeye karar verdim. "Yine şaçımı okşayıp öper misin?" Sorumu sorduktan sonra ellerini saçlarımda hissettim.

Saçlarının okşanması kadar güzel bir his yoktu benim için. Çok huzurlu hissediyordum böyle. Arada kondurduğu küçük öpücüklere gözlerim kapanmıştı. Elim yine Minho'nun yanağını buldu. Minho uyanmadan önce yaptığım gibi yanağını okşamaya başlamıştım.

Kalbim dışarıdan duyulacak kadar hızlı atmaya başlamıştı. Minho'nun göğsüne yakın yattığım için kulağımın altında atan kalbi duyabiliyordum. Hızlıydı. Bu hız 'acaba?' Diye düşünmemi sağlıyordu. Acaba Minho benim ona hissettiğim gibi hissediyor muydu?

Birden bire içimi çocuksu bir heyecan doldurmuştu. Onu sevdiğimi söylemek istiyordum. Ya yanlış anlamışsam? Emin olmadan söylemek istemiyorum.

"Saat daha erken mi?" Minho duvardaki saate bakıp sorumu cevapladı. "Sekiz buçuk daha. "

"Ben biraz daha uyuyacağım o zaman." Mırıldanarak onaylamıştı dediğimi. Uyumak için gözlerimi kapattığımda bir süre sonra uyumuştum bile.

~♡○♡~

Uyuduktan sonra kahvaltı hazır olunca Minho uyandırmıştı. Kahvaltımızı yaptıktan sonra yaz tatili olduğu için televizyonda yayınlanan filmi izlemeye başlamıştık.

Telefonuma ard arda gelen mesajlarla dikkatimi telefona verdim.

Hyunjin

Sizin zengo arkadaşınız harika bir planla geldi

Yeonjun

Oo en sevdiğim arkadaşım

Felix

Yalakajun

Yeonjun

Aşk olsun

Changbin

Yok olmasın

Hyunjin

Bana dikkat kesilin hemen!!

Chan

Söyle hadi söyleyeceksen

Hyunjin

Lunaparka götüreceğim sizi

Tüm masraflar bendenn

Siz

Eline para mı geçti

Hayırdır ?₺

Hyunjin

Aslında teyzelerin bir lunaparkı olduğunu öğrendim.

Aradım dedim ben arkadaşlarımla bedava kullanabilir miyim

O da tamam dedi

Yani lunapark bize bedava

Jeongin

Teşekkür ederim Hyunjin

Lunaparka bayılırım

Hyunjin

Canım sen iste

Ben sana lunapark yaptırırım

Jeongin

😳

Jeongin

Ne zaman çıkarız

Seungmin

Akşama doğru çıkalım

hava serinler hem

Yeonjun

Okey o zaman saat altı da buluşuruz

(Mesajınıza yedi kişi 👍ifadeyi bıraktı)

Siz

Şey Minho'yu da getirebilir miyim

Chan

Artık sormana gerek yok

O da bizden biri oldu

Jeongin

Jeongguk abi gelmek isterse o da gelsin

Siz

Onun gelmek isteyeceğini sanmam ama sorarım

(-_-)

Sözleştiğimiz saatte otobüs durağında buluşmuştuk. Minho'ya sorduğumda gelmeyi kabul etmişti. Jeongguk'a sorduğumda bugün yatacağını söylemişti.

Durağa gittiğimizde sadece Felix ve Yeonjun gelmemişti.

"Otobüs birazdan gelir, nerede kaldı bu salaklar?"

"Felix'i aradım ben köşeyi dönünce geliyoruz demişti ama hâlâ gelemediler." Changbin ve Jeongin'in konuşmasını sessizce dinledim. "Aha otobüs geliyor!" Sokağın başında gördüğümüz otobüs ile hepimiz ayaklamıştık. Iki salak hâlâ görünürde yoktu. Jeongin bir kez daha Felix'i aramaya koyuldu. Yetişemezlerse eğer diğer otobüsle geleceklerdi.

Otobüs yaklaşırken Jeongin'in bahsettiği sokağın köşesinden Yeonjun ve Felix göründü. Yanlarından geçen otobüsü görünce ikiside koşmaya başlamışlardı.

Otobüs bize yaklaşınca elimi uzatmıştım durması için. Yanımızda durunca herkes yavaş yavaş binmişti. Felix ve Yeonjun da koştukları için yetişmişlerdi.

Ne uzun ne kısa süren yolculuğun ardından Hyunjin'in teyzesine ait olan lunaparka ulaşmıştık.

Büyük bit lunaparktı. Hatta çoğu lunaparkta bulunmayan aletler vardı.

"Teyzenin oğlu var mı Hyunjin?"

"Var da, niye sordun Yeonjun? "

Yeonjun büyük parkı inceleye inceleye ilerlemeye başladı. "Hiiç, öylesine. "

Parkın ortasına kadar geldiğimizde Hyunjin ellerini birbirine vurarak "Nelere bineceğiz?" Diye sordu.

"Hepsine tabi salak." Seungmin'in dediğine herkes gibi kıkırdamıştım.

"O zaman bastan başlayıp bine bine gelelim."

