İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 11

11. beraber uyuyabilir miyiz?

Jisung'tan

Minho ile eve geleli yaklaşık kırk dakika kadar oluyor. Geldikten sonra salonda koltuğa kurulmuş pc oynamaya başlamıştık. Annemler sabah bahsettikleri gibi arkadaşlarıyla buluşacaklardı. Biz salondayken onlar içeride hazırlanıyorlardı.

Hyunjin'lerden çıktıktan sonra Minho ona hâlâ küs olduğumu anlamıştı. Kendini affettirmek için yolu üstündeki bir markete girmiş ve bana en pahalı dondurmayı almıştı. Böylelikle onu affetmiştim.

"Oğlum, abini aradım, geliyormuş birazdan. Şimdi çıkıyoruz biz. Dikkat edin kendinize. "

Minho ekrandan gözlerini bir saniye olsun ayırmadan annesini onaylamıştı. Kapıyı kapatıp evden çıkmadan önce babam "Geç kalabiliriz, siz bizi beklemeden yatın." Diye uyarmış ve gitmişlerdi.

Onlar gittikten sonra bir yirmi dakika daha oyun oynamıştık. Oyunumuzu bitiren şey Sullyoon'un gelip karnının acıktığını söylemediydi.

"Yapın kendinize bir şeyler o zaman."

"Dışarıdan yemek istiyoruz biz Minho abi."

Minho bana yan yan bakarken " Telefonum bozulmamış olsaydı sizin için sipariş verebilirdim Sullyoon." Demişti kızgınlık dolu sesiyle. Televizyonu kapatmış yanında bulunan telefonumu elime almıştım. "Ne caz yaptın he. Söylerim şimdi olur biter. Ne yemek istiyorsunuz?"

Sullyoon ve Jinni sözleşmiş olmamalılar ki aynı anda pizza demişlerdi. Siparişi verdikten sonra telefonu kilitleyip kucağıma koydum.

"Pizza gelene kadar yanına bir şeyler hazırlayalım. "

"Gidin hazırlayın." Omuz silerek cevaplamıştım kardeşimi. Bize niye söylüyorlarsa? Gidip kendileri hazırlayabilirdi. "Siz de yardım ediyorsunuz." Emir verip mutfağa gitmişlerdi. Minho çoktan razı olmuş bir şekilde kalkmıştı koltuktan.

"Kalk Sünger bob."

Kafamı koltuğa yaslayıp mızıkladım. "Ben beceremiyorum, siz gidin işte." Yapardım da kalkmak, bir şeyler hazırlamak... çok zahmetli iş. Üşeniyorum.

Minho kollarımdan tutup beni kendine çekmişti, kendimi koltuğa iyice bıraktığımdan kaldıramaz sanmıştım fakat o kolay bir şekilde kaldırmıştı beni. Kollarımı bıraktığı sırada tekrar yatmak için yeltenmiştim. Ne yapıcağını anlayan Minho, tek kolumdan tutup beni mutfağa sürüklemişti. Ne bu yemek yapma merakı? Ben yatsam ne olurdu sanki? Bir yerlerine mi batardı? Sonuç olarak mutlaktaydım.

Biraz sonra kapı çalmıştı. Siparişler geldi diye düşünerek kapıyı açmıştım ama Jeongguk gelmişti. "O dudaklar ne lan? Botoks mu yaptırdın?" Ne olduğunu anlasam bile dalga geçmek amacıyla böyle konuşmuştum.

Jeongguk parmaklarını dudağına götürüp "Çok mu şişler?" Diye sormuştu. Burnumdan garip bir gülme sesi çıkartıp konuştum. "Âdeta 'ben yiyiştim' diye bağırıyorlar. "

"Dalga geçme benimle. Döverim bak seni." Baş parmağım haricinde diğer parmaklarını kapatıp Jeongguk'a gösterdim. Yanımdan geçip banyoya girdiğinde kapı tekrar çaldı. Zaten kapının yanında olduğum için kapıyı hemen açıp siparişlerimizi aldım. Parayı internetten ödediğimiz için bir daha para vermemiştim.

"Pizza geldi. " Salondaki çoktan hazırlanmış büyük sehpanın üzerine koydum pizza kutularını. Üçü de gelip koltuğa oturduğunda yemeğe başlamıştık. "Jeongguk abim mi geldi?"

"Hm hm." Pizzamın geri kalanını da ağzıma tıkmıştım. Gerçekten acıkmışım. Sullyoon demese aç olduğumu fark etmezdim.

Yemeğe devam ederken Jeongguk salona gelmişti. Dudakları hâlâ kızarık ve şişti. Koltuktaki yerini alınca Minho pizza yiyip yemeyeceğini sordu. "Bir dilim yerim sadece. Tıka basa doluyum."

Yemek yedikten sonra herkes başka yere çekilmişti. Jeongguk telefonda biriyle mesajlaşıyordu. Yüzündeki aptal gülümseme ve parmaklarının hızlı hareketlerinden anlamıştım bunu. Jinni ve Sullyoon mutfakta kendilerine kahve yapıyorlardı. Bize sorduklarında içmek istememiştik.

