İçeriğe geç

Summer Holiday | minsung

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Summer Holiday | minsung

Bölüm 10

10. Sew olak mı

Jeongguk'tan

Birkaç gün önce kavga etmek için toplandığımız parka gelip oynayan çocuklara ve banklarda oturan insanlara baktım. Daha Taehyung gelmemişti.

Jiminlerin evine gittiğimden beri yüz yüze görüşememiştik fakat mesajlaşmayı bir an olsun kesmemiştik. Taehyung ile buluşma planı yapmıştık. Minho ve Jisung'da arkadaşları ile buluşacağını söylediğinde aynı saatlere denk geldiği için evden beraber çıkmıştık.

Bir banka oturup beklemeye başladım. Biraz sonra Taehyung'u parkın girişinde görmüştüm. Gözleri ile parkı taradığına göz göze geldik.

Harika görünüyordu. Mavi kot ve beyaz gömlek sıradan kıyafetler olmasına rağmen o giyince bambaşka olmuştu. Giydiği beyaz gömlek sayesinde esmer teni dikkat çekiyordu. Ben onu süzerken o çoktan yanıma gelmişti bile.

Oturduğum banka oturup elindeki sepeti kenara koyana kadar bir sepet olduğunu fark etmemiştim bile.

Taehyung sağ elini enseme koyup ani bir hareketle beni kendisine çekmiş ve alnımı öpmüştü. Geri çekildiğinde ikimizde gülümsemiştik.

"Piknik mi yapacağız?" Getirdiği sepete itafen sorduğum soruyla onun bakışları da kısa bir süreliğine sepete uğramış sonra ise tekrar bana dönmüştü.

"Hm hm, hava iyi olduğu için güzel olur diye düşünmüştüm."

"Gidelim o zaman!" Dün pikniğe gitsem bile Taehyung ile gitmek çok farklıydı. Hayatımda ilk defa pikniğe gidiyormuşum gibi heyecanlı hissediyordum.

Banktan kalkıp el ele tutuşmuştuk. "Seni harika bir yere götüreceğim."

Parktan çıktığımızda Taehyung beni siyah bir motorun yanına götürmüştü. "Oha, senin mi?!" Siyah bir kask alıp bana takarken sorumu cevaplamıştı. "Malesef. Seokjin'den bir günlüğüne aldım. Fakat harika bir sürücüyümdür."

Kendi kaskını da taktıktan sonra sepeti bana verdi. "Bunu da çalarlar diye yanımda getirdim. Gidene kadar bunu tutabilir misin bebeğim?" Bana hitap şekli gözlerimi büyülterek ona bakmama sebep olmuştu. İlk defa bebeğim demişti.

"Sen ne dedin?" Şaşkın çıkan sesime karşılık küçük bir kıkırtı sundu. "Çok tatlısın, bebeğim." 'Bebeğim kelimesini bastırarak söylemişti.

Yaklaşıp burnumun ucunu öpmüş ve elindeki sepeti parmaklarımın arasına koymuştu. Önce o, sonra ben motora binmiştik. Kollarımı onun beline sarmıştım. Böylelikle bana verdiği sepet onun kucağına gelmişti. Tek elimle sepeti tutuyor, diğer elimle de Taehyung'u tutuyordum.

15-20 dakika sonra geleceğimiz yere gelmiştik. Lale dolu bir tarlaya gelmiştik. Rengarenk lalelerle dolu alana büyülenmiş gibi bakakaldım.

"Burası çok güzel..."

"Beyaz olanların yarısını ben diktim." Taehyung göğsünü gere gere konuştuğunda ona şaşkınca "Sizin mi bu tarla?" Diye sormuştum. Yani sorum biraz saçmaydı galiba çünkü onların olmasa beni niye buraya getirsin, değil mi? Kafasını sallayarak onaylandığında önden ilerlemeye başlamıştı. Renk renk ayrılmış olan lalelerin arasında geçmek için boşluk vardı.

"Dikkatlice beni takip et." Dediğine uyarak aradaki boşluklardan ilerlemeye başladım.