Jeongin ile kol kola girip hoplama zıplaya ilk oyuncağa yani salıncağa doğru ilerledik. Bugün çocuklar için diye bakmadan hepsine bineceğiz galiba.

Oyuncağın başında bekleyen görevli Hyunjin'i görünce selam vermiş ve bizi hemen içeri almıştı. Neredeyse bütün salıncağı doldurmuştuk. Birkaç çocuk da bindiğinde salıncak dönmeye başlamıştı.

Küçükken olsa sanki gökyüzüne çıkıyor gibi hissedebilirdim fakat artık bana çok normal geliyordu. Küçük çocukların neşeli kahkası arasında on dakika kadar sallanmış sonra yavaşlayınca inmiştik.

Sonraki oyuncak kamikaze diye bir oyuncaktı. Oyuncağı biliyordum fakat isminin kamikaze olduğunu Minho sayesinde öğrenmiştim.

Kamikaze de iki adet kapalı kabinler vardı. Bu kabinler hızlı bir şekilde birbirleri ile kesişecek şekilde üç yüz altmış derece dönüyordu. Zincirli salıncağa göre daha eğlenceliydi.

"Hızlı olalım yoksa biz binemeden başlayacak."

"Dert etme Jeongincim. Ben durdururum oyuncağı. "

"Anladık Hyunjin zenginsin." Hyunjin Yeonjun'a dil çıkardığı sırada oyuncağın yanına gelmiştik. Önümüzdeki iki kişi girince biz de onlardan sonra binmiştik. Iki gruba ayrılarak binmiştik.

Seungmin, Chan, Jeongin, Minho ve ben bir kabine; Felix, Chanbin, Hyunjin Yeonjun bir kabine binmişti. Kemerlerimiz taktıktan sonra yanında oturan Minho'nun oyuncak başlamadan önce kendi kendine fısıldamasını duydum. "Umarım kusmam..."

Acele ile ona dönmüş "Kusacaksan Seungmin'in tarafına dönüp kus" demiş, Seungmin'den bir azar işitmiştim.

Oyuncak hızla dönmeye başladığında herkesten çığlık sesleri yükselmişti. Minho ile dalga geçtim fakat galiba kusacağım. Ölüm gibi geçen dakikaların ardından oyuncak durmuştu.

Ayağa kalktığımda az daha düşecektim. Minho koluma girerek yardımcı olmuştu bana. Evden çıkmadan önce yemek yemiştim. Hepsi ağzıma gelmişti. Bu yüzden böyle olmuştum. Normalde böyle oyuncaklara rahat binerdim.

Diğerleri de çıktığında benim kötü olduğumu fark etmişlerdi. Onların yardımı ile bir banka oturmuştum.

"Iyi misin Jisung?"

Felix elindeki su şişesinin kapağını açarak bana uzatmıştı. "Iyiyim Felix. Siz binin ben biraz dinleneyim."

Sıradaki alet balerin diye bir şeydi. Bu da dönmeliydi ve benim midem buna dayanamazdı.

"Tamam siz binin, biz Jisung ile burada otururuz."

"Benimle kalmana gerek yok Minho."

"Benim de midem kötü oldu Sünger bob."

Diğerleri sıraya girdiğinde biz Minho ile oyuncağın önündeki banka oturmuştuk.

"Bir şeyler alayım mı sana?" Kafamı hayır anlamında iki yana salladım.

Minho'yu izlediğim sırada elimden tutup beni kollarının arasına almıştı. Son zamanlarda sürekli böyle pozisyonlarda oluyorduk ve bu benim çok hoşuma gidiyordu. Tek koluyka beni belimden tutuyor diğer elini ise yanağımda gezdiriyordu. "Yüzün bembeyaz oldu."

Baş parmağı ile yanağımı okşamaya başladı. Yine çok yakınımdaydı. Nefesleri dudaklarıma vuruyordu. Eminim benim nefeslerim de onun dudaklarına vuruyordur. Gözlerim istemsizce onun güzel dudaklarına kaydı.

Ona baktığımda kahverengi irislerinin bende olduğunu gördüğümde onun dudaklarına baktığımı fark ettiği kafama dank etti. Utançtan yanaklarım yanmaya başladığında gözleri yanaklarıma kaymıştı.

Belimdeki elini çekip iki yanağımdan tuttu. "Ateşin mi çıktı?" Ağzımı açıp inkar edeceğim sırada daha ne olduğunu bile anlamadan dudaklarını anlımda hissettim. Gözlerimi kocaman açmış onun boynuna bakıyordum.

Geri çekildiğinde "Ateşinde yok ki" diye mırıldanmıştı.

Kafamı ona doğru yaklaştırıp alnımı dudaklarının hizasına götürdüm. "Ateşim var, tekrar bak bence."

Kıkırdamaya başlayınca bende gülümsedim. Bir anlık düşünmeden hareket etmiştim fakat pişman değilim.

Minho alnıma küçük küçük bir sürü öpücük kondurduğunda gülümsemem küçük kıkırtılara dönüştü.

Bitiremedim bölümü bu yüzden biraz aceleye geldi inş beğenirsiniz. Telefona su kaçıp bozulmasaydı bitirirdim de... Iyi akşamlar size👋

Bölüm sonu

2 yorum