Minho'nun telefonu bozuk olduğu için benim omzuma yaslanmıştı, beraber benimkinden instagramda geziyorduk.

"Iyy." Karşımıza feminen giyinen bir erkek çıkmıştı. Minho'nun verdiği tepki ile aklıma dolabımın en ücra köşelerinde olan croplarım ve eteklerim geldi. " Sevmiyor musun?"

Böyle bir soruyu neden sorduğumu bilmiyorum. Galiba aklımda bir yerlerde onunla birlikte olma fikrinden dolayı sormak istemiştim.

Minho dudaklarını birbirine bastırıp kafasını sağa sola salladı.

"Bence kötü değil. Güzel bir vücuda sahip olunca ve giyinmesini bilince güzel duruyor. "

Umursamazca omuz silktiğinde üzüldüğümü hissettim. "Sanki giyiyormuş gibi konuştun." Biraz soru sorar gibi biraz da alaya alır gibi çıkmıştı sesi. İrislerim ekrana geri döndüğünde alltaki videoya kaydırmıştım.

"Giyiyor musun?" Biraz daha yakınıma girmişti. Omzuma kafasını yasladığı için boynuma bakıyordu şuan. Benden cevap almak icin beklerken aldığı nefesler geri boynuma çarpıp beni huylandırıyordu.

"Yoo. Ben insanların istediği şeyi giymelerini savunuyorum. " Hâlâ daha bana bakmaya devam ediyordu. Onun olduğu tarafta olan elimi yanağına koyarak kafasını tekrar omzuma yaslanmasını sağladım.

Bir kaç video sonra kaydırdığımda kaslarını sergileyen bir erkek çıkmıştı. Kabul ediyorum bakıyordum böyle şeylere. Karşıma çıktığında beğeniyorsam profiline girip biraz dolanıyordum. Şimdiye kadar böyle bir video çıkmaması bile benim için büyük şanstı.

Ilk başta videoyu anlamamıştım. Anladığım anda aşağı kaydırdım. İş işten geçmişti tabii. Minho'ya yukarıdan baktığımda onun da bana baktığını gördüm. Göz bebekleri yukarı baktığı için gözleri kocamandı. Tatlı görünüyordu böyle -attığı bakışları saymazsak.

Dudağımın içine dişlerimle eziyet ederek tekrar telefona döndüm. Minho tek kolunu karnıma sarmıştı. İrkildiğim için karnım içe göçmüştü fakat hemen sonrasında eski hâline dönmüştü.

Şuan izlediğim video üçüncüye oynuyordu. Kaydırdığımda çıkacak videodan çok korkuyordum. Bu yüzden parmağım ekrana değip yukarı doğru kayamıyordu. Video dördüncüye tekrar başlayacağı sırada Minho karnımı saran eliyle telefonu almış uygulamadan çıkıp koltukta yana atmıştı. Eli tekrar eski yerini bulmuştu. Kafasını oynatarak iyice yerine kuruldu.

Hareket etmeden öylece durduğum sırada elimi almış ve saçlarının arasına yerleştirmişti. Şaşkınca ona baktığım sırada elini çekmeden birkaç sefer saçlarını okşamamı sağlamıştı. Elini çektikten sonra bile okşamaya devam etmiştim.

"Uykun mu var?"

"Biraz." Duvar saatine baktığımda saatin on bire geldiğini gördüm.

>•<

Yarım saat sonra yavaş yavaş yatmak için hazırlanmaya başlamışdık. Annemin Jinni'ye attığı mesaja göre geç geleceklerdi.

"Minho, bir şey diyeceğim. " Koltukta yatan beden uyudu uyuyacaktı. Hatta uyukluyor bile olabilir. "Hmm?"

"Dalga geçme ama." Baştan uyarımızı yapmakta fayda var. Kapalı gözlerini aralayıp bana çevirmişti. "Söz. "

"Ben tolete gittiğimde kapının önünde bekler misin beni?" İzlediklerimin etkisinde çok çabuk kalabiliyordum ve Hyunjin'lerde izlediğimiz film beni çok etkilemişti. Tolete bile gitmeye korkuyordum. Bir kaç gün böyle korkar sonra unuturdum gerçi.

"Niye ki?"

On yedi yaşına gelmişim hâlâ böyle şeylerden korkuyordum. Büyümüş olmama rağmen küçük çocuk gibi korktuğumu bunu söylerken de utanıyordum. "Film izledik ya ondan. "

"Tamam beklerim. Şimdi mi gideceksin?" Minho'ya bir şeyler olmuş. Biraz dalga geçip sonra kabul etmesi lazımdı.

Kafamı evet anlamında salladım. Yattığı koltuktan doğrulup kalktı, ben de onun peşine kalktım.

O kapının önünde beklerken ben hemen işlerimi hallettim. Sıra dişlerimi fırçalamaya gelince kapıyı açtım.