Tarlanın ortasında boş bir alan ve büyük bir şemsiye vardı. Oraya gelene kadar ilerlemiştik. "Işte piknik yerimiz!" Çocuksu bir heyecanla konuşmuştu. Çok tatlıydı.

Getirdiği sepetten bir örtü çıkarmış, onu büyük şemsiyenin altına sermişti. Ikimizde örtüdeki yermizi alınca sepetten küçük kaplar çıkarmaya başladı. Sürahi ve bardak çıkardıktan sonra kapların kapaklarını açmaya başladı.

Içinde çeşit çeşit kekler, kurabiyeler, poğaçalar ve börekler vardı. "Sen mi yaptın hepsini?" Onaylayıp "denesene" diye heyecanla mırıldandı.

Önümde duran küçük muffenlerden birini alıp ısırdım. Tadı beklediğimden kat ve kat daha güzeldi. Ağzım dolu olduğu için elimi ağzıma siper ettim. "Harika! Pastanelerle yarışır."

Kolunu karın hizasına getirip hafifçe eğildi. "Teşekkür ederim Bay Jeongguk." Bu hâline gülüp kalan kekin hepsini ağzıma attım. Dışındaki kağıdı örtüye koyacağım sırada üstünde yazan bir şey dikkatimi çekti.

Park Pastanesi

Kıkırdağım sırada Taehyung'un bakışları beni bulmuştu. "Herhalde dışındaki kağıdı pastaneden satın aldın." Elimdeki kağıdı alıp üstündeki yazıyı okuduğu sırada kendi kendine fısıldamıştı. "Tüh, yakalandık."

Fısıldamış olmasına rağmen duymuştum. Tekrar güldüğümde üzgün üzgün bana bakmıştı. "Jeongguk, gülme lütfen. Güzel bir imaj yapalım dedik bok ettik. Hayır yani ne diye kağıda isimlerini yazıyorlarsa!"

"Taehyung sorun değil. Hepsini mi satın aldın?" Köpek yavrusu bakışları atarak kafasını sallayıp onaylamıştı. Gülmemek için alt dudağımı ısırdım.

"Ama sandviçleri ben hazırladım." Başka bir kabı önüne koyduğunda içindeki sandviçi alıp ısırdım. "Bu diğerinden çok daha güzel." Diyip yanağını öptüm. Artık o kadar üzgün durmuyordu. Bir bardağa meyve suyu koyup bana uzatmıştı.

"Peki bunu kendin mi yaptın?"

"Jimin'in annesi yapıp verdi." Ikimizde gükdükten sonra yemeğe devam etmiştik.

"Evet Jeongguk, şimdi sıra yüzde yüz kendim yaptığım o pastaya geldi." Sepetin için başka bir kap çıkarırken konuşmaya devam etti. "Kimseden yardım almadım, hepsini ben yaptım. Birazcık küçük oldu ama..."

Önüme koyduğunda kutuyu açmamı beklemeye başladı. Onu daha fazla bekletmeden kapağı açtım. Üstündeki krema biraz dağılmıştı ama onun dışında çok güzel duruyordu ama Taehyung isyan etmeye başlamıştı. "Hayır ya! Kreması dağılmış. Ben üstüne yazı yazmıştım!"

"Bir şey olmaz Taehyung'um. Ne yazmıştın ki?"

" 'Sew olak mı' yazmıştım. " Gülmemek için kendimi sıktım. "Ne?"

"Gülebilirsin birtanem. Pasta küçük olduğu için böyle yazabildim. Yine bok ettim ya..." Küçük bir çocuk gibi dudak büzerek bakıyordu pastaya. Elimi yanaklarına koyup bana bakmasını sağladım. Büzülü dudaklarına küçük bir öpücük bıraktım. Hızlanmaya başlayan kalbimi görmezden gelip şaşkınlıktan aynı oranda açılmış gözlerine ve dudaklarına baktım.

"Sew olak Tae." Ikimizde kıkırdamıştık.

Bu sefer Taehyung belimden tutarak dudaklarımızı daha uzun süreliğine birleştirmişti.

Tüm gün yoğun olacağım için erkenden attım. Günaydın hepimize 👋

Bölüm sonu

9 yorum