Kapının önündeki bedene "İstiyorsan gel beraber fırçalayalım." Diye bir öneride bulundum. Kabul edip parmağıyla bir saniye dedi ve annesi ile babasının kaldığı odaya gitti. Kısa süre sonra geri geldiğinde elinde dış fırçası vardı.

Yana yana dişlerimizi fırçalamaya başlamıştık. Önümüzdeki aynadan ona baktım. Yeşil diş fırçasını hareket ettirerek fırçalıyordu dişlerini. Omzumda biraz uyuduğu için şiş olan gözlerine baktım. Işte o an aynadan göz göze geldik. Uyku akan gözlerini aynı benim ona yaptığım gibi beni izliyordu.

Hızlıca dış fırçalama işimi bitirip ağzımı çalkaladım. O da benden sonra aynı hareketleri tekrarlamıştı.

"Beklediğin için teşekkürler Minho." Karşılık olarak siyah saçlarımı karıştırmıştı. Ben banyodan çıktıktan sonra o girmişti. Odama gidip üstüme pijamalarımı giydim.

Yatağımı açmak için yorganımı elime alınca aklıma bir şey geldi. Belki Minho'ya yanlız uyuyamam, korkarım dersem benimle uyurdu. Hayır dese bile denemeye değerdi. Uyurken sarıldığım yastığı aldım sadece. Minho da çoktan çıkmıştı toletten. Koltuğa yatıp uyumaya başlamıştı. Jeongguk daha gelmediği için rahattım.

"Minho..?"

Ses vermeyince kapının önünde dikilmesi bırakıp yanına gittim. "Minhoo" Kolundan tutup sarstığım sırada uyanmıştı. Şaşkın bakışlarla bana baktığında onun şaşkınlığını gidermek için konuştum.

"Minho, senden bir şey daha isteyeceğim." Konuşmam için onay verdiğinde elimdeki yastığı gösterdim. "Bu gece yanlız uyuyamayabilirim. Rica etsem... beraber uyuyabilir miyiz?"

Cevap vermesini beklerken o, sözsüz bir şekilde cevaplamıştı sorumu. Çekyat'ı açıldığı için geniş olan koltukta yana kayarak bana yer ayırmıştı. Oluşan boşluğa hemen kıvrıldım. Kolları ile beni sarıp kendine çekti.

Daha yaklaşık bir saat önceki pozisyonun tam tersini yaşıyorduk. Şimdi ben onun omzu ile boynu arasında yatıyordum, onun elleri ise belimi sarmıştı. Şimdiye kadar en hoşuma giden hâlimiz bu olabilir. Yanımda getirdiğim yastığı öbür tarafa atmıştım çünkü ben onu sarılarak uyumak için almıştım fakat şimdi sarılacak başka bir şeyim vardı, o kişide Minho.

Minho'dan derin nefes alma seslerini duymaya başlamıştım. Jeongguk mavi pijamaları ile salona girdi. Ayak seslerini duyduğum için gözlerimi aralamıştım.

"Siz böyle mi yatacaksınız?"

Uyuyan Minho'nun uyanmaması için sessizce onayladım. "Peki, iyi geceler." Işığı kapatıp diğer koltuğa geçerken yine sessizce 'sana da ' diye yanıtlamıştım. Bir süre sonra ondan da derin nefes alış veriş sesleri duyulmaya başladı.

Ikisinin de uyuması ve benim uyuyamamam beni geriyordu. Hiçbir ışık yanmıyordu. Jinni ve Sullyoon da muhtemelen uyumuştu.

Gözlerimi sımsıkı kapatıp daha da sokuldum Minho'ya. Burnum boynuna doğru geliyordu. Çilek kokusu ciğerlerime dolmuştu. En sevdiğim meyveydi çilek. Onun kokusunu solumak rahatlamıştı birazcık.

Biraz daha kıpırdaıp yerimi sağlamlaştırdım. Bir dakika ya geçti ya geçmedi, saçlarımda bir baskı hissettim. Ilk başta korksam da o baskının Minho'ya ait olduğunu anlamam kısa sürmüştü.

Sıcak dudaklarını saçlarıma bastırıyordu. Tek elini de yanağıma koyup okşamaya başlamıştı. Uyanık olduğunu biliyor mu bilmiyorum. Belki uyuyamadığımı anladığı için rahatlatmak amacıyla yapıyor olabilirdi. Eğer bu yüzden yapıyorsa işe yarıyordu.

Yavaş yavaş uykuya dalıyordum. Onun hareketleri de sekteye uğramıştı. Onun da geri uykuya dalması çok uzun sürmezdi. Uykuya dalmadan önce dudaklarımın önündeki sıcak boyna öpücük kondurup uyumamak için direnmeyi bıraktım.

Okunma sayısı yüz küsür olmuş 🥳 Görünce çok mutlu oldum. En uzun yazdığım bölüm bu oldu. Kendinize iyi bakın👋

Bölüm sonu

11 yorum